Kara bulut kitap kapağı

2. bölüm / 3

Kara bulut

Hayatın acımasızlığı

Vaveyla Yazarı: Şeymaaa Sym

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: Hayatın acımasızlığı

2025/5/17

♡
Hemşirelikte bir oraya bir buraya koşturuyordum eve şuan dönüyordum fazlasıyla yorgun ve bitkindi bedenende ruhânda.

Keşke eve gittiğimde dinlenmiş bir kız olsaydım keske evdekinin bana insanların ailesine verdiği huzuru verseydi. Babanınız annenizin sizi sevmesi o kadar büyük bir yüce duygudur ki bunu tatmayinca anlıyorsun asıl sevgisizliği.

Bir insanın ailesi sevmeyince dünyadaki her türlü canlı sevse o derin boşluğu dolduramazdı. Fazla fedakarlık nankörlük getirir ben fedakârdım fazlasıyla.

Kardeş sevgisi nedir onuda bilmiyorum aslında bana ailede anne sevgisi hariç hic bir duygu tattirılmamış acıdan başka.

Yolda sessizce yürürken kulağımdaki müzik hala devam ediyordu
Maya perest-Yok bana bu cihanda bir yer
Gerçektende bana bu cihanda bir yer yoktu olmayacaktı. Bir anda bir bedene çarpmam ile durmak zorunda kaldım kafamı kaldırıp gördüğüm kişiyle bir adım gerilemem bir oldu metin...
Kahverengi gözü kumral saçı sıska vücudu bal renginde saç tonu karizma yüzü ile kızları tavlayabilirdi.

"Melis" demesiyle hemen yürümek için adım attığımda kolumdan yakalaması beni durdurmak zorunda bıraktı.
"Melis biliyorum bal tanem ben suçluyum ama suçum ne bilmiyorum söylede ben ona göre kendimi sana karşı düzeltiyim" içimden çokça sabir çektim beni anlamıyordu anlamayacaktı
"Konu ne biliyor musun senin hata yapmaman ben seninle hic konuşmadım sen neye rağmen bu kadar ısrarcısın" hayır der gibi kafasını sağa sola salladı
"Hayır ben hata yapiyorumki sen bana karşı öylesin"
"Ben seni sevmiyorum seni tanımıyorum bile sen sadece kafanda beni kodlamış takıntılın tekisin" sona doğru sesim yüksek çıkmıştı çünkü bu adam beni çoğu kez rahatsız etmişti onu sevmediğimi söylememe rağmen hep karşıma çıkıyordu korkuyordum artık hemde çok.

Onu arkamda bırakarak koşar adımlarla yürüdüm arkamı dönüp bakmadım kalabalık olan bir çarşıya girdiğimde durdum arkamı dönüp baktığımda ordaydı beni takip etmişti yine yine. Hızlanan kalbim korkum git gide artıyordu hayel miydi Acaba diyerek baktım gözüne bana parmağı ile beni gösterip sorna kalbi ile aklını gösterdi demek istediği sen benim kalbimde ve aklımdasın korkuyla atan kalbimi tutmaya başladım artık kalabalık çarşıda koşarcasına ilk gördüğüm çiçekçiye kendimi attım nefes nefeseydim kalbim öyle bir çarpıyordu ki bir anda ayak bağım çözüldü sanki diz çöktüm ellerim ayaklarım titriyordu arkamı döndüğümde yoktu umarım hic gelmezdi.

Gözlerimi sıkı sıkı yumdum gözlerimi açtığımda omzuma dokunan elle tiz bir çığlık koptu dudaklarımdan o anın korkusunu yaşıyordum kendime gelmeye başladım yanımda benimle beraber diz çöken kumral saçlı buğday tenli yeşil gözlü keskin yüz hatları kartala benzer gözü kalın dudağı insanı kendisine hayran bırakıyordu kol kasları ise benim gibi bir kızı tek koluyla bile taşırdı. eminim birçok dolaştığı kız vardır.

"Bacım birşey mi oldu" çocuğa baktım bacım ne ya? korumaya benzer bir tipi vardı
"Küçük hanım iyi misiniz" aceleyle ayağa kalktım yakışıklı adama baktım
"İyiyim" hızlıca çiçekçiden çıktım geriye baktığımda çocuk yoktu rahat nefesler verdim evimin yoluna devam ettim.

hemşire olmuştum mesleğimi çok seviyordum saçım bukle etmiştim kahve rengi saçım belime kadar geliyordu hastaneden gelmiştim zor meslekti ben bu kadar zorlaniyorsam doktorları düşünemiyorum bile akşam dokuzdu sabahlari gidiyordum altı gibi geliyordum zaten çok hemşire vardı orda makyajimi temizledim.

uzun saten koyu yeşil etek giymiştim üstümde kollu siyah badi vardı kolyemin simgesi kar tanesiydi çok narin duruyordu bileğimde bileklikler hepsinin rengi gold.

babam aşağıda beni çağırıyordu ne yaparsam yapayım hiç yaranamıyordum maaşımın hepsini ona veriyordum borçlarını ödesin de kurtulalım diye ama yine hayırsız evlat ben oluyordum.

aşağı indim bi adam vardı polo yaka giymiş kumaş pantolon spor ayakkabısı vardı saçları özenle taranmış belirgin yüz hatları koyu yeşil gözleri kumral saçı ve bileğinde pahalı saat vardı. Bir dakika bu adam? Bu adam çiçekçide gördüğüm adamdı ona baktığımda meraklı şaşkın bakışlarını görmüştüm benimde ondan farkım yoktu.

babamın yanına gittim "buyur" dedim o adamı görmezden gelerek adamın yanında bir kadın ve adam vardı onlarda orta yaşın bi üstünündeydiler. kadın başında örtü vardı fakat saçları görünüyordu aynı kürt yöresi gibi takmıştı. Zaten mardinde çoğu kişi öyle giyerdi.

üçüde bana bakıyordu "hoşgeldin demek yokmu misafirlere" göz ucuyla baktım çocuk baya yakışıklıydı fakat bu beni ilgilendirmez allah sahibine bağışlasın "hoş geldiniz" ağız ucuyla dedim.

babam ayağa kalkarak yanıma geldi kulağıma misafirlerin elini öpmemi istedi "neden" diye sorduğumda dediğimi yap diye geçiştirdi bende derin nefes alıp yaşlı adamın elini sıktım kadınında elini sıktım yakışıklı çocuğa gelince elini sıkmakla sıkmamak arasında kaldım.

elini uzattı "mert çağıl karabey" diyerek kendini tanıttırdı bende kafami salladım "melis korkmaz"elimi ilk çeken ben oldum oturdum tekli koltuğa elimle oynamaya başladım babamla yaşlı adam iş konuşuyordu şaşırdım. iş ve babam? Babam benim paramla geçiniyordu hayatımda hiç işe gittiğini görmedim.

çocuğun ve kadının bakışı bende olduğunun farkındaydım bu beni tedirgin ediyordu ama sadece histi. inşallah bakmıyorlardır kafamı kaldırıp baksam acaba dikkat çeker miydim diye düşünürken birden içimdeki hisse yenilip kaldırdım çocukla gözgöze gelince direk kafamı başka yere çevirdim ellerim terlemişti ve aşırı titriyordu içimde anlam vermediğim bir sıkıntı vardı kahve istedikleri için dört fincan üçü orta 1 de sadeydi sade olanıda çocuk istemişti.

"evet kızınız biliyor değil mi" sordu adam bende bakıp ne olduğunu anlamaya çalıştım babam adama sessiz bakışlar gönderdi "neyi biliyorum" diye sordum kadın araya girerek "seni oğlumuza alacaz he reddedersin flan umrumuzda değil bu para karşılığında yapılan anlaşma siz doğmadan yapmıştık sonra baban hem borca girdi seni verdi borca girsede girmesede zaten alacaktık can borcu yüzünden. sadece zamanı ileriye aldık. " görünüşü kadar kendiside uyuzmuş şimdi anladım neden gözlerini geldiğimden beri çekmediğini kadının sözlerine çok öfkelendim gözlerim doldu malmı alıyorlar sanki. içim yandı birkez daha baba dağdır derler benim dağım hiç olmadı "mal mı alıyorsunuz" Kelimelerime vurgu ederek konuştum. kadın ayak üstüne ayağını attı bi yudum kahve içti "bi nevi" İğneleyici ses tonu ile kendinden daha tanımadan gıcık kapmıştım.
"ben kimseyle evlenmiyorum" sesim biraz yüksek çıkmıştı umarım bedelini ödemezdim. kalktım dışarıya gidecektim arkamı döndüm bana bakıyorlard "allah sahibine bağışlasın bana değil" dışarıya çıktım hızlıca ayakkabımı giydim kapıyı kapattım.

birisi daha çıktı ama bakmadım çağılın sesi geldi "dur" durmadım arkama bakmadım bile gözlerim doluydu. tanımadığım adamı önüme koymuşlar evlenecekmişim bu yetmezmiş gibi babam para karşılığında beni tanımadığım bilmediğim istemediğim adama verecekti ben ağlamayayımda kim ağlasın zaten babam için birşey fark etmediği için babamın yaptığına şaşırmadım ama acıttı hemde olmadığı kadar. Çağıl hızlıca kolumdan yakaladı "sen sanıyosun bunlar oyun işi istemedin he tamam prensesimiz istememiş olmicak bu iş öyle? Yok öyle dünya bende zorlaniyorum bu evlilikte ama senin gibi hayatımı gül pembe yaşamıyorum. hayat böyledir bir güldürür bin ağlatır ,ben ailemin dediklerinden sorumlu değilim fakat evlilik olacaktır. " arkasına dönüp gitti.

kalakaldim diyemedim benim hayatim sandığın gibi değil deseydim ne değiştircektiki? omzum ağır gelmeye başlamıştı bir an çöküp avazim çıktığı kadar ağlamak istiyordum fakat şoka mı girmiştim bilmiyordum.ama tepkisizdim adamın beni bıraktığı yerdeydik. adamla kadin evden çıkınca beni gördüler yanima geldi kadin şöyle bi süzdü "gelinim eğer kabul etmezsen" Gerisini getirmeyip sahte bir kahkaha patlattı "kabul etmeme gibi şansın yokta neyse. O çok sevdiğin ölüp bittiğin dostlarına zarar gelir malesefki herkes payından alır" vidoe gösterdi nazlı bilge vardi elleri kolları bağlanmış nazlı baygin bilge çırpınıyordu içim acıdı o an kalbimi söktu sanki

"onlarin yaşaması senin elinde he ben istemem giderim polise flan derim diyosan buyur git tutuklaniriz fakat arkadaşların üzücü haberi gelir sana .yinede senin isteğine bakiyoruz ,ne kadar iyi kaynanayım değil mi gelinimin isteğine bakıyorum" gülümseyerek yanimdan gitti kocasıda peşinden.

ben babama baktım bana baktı sonra eve girdim hırkami aldım çıktım sıcaktı hava ama esiyordu yürüdüm nereye gittiğimi bilmeden yürüdüm sadece. ağlıyordum durmadan ağlıyordum elimde değildi gözyaşlarımi durdurmak istiyordum birisine derdimi anlatmak yada ne bileyim, allahım çok çaresizdim. sahil kenarina geldim bankta oturuyordum denizse baya dalgaliydi bu gece burda uyumayi düşünüyordum. Şayet insanın sıgıncağı yer olmayınca âlem dar gelirmiş insana. saat 3 buçuğu geçiyordu Banka uzandim telefonuma baktım durmadan ağlıyordum ben hiç bilmediğim birisiyle nasıl evlenirim bi yandan arkadaşlarım bir yandan geleceğim benim arkadaşlarım ne haldeydi? bilge nazlı allahim yardım et sen ya canımı al yada bu derten kurtar. Allah'tan başka sığınacağım yoktu kimse anlamazdı bu acıyı yaşamayan bilmezdi.öyle ki göğüsün yarılır kalbin sıkışır kalbini o yerden alıp yıkamak isteyecek kadar sıkışır hemde.

∆

Sabah uyandım kargalar kuşların sesiyle bi baktım kocaman kaban vardı üstüme örtülmüştü kim örtümüş olabilirdi heralde sokaktaki insanlar bana acıdı bunu düşüncek kafada değildim. Kafam yerinde mi onuda bilmiyordum uyandim telefonumu gezdim bulduğumda saate baktım sabah altı ayağa kalktim eve gitmek için sarsıldım başta ama sorna kendime geldim heryerım tutulmuştu sanki biri beni iyice dövmüş gibi.

**
Salonda oturmuştum babam belgesel koymuş tv açık bırakmış uyumuş odasında bende oturdum duş aldım saçımi kuruttum siyah kot pantolon giydim üstüne beyaz tişört giydim bavulumu hazırladım saatin geçmesini bekledim uyanmasini bekledim son konuşmamızın yapılacağı gündü babamla.

∆

"Evleneceksin değilmi" baktım babamın yüzüne "ne haldeyim görmüyormusun" yüzüme baktı kızgın ifadeyle "çok mu umrumdasın sanıyorsun" Sözleri ile canım birkez daha yandı ben napmış olabilirdim bu kadar nefretini kazanarak. baktım sadece boş gözlerle ağlamaktan kızaran gözlerle babama baktım ayağa kalktım oturuyordu "bir baba kızını istemediği adama verir mi? ablam. istediği gibi ünlü doktor oldu sevdiği adamla evlendi hep onu el üstünde tuttun. bende doktor olmak istiyordum sen engelledin. annemi ben çocukken kaybettim annemi kaybettim diye, beni seversin sandım sense beni uğursuz evlat olarak gördün 5 yaşındaki çocuğa hakkin yoktu bunları yaşatmaya. benim çocukluğumu gençliğimi hayatımı bir mum gibi erittin, geçmeyecek izler bıraktın. bana koca bir ömür borçlusun" soluksuz söylediğim sözler gözlerimden yaşlar gelmesine neden olmuştu. babam konuşacakken konuşan başkası oldu "sen beni kıskanıyor muydun? Belliydi zaten. babamla düzgün konuş hadsiz nankör ben seni sevdim sense iyi bir kardeş nede iyi bir evlat oldun sen uğursuzdun babamin demesi gibi 'bu çocuk geldi karım öldü' yaşamayı hak etmiyordun" ablam karşımda parmağını sallayarak bağırıyordu güldüm saçlarımı çektim gözyaşlarımı sildim sözleri çok ağır geldi ablamın önüne geçtim omzumu dik tuttum "ne yaptım bu yaşıma kadar asıl sen hayırsızdın babami borca sokan sendin ben 7 yıldır düğün borçlarını babamin ödemesine yardım etmeye çalışıyorum sen o kadar doktorsun bir yardim eli uzatmadın. ne halde olduğumu biliyordun bi bok etmedin gelip karşıma nankör flan diyemezsin asıl nankör sensin. hem ben sizden ne gördümde nankörlük,edicem lan beni babam okuldan çıkaracaktı babaannem babama yalvar yakar çıkarmadı sabahlari saat 6 dan giderdim işe öğlen geldiğimde hastaneye giderdim yorgun argın halim kalmazdı. annem beni hep sevdi bir annem bir babaannem. hakkimi helâl etmiyorum rabbim yaşattıklarınızı bin katını yaşatsın" babaanem ağlıyordu "hadi boncuğum gidelim" babaannem bana baktı sonra babama ablama "gidelim" Arabaya bavulumu yerleştirdim ön koltuğa babaannem bense yolcu koltuğu geçtim kafam o kadar doluydu ki evden çıkarken kafamdaki düşünceleri almak istemiyordum hani bir söz vardır ya dışarı çıkmak istiyorum ama kafam benimle gelmesin diye tam onu yaşıyordum. babaanneme üzülüyordum oğlu acımasız vicdansızdi heleki konu ben olunca bazen baba olmakla baba olunmuyor baba olmak sorumluluk ister.

daire vardi babaannemin eviydi 4 kattı geldiğimizde asansöre bindik anahtarı aldim kapiyi açtım anılarım geldi aklıma gözlerim doldu koltuğa kendimi bıraktım ev 4 odalı bir salon ile oluşuyordu çok sıcak bir ev iki misafir odası bir babaannemin dedemin odasiydi bir odada benimdi.. salonda benim resimlerim tablolarım.

dedemle babaannemi çok severdim babaannem karşıma oturdu "yavrum ne yapacaksın nasıl baş geleceksin" Dediği an çöktüm sanki bir omuza ihtiyaç duydum ama şuan yapamazdım ağlayıp zırlamanın vakti değildi ayağa kalktım "babaannem sen düşünme ben dışarı çıkacam hava alim ne olacak ki.evlencez yani başka çarem mi var boncuğum. kafani yorma pamuğum ben gideceğim simdi sende çok güzel böreğin den yap" elini tuttum öptüm gözleri doldu sildim göz yaşlarını elimle yanağını öptüm "babaannem kuran oku aglama canım allahın vesilesiyle kimse yikamaz torununu sana çekmiş da" alaya aldım güldü bende güldüm başımı okşadı babaanneme yıkıldığımı gösteremezdim yaşlıydı kaldıramazdı. ayağa kalktım tekrar dışarı çıktım arabama direk bindim.

Geldim babamin evine kapiyi çaldım açtı "o kadının numarasını ver" bana baktı numarasını söyledi çıkacakken kolumdan tuttu canımı çıkartmak istercesine "başından büyük işlere kalkışma benimde canımı sıkma" gözlerinin içine baktım içinde bana dair en ufak sevgi dahi yoktu. Kolumu çektim hemen arabaya bindim aradım deccal kadını "alo kimsiniz" iğneleyici kart sesi kulağıma geldi
"Arkadaşlarımın yerini söyleyin serbest bırakın" derin nefes aldım sakin olmam gerekiyordu "oo hanımefendi baska emriniz nedir" la havle beni bu kadın delirtecek "çağıl ile evlencem konum atın" zaten evlenmemek gibi bir seçeneğim yoktu yüzüne kapattım bekledim konum atmasını

♤
Konum attığı yere geldim büyük bir depo gibi görünüyordu kapasi çok büyük demirdendi içeri girmek istediğimde kapi aralikliydi iyice açtım gördüğüm vaziyet beni dehşete düşürmüştü nazlı ağzı burnu kan içinde bayılmış mıydı?

bilged'e aynı durumdaydı koşarak yanlarına gittim "bilge aç gözlerini nazlı uyanın nolur uyanın" gözleri hala kapalıydı kafayı temizden sıyırıyordum telefonu açtım hemen aseli aradım konuştum geleceği yeri söyledim

Elim ayağım titriyordu ne yapacağımı bilmiyorumdum asel ise birazdan burda olacağını söyledi ayağa kalktim derin nefes alıp verdim saçlarıma elimi geçirdim "noluyo lan burda" yağmurun sesiydi arkamı döndüğümde asel ile yağmur buraya bakıyorlardı "yağmur babaannemin yanında neden kalmadın geldin. "

yağmur benim mahalleden arkadaşımdı yani o binada yağmurda kalıyordu en üst kattaydı evi annesi babası boşanmışti 18 yaşında yağmur kendi ayağının ustunde dursun diye beklemişlerdi yağmur veterinerdi hayvanları çok seviyordu şuan 20 yaşında omzuna kadar saçı geliyordu beyaz teni siyah saçı ela gözüluydu benden biraz kısaydı güzel kızdı asel ise benden biraz uzundu saçı sarı gözü maviydi 19 yaşında en küçüğümüzdü.

"lan ne babaannesi noluyor burada bilgeye nolmuş nazlı ya nolmuş" hemen nazlının ve bilgenin yanina gittiler "soru sormayın gelin araba bindirelim arabada anlatirim"

♤
Arabada hiç susmuyorlardi olanları anlattım "peki çocuk yakışıklı mi" yağmura ters bakış attım bakışım yetti sessizdik hiç birimiz konuşamuyorduk eve geldiğimizdeyse bilgeyi benle asel taşıdık bir tane komuşadan yardım istedik Nazlı'yı kaldırmıştı eve geldiğimizde nazlı koltukta uzaniyordu kendine gelmişti "öf be varya kadin yeminle deccal kadin diyo adamlarina cakın bi tane şap diye çakıyorlar bilgeye bayılıyor direk bırakıyorlar. bende bilgeye bakınca içim sızlıyordu" diyip gülmeye başladı birden bire sacma sekilde kahkaha atmaya başladı nazlı gülünce bu durumda bile bizde gülüyorduk.

"Şaka maka bu durum ciddiye alınması gerek siz olmasaydınız hayattan oluyordum bir insanın hayatı ucuza alınmaması gerek" Nazlı iç çekti
"Hala aklım almıyor ya melis biz yetişmeseydik ya kadın yanlış konum gönderseydi" Yağmura baktım yere ğöğe kadar haklılar
"Kızlar benim elimde mi bende ister miyim size zarar gelsin bakın hala ellerim titriyor"

"bilgeyede bahane oldu artık uyanmaz" bilge çok uykucuydu bilgeye baktım gözlerini yavaş yavaş açıyordu ovalaya ovalaya "kötü gün ve kötü şeyler yaşamış olabiliriz ama şuan anı güzellestirebiliz" dedi nazlı telefonundan şarkı açtı hemen asel kamerayı aldi çekmeye başladı ayağa kalktılar "sevemedim kara gözlüm seni doyunca" şarkıya eşlik ediyorlardı "hep kıskandım seni elden yıllar boyunca" herkes kafasına göre dans ediyordu benle bilge sadece bir yerlere dalmıştık.

"kuşlar gibi ikimiz bir yuva kuralım" nazlının en sevdiği şarkıydı arabesk kızıydı "gelin üstümüzü değiştirelim" Bilge ile nazlı gittiler nazli ile bilge pansuman yapmıştık banyo yapmışlardı kendilerine gelmişlerdi azda olsa zaten ağır değildi yaraları nazlinin kaşı patlamıştı onu halletim bilgenin pek bişeyi yoktu.

bilge kot pantolon siyah tişört giyip saçını at kuyrugu yapmıştı yağmur ise koyu mavi uzun yırtmaçlı kot etek giymişti beyaz crop giymişti saçını açık bıraktı hepsi giyinip salona geçti deliler gibi oynuyorlardı nazlı şarkıya bağırarak eşlik ediyordu "senin aşkın beni kara gözlüm deli ediyorrr" neşeli davranmaya çalışıyordum ama korkuyordum olacaklardan yaşanacaklardan içime birden sıkıntı düştü telefonum calmaya başladı hemen "kizlar sessiz olun yabancı birisi arıyor" hepimiz gerilmiştik ayakta telefonu açtım.

hepsi yanima geldi "melis" bu ses o kadından başkası değildi "söyleyin" dedim o kadar gergindik ki nefes dahi almıyorduk "yarin saat 11 de düğününüz olacak" diyip telefonu yüzüme kapatti intikam aldı sanırsam nazlinin elini omzumda hissetim "biz burdayız kardeşim ellerin titremesin" dedi o ana kadar elimin titrediğini fark etmedim "gel otur su getir asel" bilgenin sesiydi oturdum koltuğa nefes alamıyordum durmaksızın akan gözyaşıma haykırmak istedim. Kızlara baktım dışarı çıkmak istiyorum beni yanlız bırakın. Hızlıca çıktım kendimi arabaya attım arabayı sürecekken arabaya giren bilgeye baktım. Birşey demeden sürmeye başladım diyecek ne takatim nede halim vardı,
"Bilge çok çaresizim ya gittiğim kapı baba evindeki kapıya benzerse."

♤
Birden kapı çalma sesiyle irkilerek kalktım koltukta uyumuştuk dıger koltukta asel nazlı bilge uyumuslardi
koltuk hem büyük hemde açılabiliyordu kalkacakken birden gözüm karardı kendime gelmeye çalıştım,daha cok çalıyorlardi.nazlı gözlerini ovaliyordu "noluyo ya" diyip ayağa kalktı kapıyı açmaya bende kendime gelip gittim çağıl ve iki çocuk vardı birisi kumral uzun geniş omuzlu siyah kaşı kara gözü vardi yakışıklıydı takım elbise giymişlerdi duvara yaşlanmış bir ayağını da duvara yaslamış karşı karşıya gelmişti diğeri ise esmerdi çağıl ile. çocuktan biraz kısaydı oda gömlek ile kumaş siyah pantolon giymiş gömleği katlamıştı saatleri çok pahalı görünüyordu.

Çağıla baktım oda bana bakıyordu "he tam bende seni soruyordum" bir kaşımı kaldırdım "pardon?" Gülümsedi bana telefonunu çıkarıp saati gösterdi on bir buçuktu "saat geçiyor hadi hazırlan bekliyorum seni" dedi hemen yüzüne kapattım kapiyi "şaka gibi rüya gibi değil mi" nazlı bana bakıyordu olanlara inanamiyordu benimde bir farkım yoktu açıkçası "hadi hazirlan sende,kızlarıda uyandır onlarda gelsin"
Sakinleşmek için iç çektim "çağıl anla beni nolursun ben tanımadığım biriyle evlenmek istemiyorum" Gözlerimdsn süzülen yaşlara yine lanet olsun ki engel olamadım. "Kızım sen ne sanıyosun ya? Benim seninle evlenmek için can attığımı flanmı, lan annemle daha demin kavga ettik, sen bunları çocuk oyuncağı mı zannediyorsun."
Bağırarak sarf ettiği cümleler sinirimi alevledı
"Öyleyse zorla evleniyormuşsun ya, o zaman o biricik anneciğine neden engel olmuyorsun çağıl karabey"
Gözlerimin içine bakarak konuştu.
"Sana daha fazla açıklama yapmacağım korkmaz aşşağıdayım."
"Daha çok beklersiniz karabey"
Kapıyı kapatır kapatmaz hazırlanmaya koyuldum.

hemen giyinme odasina gittim siyah uzun elbise giydim kolluydu saçımı açık bıraktım makyaj yapmadan çıktım kizlarda giyinmişti nazlı v yaka bluz mini kloş etek giymişti lacivert bluz var.saçıni örmüştü aselse koyu yeşil dizine kadar gelen dar elbise giymisti sacinida topuz yapmış asel bana bakıp derin nefes aldi konuşmak icin dudağını araladı.

"kuzenim içim yanıyor lan" ic çektim nazlı bana sarıldı ağlamamak için zor durdum yağmur ile aselde bana sarıldılar "tamam yeto dram ne zamana kadar burda kalcaz" haklıydı "evet tamam kapiyi acim kapiyi actigim an çağılın eli havada kaldı baştan aşağı beni süzdü ıslık çalmaya başladı "bende tam kapiyi çalıyordum" gözümü devirdim Nazlı baktı çağıla asansöre hepimiz bindik ikide bir bana bakıyordu "ştt gözünü hayırdır ne ayirmiyon yararim gözünü ha" yağmurun sesi karşısındaki esmer çocuğa her an saldırcakmış gibiydi yağmur hic sevmemişti çocuğu nazlı da ayni karşısındaki çocuk ona bakmiyordu çağıl renault arabaya tam girecekken geri çıktı eli ile bana buyur etti arabaya bindim çağıl tam karşıma oturdu.

nazli binecekken kumral cocuk nazlinin kolundan tutup geriye atıyor o binecekken nazlı tutuyor "hey napıyorsun" dedi çocuk kaşları çatık sekilde karşı karşı karşıya durdular boy farklari belli oldu nazlı minnak bir tip olduğu icin genelikle butun erkekler ondan uzun durur hatta erkeklerden büyük olmasina ragmen yaşca küçük durur bu konuma sinir olsada bizim gözümüzde cok tatlıydi helede sinirlendiğinde tabii tatli sinirden bahsediyorum diğer siniri hiç çekilmiyor "asıl sen napiyosun" bağırarak karşılık verdi pardon normal sesiyle "binmeye çalışıyorum" diyerek alaya aldı çocuk alaya almak yapmamasi gereken hareketti "kızlara öncelik vereceksin dağ adamı adam denilirse tabii" hızlıca arabaya bindi cocukta peşinden asel ile yağmurda bindiler geri kalan çocuklarda "sen ne diyosun" diyerek karşılık verdi bu tartışma sürecekti "şimdi ııı böyle tanışmanızı istemezdim" çağıl boğazını hafif öksüreyerek temizledi konuşmasına devam etti "ben çağıl biliyorsunuzdur böyle bilmenizi istemezdim, ama olan oldu bi kere. yağız amcam oğlu" diyerek hafif esmer çocuğu tanıttırdı sornasinda "oğuz çocukluk arkadaşım" diyerek yağmura sabahtan beri gözünü alamayan esmeri tanittirdi "kuzenim yiğit oda benim kardeşim gibidir" diyerek sarışını tanittirip konuşmasını bitirdi oğuz sırıtarak "seni ay sizleri tanıya bilir miyiz" yağmur derin nefes alip verdi "lan seni lastik gibi esnetip bir oraya bi buraya firlatirim benimle düzgün konuş gözünü çıkarıp yanına koyarım piç" yağmur erkeklere tahammülü yoktu "bunlar timarhaneden mi kaçmıs" yağızın sorusu cevapsız kalmamıştı nazlı mırıldanarak "aynen raporum hala var bir delinin neler yapacağını asla aklınıza gelmez" cağıla sert bir şekilde baktı iması çağılaydı "aman allahım bunlar ne kadar korkunçlar"
Yağız denen adamdı bu abartılı mimikler sergilerek
"Napsak koltuğun altına mı geçsek ne" Buda yiğitti sanırm
Oğuz büyük bir zevkle kahkaha attı ellerini lütfen yapar gibi🙏🙏 "lütfen aileme zarar vermeyin cüceler" Çağıl bile gülümsemişti
"Komik çocuklar sizi"
"Sizin elinize su dökemeyiz ya"
"ne zaman ulaşacaz" ilk kez ağzımı açıp konuştum çağıla bakarak "1 saate oluruz orda" diyerek yanıtladı derin nefes aldım bilge gelmek istememişti üzüldüm kardeşim dediğim kişi böyle günde gelmeyeckti

♤

Bilge, dar koyu mavi bir pantolon giymişti; üstünde siyah, dantelli bir atlet vardı. Saçlarının yarısı açık, yarısı bağlıydı. Gözleri açık kahverengiydi ama saçları koyu kahverengiydi. Aslında gelmeyi düşünmüyordu ama Melis’i böyle bir günde yalnız bırakmanın hata olacağını düşündü.

İki kişilik, siyah renkli küçük arabasına bindi. Trafik oldukça yoğundu. Zaten sinirliydi. Önündeki pahalı araba, yol olmasına rağmen yavaş ilerliyordu. İstese gidebilirdi ama inadına yavaş sürüyordu.

Bilge öfkeyle arabadan indi, kapısını sertçe kapattı. Adamın camına kaba bir şekilde eliyle vurdu:

“Çık ula!”

Genç adam da sinirliydi, arabadan indi:

“Ne yapıyorsun sen?!”

Esmer, uzun boylu, sert mizahlıydı.

“Hayırdır?! İlerlemiysun! Senin yüzünden geç kalayım, gebertirim seni ula!”

Çocuk bağırdı:

“Düzgün konuş lan! Tehdit edemezsin beni, kara yılan gibi konuşma!”

Bu son söz, büyük bir hataydı. Çünkü Bilge sakin biri olabilirdi, ama sinirlendi mi kimseyi gözünün önüne almazdı. Sessizce arabasına yürüdü. Sürücü koltuğunun yanındaki kalın demir sopayı aldı. Bileğine kuvvet diyerek çocuğun karşısına dikildi.

“Sen bana ‘kara yılan’ mı dedin uşak?” diye bağırdı. Ve sinirle çocuğun arabanın camını tuzla buz etti.

“Deli misin kızım?! Bıraksana! İlerlemedimse ne olmuş? Hadi bakalım, şimdi ne yapacaksın?!”

Emir hemen arabasına bindi. İnat etti. Ama karşısındaki kadına inat edilmemeliydi.

“İlerlemiyorsan ha? Tamamdur. İlerletiriz şimdi, kaptan!” dedi Bilge, arabasına bindi. Arka arkaya gitti. Trafik az da olsa açılmıştı. Hızlıca gidip çocuğun arabasına arkadan çarptı.

Çocuk şok içinde bağırdı:

“Lan napıyorsun?! Dur! İlerleyecektim zaten!”

Mecburen hareket etti. İkisi de gaza basarak oradan uzaklaştılar..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

33okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18