3. bölüm · Kapanır mı yaralar
0.3
Dünkü olaylardan bahsetmemek için evin içinde babamdan kaçıyordum her an örebilirdim ablam tembih etmişti hemen söylemeyecektik tam kapıdan çıkarken babam “ bıldırcın işe mi gidiyorsun “ dedi başımı salladım “ neyin bar senin küstün mü bana “ dedi güldüm “ niye küseyim baba hava temiz ya çarptı biraz “ dedim kaşalarını çatsada “ iyi madem sana hayırlı işler “ dedi trip atıyordu ama biraz daha konuşursak her şeyi anlatırımdım “ sanada babam “ dedim kapıdan çıkarken
Evden çıkınca yürürken telefonuma gelen bildirime baktım
Annemin kızı : söylemedin demi bir şey balla yolarım seni
Siz : ne söylicem be adama doğru düzgün cevap bile vermedim küstü bana söyle bu gün
Annemin kızı : kaşımıyorsun karışma işime
Siz 😒
Telefonu çantama koyup sağlık ocağına doğru gitmeye başladım
Saat nerdeyse on olmak üzeri idi ama Aleyna hanım hala daha gelmemişti o sırada kapı açıldı ayaklanıp doktor odasından çıktım kapıda zarife hanımı gördüm “ zarife hanım “ dedim güldü “ nasılsun kızım “ dedi başımı salladım “ iyiyim siz nasılsınız “ dedim “ iyiyim “ dedi “ şey eğer muayene geldiyseniz Aleyna hanım yok numarasıda olmadığı için arayıp ne zaman geleceğini soramadım “ dedim güldü “ yok ondan gelmedim senla tanışalım konuşalım diye geldim “ dedi bende güldüm “ o zaman buyrun geçim içeride oturalım “ dedim başını sallayıp içeri adımladı
Önüne koyduğum kahve ile “ maşallah abla kardeş pek bir güzelsiniz “ dedi tebessüm ettim “ sağolun “ dedim “ nerelusunuz “ dedi “ aslen bursalıyız “ dedim başını salladı “ ayıptır sorması kaç yaşındasun “ dedi “ yirmi beş “ dedim memnun olmuş gibi güldü “ iki kardeş mısınız “ dedi başımı salladım “ Bursa’mı güzel yolsa burası mı “ dedi “ yani pek kıyaslayamam babam asker olduğu için orda da fazla yaşamadım ama memleket daha güzel geliryor “ dedim güldü “ öyle bak ben 35 yıldır ha burda yaşayrım ama memeleket gibiydi yok “ dedi “ siz buralı değil mısınız “ dedim güldü “ benim köyüm Rize sınırında kalayı” dedi başımı anladığımı belirtiçesine salladım
Yüzüne garip gülümseme koydu “ sevdaluğun var mı “ dedi başımı iki yana salladım “ yok “ dedim “ iyi iyi “ dedi kaşalrımı çattım “ iyi “ dedim yüzü garip bir hal aldı “ yani gençsin daha ondan dedum “ dedi güldüm genç olabilirdim ama salak değildim sonuç olarak o bir erkek annesiydi
Furtuna konak akşam yemeği sonrası
Zarife hanım oruçun kolunu tutup onu mutlaka soktu “ ana ne isteysin gene “ dedi oruç bıkmışkıla “gelin “ dedi zarife oruç sinirli bir nefes verdi “ ana “ dedi zarife geri durmadı “ koçari sağa verir mi kızını hem ben seçtum gelinmi “ dedi oruç “ ula sen mi evlenecesumda seçtin “ dedi zarife “ ben bu gün gittim tanıştım iyi kız hem yaşıda yaşına uygun ablası seni mesleğine geri döndürünce de beraber çalışırsınız işte “ dedi oruç “ sabır “ dedi zarife “ git yarın bir tanış konuş sonrada gidelim isteyelim “ dedi
İso mutfağa su almak için giderken annesi ve abisinin muhabettini duymuştu oruç “ ana belki kızın sevgilisi var istediği var “ dedi zarife “ kör kafalı salak mıyım ben o kadar sordum herhalde yokmuş “ dedi iso o an kendime engel olamadı içindeki merakla “ cidden yok muymuş “ dedi oruç içeri giren kardeşi ile “ bak bağa değil git oğa iste “ dedi mutfaktan çıkarken iso “ yok tövbe ben girmem bir daha o topa hem ben daha yeni boşandım “ dedi zarife “ ha kızda açmış kollarını seni bekleydi “ dedi iso “ ana “ dedi zarife yüzünü buruşturdu “ o dağ keçisinden iyidir bu kız okumuş tahsilli sen ha bu Trabzon’u gezsen onun gibisini bulabilecemusun hayır “ dedi mutfaktan çıkarken iso düşündü bulabilir mıydı acaba sonra kafasını iki yana salladı sütten ağzı yanmıştı bir kere ikinciye aynısı olmayacaktı
Eline telefonunu aldı instegrama girdi arma çubuğuna Ülkü Nisa yazdı çıkan bir iki profilin altında aradığını buldu istek atıp atmama arasında kaldı ama bir anda eli istek butonunu buldu profil fotoğrafına bastı ablası ve anne babası olduğunu tahmin etti önlerinde bir pasta vardı üç kadın kameraya bakarken adam annelerine bakıyordu iso güldü güzel bir ailesi vardı kızın normal bir aileydiler
Öztürk evi
Kozlar karşılıklı yataklarda telefonla oynuyorlardı Ülkü gördüğü şeyle “ ıyyy abla kim evlenmiş “ dedi tuana kardeşime bakıp “ kim “ dedi Ülkü ekranı gösterirken “ balık Ayhan “ dedi tuana fotoğrafa bakıp kahkaha attı “ oha gömleğe bak patlıcak “ dedi Ülkü “ ay Allah korusun beni valla “ dedi tuana “ gerizekalı bide ben çok aşığım diyordun “ dedi o sırada odanın kapısı açıldı burka bey içeri girdi elimde poşetler vardı kızlar doğruldu tuana “ baba onlar ne “ dedi Burak bey güldü “ sultanıma ve anama hediye aldım “ dedi market poşetinin ikisnide masaya bıraktı elini içine atıp bir çikolata çıkardı “ bu sultanımın “ dedi elindeki çikolatayı tuanaya doğru atarken sonra başka bir çıkolata çıkardı “ bu da anama “ dedi ülküye atarken tüm poşetin içindekileri kızlarına verdikten sonra “ ben gidiyorum “ dedi kızlar bunun anlamını biliyordu babaları göreve gidiyordu Ülkü hemen ayaklanıp sarıldı babasına “ gitmesen “ dedi tuana “ salak mısın ya “ dedi ayaklanırken oda sarıldı babasına Burak bey kızlarını başını öptü “ anneniz size emanet tamam mı “ dedi ikiside başını salladı Ülkü gözlerini doldurmuştu çoktan Burak bey iki kızınada bakınca ülkünün dolmuş gözlerini gördü “ hani almayacaktın bir daha “ dedi geçen göreve gittiğinde olduğu gibi Ülkü omuzlarını kaldırıp indirdi “ banane “ dedi tuana “ senin bu kızın sümüklü baba “ dedi Ülkü burnunu çekerken “ sensin sümüklü “ dedi Burak bey ikisinede güldü “ hadi bakalım iyi geceler “ dedi tuana “ sabah mı gideceksin “ dedi Burak bey başını salladı
