7. bölüm · KALBİMİN İNCİSİ
Sessiz fırtına
🌼🦢
Kapı açıldığında Akgün bey dağınık saçları,patlamış dudağı ve kan lekeleriyle kirlenmiş beyaz gömleği ile tamamen karşımda duruyordu.
Kavga mı etmişti?
Hemen'akgün bey'diyerek yanına koştum sesim sandığımdan daha telaşlı çıkmıştı
"İyimisiniz ne oldu böyle?"diye sordum ama alacağım cevap daha farklıydı
"İnci uyudu mu?"
Bu halde bile kızını düşünüyordu.
"Uyudu tabikii gelin şöyle iyimisiniz siz"
Kolundan çekiştirerek koltuğa oturmasına yardımcı oldum.
"Tamam Seray sen yatabilirsin"
Tabikide onu bu halde bırakamazdım.
"Ya lütfen sacmalamayın siz halinizin farkında mısınız!?"
Ne yapacağımı düşünürken aklıma banyoda gördüğüm ilk yardım kiti geldi ellerinin üstü ve dudağına Krem sürülmesi gerekiyordu
"Bekleyin siz ben ilk yardım kitini alıp geleyim"
O Seray gerek yok serenatını yaparken ben onu dinlemeden çoktan üst kata çıkmıştım
Çantayı kaptığım gibi aşağı indim burda işine yarayacak şeyler vardı.
Çantayı orta sehpahaya bırakıp yanına kurtuldum.
"Dayak mı yediniz?"diye patavatsız bir soru kaçtı ağzımdan
Adamda dayak yiyecek cüssemi var Seray!!!sen birde karşı tarafı gör.
Akgün beyin ters bakışlarına maruz kalırken ağzımı kapattım
Pamuğa biraz tertindiot döküp yavaşça dudağının kenarına bastırdım
Neden kavga ettiğini asla söylemeyecekti buna emindim.
Pamuğu biraz fazla bastırmış olmalıyım ki hafifçe yüzünü buruşturdu
"Ay çok mu bastırdım özür dilerimm"
Anın verdiği telaşla ne yaptığımı fark etmeden adamın dibine girmiş dudağına üflüyordum
Ne yaptığımı fark ettiğim gibi geri çekildim.
BİRDE KUCAĞINA ÇIKSAYDIN SERAY!!!
Allahım beni yok et!.
Kendimi toparlayıp boğazımı temizledim.
"Niye kavga ettiniz"
Sustu.
Yine sustu.
"Konuşmayacakmısınız Akgün bey?"
Ofladı
"Çok konuşuyorsun Seray"derken alnını avuşturuyordu
"Ama sizde söylemiyorsunuz ki yani ne yapayım saat gece iki ve siz eve böyle geliyorsunuz karşı taraf ne halde peki ayyy öldürdünüz mü adamı"
Fazla abartıyor sun Seray!en fazla cesedini arka bahçeye gömmüştür
"Hmhm hatta cesedi arka bahçede"dedi
Gözlerimi pörtletip daha yakınına girdim
"İçimi mi okuyorsunuz acaba"
"Ne düşündüğünü anlamak zor değil Seray"
"O zaman cevap versenize banaa"
"Birşey yok Seray küçük bir tartışma"
Elimdeki kremin kapağını açarken ona baktım.
"Siz böyleyseniz karşı tarafı düşünemiyorum"
"Ne varmış halimde,Alt tarafı bir kaç sıyrık"
Gözlerimi devirip elinin üstündeki kurumuş yaralara Krem sürmeye devam ettim
"Mesajlarıma bakmadınız hiç"
"Müsait değildim"
"Dayak yemek-ay pardon dayak atmaklamı meşguldünüz"diye sordum
"Serayy"dedi uyarıcı bir sesle.
"Tamam ya sustum"
Kremin kapağını kapatıp çıkarttıklarımı çantaya geri koydum
"Seninle bir şey konuşmam lazım"diyip ciddileşti bir anda
Yerimde dikleştim.
"Hayırdır inşallah"
"Söyleyeceklerime ters tepki vermemeni umuyorum Seray"
"Söyleyeceklerinize bağlı Akgün bey"
"İlerdeki özel hastaneyi biliyormusun?"
Düşündüğüm şeyi yapmış olmasındı.
"Evet ama ben bundan hiç iyi şeyler anlamıyorum"
"Anneni oraya yatırdık"
İçimde patlayan sinirle ayağa kalktım
"Bana sormadan annemi özel hastaneye mi yaptırdınız"
Ben o masrafları cebimde beş kuruş olmadan nasıl karşılarım!?
"Seray sakin olurmusun?"dedi sakin bir sesle ama o sakinlik bende yoktu
"Olamam efendim bana sormadan benim Hayatıma karışamazsınız siz"
Bileğimden tutup yanına çekti beni.
"Sakin ol Seray senin altından kalkamıyacağın birşeye kalkışmam zaten"
"Ya siz nereden biliyorsunuz benim nelerin altından kalkıp kalkamayacağımı,neden yaptınız böyle birşeyi?"
"Bundan sonra burada kalmanı istiyorum.İnci ile ilgilenirken anneni aksatmamış olursun ve ayrıca annenin hastahane masrafları bana ait"
Resmen gururumla alay ediyordu.
bu zamana kadar anneme bakmak için sayanayacağım kadar iş değiştirdim hepsinde kendi ayaklarımın üzerinde durdum ne bir akraba nede bir sevgilimin eline bakmıştım.
Ve şimdi de öyle olacaktı yarın gidecek ve annemi o hastaneden çıkaracaktım.
"Siz şuan ne dediğiniz farkında mısınız Akgün bey resmen benim gururumu ayaklar altına almamı bekliyorsunuz"
"Hayır Seray lütfen böyle düşünme İnci sana çok çabuk alıştı ve annene yardım etmek te benim içimden gelen birşey senin yaptığın yardım bunun yanında bir hiç kalıyor"
"Akgün bey- dedim ama devamını getiremedim.
"Lütfen Seray bunu biraz düşün bunun gururla alakası yok sen çok iyi kalpli bir insansın..."yüzündeki gamzeleri ilk defa bu kadar yakından görüyordum
Cümlesine kaldığı yerden devam etti.
"Kalbinin güzelliği yüzüne yansımış resmen"
"Teşekkür ederim iltifatlarınız için Akgün bey ama benide anlayın siz benim patronumsunuz ve.."utana sıkıla devam ettim"o hastahane in masrafları ne kadardır daha yeni tanıştığım birine bu yükü yükleyemem"
"Bu bir yük değil Seray lütfen bunu sabaha kadar düşün"dedi ve yanımdan kalkıp gitti
Salonda tek kaldım.
Odama gidip sabaha kadar düşündüm.
Kabul edecekmiydim?
⋆. 𐙚 ˚
"Seyayy babim yayından beyi yok"
İnci yine sabah babasını göremediği için birkaç saattir ağlıyordu.
Her ne kadar beni sevsede dünden beri Akgün beyi görmediği için özlemiş olmalıydı
"Bebeğim konuştuk ama bunu seninle"
Benim konuşmama izin vermeden hıçkırıkları arttı bu haline kıyamıyordum
"Ba-bananee babiim anne gibiy geymicek"
Ağlamasının nedeni bu olmalıydı
Oysaki bu aklıma dahi gelmedi
Karşımda oturan inciyi sıkıca tutup kucağıma aldım, her zamanki gibi kafasını omzumla boynum arasına gömüp ağlamaya devam etti
"Bebeğim babam gelecek,hatta ne yapalım biliyormusun arayalım hadi babayı! O söylesin sana geleceğini olurmu?"diye sordum
Kafasını kaldırmadan salladı.
Cebimdeki telefonumu çıkartıp Akgün beyi görüntülü aradım
Birinci çalış...
İkinci çalış...
Üçüncü çalış...
Telefon kapandı, Akgün açmadı
İncinin ağlaması hiddetlendi,ne yapacağımı bilemez gibi Akgünden çıkıp Toygarı aradım
Toygar Akgünün yanı sıra anında açtı aramama hem şaşırmış hemde endişeli miş olmalıki yüzündeki ifade bunu anlatmaktaydı
"Seray?"
İlk konuşan o oldu
Telefonu omzumda ağlayan inciye çevirdim konuşmadan
"Prensesim,niye ağlıyorsun sen"
İnci toygarın sesini tanıdığında kafasını kaldırdı
"Toyay babim gitti anne gibiy geymicek"
İnci telefonu elimden aldığı için toygarın ifadesini göremiyordum
"Prensesim baban gelecek"
İnci daha fazla ağlamaya başladı.
"Geymicek işte geymiyo"
"Tamam ben telefonu babana vereyim sen onunla konuş olur mu"
"Bey babiye vey"
İki dakikanın ardından telefondan Akgünün sesi geldi,İncinin göz yaşları durdu hemen,telefonu dahada sıktı o küçük ellerinde
"Bebeğim"dedi Akgün
"Baba"diye cevapladı İnci
"Niye ağlıyorsun güzel kızım"
İnci sanki babası telefondan çıkacakmış gibi sıkı tutuyordu telefonu kafamı biraz uzatıp Akgünü görmeye çalıştım
"Baba şeni şok öjledim"diye ağlamaya başladı İnci Neva
Görebildiğim kadar Akgün bey çok yorgun gözüküyordu
"Özür dilerim incim burada işim arttı ama hemen geleceğim tamammı Güzel kızım benim sen ağlama"
"Ne jaman geycen baba"
"Sen Seray ablanla biraz daha oyna hemen geleceğim söz veriyorum tamam mı?"
İnci kafasını saklamakla yetindi
"Seray ablan nerede?"
İnci "buyada" dedikten sonra telefonumu bana uzattı ben konuşmadan Akgün söze girdi.
"Seray nasılsın"diye sordu
"Pek iyi değilim Akgün bey inci sabahtan beri ağlıyor bu halini görmek beni çok üzüyor"dedim
İncinin bu halini görmek onuda üzüyordu yorgunluğuna yorgunluk katıyordu
"Biliyorum Seray benimde öyle ama hemen geleceğim bugün en fazla bir saate evdeyim"
"Siz bilirsiniz Akgün bey hoşçakalın"dedim ve vedalaşıp telefonu kapattık.
Babasıyla konuştuktan sonra kucağımdan inen incinin yanına geldim odasında oyuncaklarıyla oyun oynuyordu
Ama mutluydu.
Babasının onu bırakmayacağını biliyordu.
Yanına oturup bende diğer bebeklerini elime aldım
"Ne oynuyoruz İnci hanım"
"Oynamıyomki babimi bekliyom"
"Tamam hadi seninle bir oyun oynayalım o zamana kadar babam zaten gelmiş olur"diye sordum
Ona masal okuyup uyutmak çok kolaydı her masal okuduğumda kucağımda uykuya dalması beş dakika sürmezdi.
"Ne oynicaz"
"Sen geçen gün benden bir masal istemiştin yaa"derken onu çoktan kucağıma alıp yatağına yatırmıştım
"Pamu piyensesmii"diye heyecanlandı
"Evett"dedim ve komodinin üstündeki masal kitabını aldım ve okumaya başladım
Masalın yarısına geldiğimizde İnci garip bir şekilde hala uyamamıştı
"Bebeğim niye uyumuyorsun"
Ellerini havaya kaldırıp kucağıma gelmek istediğinde yaptığı kucak işaretini yaptı
"Kucak"dedi dudağının büze büze
Kucağımda uyumaya alışmış olmalıydı
Eğilip kollarımı sıkıca ona sardım
Herzamanki gibi kafasını boynuma gömdü
"Seyay sayıncaya gidem"
Bahçedeki salıncakta uyumayı sevdiğini biliyorum ama hava hafif estiği için yatağındaki battaniyeyide alıp üstüne örttüm
Kucağımdaki o minicik beden içimi huzurla doldurmakta çok başarılıydı,diğer çocukların aksine İnci Neva kozasından yeni çıkmış bir kelebekten farksızdı
Bir çocuk istesem,İnci Neva bunun tanımı olurdu
Kafasını boynuma gömmüş sessizce uyuyan o kız çocuğu benim hayatıma baharıyla birlikte girmişti
⋆. 𐙚 ˚
Gözlerimi aralığımda hava çoktan kararmıştı,kafamdaki hafif ağrı dahada şiddetlenmişti
Kucağımdaki hafiflikle telaşla ayağa kalktım,en son İnci Neva ile burada uyuya kalmıştık
Ve şimdiyse o kucağımda yoktu
Ayağıma terliklerimi geçirmeye bile vakit kaybetmeden koşarak içeriye girdim
Mutfaktaki yemek kokusu burnuma ulaşmıştı bile...
Akgün bey gelmiş olmalıydıki İnciyle beraber içeriden sesleri geliyordu
Mutfağa geçip Akgün beyin yanına oturdum
"Günaydın uykucu"sesi gayet kefiyli geliyordu
"Yünaydın seyayy" gözlerimi zar zor açıyorken inciye havadan bir öpücük attım
"Ne zaman geldiniz"sorum Akgüneydi
"Yaklaşık iki saat oluyor"
O kadar uyumuş muyum yaa
"Açmısın,yemek yaptık"diye sordu
Onlar yemiş olmalılardıki bulaşıklar masanın üzerine duruyordu
"İlaç içmem lazım ne yaptınız"diye sordum
"Kremalı tavuklu Makarna ayrıca mükemmel şefliğimi konuşturarak salata bile yaptım"
dedi çenesini havalandırarak kibrinin önüne geçebilen yoktu
Hadi oradan dercesine güldüm.
Kendime bir tabak çıkartıp makarnanın üstüne salatadan koydum şuan o kadar açtım ki bunların aynı yerde olması beni zerre ilgilendirmezdi
Masaya tekrar otururken Akgün beyin yargılayıcı bakışlarıyla beraber yemeğime başladım
"Midem kalktı Seray"
Neden diye sormadan kafamı salladım
"İkisini niye karıştırarak yiyorsun yemeğin tüm tadı gitti"
Ağzındakini yutup onu cevapladım
"Zaten midemde birleşecek ayrıca şuan o kadar açım ki bunu düşünemem"
İnci sandalyeden atlayıp odasına gittiğini söyledi
"İnciyle ilgilenirken kendini ihmal etmeni istemiyorum Seray"
Ağzım doluyken konuştum,beni buna zorlamasından nefret ettim!.
"Kendimi ihmal etmiyorum zaten sadece acıktım"
Gözleri etrafta gezmeye başlayınca ne aradığını çoktan anlamış oldum
Ee yani bizde birileriyiz sonuçta.
"Ne arıyorsunuz" diye sordum en sonunda
"Senin yaptığın kurabiyeler den kaldı mı?" Diye cevapladı
Sırf tadına baksın diye üç dört tane ayırmıştım,elimdeki çatalı tabağımın kenarına bırakıp ayaklanacakken elini omzuma bastırdı
"Sen yemeğini ye ben alırım,nerde"dedi
Mavi irislerim omzumdaki eline kayınca "buz dolabının yanındaki dolapta"diye cevapladım
Onun teni buz gibi dondurucuydu,
Dokunduğu herkesi kendi soğukluğuyla dondururdu.
Ama benim ateşim onu eritirdi...
⋆. 𐙚 ˚
Hop hemen bir bölüm daha geliir🫡🫂
