9. bölüm · Kalbimde Kalanlar
FİNAL
DAISY – İÇ MONOLOG
Eskiden hep şunu sanırdım:
İnsan yalnız kalıyorsa, bunda mutlaka onun payı vardır.
Çok konuşmuşumdur belki.
Çok hissetmişimdir.
Birine fazla yaklaşmışımdır.
Bunların hepsi bana kusur gibi anlatıldı.
O yüzden biri bana iyi davrandığında,
İlk refleksim teşekkür etmek değil,
Hazırlık yapmaktı.
Gitmesine.
Sergio’yla tanıştığımda, bunu da fark ettim.
Onun gülüşü güzeldi ama…
Ben hep arkasına baktım.
Ne saklıyor diye.
Meğer bazı insanlar saklamazmış.
Sadece taşırmış.
Onun acısı benimkine benzemiyordu.
Ama ikisi de sessizdi.
Ve sessizlik, yanlış anlaşıldığında insanı yalnız bırakıyordu.
Ben kaçmayı öğrendim.
O susmayı.
Kimse bize kalmayı öğretmedi.
Şimdi burada oturuyorum.
Yanımda biri var.
Beni tutmuyor.
Ama gitmiyor da.
Ve ilk kez şunu düşünüyorum:
Belki de yalnızlığa mahkûm değildim.
Belki sadece…
Doğru insanla, doğru yerde susmam gerekiyordu.
Artık biri geç cevap verdiğinde,
Kalbim hemen kapanmıyor.
Hâlâ ürküyorum.
Ama kaçmıyorum.
Çünkü şunu öğrendim:
Sevilmek, terk edilmeye bağışıklık kazandırmıyor.
Ama yalnız ölme korkusunu alıyor.
Sergio yanımda nefes alıyor.
Bu ses…
Bana yetiyor.
Ve ilk kez, bir hikâyenin sonunu düşünürken
Korkmuyorum.
Çünkü son diye bir şey yok belki.
Sadece…
Birlikte kalmayı seçtiğin anlar var.
Ben buradayım.
Ve bu kez,
Kendimden kaçmıyorum.
SERGIO – İÇ MONOLOG
İnsan birini kaybettiğinde,
önce sesini unutur sanır.
Ama asıl kaybolan şey,
birine ihtiyaç duyma izni.
Babam gittiğinde güçlü olmam gerekti.
Annem gittiğinde sessiz.
Kimse bana,
“Üzgün olabilirsin” demedi.
Herkes bana,
“Dayanıyorsun” dedi.
Dayanmak…
bir süre sonra yaşamaktan daha kolay oluyor.
Daisy’yle tanıştığımda bunu fark ettim.
O çok hissediyordu.
Ben hiç göstermiyordum.
Ve bir noktada,
onun kaçışı benim suskunluğuma çarptı.
Beni terk edeceğini sandım.
Oysa o, kendini kurtarmaya çalışıyordu.
Ben onu tutmadım.
Çünkü tutarsam…
kaybederim sandım.
Meğer tutmamak da bir kayıp biçimiymiş.
Şimdi yanımda.
Ağlamıyor.
Gülmüyor da.
Sadece var.
Ve ben ilk kez şunu anlıyorum:
Sevdiğin birine yaslanmak,
onun omuzlarına yük olmak değilmiş.
Acımı anlatmak,
onları geri getirmiyor.
Ama beni hayatta tutuyor.
Daisy kaçmıyor.
Ben susmuyorum.
Bu, mucize değil.
Bu, emek.
Ve belki de aşk tam olarak budur:
İki yaralı insanın,
birbirini onarmaya çalışmadan
yan yana kalabilmesi.
Ben buradayım.
Ve bu kez,
gitmeye hazır değilim.
SON (İKİ SES TEK AN)
Daisy içinden:
“Ben buradayım.”
Sergio içinden:
“Ben de.”
Ve bazı hikâyeler,
tam da bu yüzden biter.
Sessizce.
Ama eksiksiz.
“İkisi de ilk kez, sevilmenin gitmemekle eş anlamlı olduğunu anladı.”
