KAHIR kitap kapağı

2. bölüm / 3

KAHIR

~Fırat Kara~

Yazar: Fatma Pancar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: ~Fırat Kara~

Sabah çalan kapı ziliyle uyanan Fırat ve ailesi karşısında ağzı kulaklarında gülen İpek'i beklemiyordu. Elindeki tekerlekli sandalye tüm ailenin kaşlarını çatmasına sebep olmuştu.

"Hadi! Nereye istersen götüreceğim demiştim." Diyerek doğrulamasına yardımcı oldu İpek, Fırat'ın.
Annesi Makbule bir yandan kızıp bir yandan söyleniyordu.

"Daha kahvaltı yapmadı, bırak çocuğu."

"Biz dışarıda hallederiz." Diyerek gülümsedi İpek.
Ellerinden tutarak Fırat'ı yeni sandalyesinde oturttu. O sırada gümüş renkli yüzük gözlerine çarptı. O da neydi? Kocaman yutkundu ama o yumru gitmedi.

"Nişanlım gelsin öyle gidelim." Fırat'ın demesiyle bir adım geriye tökezledi İpek. Evet on aydır nişanlım diyordu ama yüzük...

Beklenen Yeliz geldiğinde vakit kaybetmeden çıktılar cafeye doğru. Önce kahvaltı sonra lunapark diye karar vermişlerdi. İpek'in gözleri Yeliz'in yüzük parmağına kaydı, gümüş parça onda da vardı.

İpek'in dün araştırdığı cafeye gittiler, kahvaltı sonrası konuşulduğu gibi lunaparka..
Yeliz ve Fırat eğlenirken İpek için durumlar ne kadar yutkunsa da geçmeyen boğazındaki yumru ve gözündeki yaşın akmaması için verdiği savaştan ibaretti.

İleride atış yapan ikiliye gözleri takılı kalmıştı. Son hakkıydı Fırat'ın eğer atarsa Yeliz'e oyuncak alacaktı makinadan. Ve attı, Yeliz oyuncağını aldı.
Bütün bunları duygusuzca izledi İpek. Artık canına yetmişti bu olanlar. İyiydi artık Fırat. Bugün konuşacaktı onunla.

Eve dönüş yolunda Fırat ve Yeliz'in düğün planları ipeği adeta boğuyordu.
"Geç olmadan ben eve gideyim babam kızmasın." Diyerek kapıdan ayrılan Yeliz gitmeden Fırat'ın yanağını öpmüştü. Bu gözlerinin önünde yaşanan İpek için ölümle eşdeğerdi. Artık ipeğin gözleri kıpkırmızı idi..

İçeriye girince yavaşça yardım etti tekerlekli sandalyede inmesine. Evde sadece Fırat'ın annesi vardı. Makbule hanım mutfağa gittiğinde İpek derin bir nefes aldı ve Fırat'ın yanına oturdu. Telefondan açtığı fotoğrafı görmesi için ekranı Fırat'a uzattı.

"Ne bu?" Fırat'ın evlenme teklifi ettiği günden bir fotoğraftı. Fırat diz çökmüş İpek sevinçle zıplamıştı bu karede.

"Biz." Dedi çekinerek İpek.

"Biz falan yok. Çık git!" Diye bağırdığında annesi de gelmişti odaya. Zorla kollarından tutarak çıkardı Makbule hanım İpek'i. Artık göz pınarlarının nöbet tutmasına gerek yoktu. Birer şelale olmuştu o pınarlar.

Hüngür hüngür ağlayarak yavaş adımlarla evinin yolunu tuttu. İlk defa bu sokaklarda koşmadan yürüyordu.eli kolu kalkmadan oldukça yavaş..
Canı, ruhu sanki bedeninden çekilmişti.
Artık yaşamın bir önemi yok gibiydi. Kalbinde dar ağacının altına bir tabure konmuş hadi çık denilmişti.

Eve vardığında hava çoktan kararmıştı. Yatağa olduğu gibi kıyafetleriyle uzandı. Kalbi parçalanıyor gibi acıyordu. Ağladı, saatlerce ağladı..

Kaybetmişti..

Savaşarak kaybetmişti.

Sabah olduğunda gözleri şişmiş, göz kapakları birbirine yapışmıştı. Ağlayarak uykuya daldığı ve yine ağlayarak uyandığı kaçıncı sabahtı bu bilmiyordu. Bu ilk değildi son da olmayacaktı. Daha önce çok kez odasından, kapısından kovmuştu onu Fırat Kara.

Fırat, İpek'in tanıdığı kadarıyla yumuşak bir adamdı. İpek artık onu tanıyamıyordu.

Yavaşça kalktı yataktan. Bugün işe öğlen birde gidecekti akşam onda çıkacaktı.saat yedi sularıydı. Hazırlandı. Siyah eşofman takımı üzerine siyah polar aldı. Havalar serinlemişti. Gözleri yanıyordu. Kalbi mi daha çok acı çekiyordu yoksa gözlerimi? Kesinlikle kalbi, paramparça olmuş kalbi.

Hastaneye gitmek için duraktan gelen ilk otobüse bindi hastaneye gitmiyordu ama yakınından geçiyordu bu hat. Diğer otobüsü bekleyip vakit kaybedemezdi bir an önce doktorla konuşmakıydı.

Hastaneye gelir gelmez doktor Beyin odasına çıktı. Öncelikle özür dileyerek başladı konuşmaya. Fırat'ın durumunu sordu ilk olarak.

Doktor iyi olduğunu artık normal hayatına dönebileceğini söylediğinde kafasındaki tüm soruları cevaplanmıştı. Fırat'ın ayağındaki kırk bile iyileşmişti sıra İpek'in kalbindeki kırıktaydı.

Adımları Fırat 'ın evineydi.

Fırat, kahverengi gözleri, esmer teni, bir doksan boyu olan bir adamdı. İpek en çok onun bakışlarını severdi..

Siyah çelik kapının önünde geldiğinde kapının tokmağı İpek'in elinden düşüp kapıya tıkladığında tok bir ses çıkıyordu. Kapıyı açan Yeliz'di. Her gün burda olmak zorunda mıydı?

Yeliz herşeyden habersiz kenara çekilirken Makbule hanım İpek'i görünce söylenmeye başladı.

"Yine ne geldin?" Kendine has şivesiyle deyim yerindeyse adeta çırlıyordu.
Kimseye bilerek bir zararı dokunmadığı halde İpek hiç bir zaman sevilmemişti. Makbule Hanım'ın söylediklerini kulak ardı edip Fırat'ın olduğu odaya girdi ardından da kıvrak bir bilek hareketiyle hızlıca kapıyı kilitledi. Bu hareket evde de onu aile teröründen fazlaca kurtarıyordu.

Yalnızlığı ve sessizliği çoğu genç gibi o da hep severdi sessizce kitap okumak, oyun oynamak hatta şiir yazmak. Bazen de boş duvar veya gökyüzü izlemek en sevdikleri arasındaydı.

İpek, Fıratla konuşacak ve bu savaşı bitirecekti. Bu savaşın son hamlesi, son kurşunuydu.

"Fırat" Dedi ve derin bir nefes aldı.

"Şimdi sadece beni dinle bölmeden olur mu?" Konuşurken seçerek onu kırmadan konuşmaya çalışıyordu kelebeğin kanadındaki polene verdiği değer gibi değer veriyordu ona. Derince bir nefes daha aldıktan sonra başladı anlatmaya.

"Biliyorsun biz seninle Üniversite yıllarında tanıştık. Tanıştığımız İlk yıl çok sağlam iki arkadaştık. Sonraki yıl iki aşık. Bir sonraki yıl da aynı. Ondan sondaki yıl kaza olana kadar bu böyleydi. İlk adımı sen atmıştın." Gözünde sevgililik teklifi aldığını gün canlanmıştı. Tıpkı bir evlilik teklifi gibiydi, büyüleyici ve muhteşem.

"Sen hatırlamıyorsun ama ben seni.." lafını bölen aşık olduğu o ses İpek'in kalbinin en derinlerinde olan o dar ağacının altındaki tabureye tekme attı. Adeta öl dercesine.

"Hatırlıyorum. Ve biz diye bir şey yok. Git şimdi burdan bir daha da gelme." Daha düne kadar her şey çok normalken şimdi n' olmuştu birden?

Kilitlediği kapıyı yavaşça açtı. Duyduklarını hazmetmeye çalışıyordu. Yavaş adimlarla evden çıktı. Gözleri buğuluydu, resmen göz yaşından beyaz bir perde inmişti gözlerine.

Fırat, Yeliz'i tekrar kaybetmek istemiyor bu sebeple de annesi ne derse onu yapıyordu. Halinden memnundu yıllar önce kaybettiği sevdiği tekrar yanındaydı. Evet İpek'i de sevmişti tıpkı sadakatsiz dizisindeki başrol gibi.. Ancak Yeliz onun için hep baskaydı.
İpek, Fırat'ı. Fırat ise Yeliz'i seçmişti.
Peki Yeliz kimi seçecekti?

Gözlerindeki bulanıklıkla yavaş yavaş yürüyordu İpek. İşe gitmesi gerekiyordu saat öğleden sonra birde iş başı yapacaktı. Adımlarını hızlandırdı göz yaşları da ayaklarına eşlik etti.Hep koştu hem ağladı. Gözlerini gri ceketinin koluna sildiğinde acı bir korna sesi duydu. Sonrasında karnında ve bacağında sağlam bir acı hissetti. Jantlardan gelen seslerle çarpan aracın kaçtığını anlamıştı İpek.

Kaldırımda yürüyordu ve evet araba çarpmıştı tıpkı Fırat gibi. Aynı sokakta belki aynı kaldırım belkide aynı araç.. Yola savrulan bedeni çok güçsüzdü. Öylece kaldı olduğu yerde. Yanına gelen adım sesi ambulansı ararken ona adresi tarif etmeye çalışan bir başka ses daha vardı.

Ambulans gelirken polis srenleri de duyuluyordu. Gelen ekiplerden bazıları ifade alırken bazıları yoldaki fren izlerine bakıyordu. İpek'in boynu için boyunluk takılıp koluna damat yolu açılmıştı. Ağrıları çok ciddiydi. Ancak kalbi mi bacağı mı sorulsa kalbi kesinlikle galip gelirdi.

"Haber vereceğimiz bir yakının var mı?" Sorusuna hiç düşünmeden hemen atıldı.

"Boran Kozan." Diyiverdi. Babası şehir dışında çalıştığı için ona asla haber veremezdi. Annesi de çok korkardı. Geriye aile fertlerinden tek abisi Boran kalmıştı.
Boran otuzlu yaşlarda kardeşiyle gün aşırı anlaşamayan klasik bir türk abiydi.

Hastaneye girdiklerinde tüm koridorda yankılanan o ses İpek'i şaşırmıştı.
"İpek!" Öyle içten, öyle derinden, öyle acı söylemişlerdi ki adını ipeğin kalbi cız etmişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…