8. bölüm · Kapanır mı yaralar
0.8
Hakim tuanaya bakıp” buyrun avukat hanım savunmanızı dinleyelim “dedi tuana ayaklanıp “ sayın hakim müvekkilim bebeğine evlatlık verdiğini düşünüp miriyano ailesine teslim etmiştir ki satılma olsa idi ortada bir para olurdu ama müvekkilimin banka hesaplarına o dönemde giren paralar kendi fabrikasına aittir “dedi karşıdan Feride hızla ayaklandı “ sayın hakim fotoğraflar önünüzde hem hangi anne çocuğunu satar “ dedi tuana “ sayın hakim şöyle soralım o zaman esme koçari üzerinde kendi konaklama tesisi olan arsayı nasıl aldı o arsaya o odaları nasıl hangi parayla yaptı müvekkilim ile evliydi fakat müvekkilim işlediği diğer suçtan ötürü hapisteydi bu paranın kaynağı nedir bunu öğrenmek istiyorum “ dedi hakim önündeki eski dekontlara ve kayıtlara baktı sonra Feride’ye döndü “ sizin bir açıklamanız var mı “ dedi faride buraya çalışmamıştı esmeye baktı ama onun bozguna uğramış yüzünü görünce hakime baktı “ yok sayın hakim” dedi hakim başını kaldırdı “ yaz kızım “ dedi tok sesi ile “ davalı şerif fırtınanın avukatının sunduğu delillerin incelenmesine bu inceleme sürecinde tutkulu yargılanan şerif furtunanın tutuksuz yargılanmasına ama olası bir kaçma girişimine önlem almak amacı ile yurt dışına çıkış yasağı konulmasına davanın bir ay sonraya ertelenmesine karar verilmiştir “ dedi tokmağını kürsüye vururken
Koridorda karşılıklı koltuklarda oturan furtuna ve koçari gençlerinin yanında Ülkü de vardı ablasının Trabzon’daki ilk davasıydı yalnız bırakmak istememişti ayağını titreten İsmail’e baktı “ sakin ol ablam bu celsede çözemede tutuksuz yargılanır amcan “ dedi İsmail yanında oturan kıza baktı “ Emin mısın yani yaparda ne bileyim olmıcak gibi geleyi “ dedi Ülkü güven verircesine güldü ablasını çok iyi tanıyordu yaparım dediyse yapardı “ eminim İsmail ama sen sakin ol tamam mı deliceksin yeri “ dedi fadime karşısında oturmuş konuşan ikiliye nefret ile bakıyordu ne çabuk kanmıştı bu furtunaya birde onu seviyormuş adamın gönlü yayaık ayranı gibiymış ama fadimenin haberi yokmuş
İso ayağına baktı “ stres olunca istemsiz yapayrım” dedi Ülkü “ stresini azaltacak şeyler düşün mesela naptı Trabzon var mı yeni transfer falan “ dedi İsmail güldü “ var şampiyonuz bu sene kesin “ dedi Ülkü” bu sene siz olun seneye zaten biziz” dedi iso “ halla halla o kadar diyisin “ dedi Ülkü başını salladı “ o kadar hem Enes başkan varken şampiyon olmamak gibi bir ihtimal yok “ dedi iso biraz olsun stresini atmış ayağı yavaşlamıştı “ sen maçada gidiyorsundur şimdi “ dedi Ülkü “ gitmediğimi düşünmeni hakaret sayarım “ dedi iso “ beraber gidelim mi yani Trabzon maçına ama “ dedi Ülkü “ kardeş kulübsünüz gelebilirim ama forma giymem Bursa forması ile gelirim “ dedi İsmail “ atkı takarsın o zaman “ dedi Ülkü “ sende Bursa atkısı takarsan neden olmasın seve seve” dedi
İsmail ağzını açmadan fadime “ ha da laf takmaz ki” dedi Ülkü İsmail’de olan bakışlarını fadimeye çevirdi “ neden “ dedi fadime “ trabzonlu o “ dedi Ülkü ağzını açmadan İsmail “ takarım sen benim için takarsan bende senin için takarım “ dedi ülküye doğru Ülkü İsmail’e döndü hafif bir tebessüm etti “ takarım “ dedi fadime bu diyaloğa sinirlenmişti ve tek hedefi olan ülküyü kızdırmak için ağzını açıcakken mahkeme salonunun kapısı açıldı içerden önce yüzü düşük koçariler çıktı fadime ve Aleyna adilin yüzünü görünce kaşlarını çattılar onların arkasından çıkan furtunalar ve tuana ise gülüyordu iso oruç ve ülküde ayaklandı şirin “ amcanız serbest “ dedi Aleyna “ ela bu nasıl olur Feride “ dedi Feride “ tuana hanım yanlış insanları savunduğu için sadece diğer aya kadar serbest “ dedi Ülkü güldü “ tabi tabi hatırlıyor musun bunu en son dediğinde ne olduğunu “ dedi Feride ağzını açamdan adil “ siz tanışay mısınız “ dedi tuana “ aynı okuldan mezunuz “ dedi
Koçariler konaklarıma dönerken adil düşünüyordu nasıl yapıcaklardı o parayı nasıl açıklıcaklardı koçari pikapları konağın önünde durdu önden adil arkasından kadınlar merdivenleri tırmanırken serenlerde oturmuş muhabbet eden askerleri görünce kaşlarını çattı askerler ortalarına bir semaver kurmuş normal bir yerdelermiş gibi sohbet ediyorlardı
Adil “ komutanım hayırdır inşallah “ dedi aralarındaki hafif beyaz saçlı olan adam “ doktor hayıra mı geldik biz koçum “ dedi adili muhatap almayarak doktor dediği adam “ yok komutanım “ dedi adil “ komutanım siz kimsiniz bir kabahatimiz mi oldu “ dedi sorgululayarak komutan yerinde doğruldu “ ben kim myıyım evini bastığın adamım tanımadın mı “ dedi ayağa kalkarken adil “ ben kızınızı uyarmak için şe-“ derken Burak “ sen kimsinde benim kızımı uyarıyorsun “ dedi esme “ ama furtunalar “ diye atılınca Burak “ benim kızım kimle çalışıcağını bana sormuyor size mi soracak “ dedi adil “ siz onları bilmi-“diye devam edecekken “ öyle ya da böyle bir daha soluğunuzu ailemin ensesinde hissedersem soluğunuzu keserim “ dedi sonra arkasında kalmış askerlerine komut verme gereği duymadan yeri titreten adımları ile konaktan ayrıldı
Furtunaların ısrarı üzerine onlarla furtuna konağa hiden kız kardeşler yan yanlardı zarife kapıyı açmak için kapıya yöneldiğinde bayırın başında askeri bir araç belirdi furtunalar kaşlarını çatarken kızlar kimin geldiğini anlamıştı
Araba durduğunda ön sol kapı açılına Ülkü beklemeden babasına koştu Burak kollarını açmış bekliyordu tuana daha temkinli adımlarla gidiyordu nihayet sarılan baba kız furtunalara cevapı vermişti babasından ayrılmayan kardeşine “ çekilsene bende sarılıcam “ dedi Ülkü “ önce gelen önce kapar canım bekle “ dedi Burak bey güldü ilk evlendiklerinde hep bir kızı bir oğlu olsun istemişti ama bu iki kız ona üçüncü kızı bile istetebilirdi küçük kızının başına bir öpücük koyup “ kızçem çekilde az ablana sarılayım “ dedi Ülkü babasına bakıp “ az ama “ dedi Burak güldü göz kırptı “ az “ dedi Ülkü babasından ayrıldığında önce onları izleyen furtunaları sonra arabadan inmiş dört adamı gördü “ sizin ne işiniz var burda “ dedi adamlara içlerinden sarı saçaklı ve diğerlerine göre uzun olanı “ komutanımız nereye biz oraya ama istemiyorsan gidelim “ dedi Ülkü güldü “ kovsamda gitmezsiniz ki “ dedi adam “ komutanım Ülkü bizi kovucakmış “ dedi büyük kızı ile sarılan Burak “ kovuyorsa bir bildiği vardır ama babam ben şimdi bunlara alıştım onlar giderse yenilerine alışamam “ dedi Ülkü “ eh gitmesinler o zaman “ dedi
İso bu adamların kim olduğunu çözmeye çalışıyordu sarışın olanı ülküye yaklaşıp “ bakayım sen hala daha aynı bıydamısın bücür “ dedi sarılmadan önce iso sinirlendi kimdi o herif kızlarının babasının timindedi belliydi ama neden sarılıyorlardı kardeşinin sinirini fark eden oruç “ sevgililer mi acaba “ dedi iso hızla başını abisine çevirdiğinde onun dalga geçen yüz ifadesini gördü ağzının içinde söylenerek kıza döndüğünde kızı babasının kolunun altında buldu onlara doğru geliyorlardı
Furtunaların önünde durunca Ülkü “ babam Burak “ dedi sonra gözleri ile sırayla İsmail oruç zarife şerif ve şirini gösterip “ İsmail , oruç , anneleri zarife , amcaları şerif ve babaanneleri şirin “ dedi Burak tuananın omzundaki elini çekip İsmail’e uzattı “ memenun oldum delikanlı “ dedi onlar el sıkıştıktan sonra oruç ve şerif ilede el sıkıştı
