KAHIR kitap kapağı

1. bölüm / 3

KAHIR

~İpek Kozan~

Vaveyla Yazarı: Fatma Pancar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: ~İpek Kozan~

Gökyüzünden süzülen yağmur damlaları İpek'in oturduğu balkonun camına tek tek dokunuyor sonra da aşağıya doğru yavaş yavaş sürükleniyordu. Ceviz ağacından yapılmış ahşap masanın üzerindeki en sevdiği renk olan yeşil fincanının içindeki Türk kahvesi bittiğinde yağmur şarıl şarıl yağar olmuştu.

Gözleri karanlık gökyüzünü izliyor gördüğü iki yıldızla tefekkür etmeye çalışıyordu. Şimdilerin gençleri overthing saati diyorlardı. İpek işte öyle derin bir düşünce saatindeydi. İpek, aşka sımsıkı sarılan olan o kız. Sevdiği adam Fırat ellerinden günden güne kayarken sımsıkı sarılan, onun için canı pahasına savaşan o kız.

Fırat, İpek'in ellerinden kayarken kalbinde derinlere inen o adam.
Fırat'ın geçirdiği bir kaza sonucu hafızası zarar görmüş ve İpek'i hatırlamıyor günden güne de işler kötüye gidiyordu.

Üniversite yıllarında tanışmışlardı ailelerin anlaşamaması üzerine de sürekli ertelenen evlilikleri onları yıllarca yıpratmış, eskitmiş, yormuştu. Aşk, çok güzel bir duyguydu. Kimi zaman tarifi olmayan kimi zamanda huzur ve kafa dinginliği olarak nitelendirilen bazen de heyecanın en zirve noktasında yaşanmasıyla başlayan duygular ve daha nicesi..

Saatler iki üç beş derken yine sabah olmuştu. Her gün sabah beşte uyumayı adet edinmişti kendine. Vücudu her gün alınmasına rağmen uykusuzluktan tir tir titrerken onu. Tek düşüncesi Fırattı.

Fırat'ın kaza geçirdiği gün sürekli gözünün önüne geliyor istemsiz yaşlar süzülüyordu yeşil gözlerinin pınarlarından.

Bir yıl olmuş muydu? Hayır hayır, tam tamına on ay olmuştu. On ay önceydi. Çalıştığı zincir marketin devamlı müşterilerinden Ayten ablası söylemişti aşağı mahalledeki kazayı.
Süratli gelen bir araç karşı yola geçmeye çalışan Fırat'a çarpmış ve kaçmıştı. Dualar, hatimler, göz yaşları..

Ve tedavi süreci.. ağır ve zor geçen bu süreç bittiğinde o hastanenin beyaz duvarlı odasında uyanan sevgilisinin ilk sözleri eski nişanlısının adı olmuştu. Şaşırsa da kayınvalide adayı hemen telefona sarılmış eski gelinini aramıştı. Bir iki saate Yeliz isimli kız gelirken beyaz duvarlı, basık havalı o odanın kapın eşiğinde kalmıştı İpek bir el gibi.

Herkes dağıldığında sevdiğine bir adım atmış ve işte o zaman onu hiç hatırlamadığını anlamıştı. Doktorla konuştuğunda, bu tür vakaların geçmiş tramvalarla desteklendiğini söylemişti doktor. Hemen, Yeliz denilen kızla bir trafik kazası yaptıkları hatta o kaza sonucu ayrıldıklarını anlattığı gelmişti İpek'in aklına.

Yılmadan her iş çıkışı on ay boyunca yanına gitmiş, ona kendini hatırlatmaya çalışmıştı. Hastaneden taburcu olduğu gün de yanındaydı.ama Fırat 'ın tek derdi kendisine soğuk davranan Yelizdi.

Fırat'ın annesi Makbule hanım, Yeliz'i ikna etmiş iyileşene kadar yanında olmasını istemişti. Yeliz bu sebeple Fırat'ın yanındaydı ama bunu bilmeyen İpek fazlasıyla üzgündü. Onları her gördüğünde kalbinde dar ağacının ipi sallanıyordu.

Yatağına uzandı sabah olmuştu gökyüzü mavileşmiş, kuşlar uyanmıştı. Beyni bulanıktı. Uykusuzluktan olsa da o dramatize edip Fıratsızlıktan diye kendisini kandırmayı tercih ediyordu.

Alarmı saat sekize kurdu. Sekiz buçukta markette olacaktı.

..

Uyandığında alarmını kapatan annesiyle gözgöze geldi.
Saat sekizi beş geçiyordu bile. Hemen üzerine siyah tişört ve eşofman altı giyerek hızlıca evden çıktı.
Koşarak marketin yolunu tuttu. Bu İpek'in on aylık rutiniydi. Uykusuz geceler, koşarak işe gidişler..
Çalışmak zorundaydı iyi bir gelecek için değil iyi bir an için.
Önemli olan içinde yaşadığı andı İpek için çünkü gelecek, bilmediğimiz türlü türlü dertlerle gelecekti.

Markete girer girmez iş arkadaşlarına günaydın faslından hemen sonra siyah, omuzuna dökülen saçlarını gelişi güzel bir topuz yapıp müşteriler gelmeden kasanın tozunu aldı, şifresini girerek güne bismillah demiş oldu. Kasada işi bitince reyon düzenine geçti.
Bu markette bir buçuk yıldır çalışıyordu neredeyse. Üniversite mezunu olup atanma umudu olmayan herkesin en az bir kere market tecrübesi oluyordu bu hayatta. Artık hayat ne hayaller kadar güzel ne de o hayallerin gerçekleşebileceği kadar gerçek.

Enflasyon.. elli kuruşun hesabını yaparken hesap yapamaz aman der hale gelmişti insanlar. Acı ama bir yandanda tuhaf. Çünkü markete gelen müşterilerin bu tarz söylenip yine fütursuzca harcamaları İpek'i şaşkına çeviriyordu.

İpek Kozan, yirmi dört yaşında hayatının baharında umudunu kaybetmiş bir genç kız. Bu ülkedeki diğer gençler gibi. Ama savaşmaktan aslan vazgeçmemiş. Çünkü savaş, savaşırken değil bırakıldığında kaybedilirdi İpek'e göre. Ve bir gün olur da kaybederse diyeceği tek cümle savaşırken kaybettimdi.

Akşama kadar kasa ve reyon arasında mekik dokurken gelen müşterilerin bazıları Fırat'ı sormuştu İpek'e. Domates, salatalığın yanında aynı cevapları alıp gitmişlerdi.

Nihayet akşam altı.. vardiyası bitmişti İpek'in. Sabah erken geldiğinde altıda çıkıyor öğlen geldiğinde ise çıkışı akşam on'u buluyordu.

Çıkar çıkmaz karşıdaki pastaneye girip çikolatalı kurabiye aldı. Fırat severdi.

Yürüyerek on dakikalık mesafeyi koşarak altı dakikada gelmiş ve kapıyı tıklamıştı. Ve yine kapıyı Yeliz açmıştı.

Ufak, kırık bir tebessüm.

"Merhaba bugün de geçmiş olsun nasılsın." Gülerek söylemişti bu cümlesini Fırat'ın gözlerine bakarak. On aydır geliyor kendisini arkadaşı olarak tanıtan kayınvalide adayı sağolsun Fırat ile konuşabiliyordu.

"İyiyim iyi" diye gülmüştü Fırat. Sonra devam etti. "Yeliz sağolsun." İşte bu cümle dar ağacının iplerini sıkı sıkı bağlamıştı.

"Kurabiye getirdim sana, seversin." Diyerek hemen yanına oturdu kırılan ayağı alçısı çıksa da sandalyede alçılı gibi uzanıyordu. Hemen bir tane kurabiye uzattı İpek. Fırat her gün evine gelen bu kızın neden bu kadar ilgili olduğunu anlayamıyordu. Yelizden bile daha ilgiliydi.

Kurabiyeyi yerken ağzı dolu dolu konuşmaya çalıştı Fırat. "Seninle nasıl tanışmıştık?" Bu bir ilkti. Gözleri parladı heyecandan adını bile unuttu bir anlığına İpek .ilk defa, aylardır ilk defa sormuştu.

"Üniversitede. Hatırlıyor musun ne bölümü okuduğunu, üniversite yıllarını?" Başını olumsuz salladı Fırat.

"Tıbbı laboratuvar gibi bir bölüm dedi annem." Diye de ekledi başını sallarken. Onlar konuşurken kollarını göğsünün altında birleştiren Yeliz bir anlık kıskanmıştı Fırat'ı. İlk defa bu kadar mutlu görüyordu onu.

"Evet doğru. Bende sınıf öğretmenliği okuyordum o yıllarda." Dedi İpek gülümseyerek. İpek üçüncü sınıftayken kayıt olmuştu okula Fırat.

"Demek öğretmensin." Dedi düşünceli bir şekilde.

"Atanamadım." Dedi buruk bir sesle ve devam etti. "Aşağı mahalledeki zincir markette çalışıyorum, iyileşince beklerim." Dedi ve aralarındaki o söyleyip söyleyip kahkaha attıkları film sahnesi geldi hemen söyledi. "Balıklarım tazedir alıp yiyip doysana, oh oh bey amca.." demesiyle kahkaha atan sadece İpek olmuştu.

Her market lafı açıldığında bunu söyleyip gülüyordu halbuki Fırat. Unutmuştu her bir zerresini.

"Eski bir muhabbet." Diyerek toparladı. Fırat'ın gözleri Yelizdeydi. İçeriye giren anne hanım mırıldandı. "Yine mi sen?"

Anlık bir mutluluktu işte, aylar sonra gelen anlık bir mutluluk. Önceden Fırat 'ın her kahve bakışı mutluluk getirirdi İpek'in yeşil gözlerine. Şimdilerde bakmıyordu bile o kahveler yeşillere..

"Bu kurabiye çok tanıdık daha önce yemiş mıydın?" Demesiyle yine bir umut parladı İpek'in gözlerinde.

"Evet evet, sürekli alırdık seninle." Gözleri karşı koltukta oturan Yelize döndü tekrardan.

"Hayatım sen yemiş miydin bundan? Baksana tadına efsane." Yeliz kalkıp Fırat'ın öbür yanına oturdu. Tam sol yanına. Kocaman yutkundu İpek. Anca geçerdi bu yumru.

Onlar oldukça yakınken zorla kapanan gözlerini açtı. Ve kelimelerini seçti. "Yarın bir şeyler mi yapsak?" Bu kadar yakın olmaları İpek'in kanına dokunuyordu. Fırat'ın elleri Yeliz'in saçlarında geziyordu.

"Ne gibi?" Diyen Yelizdi. Sesi de pek şey... Diye düşündü İpek.

"Yarın izin günüm, lunapark olur, cafe olur, Park olur. Evden çıkalım biraz."

"Lunapark olabilir." Diyen Yelizdi yine. Fırat'ın düşünceli hali dikkatini çekti İpek'in.

"Fırat, sen dert etme ben ayarlarım." Dediğinde Yeliz'in boşluğuna gelmiş ve "Neyi?" Diye sormuştu. Ama Fırat'ın tam düşüncelerine İpek'in cevap vermesi Fırat'ı da afallatmıştı. On aydır evdeydi hiç dışarıya çıkmamıştı nasıl yapacaktı?

İpek heyecanla kalktı modunu düşüren tarafa bakmadan Fırat'ın kahve gözlerine bakarak konuştu. "Ben şimdi gidiyorum yarın geldiğimde nereye gitmek istersen gideceğiz. " Dedi ve evden ayrıldı.

Fırat çoğu zaman boş boş bakıyordu İpek'e. Hiç bir anısı yoktu onunla. Kimdi? Niye bu kadar ilgiliydi? Neden bu kadar çabalıyordu?

İpek koşarak eve gitti. Yürümeyi unutmuş olabilirdi. Her yere koşarak yetişmeye çalışıyordu. Rahmetli dedesinin tavan arasındaki tekerlekli sandalyesine ulaşmak için önündeki plastik kasa tepesini ardından da kullanılmayan eski televizyon ve masa bağlarını onu ardında da kullanılmayan kıyafetler torbalarından oluşan dağı geçmesi gerekse de hepsini geçip tekerlekli sandalyeye ulaşmıştı. Aşağıya indirirken bacağına denk gelen masanın kırık ayağı eşofmanını yırtmış sağ bacağının diz kapağını yaralamıştı. Yinede yılmadan zorla indirdi. Hemen ıslak bir bezle sildi. Tozlanmış demek tozlara hakaret olurdu. Çamur bağlamıştı. Temizledikten sonra tekerlerini kontrol etti sapasağlamdı. Tekerlekli sandalye ile işi bitince odasına geçti. Bacağına baktı kanamıştı ve kan olduğu yerde kurumuştu.

Telefondan gidilecek yerleri araştırıp Fırat için en uygun olanı buldu. Lunapark istemezse sakin bir cafe de bulmuştu. Yarın için çok heyecanlıydı.

O sırada Yeliz geç olduğu için kalkmış evine gidecekken Fıratların kapı zili çaldı. Gelenler Yeliz'in ailesiydi. İçeriye girer girmez Yeliz'in annesi sinirle bağırdı. " Hanım hanım bu böyle olmaz benim kızım senin oğlunun hizmetçisi mi?"

"İçeriye geçelim buyrun." Diyen Fırat'ın babasıydı. Yeliz'in babası konuşmayı devraldı.

"Buraya geldiğinden haberim yoktu. Olsa asla göndermezdim. Olan olmuş artık. Adını koyalım tekrardan takılsın yüzükler." Sabırsızlanan Fırat içeriden ne oluyor diye bağırıyordu.

"Fırat'ın olduğu odaya herkes geçip otururken Yeliz kahve yapmaya mutfağa geçmişti. Fırat'ın annesi biraz korkarak biraz da çekinerek hemen kurguladığı yalanını diline döktü.

"Oğlum kazada yüzükleriniz kayboldu ya tekrardan takalım dedik." Fırat kocaman gülümsedi seviyordu Yeliz'i. Onu gördüğünde kalbi tekliyordu. Yeliz uzun sarı saçlarıyla, mavi gözleriyle oyuncak bir bebek kadar güzeldi.

Kahveler içildi yüzükler takıldı. İpek yarın için heyecanla pasta yaparken Yeliz ve Fırat'ın nişan yüzükleri parmaklarında yerlerini aldı.

Yeliz, bütün bunların bir işaret olduğunu ve evleneceği adamın Fırat olduğunu düşünmeye başlamıştı bile ancak buna rağmen yinede Fırat'a güveni yoktu. Çünkü geçmişteki o kazanın sebebi Fırat'ın Yeliz'i aldatmış olmasıydı. Başlarda ona karşı hiç bir şey hissetmese de şimdilerde artık Fırat ismi onun için farklıydı.Her şey için yeniden başlayabilirdi.

İpek her şeyden habersiz yaptığı iki katlı küçük pastanın üzerine çikolata sosunu yavaşça döktü. Sonrasında kahve makinasının bip sesiyle kahvesini yeşil fincana döküp balkon masasındaki yerine oturdu. Gökyüzü yine karanlıktı, İpek'in şu geçmiş son on aylık hayatı gibi..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18