5. bölüm · kaldırım serçesi

5. bölüm:çaresizlik

nidaa

en son hocaya yakalanmıştık. yani yakalandık değil birşey yapmıyorduk ki, iyice uraza benzemeye başladım. bana öyle güzel bakıyordu kii nefessiz kalmamak elde değil. Uraz okulun popüler çocuklarından biri. yeni gelmesine rağmen nasıl çoğu kızları kendisine aşık etmeyi ve popüler olduğunu anlamıyordum, bizde insanız değil mi? ondan ne eksiğim var benim, ne var aramızda tam olarak? o futbol takımındaysa bende voleybol takımındayım canım, hani bende tanınırım, hocalar tarafından olsun öğrenciler tarafından olsun ama onun kadar da değil.

veee şuan müdürün odasındaydık. valla ne yalan söyliyim uraz'da bende gerektiğinden fazla rahattık. sonuçta onun ailesi zengin, ben zaten okuldan atılmak istiyorum, daha ne yapalım ki? inanır mısınız, sırf okuldan atılmak için kaç kere kavga ettim ama müdür, müdür yardımcısı falan alttan aldılar. çok sinir bozucu birşey gerçekten, hele benim gibi birisi için ise sinir krizi geçirmelik. yaklaşık 15 dakikadır falan müdürün odasında bekliyorduk. sınıf öğretmenimiz ve disiplin kurulundaki bir kaç öğretmende buradaydı. of bu manzara nasıl hoşuma gitti bi bilsenizzz...

***sınıf öğretmenimizin adı;banu parlak***

banu hoca;"ya size gerçekten inanamıyorum çocuklar, nasıl böyle birşey yaparsınız? hadi okulu geçtim okul dışında ne yapacaksanız yapın! burası bir okul, okul ya burası siz ne yaptığınızı zannediyorsunuz?!" diye cırladı birden. valla korktum, korkmamak elde değildi. konuşma hakkımı kullanarak konuşmaya başladım, sonuçta böyle bir şeye susacak, göz yumacak değildim.

"hocam afedersiniz ama anlama kıtlığınız mı var? size diyorum ki, bu salakla hiçbişey yaşanmadı. hiçbir şey görmeyip, hiçbir şeye şahit olmadan nasıl bizi suçlu çıkarmaya çalışırsınız ya siz, kimsiniz siz! burda bir gerizekalı hoca gelmiş bize iftira atıyor ve sizde buna inanıyorsunuz ya! madem böyle birşey yüzünden bize inanmıyorsunuz o zaman neden her seferinde beni okuldan attırmamak için uğraştınız hepiniz, bunuda açıklayın o zaman!" dedim. bunu sadece banu hocaya değil herkese bakarak söylemiştim. hiç olmadığı kadar haklıydım, yaşanmamış birşey yüzünden suçlu biz oluyoruz ama yeri geldiğinde de suçsuz biz oluyoruz. bu okul sistemininde, müdüründe, öğretmenlerinde, hepsinin teker teker amk ya.
Uraz gülmemek için kendini zor tutuyordu. bu neydi şimdi? ben sinirliyken kimseyi gözüm görmez, karşımdaki kim olursa olsun. öfkelendim mi diğer kızlara benzemem, beni öfkelendiren şeyin sıçarım ağzına.

aralarından bir tane hoca;"aa hadsiz! hocam neler diyor ya görmüyor musunuz? umarım bu seferde okuldan attırmamak için bir mazeret üretmezsiniz." demişti. şuan benimle birlikte bu mal hocanında atılması gerekiyor açıkçası.

müdür, uraz ve beni uzun uzun inceledi. ardından, "elzem, bu yaptığın çok ayıp birşey. karşında annen ve baban yok senin! bu ne hadsizlik! derhal özür dile hepimizden. TEKER TEKER." dedi.
"teker teker" dediği kısmın üstüne basa basa söylemişti. ama bana en çok dokunan, "karşında annen ve baban yok senin" demesiydi. benim bir annem vardı ama o da ölmüştü. benim sadece tek bir sığınağım vardı, ama o da beni bırakıp gitmişti. babam olacak o şerefsize ise baba demeye bile utanıyorum. gözlerim dolmuştu. çok hassas olduğum konuydu aile konusu. ki bunu zaten Uraz hariç buradaki herkes biliyordu ama artık uraz da öğrendi, en zayıf noktamı. gözlerimden damlalar yavaş yavaş yanağıma dökülürken konuşmaya başladım.

"sana şuan çok acıyorum biliyor musun, biliyor musunuz? gerçekten ailesi olmayan bir genç kıza bunu söyleyecek kadar düşmüş olamazsınız! en zayıf noktamdan vuracak kadar düşmüş olamazsınız ya! benim annem ve babam yok, annem öldü babam ise başka kadınla evli ve siz bunu bile bile bana bunları söylüyorsunuz ya, allahta sizin belanızı versin! empati kurun biraz, empati kursanıza! kuramazsınız değil mi? e tabi sizde haklısınız ya insanların zayıf noktasından vurmaya sınır tanımıyorsunuz! zavallısınız siz, buradaki herkes zavallı! iki genç öğrenciye iftira atacak kadar, okuldan attırmak için elinden geleni ardına koymayan, ailesi olmayan bir kızı ailesiyle vuracak kadar zavallısınız siz!"

bunların hepsini ağlayarak ve bağırarak söylemiştim. bu kattaki bütün sınıfların duyduğuna emindim. herkes şok içinde bana bakıyordu. cümlelerimi bitirdiğimde hızlıca çıktım odadan. Uraz peşimden geliyordu. yalnız kalmaya ihtiyacım vardı.

Uraz;elzem, elzem durur musun?"

Elzem;Uraz yalnız bırak beni, nolursun, yalvarırım yalnız bırak. yalnız kalmaya çok ihtiyacım var." dedim.
Uraz'da odadaki halimi gördükten sonra daha fazla ısrar etmemişti.
okuldan çıkıp sahil kenarına doğru gidiyordum. gerçekten kendimi yalnız hissediyordum. aslında hissetmek değil, gerçekten yalnızım ben. annem öldükten sonra babam evlenmek yerine bana sahip çıksaydı belkide şuan böyle olmazdım. bu halde olmazdım. hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. sahil kenarına geldiğimde kendimi hemen yere atmıştım. birisine sarılmaya çok ihtiyacım vardı.

benim ölmeye çok ihtiyacım vardı.

ofoffof çok iyyii olduuuu yeni bölüm gelsin miii🤍🤍