3. bölüm / 6
KANLI KALP3. BÖLÜM
Bölümler 6Şu an: 3. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM1.113 kelime
- 2 2. BÖLÜM740 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.005 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. BÖLÜM618 kelime
- 5 5. BÖLÜM473 kelime
- 6 6. BÖLÜM870 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İYİ OKUMALAR
Yatağın üstüne oturmuş düşüncelerimle savaşıyordum.
Kapının çalmasıyla kafamı kaldırdım.
Mayaydı gülümseyerek " Efendim kuzenleriniz geldi sizi bekliyorlar " yüzümü buruşturdum. " Beklemesinler " dedim.
İnmeyecektim. Maya şaşkınlıkla ne söyleyeceğimi beklerken nefes alarak " hasta olduğumu yada uyduğumu söyle " dedim. Maya kası karışmış şekilde " peki ben o zaman gidip hasta olduğunuzu söyleyeyim " deyip. Kapıyı yavaşça kapattı.
Kafam hala ağrıyordu. Acaba o hala burada mıydı? Neden dedemin tam öldüğü gün geldi? Aklımda binlerce soru vardı.
Sabahtan beri yataktan çıkmama rağmen üstümde yorgunluk vardı.
Aklımdaki her şeyi uykunun çözebileceği umuduyla kafamı yastığa koyacakken kapının aniden açılmasıyla kafamı kapıya döndürdüm.
Ve dışarıdan gelen sesler... bağrışmalar küçük çocuk sesleri içeri giren kişi ise Alexanderdı.
Direk dolabımı açarak kucağıma annemin eski elbisesini attı. " Hemen giyin buradan çıkmamız lazım " dedi. Evet yine bir savaş ortasındaydım. Şaşkınlıkla " ne diyorsun be " dedim. Elindeki kılıcı dolaba yaslayarak derin nefes aldı. " Sen giyin zaten ne demek istediğimi anlayacaksın " dedi. O bana dik dik bakarken bende ona dik dik bakıyordum.
Elini sinirle saçına daldırarak " neden giyinmiyorsun " dedi sesi yüksek değildi. Şaka mı bu. Elime gelen ilk şeyi ona fırlatarak " ne bekliyorsun senin önünde mi giyineyim " dedim. Alnına vurarak arkasını döndü.
Daha 1 saniye geçmeden önüne dönerek beni süzdü. Üstümde dün giydiğim elbise vardı. İyice süzdükten sonra " aslında üstün iyi " dedi. Tersçe baktım. Tam ağzımı açacakken bir ses beni durdurmuştu.
Mayanın sesiydi. Bir şeyler diyordu ama anlaşılmıyordu. Alexander hemen kolumdan tutup beni yatakla ayırdı. Dikkatli bir şekilde sessizce kapıyı açtı.
Ses yoktu. Hızlı ve sessizce merdivenlere yöneldi. Şimdi ise daha demin duyduğum Mayanın sesi daha yüksek çıkıyordu. Ne oluyordu?
Alexander hızlıca merdivene ilerliyordu. Ne yapıyordu bu ?
Sesler zaten aşağıdan geliyordu zaten neden hala aşağıya inmeye çalışıyordu. Kolunda tuttum.
Sessizce " napıyorsun sen kafayı mı yedin sesler zaten aşağıdan geliyor" dedim.
O ise dediğime takmamış koşarak bir odaya girmişti. Geldiğinde ise elinde şapkalı siyah bir pelerin vardı.
Pelerini şapkasıyla her yerimi örttükten sonra kolumdan beni yine sürüklemeye başladı.
Kolumu kendime çekmeye çalıştıkça daha sert kavrıyordu. Aklıma biranda bir şey dank etmişti. Onunda amacı beni öldürmekti. Hemen eline dişlerimi geçirerek kolumu kurtardım "senin de amacın taç değil mi şuan beni götürüyorsun ama öldürmek için götürüyorsun" dedim.
Sesim yüksek çıkmıştı. Hemen ağzımı kapayarak "eğer amacım seni öldürmek olsaydı bunu daha demin yapar yada seni burada bırakırdım" dedi. Kaşlarımı çattım. Amacı beni öldürmek değilse beni nereye götürüyordu? Elini ağzımdan çekince "sana neden inanıyım bana neden söyle bende sana güveniyim" dedim.
Ağzını açıp tam konuşacakken arkadan bir ses geldi. Bu sesin sahibi karşı krallığın oğlu Drew aitti "vay vay demek en sevmediğim kralın torunu benden kaçıyor ne kadar acı verici oysaki yapacağım şeyde o kadar büyük değildi" dedi.
Kaşlarımı çattım "ne diyorsun" dedim.
Az çok diyeceği şeyi tahmin ediyordum. Yanımıza yaklaşarak "sadece bana ait olan tacı almam için küçük bir sorun var mesela varlığın" herkesin gözü dönmüştü.
Neden bu kadar çok istiyorlardı bu tacı? Tam elime temas edecekken o elini bir el hızlıca geriye itti. Alexander arkasında değildim. Drew elini sarı saçlarına götürerek dağıttı "sen kimsin" dedi.
Tam onlar dip diken bende onları pür dikkatle izliyordum. Alexander "inan ki bu seni hiç ilgilendirmez" dedi.
İçim ve dışım çok farklıydı. Dışım kavga etmeyin bakışları atarken içim ise kavga kavga diye bağırıyordu.
Drew sinirle sırıtarak "beni ilgilendirmez öylemi" dedi.
Alexander aynı şekilde sırıtarak "aynen öyle" kavga izlemek ne kadar çok istesem de onları ayırdım. İkisi de bana dik dik bakarken "dediği gibi bu seni ilgilendirmez" dedim.
NE! Ben ne diyordum. Ben kendi dediğim şeye şaşkınken aynı şekilde ikisi de kaşlarını çatmış bana bakıyorlardı.
Hemen dediğim şeyi toparlamak amacıyla tam ağzımı açacakken "kendinde duyduğun seni ilgilendirmez" Alexander benden önce davrandı. Drew bana döndü "neden beni ilgilendirmezmiş. Ailenizden değil ve hatırladığıma göre evlide değilsin" dedi mızıkçı çocuk gibi sesiyle üstüme doğru yürümesi ile bende ona doğru yürüdüm kesinlikle bu çocukta unutkanlık vardı.
Gülümsedim. " Drew neden bu kadar unutkansın benim şu anki konumumu bile bilmiyorsun ve bana hesap soruyorsun " anlamaz şekilde yüzünü buruşturdu.
Her şeyi yeni kavrayarak sessizce yutkundu " kraliçe " gülümsedim" ve sen bana hesap soruyorsun ha Drew ve hatırladığıma göre bir kraliçeye hesap sormak suç ve bunun cezası idam değil mi" dedim. daha derince yutkundu.
Bilmemesi imkansızdı kafayı kurallarla bozmuş birisiydi.
5 saniye kafasını eğerek dizlerini üzerini çöktü" size sonsuz özürlerimi sunuyorum lütfen canımı bağışlayın sizin için elimden ne geliyorsa yapacağım" dedi.
Kafamı kaldırdım bir tane muhafız koşarak yanımıza geliyordu. Gülümsemem genişledi tam konuşmaya başlayacakken bir ses duymamla kafamı direk merdivenlere çevirdim. Ölmemişti. O yaşıyordu. Donmuştum o ise gülümseyerek bana koştu aynı o günkü gibi ağzımdan sadece bir kelime çıktı "Arya" oda kurtulmuştu.
Bana daha sıkı sarıldı "yaşıyorsun" onunda sadece ağzında o çıkmıştı. İkimizde hıçkıra hıçkıra ağlıyorduk.
Sonunda birbirimizden ayrıldık Arya aşağıya göstererek " sabah saraya bir mektup gelmişti dedemin ölümüyle ilgili buraya geldiğimizde burayı gördük ha bu arada Drew pisliği nerde etrafta muhafızlar onu arıyor onu bir yakalarsam onu öyle şeyler yapacağım ki ölmek için yalvaracak" deyince biraz kenara çekilerek Drewi görmesini sağladım.
Gülümseyerek " cezasını ben vermeyi düşünüyordum. Ama senin dediklerin daha cazip geldi al tepe tepe kullan " dedim. Sırıttı" büyük bir zevkle " diyerek Drewin bacak arasına tekmeyi yapıştırdı. Drew iki büklüm olmuştu. Arya bağırarak " muhafızlar bu pisliği saraya götürüp zincirleyin geldiğimde icabına bakacağım" dedi 2 tane muhafız Drewi götürmüştü. Alexander muhafızla bir şeyler konuşuyordu.
Aryaya başımdan geçen her şeyi bir çırpıda anlatmıştım. Arya iyice düşünmüştü. Derin nefes aldı " bence iyiliğin evlenmelisin " dedi. Evlenmek biryandan mantıklı biryandan da mantıksız geliyordu. Bir süre sonra herkes gitmişti. Şuan Alexander ile karşı karşı oturuyorduk. Saray çok sessizdi.
O karşıma oturmuş ikimizde hiç bir şey konuşmuyorduk. Yapacağım ne diyeceğim hakkında hiç bir fikirim yoktu.
O benden önce konuşmaya başladı" Her şeyi biliyorum kalbinde ki büyüyü aileni ve seni. Bella seni korumak istiyorum tamam evlilik saçma gelebilir ama tek çaremiz bu şuan durumun çok tehlikede ve dedenin son isteği hayati tehliken geçtikten sonra istersen boşanırız seni rahatsız edecek bütün her şeyden kaçınırım kabul müsün " derin nefes aldım.
Gözleri bana güçsüzüm gibi bakmak yerine gurur duyuyormuşçasına bakıyordu" kabulüm"
UMARIM BEĞENMİŞSİNİZDİR. KENDİNİZE İYİ BAKIN
Bölüm etkileşimi
