3. bölüm · Kan ve Sadakat

Kaçış

Vaveyla Kullanıcısı

Soğuk ve nemli bodrumda saatler geçmişti. Lara’nın bilekleri iple bağlanmıştı, sırtı duvara yaslı, elleri uyuşmuştu. Kapı gıcırdayarak açıldı. İçeri üç adam girdi; biri elinde metal bir tepsiyleydi. İçinde ekmek parçası, biraz çorba ve su vardı.

“Yemek vaktin geldi, prenses,” dedi alaycı biri.

Diğeri ipe uzanıp çözmeye başladı.
“Ellerini çözüyoruz, ama aklını kullan. Kaçmayı deneme.”

Lara gözlerini onlara dikti. Sessiz kaldı.

İpleri çözüldü, yemek tepsisi önüne bırakıldı. Diğer adamlar arkasında dikiliyordu. Lara tepsiye baktı, sonra göz ucuyla adamların yerini hesapladı.
Bir anda harekete geçti.

Tepsiyi iki eliyle kavradı ve hızla arkasındaki adamın kafasına savurdu. Metal sesiyle birlikte adam sendeledi, burnundan kan fışkırdı. Diğeri üzerine atılmaya çalıştığında dizini kaldırıp tam yerine vurdu. Adam acı içinde yere yığıldı.

Üçüncüsünün üstüne düştü, dirseğiyle boğazına bastırdı, sonra onun da üstünden kalkıp kapıya yöneldi. Kapı yarı aralıktı. Nabzı hızla atıyordu. Ayağa kalktı, kapıyı itip koridora fırladı.

Ayak sesleri peşinden geliyordu.

Ama Lara koşuyordu artık. Kaçmaya değil — kurtulmaya.