19. bölüm · Kalp yarası

Benimle evleneceksin!

Zehra Akbaşlı

Biz kimse fark ettmeden hızlıca ordan ayrıldık
"Oğuzun babasını olmasına aslında niye bu kadar şaşırdık? "
Dedi eylül odamıza doğru yürürken
"Bilmem ben beklemiyodum nedense"
"Babasını olmasınımı beklemiyordun"
Güldükden sonra ona garip bir şekilde baktım
"Hayır gerizekalı uzaklarda felan olduğunu düşün- aslında onun ailesi ile ilgili hiç bir şey düşünmemiştim "
"Ben de"
Odaya vardığımızda kapıyı tam açıcaktımki
"Yemek "
Dedi eylül bende kafa saldım
"Gidelim"
Yürüdüğümüz yolu tekrar ederke döndük ayrıca üstümüzdekilerde resmen kurumuştu en azından içimiz beli olmuyodu ama yakınıma birisi girerse farkederdi o yüzden bu gün herkesten uzak olmam gerekti
Mutfaka vardığımızda buz dolaba yöneldim bu sefer ben hazırliyacaktım
kahvaltıyı hazıraldım eylüle sohbet ede ede bitirdik sonra ise yine odamıza döndük
"Artık şu planı yapalım ceylan"
Kafa saladım
"Benim aklımda bir şey var"
Eylül hızlıca bana döndü ve göz kırptı
"Ne var"
"Bu gün kaçıyoruz "
Eylül şaşırmaktan bağırarak
"Ne!?"
"Yav kızım ne bağrıyorsun kulağımın dibinde"
Dedim ve devam ettim
"Ayrıca başka ne zmn vaktimiz var kaçmak için, ztn bu gün buraya hiç
Uğramiyacaklar isteseler bile, birde oğuzun babası geldiya onunla daha bir vakit geçirirle ve bizi düşünmelerine bile zmn kalamaz"
"Doğru"
"Ne yapıcağız biliyomusun"
O kafasını hayır anlamında saldı
"Zaten bilmiyorsun şimdi anlatıcam"
"şimdi bahçeye güya birisi sorarsa diye hava almaya çıkıyoruz deriz ordan çıkarız"
Bir anda durdum ve eylüle baktım
"Hiç bir yerden atladınmı"
"Ya ilaki "
"Ama uzak bir mesafede bir yerden"
"Kanka ben Süpermenmiyim niye böyle bir şey yapayım "
"İşte artık yapıcaksın"
"Ne diyeyim hayat insana neler yaptırıyor"
Ve devam etti
"Ee ondan sonra"
"İşte ondan sonra birbirimizi kolaçan edip sırayla atlıyacağız"
"Eeee"
"Ne eee"
"Sonra "
"Sonrası yok"
"Vay AMK bu kadar kolaymıydı resmen biz elimizi kolumuzu salyayrak dışarı çıkıyoruz ve bu planda ne bir kamera ne bir adam bizi görüyo bu gün bize kıyak geçiyolar sanırım"
"Başka bir palnın varsa söyleye bilirsin elylülcümm"
"Ciden biz ne yapıcağız ceylan her yerde kamara heryerde koruma"
"Bugün toplanalım kaçmak zorundayız son şansımız çünki"
"Sen sonucu düşünmüyormusun ceylan bizi yakalasalar öldürürler"
"Ya yeter ya!"
"Cey-"
"Eylül artık ne bok oluyorsa olsun anladınmı artık ölmem bile umrumda değil ben sadece ablamı
Görmek istiyorum anladımı!!"
Birden istemsizce gözlerimden yaş gelmeye başladı nefesim daralmaya başladı ve farketimki
Ağlamktan nefesi kesik kesik alıyordum artık burda nesfes alamıyordum daralıyodum şuanda kendimi kontrol edemiyodum sinir boşalması yaşıyodum
"Ceylan bak lütfen beni dinle sakin ol"
"Ne sakin olmasından bahsediyorsun. Artık ne oluyorsa olsun!"
" Sanırım şuanda Sinir kırızi geçirdiğinden böyle diyorsun bak sakin ol hepsi geçicek"
"Bok geçiceck git artık konuşma kafamda zaten konuşuyolar "
Birden kapı açıldı karşımda oğuz
"Ne oluyo!"
"Ceylan sinir kırizi geçiriyo!"
"Ne!?"
Herkes bir anda odaya doluşmuştu
Oğuzun babası en son girdi
"Kesin şunun sesini! "
Ben daha çok bağırmaya başladım
" gidin burdan yanlız kalmak istiyorum!"
Oğuzun babası
"Ağzını bantlayın kolarını bağlayın Bodrum'a atın orda yanlız kalsın bakalım"
Ben ona baktım ve orda benim için Ray koptu
Gözümü geriden açtığımda elimde silah admın üstündeyim ve silah sesi bütün bir odayı doldurdu
Ondan sonrası zaten bendeki bütün herşey kararmıştı
O an neyi farketmiştim biliyomusunz muratın ta ecdedini ve sülalesin
İçine tükürmek istemiştim...

*
Gözelirimi yavaşça açmaya başladımda herşeyi bulanık görüyordum heryer karanlıktı bı an düşündüm gözlerimi açmadımı diye ama karşıya baktığımda kırmızı bir ışık vardı ve uzakta benim tam karşımda bir tane sandalyeye oturmuş bi adam vardı biraz hareket ettmeye çalıştım ama edemiyodum yoksa ,yoksa felçmi kalmıştım!!
"Boşuna debelenme!"
Karşıdaki adamın sesi... Oğuz ,oğuzun sesine benziyodu bu
"Oğuz bana ne oldu neden hareket edemiyorum ve, ve burası neresi!"
Seslice ağır ve kötü bir gülüş attı
"Burası senin ölüm yerin yavrum"
Tehtihkar ve korkunç bir şekilde sesi sakindi yani o ses tonu olurya anlatamıyorum bu adam çok tuhaf şuanda
Ayrıca o yavrum kelimesi ... sesi çok çekiciydi
"Anlamıyorum ben neden hareket edemiyorum"
"Bağlı- ya ,bir kerede sen anla! bağlı olduğunu bile benmi söylemem lazım"
Bir anda durdum
"Işıkları açsaydın görürdüm niye ışıklar kapalı vede ben bağlıyım bir ana kendimi felç sandım tövbe tövbe?!"
"Hatırlamıyomusun!?"
"Hayır neyi hatırlamam gerekti ,ayrıca rica ediyorum ışıkları aç göremiyorum seni "
"Senin beni görmeye yüzün varmı sence!?!!"
"Ne ,ne olduki senin yüzüne bakamıyacağım? "
Ağır ağır kalktı ve yanıma yürümeye başladı ayakabı sesi bütün odaya dolduruyordu aslınada oda demeye binşait burası Bodrum sanırım ne oluduğunu gram anlamamıştım ve burda neler olduğunuda ! Ayrıca kolarım uzun süreli bağlı olmalı ki fazlası ile ağrıyor ve acıyordu
Oğuz yanıma vardığında elini omuzuma atı ve fazlası ile bastırdı
"Aaa napiyosun acıyo oğuz!"
Yine o gülüşü atı
"Bu daha ne ki!?"
"Lütfen ne olduğunu anlat ayrıca ipler bileklerimi kolarımı vede bacaklarımı çok acıtıyor lütfen beni çöz"
"İyi güzle bir haber bu, canını acıması"
Saçımı tutu ve geriye doğru iti çığlık atım
"Babama yaptığını şeyi sana ömür boyu ödeteceği!!"
"Ne ,ne yaptım ben babana !?"
"Onu vurdun!"
"Ne!??"
Ne ben ne yaptım ne vurması
"Ben ,ben katilmi Oldum nası ya ben neden hatırlamıyorum lütfen lütfen bunun bir şaka olduğunu söyle!!!"
Saçımı daha çok çekti ve yüzüme yaklaştı
"Dua ett ölmedi !babam yoğun bakımda!"
Büyük bir nefes vermiştim ölmemeişti...
"Peki ben bunu nası nasıl yani neden yaptım nezamn yaptım?!"
Saçımı daha çok çekti ve daha çok yüzüme yaklaştı
"Bunu artık bir önemi yok"
Yüzüme nefesini verdi ve
"Benimle evleniceksin!"
Ne ,ne diyordu bu! Hiç bir şekilde neler olduğunu anlamamıştım ben neden birisini öldürmeye çabalıyacak kadar gözüm dönmüş olabilirdi ki!