2. bölüm / 2
Kanın HatırlattığıKarşılaşma
Bölümler 2Şu an: Karşılaşma
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kaç saatdir buradaydık, avukatım Miray'a haberi çoktan vermiştim. Şu an topuklu ayakkabılarıyla karakolun koridorlarında rüzgar estiriyordu.
Kızın durumu ağırdı, kafa travması aldığı söyleniyordu. Tüm işaretler şu an Poyraz'ı gösteriyordu ve benim kardeşim hiçbir şey hatırlamayacak kadar sarhoştu.
İçeri girip ifademi vermiştim. Olaya sonradan dahil olduğum için Poyraz kadar üzerime gelinmiyordu. Şimdi plastik bekleme koltuğuna oturmuş haber bekliyordum.
Gözümün kenarında beliren karanlık izlendiğimi hissettiriyordu ki buna emindim. Deminden beri sırtını duvara yaslamış sanki telefonla ilgileniyormuş gibi davranıyordu.
Ben Lara Soydan'dım, babam tarafından nasıl yetiştirildiğimi bir ben bir de karanlık odalar bilirdi. Mert Soydan'ın kızı olmak bunu gerektirirdi. Kendimi nasıl koruyacağımı bilmeliydim, bazı teknik hareketleri öğrenmek zorundaydım. Panik olmak mı? Asla. Bu bana yakışmazdı. Ben hep soğuk kanlı olmak zorundaydım.
Bunun için babama minnettarım, ona asla kızmıyorum. Eskiden çok sinirlenirdim, ama büyüdükçe onu çok daha iyi anladım. Hayat her zaman küçüklüğümüzde olduğu gibi toz pembe olmaya devam etmiyordu.
Topukluların sesi koridoru yine inletirken başımı kaldırıp biricik avukatıma baktım, hiçbir zaman şıklığından ödün vermezdi.
"Poyrazcık biraz daha burada misafir olacak, hadi seni eve bırakayım."
Ayağa kalktım "Durumlar nasıl Miray? Umut var mı?"
"Kızımızın kafasına levye darbeleri alınmış, levyede de Poyraz'ın parmak izleri bulundu."
Koridordan çıkarken Miray bazı polislerle selamlaşmayı ihmal etmiyordu, ah şunun flörtöz halleri beni öldürecekti.
"Poyraz böyle bir şey yapmaz"
"Ona ne şüphe hayatım, ben senden beklerim ki Poyraz'dan beklemem" dedi kıkırdayarak.
"Onu çıkarmalıyız Miray" karakoldan çıkıp arabaya yöneldim.
"Merak etmee" dedi kelimeyi uzatırken, sürücü koltuğunun kapısını açtı "Onu oradan çıkaracağım ve sen bana 1 haftalık Maldivler tatili hediye edeceksin"
"Biletini hazır bil" gülümserken kapıyı açtım "Şu cipten ne zaman kurtulacaksın" yerime otururken rahatsızlığımı dile getirmeden edemedim.
"Biliyosun canım, büyük arabaları severim" matoru çalıştırıp karakolun bahçesinden ayrıldık "Şimdi seni eve bırakayım, benim daha burada işlerim var."
"Kızı görmemiz lazım, kimlerdenmiş öğrene bildin mi?"
Öyle bir iç çekti ki öğrendiğine pişman olmuştu sanki "Akın ailesinin kızı, şu legal yer altı dünyasıyla tanınan Barlas Akın'ın kız kardeşi."
Dudaklarımdan küçük bir küfür savruldu. "Şimdi gel onlara laf anlat" diye mırıldandım "Gitti kimleri buldu ya"
"Barlas ile uzun süreden sonra yine karşı karşıya geleceksiniz demek ki" Miray bunu eğlenerek söylemişti ama benim için kabustan farkı yoktu.
"Mecbur" dudak altı mırıldanırken kalbimi yokladım, hiçbir hiss barındırmıyordum ona karşı. Rahatlıkla gözlerimi kapattım ve eve varana kadar kısa süreliğine uyuma kararı aldım.
"Geldik Laracım, uyann" Miray omzumu yerinden çıkarmak istercesine sallıyordu "Kız hadisene daha bir sürü işim var"
Yerimden dikelirken "Tamam" diye huysuzlandım, kolumu yastık olarak kullandığım için uyuşmuştu, diğer elimle kapıyı açtım "Bana yeni haberleri verirsin" arabadan indim ve evimin bahçesine girdim. Önce bir duş almam gerekti, leş gibi kokuyordum daha sonra annemlere olanları bildirmem gerekecekti.
Öyle de yaptım, güzelce buz gibi duşumu aldım. Vücudumun kirden arındığına emin olunca banyomu bitirdim. Islak saçlarımı havluya dolarken üstüme uzun beyaz tişörtümü ve gri eşorfmanımı giyindim.
Zaman kaybetmeden telefonu alıp görüntülü babamı aradım.
"Kızım" açan annemdi, şefkatli gülümsemesini göstermekten hiç kaçınmazdı.
"Annem nasılsın?"
"İyiyim kızım, sen nasılsın? Abin nasıl?"
"İyiyim, babam nerede?"
"Buradayım," annem ocağın başında yemek yapan babamı gösterdi, "nasılsın babasının kızı?"
"Ben iyiyim ama bir sorun var," çok güzel eğleniyordular, harika anlarını bozmak istemezdim ama bunu bilmeleri gerekti.
"Hayırdır, ne oldu? Poyraz nerede?"
"Sorun Poyraz zaten baba"
"Yine mi içip sızdı?"
"Hayır, yani içiyor o ayrı ama bu sefer başka"
"Kızım söyle artık, ne oldu Poyrazıma? Kalbime inecek şimdi."
Babam, annemi sakinleştirmek için elini omuzuna dokundurdu. Alt dudağımı ısırırken daha ne kadar lafı dolayabilirdim ki diye düşündüm.
"Poyraz karakolda" dedim bir celsede. Tepkilerine bakmadan devam ettim ve tüm olanları anlattım.
"Ne?!" Diye çığlık attı annem "Yok" diye inkar etti devamında "yok yok, yapmaz benim oğlum. Bir yanlışlık vardır Poyraz yapmaz ki"
"Hayatım sakin ol"
"Gidelim" annem babamın tişörtünün bir ucunu yakaladı "Gidelim oğlumun bana ihtiyacı var"
"Asena bir dur, bekle" bana baktı "durumlar nasıl şimdi?"
"Kızın kafasına levyeyle vurulmuş. Poyraz'ın parmak izleri bulundu. Poyraz sarhoştu zaten hiçbir şey hatırlamıyor."
"Yapmaz benim oğlum, yapmaz" diye sayıkladı yine annem
"Kız kim,"
İşte can alıcı kısım burasıydı, yutkundum bakışlarımı kaçırırken dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Kızım söylesene"
"Defne Akın" diye mırıldandım "Barlas'ın kız kardeşi"
"Ayy" annem daha çok fenalaşmıştı, sandalyeden düşer gibi olurken babam hızlıca yakalamıştı.
"Miray'a söyledin mi?" Dedi annemi dengede tutmaya çalışırken. "Evet" dedim hızla "Şu an ilgileniyor zaten"
"Tamam, anneni sakinleştirmem lazım. Sana geri dönüş yaparım."
"Tamam" aramayı bitirdim ve havluyu saçımdan çıkarıp banyoda olan kirlilere attım. Nemliğini hiç kurutmadan odadan çıkıp aşağı indim. Telefonumdan bir taksi çağırdım ve konum olarak hastaneyi seçtim. Arabamı daha getirmemiştiler, bir kaç saatliğine taksiyle idare etmek zorunluluğum vardı.
Araba gelinceye kadar beyaz spor ayakkabılarımı giyindim, evin anahtarını alıp dışarı çıktım ve kapıyı iki kere kilitledim. Kapıyı ileri geri çekiştirerek kilitlendiğine emin olduktan sonra bahçe kapısına doğru yürüdüm. Beni bekleyen taksiye bindim ve yola koyulduk.
Barlas'tan nefret ederdim ama kız kardeşi Defne ile hiç sorunum olmamıştı. Zaten kendisiyle hiç yüz yüze gelmemiştik, telefonda bir kaç kere konuşmuştuk ve abisinden ziyade cana yakın bir kızdı.
Acaba Barlas orada mı? Onunla yüzleşmek istemiyorum. Sadece Defney'i görüp gidecektim. Belki bir şeyler öğrenebilirdim ondan. Uyandıysa tabii.
"Geldik ablam"
Hemen parayı uzattım ve teşekkürümü edip taksiden indim, kocaman hastanenin gölgesinde tam anlamıyla eziliyordum. Küçücük kalmıştım. Ezilmiştim.
Omuzlarımı dikleştirerek hastaneden içeri girdim ve bilgisayar başında bekleyen danışmana yaklaştım.
"Merhaba, Defne Soydan hangi katta acaba?"
"Bir dakika lütfen" bir şeylere baktı ve "üçüncü katta ancak yoğum bakım odası olarak görünüyor"
"Teşekkürler"
Hızlıca oradan ayrılıp asansöre yöneldim ve aşağı inmesini bekledim.
"Barlas seni görürse ortalık karışır"
Arkamdan gelen sesin kim olduğuna baktım. Enis itiydi. Barlas'ın en yakın arkadaşı.
"Defne için geldim" önüme döndüm ve asansöre bakmaya devam ettim
"Barlas bu tür incelikleri anlayacak biri değil"
"Oradan bakınca umurumda gibi mi duruyor? Çünkü hiç umurumda değil."
Asansör olduğum kata varınca önce insanların çıkmasını izledim, hepsi çıkınca içeri girdim ve üçüncü katı seçtim. Enis'te hemen arkamdan benimle birlikte asansöre girmişti.
"Poyrazı karakoldan alamıyor, delirmiş durumda. Seni gö-"
"Poyraz hiçbir şey yapmadı" dedim sinirle "Poyraz masum"
"Hiçbir şey hatırlamıyormuş" derken çok eğleniyordu
"Bu onu suçlu yapmaz. Kardeşimden uzak duracaksınız bu meseleyle devletimin polisleri ilgilenecek. Siz köpekler değil."
"Bak sen..." dedi gülmeye devam ederken "Nefretin hâlâ diri"
Asansör durunca bir şey demeden dışarı çıktım. Yoğum bakımdaydı onu nasıl görecektim ki? İnadıma binip buraya kadar geldim, Enis'te halinden gayet memnun şekilde sırıtıyordu.
Yoğum bakıma yönelen koridora dahil oldum, camın diğer tarafından onu görebilirdim ama koşuşturan doktorları beklemiyordum, aceleci halleri beni hep etkilerdi. Bir canı kurtarmak için nasılda koşuyordular, adeta saniyelerle yaşırıyordular.
Açılan cam kapıdan zorla dışarı çıkarılan adamı gördüm... Barlas'ı gördüm. Bu Barlas'tı. Zorla yoğum bakımdan çıkartılıyordu. Bir doktor yanımdan geçerken "komaya girdi" diye bağırıyordu. Barlas'ın gözlerini takip ettim, orada uzanan sarı saçlı kızı gördüm. Defne'yi... Ve başına toplanan doktorları.
Defne komaya girmişti, dudaklarım şaşkınlıkla aralanırken yeniden gözlerimi Barlas'a çevirdim ama bu sefer onunla göz göze gelmeyi beklemiyordum.
Barlas Akın, tüm nefretiyle bana bakıyordu...
Bölüm etkileşimi
