11. bölüm · Kalbimin ardındakiler

Bölüm 11

Neva C.

Göz göre göre Atlası bırakıp Baran'ın yanına gittim. Baran ise benim yaklaştığımı görünce arkasını döndü ve ilerlemeye başladı. Şuan ya konusacaktım ya konusacaktım. Baran'ı kaybedemezdim. Baran'ı kaybedersem Esin'de kaybetmiş olurum. Bunun düşüncesi bile kötü. Baran yağmurda hızlı hızlı yürüyordu. Ona yetişemiyordum.

Sekerek anca 5-6 adım gidebiliyordum. Biraz daha yaklaştıran sonra tüm gücüm tükendi soluklanmak için arkamı dönüp Atlas'a baktım küçücük banka uzanmıştı. Yağmur yüzüne yağıyordu. Sonra tekrar harekete geçmiştim. Bayağı ilerlemiştik. Ağaçlık bir yere kadar geldiğimizde ben en sonunda dayanamadım ve kırk olan ayagimida yere bastım. Ve tüm gücümle bağırdım.

"Baran. Dur. Ne olur dur. Baran açıklamama izin ver Baran. Baran yetişemiyorum sana."derken gözümden akan göz yaşlarım yağmurla karışıp boynumdan aşağıya hızla süzülmeye başlamıştı. Acı içinde yürüyordum. Ama hala aramızda mesafe vardı. Sorna o birden durdu ve bana döndü.

"Git Dora. İstemiyorum seni. Git. Herşeyi biliyorum. Biliyorum. Ne zaman söyleyecektin ha. Ne zaman. Yoksa ilk dakikadan beri bizi kandırdığını gibi devam mı edecektin. Ne zaman bitecekti oyunun ne zaman."

"Baran gerçekten düşündüğün gibi değil. Çocuktum. O da çocuktu. Biz çocuktuk. Karşı koyamazdık. Koyamadık. O denedi. Kaçkere denedi. Sonra ben o denedi diye kaçkere onun yaralarını sardım. Sen bunu bir düşün."

"Bana söyleye bilirdin. Bunu bana diyebilirsin. Sen benim yüzüme, Esin'in yüzüne gülmek yerine bize söyleye bilirdin. Sen ihanet ettin."

"Baran ben size ihanet etmedim. Yemin ederim. Denedim karşı koyamadım. Denedim. Ben size hiçbir zaman ihanet etmedim."

"Olayda bu ya Dora sen bize degil kendine ihanet ettin. Sen aslında bizi kalbinin ardına koydun. Sen bizi kalbinde kopan fırtınalardan uzak tutmaya çalıştın. Sen kalbini parcalayan insanları kalbine aldın. Ama bizi almadın. Biz senin sadece Kalbinin Ardındakiler idik. O da bende Esin de. Sen bize degil sen kendine ihanet ettin."

"Kalbimin ardındakiler."dedim kısık ses ile. Onlar benim kalbimin ardındakiler idi. Ben kalbime koyacağım insanları kalbimin ardına almsitim. Onlar zarar görmesin diye. Sonra Baran benk kolimden tutum hafifçe sarstı. Başımı yavaşça ona doğru döndürdüm. O ise parmağının ucu ile göz yaşlarımı sildi.

"Dora bir şey istesem yapar mısın ? Tek birşey."
"Ne istersen yaparım. Yeterki soyle."
"Sevdiklerini kalbinin ardına değil kalbine koy. Seni yıkanları çıkar kalbinden."dedi. Sonra derin bir nefes aldı ve tekrar konuşmaya başladı.

"Dora Kalbinin aklının yerine geçmesine izin verme. Şu hayatta yaptığımız en büyük hata bizi aklımızın değil kalbimizin yönetmesine izin vermek. Bunu yapmamalısın. -Bu çok kötü bir şey mi?- dersen hayır. Ama burası gerçek dünya kalbinle duygularınla hareket edip mantığını görmezden gelirsen seni kırarlar Dora. Şimdiki gibi. Seni kırarlar. Sen bir çiçeksin diyelim en nadide çiçek. Ama sen en güzelliğinle açarsın. Burda güzelliğin senin kalbin oluyor. Sen en güzel halinle açarsan insanlar gelip -aaa bu ne güzel çiçek. Buraya nekadar yakışmış.-" demez. Seni kopartır. Senin kalbini kırarlır. Sen emek harcarsın. Kendinden ödün verirsin. Sana yaptıkları davranışları görmezden gelip varını yoğunu onlara verirsin. Ama bir gercek vardir ki o da eninde sonunda herşeyin biteceği gerçeği. Ve sen yorulursun herşey tükenme noktasına. Yani sıfıra gelmeye başlar. İşte o zaman senin solmaya başlaman demektir. İnsanlar çiçeği solmaya başlayınca önce eliyle oynar yapraklarını dağıtır, kopartır sornada bir kenara çöpe atar. İşte o çiçek sen oluyorsun Dora. Yapma bunu kendine. Mantığının duygularının önüne geçmesine izin verme."dedi.

Şok olmuştum. Olduğum yerde sadece gözümü kırpmadan ona bakıyordum. O ise bana acı bir gülümseme sunuyordu. Sonra birden beni kendine çekip sarıldı. Bende ona sarıldım. Birbirimize sıkı sıkı sarıldık. Söyledikleri beni tamda dediği gibi kalbimden yaralasada. Çok haklı idi.

"Hadi gel Atlasın daha çok ihtiyacı var şuan bize."dedi ve önümde diz çöktü. Zaten canım yandığı için çokta üstlendim ve sırtına bindim. Biraz yürüdükten sonra Atlas'ın yanına vardik. Sırtını banka vermiş. Boşluğa bakıyordu. Baran beni sırtından indirdi. Beraber Atlas'ın yanına gittik ve ikimizde o yaralı, büyük değil küçük çocuğa elimizi uzattık. Ve o küçük çocuk yüzümüze baktı. İnceledi ve ikimizinde elini tuttu. Onu ayağı kaldirdik ve hep beraber sarıldık.

"Sende gel ne Atlas. Direnme. Teklifim hala geçerli. Herşeyi duzelte biliriz bence."
"Ne teklifi. Ne dönüyor burada."
"Seni aşar bu konular Dora. Hmm... Belkide en iyi yol teklifi kabul etmek değilde. Beraber bir teklif yapmaktır. Nedersin Baran."dedi ve sırıttı Atlas. Baran güldü ve ikiside birbirine elini uzatıp omuz çalıştırdılar.

Bu teklif mevzusunu sonra tekrar konusacaktım. Ama şimdi onların mutluluğu bana yeterdi. Ayrıca Baran'a Atlas herşeyi anlatmışsa bile ne zaman onu öğrenmem gerekecek.