Kanlı satırlar kitap kapağı

3. bölüm / 5

Kanlı satırlar

İçsel çatışma

Vaveyla Yazarı: Narmina Mammedova

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: İçsel çatışma

Katil bir göz kırpımında yok olmuştu.Yoksa beni gördüğü için mi gitti.Ama öyle olsa benide öldürmesi gerekmez miydi. Ya da kimsenin bilmediği bir yere kaçırıp elimi ağzımı bağlamaz
mıydı.Tüm bunları düşünürken korkumdan nefes bile alamıyordum.Ellerim terlemiş,kalbim delice çırpınmaya başlamıştı.

Düşüncelerimi kenara bırakıp polisi aradım.
"Polis çağrı merkezi,buyrun"
"Burada bir kız öldürüldü.Lütfen hemen gelin"
"Tamam sakin olun.Adresi söyler misiniz?"
"Adres *********"
"Ekiplerimiz birazdan orada olur.Sizden de görgü tanığı gibi ifadenizi alacağız"
Bunu duyar duymaz telefonu kapattım.İfade vermek istemiyordum.Katil görgü tanığı olduğunu bilmiyordu.Eğer bilirse benide öldürürdü.

Hemen koşup oradan gittim.İlk kez böyle birşeye şahit oluyordum.Eve vardığımda kan ter içindeydim.Kapıyı çaldım,annem açtı.
"Birşey mi oldu? Neden böylesin?"
Annemin endişesini gözlerinden görünüyordu.
"Endişelenme anne.Birşey olmadı.Sadece gelirken köpek peşime düştü.Bu yüzden koşarak geldim."

Öyle bir anlattım ki kanmamak olmazdı yalanıma.Hemen odama çıktım.Kendimi yatağımın üzerine attım.Bu yaşadıklarımda neydi!?
"Lanet olsun böyle bir güne"
Neden ben şahit olmalıydım.Neden...

Benim gibi tüm hayatını kitap okuyarak geçiren,evden okula okuldan eve giden,yalnız derslerine çalışan bir kızın ne günahı vardı ki.Allahım ne ettimki ben.

Kalkıp üzerimi değiştim."Tamam Bahar bu gün olan biten her şeyi unut.Hiç birşey olmadı.Katil seni görmedi." Kendime böyle teselli veriyordum.Elimi-yüzümü yıkadım.Azda olsa kendime gele bilmiştim.Ama o görüntü aklımdan gitmiyordu.

Yatağımda uzandım.Uyumaya çalışıyordum.Ama uyuyamıyordum.Telefonumu götürdüm.Şarkı açtım.

Gözlerimi kapattım ama karanlık beni daha çok sarhoş etti. Baltanın sesi kulaklarımda yankı yaparken, nefes alamayacak gibi oldum. Kafamda çalan müzik, gerçekliği bulanıklaştırıyordu. "H-hayır olamaz.. Gelme.Lütfen yapma.Bırak beni." ... Bu da neydi..Off kabus görüyormuşum.Lanet olası artık uykularıma da giriyor.Rahat uykuda mı alamıcağım senin yüzünden.Kan ter içindeydim resmen.Rüyamda katil beni yakalamış,öldüruyordu.Tam baltanı kafama vurduğu anda uyandım.
Şarkıyı çıkartıp yeniden uyumaya çalıştım.

Sabah oldu.. uyandım. Ve yine dün olanlar aklıma geldi."Kahretsin ya keşke hiç uyanmasaydım"

Olamaz derse geç kalacağım.Benim gittiğim üniversite özel üniversitelerdendi.Kendine göre kuralları vardı.1 dakika bile geç kalsam derse bırakmayacaklardı.

İşte korktuğum başıma geldi.Geç kaldım."Kızım geç kaldın,içeri alamayız seni"
"Sadece 2 dakika geç kaldım"
"Olmaz işte kuralları biliyorsun"

Arkamı dönünce bir çocukla göz göze geldim.Uzun boylu,simsiyah saçlarını önden ikiye ayırmış,boncuk gibi siyah gözlerle bana bakıyordu.Sanırım o da geçikmişti.
"Buyrun efendim geçin"
Nasıl yani onu içeri bırakcaklar mıydı?
"Onuda bırakın gelsin" "Tamam efendim." O bunu dedikten sonra bende içeri geçtim.Yoksa üniversitenin sahibinin oğlu muydu?

"Evet buranın sahibinin oğluyum." Sanki aklımı okumuştu."İsmim Kaan"
"Bahar" "Bahar.. güzel ismin var"
"Teşekkürler." "Benle rahat konuşa bilirsin.Buranın sahibinin oğluyum diye çekinmene gerek yok. Ayrımcılığı sevmeyen biriyim. Bu yüzden rahat ol. İstersen arkadaş ola biliriz." "Tamam." Gerçekten mütevazi birine benziyordu.

"Burada kaçıncı yılın?" "İkinci" "Bendede ikinci.Yoksa üniversite birincisi olan Bahar sen misin?" "Evet benim.Sende ikincisi olansın dimi." "Evet ama pekte sayılmaz.Babam yüzünden ikinciyim.Yoksa sonlarda olurdum" Bunu dediğinde kıkırdayarak güldüm. "Peki o zaman neden birinci değilsin?" "Aslında hiç ikincide olmak istemiyordum.Sonuçta kendim buna layık değildim.Babama ne kadar söylesem de kabul etmedi.Birinci yerine ikinci yaptı en azından."

Bunları söylerken çok üzgün görünüyordu.Öyle babası olduğu için sevinmek yerine mutsuzdu.

Sınıfıma kadar benle geldi.Benim sınıfımın yanındaki sınıfta okuyormuş.

Sınıfa geçtim.Neyseki daha hoca gelmemişti. "Selam.Nasılsınız."
"Selam bebek." "İyiyiz Baharım sen nasılsın." "İdare eder işte" Neyse ki Alaz gelmemişti.Bu kadar şeyden sonra onu hiç çekemezdim.

"Geç kalmışsın.Nasıl bıraktılar seni içeri?" "Kapıda buranın sahibinin oğluyla karşılaştık.O beni içeri aldı.Çok iyi çocuktu.Bizim yandaki sınıfta okuyor"
Bunları derken sanki Aşkının yüzü düştü.
"Dün eve nasıl gittin." İşte bu soru ile benimde yüzüm düştü.
"İyi gittim.Birşey olmadı."
Neler olmadı ki.Bir benim ölmediğim kalmıştı.

Kafamda bir sürü sorular vardı.Bu işin sonu nasıl olacak acaba.
"Bahar Demirel" Hoca bir anda bağırınca,yerimden fırladım.
"Ne o,hayale dalmışsın görüyorum.Üniversite birinciside böyle yaptıktan sonra diğerleri ne yapsın."
"Özür dilerim hocam.Bir daha olmaz."
"İyi misin?" Diye Ada fısıldadı.
"İyiyim"

Sonunda teneffüs oldu. "Bir şey mi oldu bebek.Neden dalğınsın?" "Hayır bir şey olduğu yok. Öylesine dalmıştım.Hocada bağırdı hemen"
"Bahar biliyor musun 2-3 ay önce yeni bir kitap çıkmış." "Öyle mi konusu ne"
"Pek emin değilim ama sanırım cinayetlerden bahsediliyor. İşin ilginç tarafı kitap çıktığından beri yazara ulaşılamıyormuş."
Acaba katil onu kaçırmış mıydı.İşte yine saçma sapan düşüncelerim.Katilin onla ne alakası olsun ki.

Adanın sözlerinden sonra Aşkın garip bir surat ifadesi ile bize baktı.
"Abi neden cinayet minayetle alakalı şeyler okuyorsunuz.Gidin doğru düzgün kitap okuyun.
"Sanane lan" dedi Ada. "İzin vermiyorum,sonra?"
"Yok ya sana mı soracaktık." "Evet". Onları dinlerken gülmeye başladım. Onların kavgası çok komik oluyordu.
"Gülme sende" ikisi de aynı anda söylemişti. "Tamam gülmüyorum."

Çıkışta gidip kahve aldım.Kahvemi içe-içe eve gidiyordum.Yine düşüncelerime o kadar kapılmıştım ki, yanlışlıkla birine çarpmıştım.Kahvem üzerine dökülmüştü.
"Özür dilerim.Yanlışlıkla oldu."
"Hadi ya şu işe bak oysa yeni almıştım tişörtümü." "Parasını veriyim."
"Parayla bitecek mi.Yaptığının cezasını çekmelisin."
Yanında 2 çocuk daha vardı. Sırıtarak bana bakıyordular.Bu aksilikler peşimi bırakmıyordu.Arkadan bir ses işittim.
"Rahat bırakın kızı."
"Bu kim ya.Bak sinirimizi bozma yürü git işine"
"Bende size kızı rahat bırakın dedim." Adamın yakasından sertçe tuttu ve kafasını hızla öne doğru savurdu. Çenesiyle adamın yüzüne şiddetle çarptı, çocuğun gözleri karardı ve dengesini kaybetti. Hemen yanında bulunan diğer adam, saldırmaya kalktı ama Kaan elini hızla uzatıp kolunu yakaladı. Kolunu arkasına doğru katlayarak güçlü bir şekilde itti, adam yere kapaklandı. Kaan, düşen adamı bir an göz hapsinde tuttuktan sonra diğerinin kaçmaya başladığını fark etti. Hızla toparlandı ve hızla yerinden kalkarak ona doğru ilerledi. Ancak, adamlar korkuyla göz göze geldiklerinde, hızla geri dönüp kaçmaya başladılar.

"Çok teşekkür ederim Kaan"
"Lafımı olur. Sana birşey oldumu?" "Hayır,tam zamanında geldin." "İyi olduğuna sevindim.Eve mi gidiyorsun?" "Evet eve gidiyorum." "İstersen arabayla seni bıraka bilirim." "Gerçekten mi ya çok iyi olur.Bu aralar bu sokaklar beni rahatsız ediyor." "Başka birşey daha mı oldu yoksa?" "Endişelenme olmadı,öylesine dedim" "Tamam birşey olursa bana söyleye bilirsin.Gel gidelim arabam orada."

Sonunda eve varmıştım. "Bir daha çok teşekkür ederim Kaan." "Numaramı veriyim mi bir şey olsa ararsın" "Olur ver."

Arabadan inip,eve girdim.Bu günüde böyle atlattım.Odama çıkıp üzerimi değiştirdikten sonra yemeye indim.Televizyonda haberler açıktı.İşte o haber.. Dün gece olan cinayeti gösteriyordular.

"Bir cinayet vakası ile daha karşı karşıyayız..."
"Polisler bu sefer görgü tanığının olduğunu söylüyorlar.Ama kim olduğu bilinmiyor."
"Sonunda görgü tanığı olan biri. Çıkıp konuşsada bizde birazda olsa rahatlasak."
Acaba annem görgü tanığının ben olduğumu bilse yine böyle konuşur muydu.

Yemeğimi bitirdikten sonra odama gittim.Adanın söylediği kitabı araştırmaya başladım. Kitabın konusu, görünüşü her şeyi çok güzel gözüküyordu.Kitabın yorumlarına bakınca her kes yazardan konuşuyordu.

"Yazardan haber alınamıyormuş" "Öldü mü yoksa" "Belki ölümcül hastalığa yakalanmıştır" "Bence dayanamayıp evinde intihar etti" "Umarım bir şeyi yoktur" "Yeni kitap yazmak için kendini eve kapatmıştır belki. Sonuçta kitap yazmak basit değil"

Yorumların hepsi saçmaydı.Neden her kes kötü düşünceye kapılıyordu. Belki ailesi ile vakit geçiriyordur.Kimse olumlu yorum yapmamıştı.Yarın gidip kütüphaneden bu kitabı alırım.

Tam telefonu kapatacakken Aşkın mesaj attı. "Ne yapıyorsun bebek" "hiç sen ne yapıyorsun"
Onunla mesajlaşarak gidip pencerenin kenarında oturdum.
"Bu gün arabasına bindiğin kimdi?" "Üniversite sahibinin oğlu.Neden sordun?" "Öylesine merak ettim."
"Tamam" "Yarın ben seni evin önünden alacağım" "Neden ki?"

"Onun arabasına bine biliyorsun da, bana gelince neden diyorsun" "Hayır yanlış anlama.İlk defa böyle birşey diyorsun o yüzden.Şaşırdım sadece."
"Her neyse yarın seni bekliyeceğim.Görüşürüz." "Görüşürüz" Telefonu kapatıp camdan dışarı baktım.Orada duran bir adam vardı.Siyah maske,siyah şapka takmıştı.Yoksa..yoksa katil miydi..Beni öldürmeye mi gelmişti..

Bir saniyeliğine gözümü kapadım ve açtım.Ama artık orada kimse yoktu. Bu kadar çabuk hareket edip gittimi yoksa bu benim zihnimin oynumuydu. Sürekli aklımdan çıkmadığı için mi orda biri varmış gibi gördüm yoksa gerçekten var mıydı. Artık gerçeklik ile hayali ayıramıcak gibi olmuştum. İçimde hep bir tedirginlik var. Ama ben bu tedirginlikle yaşamak istemiyordum. O olaya şahit olduktan sonra zihnim bulanıklaşmış ondan başka bir şey düşünemez olmuştum.

Telefonuma gelen bildirimle düşüncelerimden uzaklaştım. Telefon ekranına odaklandım. Gelen bildirim, zihnimi meşgul eden düşünceleri dağıtmış gibi görünse de, içimdeki huzursuzluk kaybolmamıştı. Parmağımı ekranın üzerinde kaydırırken, içimdeki tedirginliği bastırmaya çalışıyordum. Ancak bu, zihnimin derinliklerinde bir yerlerde, yaşananları yeniden sorgulamama engel olamıyordu.

Telefonu elimde döndürdüm, gelen mesajın içeriğine baktım ama anlam veremedim. Sanki her şey bir bulanıklık içinde kayboluyordu. Etrafıma göz gezdirdim, odanın sessizliği üstüme çökmüş gibiydi. O an fark ettim ki yalnız değildim...

Gözlerim odanın köşesine kaydı. İlk başta bir gölge mi gördüğümü sandım, yoksa zihnim bana yine bir oyun mu oynuyordu? Kalbim hızlandı. Sessizliği bozan tek şey, telefonumun titremesi oldu ama artık ona bakmaya cesaretim yoktu.

Boğazım kurudu. Nefesimi tutarak dikkat kesildim. Köşedeki karanlık, gözlerim alıştıkça daha da belirginleşti. Orada biri vardı. Ya da en azından öyle hissediyordum.

Bir adım geri attım. Parkeler hafifçe gıcırdadı. O an, gölgelerin içinden gelen boğuk bir nefes sesi duyduğuma yemin edebilirdim. Kanım dondu.

"Kim var orada?" diye fısıldadım. Sesim titrek ve zayıftı. Cevap gelmedi ama gölgeler hareket etti. İçimdeki korku büyüdü. Kaçmalı mıydım, yoksa neyle karşı karşıya olduğumu öğrenmeli miydim?

Bir anda kapı açıldı. Korkudan gözlerim büyüdü, içimdeki gerginlik tavan yaptı. Ancak kapıda beliren siluet tanıdıktı. Annemdi.

"Ne yapıyorsun burada karanlıkta?" diye sordu, kaşlarını çatmış bir halde.

Derin bir nefes aldım, içimdeki korkunun yerini hafif bir utanç aldı. "Bir şey yok, sadece... biraz dalmışım," diye mırıldandım.

Annem odanın ışığını açtı, loş karanlık bir anda dağıldı. Az önce gölge sandığım şeylerin aslında odadaki eşyalar olduğunu fark ettim. Kendi kendime gülüp başımı salladım. Zihnim bana oyun oynuyordu, fazlasıyla gergindim.

"Biraz dinlen istersen, çok yorgun görünüyorsun," dedi annem, hafif bir endişeyle.

Başımı sallayıp yatağa oturdum. Odaya dolan ışık ve annemin varlığı, içimdeki tedirginliği biraz olsun hafifletmişti. Ama yine de içimde garip bir his kalmıştı...

Telefonuma gelen bildirimi hatırladım. Kaandan mesaj gelmişti. "Bahar Kaan ben. Nasıl olduğunu sormak için yazdım. Biraz solgun görünüyordun o yüzden." Mesajını okuduktan sonra istemsizce gülümsedim. Benimi merak etmiş. Ama tabii yaşadıklarım hakkında hiç bir fikri yoktu. Sonuçta bunları ona anlatamazdım. "İyiyim Kaan merak etme. Yorgundum sadece." İyi miyim?.. İyi miyim gerçekten. Hayır değilim.. Ne kadar iyi olduğumu söylesemde hiç iyi değilim. Keşke gerçekten iyi olduğunu söyleyince iyi ola bilseydik. Ama hayat böyle işlemiyordu. İçimdeki ağırlık, birkaç kelimeyle hafifleyemezdi. Telefon ekranına bir süre boş boş baktım, sonra derin bir nefes alarak mesajı gönderdim.

Kaan'ın mesajı okuduğunu gösteren iki mavi tik belirdi ama hemen cevap yazmadı. Bekledim. Belki bir şeyler yazmasını istiyordum, belki de hiç cevap vermemesini... Ne yapacağımı bilmiyordum.

Telefonum titredi. Kaan sonunda cevap yazmıştı. Parmağımı ekrana kaydırarak mesajını açtım.
"Gerçekten iyi değilsen, konuşabiliriz."

İçimde bir şeyler kıpırdadı. Kaan'ın bu kadar ilgili olması beni rahatlatmalıydı belki ama tam tersine daha da huzursuz hissettim. Onu gerçekten görmek istiyor muydum? Yoksa her şeyden uzaklaşıp kendi içime mi çekilmeliydim?

Belkide sadece çok düşünüyordum. Hayatı akışına bırakıcam. Ama tabii tüm hayatı akışına bırakamam.. Imm ama belki aşk hayatını akışına bıraka bilirim. Hafiften sırıtmaya başladım. Hadi bırakalım bakalım akışına. "Beni düşündüğün için çok teşekkür ederim. Gerçekten iyiyim. Ama istersen konuşabiliriz tabii." Hadi gönderelim bakalım mesaji. Yine heyecanla yazmasını bekledim. Ve işte bildirim sesi. O da ne. Yazan Aşkındı. "Sen neden aktifsin? Kimle konuşuyorsun?" Mesaji beni şaşırttı. Benim aktif olup olmadığımı mı izliyordu? " Sen neden merak ettin ki kimle konuştuğumu." Diye cevap verdim. "Neden etmeyeyim? Az önce benle bitirdin konuşmayı. Bana göruşürüz dedinse sonrada gidip uyumalısın bebek" Kaşlarımı çatıp ekrana baktım. Bu ne biçim bir düşünceydi? "Başkasıyla konuşmamı istemiyor musun?" diye sordum.

"Yanlış anlama. Sadece... bilmiyorum. Kim olduğunu merak ettim," diye yazdı hemen.Bu cevap beni daha da meraklandırdı. Cidden kıskanıyor muydu, yoksa sadece laf olsun diye mi yazıyordu? "Aşkın, kıskanıyor musun?" diye sordum, hafifçe gülümseyerek."Saçmalama. Kıskançlık değil de... sadece ilgimi çekti," diye cevap verdi ama ben bunun tam olarak doğru olup olmadığını bilmiyordum.

"Tamam öyle diyorsan öyledir. Üniversite sahibinin oğlu var ya onla konuşuyordum" " diye yazdım, biraz da rahatlamak için.
"Yani, ne konuşuyordunuz?" diye yazdı hemen.
"Hiçbir şey ciddi değil, sadece selamlaştık," diye cevap verdim ama aslında yalan söylüyordum.
"Anladım. Ama dikkat et," diye ekledi.
"Ne demek dikkat et? Ne olacak ki?" dedim, biraz gülerek.
"Hiçbir şey. Sadece... insanlar bazen yanlış anlaşılabilir," dedi. Mesajın ardındaki anlamı anlamaya çalışırken, bir şeyler hissetmeye başladım.

Sonunda Kaandan mesaj geldi. ""Ne hakkında?" Diye cevap vermişti.

Hafifçe gülümsedim. Kaan'ın kısa ve doğrudan cevapları, sanki fazla şey söylemekten kaçınıyormuş gibi hissettiriyordu. Ama aynı zamanda oyunu başlatan kişi de o oluyordu. Parmaklarımı klavyede gezdirerek düşündüm. Fazla düşünmeden dürüst olmaya karar verdim. "Bilmiyorum, seni tanımak ilginç olabilir."

Bir an için mesajı silmeyi düşündüm ama Kaan'ın tekrar yazdığını görünce durdum."Tehlikeli olabilir." Kaşlarımı hafifçe kaldırdım. Bu cevap hem sıradan hem de fazlasıyla iddialıydı. Kaan gerçekten tehlikeli biri miydi, yoksa sadece ilgisini çekmeye mi çalışıyordu?

"Tehlikeyi severim ama ölçülü."

Bunu yazdıktan sonra ekrana uzun uzun baktım. Bu cümlenin, Kaan'ı daha fazla konuşturmaya yetip yetmeyeceğini merak ettim. O sırada Kaan'dan mesaj geldi. "Öyleyse belki de yanlış kişiyi seçiyorsundur."

İç çekerek telefonu elime aldım. Bu adamın her cevabı sanki bir oyunun parçası gibiydi. Peki, bu oyunu kim kazanacaktı? "Bunu öğrenmenin tek yolu var, değil mi?"

Mesajı gönderirken içimde bir şeyler kıpırdadı. Ne kadar dikkatli olsam da, Kaana karşı hissettiklerim giderek güçleniyordu. Ne kadar ilerleye bilrdik? Bu oyun nereye varacaktı?

Bir süre sonra, yeni bir bildirim geldi. "Belki de." Gülümsedim. Bu kadar kısa bir cevap, aslında çok şey anlatıyordu. Aramızdaki mesafe hala vardı, ama bu kadar eğlenceli bir konuşma bittiğinde, sadece bir sonraki adımı görmek için sabırsızlanıyordum. "O zaman, görüşürüz."

Telefonu elime alıp son bir kez ekrana baktım ve mesajı göndererek rahatça içimden bir "görüşürüz" dedim. Bu kadarla yetindik..

"İyi geceler Yazım."

Mesajı gönderdikten sonra bir an telefonumun ekranına baktım. "Yazım." Kaan'ın bana böyle hitap etmesi garip bir şekilde içimi ısıttı. Sanki adım bile o an farklı bir anlam kazanmış gibiydi. Bir süre telefonumu elimde tutup düşünmeden kalakaldım.

Sonra derin bir nefes alıp telefonu masanın üzerine koydum. "Yazım" demek, belki de bir şeylerin başladığının habercisiydi.

Yatağıma girdim. Yatağımın içinde bir süre kıvrandım. Kaan'ın bana "Yazım" diye hitap etmesi bir şekilde beni sarmalayan bir sıcaklık yaratmıştı. Ama bu sıcaklık, beraberinde bir belirsizlik de getiriyordu. Acaba gerçekten ne hissediyordu? Yavaşça gözlerimi kapattım, derin bir nefes aldım.

Bir şeylerin değişmeye başladığını hissediyordum. Belki de Kaan'la bu ilişki, daha önce hiç hissetmediğim bir yere doğru sürükleniyordu. Ama o kadar hızlı mı olmalıydı? Her şeyin gerisinde bir sır mı vardı? İçimden bir ses, bu kadar kolay güvenmemem gerektiğini fısıldıyordu. Kaan'a ne kadar yakın olursam, o kadar tehlikeli olabilirdi. Ama bir başka ses, buna karşılık olarak, belki de güvenmeye başlama zamanının geldiğini söylüyordu.

Bir süre kafamda dönen düşüncelerle uykuya geçtim. Ancak derin bir uykuya daldığımda, korkunç bir kabus gördüm. Gözlerimi açtığımda, bulunduğum yer tamamen kararmıştı. İçimden bir şey bana, burada bir anlam aramam gerektiğini söylüyordu ama gözlerimi açıp etrafa baktığımda bir figür beliriverdi. Yavaşça, karanlıkta hareket ediyordu. Adımlarını duyabiliyor, ama net bir şekilde göremiyordum. Bir an, kalbim hızla çarpmaya başladı.

Korku, vücuduma yayılmaya başladı. Ama o figür, bir şeyler fısıldıyordu. Sesindeki soğukluk beni dondurdu. "Saklanamazsın," diyordu. Her adımda daha da yaklaşıyordu. Yavaşça, yüzünü görmek için bir adım atmaya çalıştım ama her adımda bir engelle karşılaştım. Bir şey, beni geriye çekiyordu. Bir adım daha attım, ama bu kez figür durdu ve gözleri, karanlığın içinde parladı.

Bir an, sanki her şey durdu. Zihnimde bir düşünce belirdi: Bu kişi, suçların sorumlusuydu. Ama onu tanımıyordum. Bir anda, figürün gözleri bana doğru odaklandı ve bir gülümseme belirdi. O gülümseme, içinde hiçbir sevgi barındırmıyordu. Sadece karanlık, soğuk ve kasvetli bir şey vardı.

Bir anda, bir çığlık duyduğumu düşündüm. Ama sesim çıkmadı. O figür, bana doğru adım attı ve gözlerinde bir tür sadizm vardı. Korku, beni her geçen saniye daha da sardı. Derin bir nefes almak istedim ama başaramadım. O anda, figürün bir hareketiyle her şey birdenbire son buldu.

Gözlerimi açtığımda, kabus bitmişti. Ama kalbim hâlâ hızlıca çarpıyordu. O figürün bakışları, rüyamda bile beni terk etmemişti.

Hızla nefes alıyordum, kalbim hızla çarpıyordu. Hemen çevreme göz attım. Odayımdaydım, her şey yerli yerindeydi.Ama içimde bir huzursuzluk vardı.

Yavaşça yatağımda doğruldum ve ellerimi yüzüme götürdüm. Kabus hâlâ kafamın içinde dönüp duruyordu. O figürün yüzü, gözleri... Gözlerim doldu ama derin bir nefes alarak sakinleşmeye çalıştım. Kendimi toparladığımda, ne kadar korktuğumu fark ettim

Gözlerimi tekrar kapadım, derin bir nefes alıp kendimi uykuya bırakmaya çalıştım. Kabus hala aklımda, ama yavaşça uykuya dalmanın yollarını aradım. Birkaç dakika sonra, zihnim sakinleşmeye başladı ve sonunda gözlerimi tamamen kapattım.

Sabahın ilk ışıkları odama girmeye başladığında, gözlerimi araladım. Hafif bir baş ağrısıyla uyandım, ama geceyi atlatmıştım. Üzerimdeki huzursuzluk, biraz olsun kaybolmuştu. Gözlerimi bir an daha açıp etrafıma baktım, her şey yerli yerindeydi. O karanlık gece, artık sadece bir kabus gibiydi.

Telefonum titreşti. Aşkın'dan bir mesaj gelmişti: "Kalk bebek, yoksa seni sürükleyerek götüreceğim!"

Gülümsedim ve mesajı hızlıca yanıtladım. Yatağımdan doğrulup camdan dışarı baktım. Sokaklar uyanıyordu, hayat her zamanki gibi akıyordu.

Bugün sıradan bir gün olmalıydı. Ama içimde, anlam veremediğim bir huzursuzluk vardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18