3. bölüm · Kadim Yemin
Druid Meclisi: Akıntını Doğası
Malakor ve Morvane gibi tehditlerin bertaraf edilmesinin ardından diyar, uzun
zamandır özlemini çektiği derin bir huzura kavuşmuştu. Dünyanın Kalbi’ndeki
devasa Kadim Ağaç’ın gölgesinde kurulan Meclis Alanı, Druid’lerin silahlarını kenara
bırakıp asli görevlerine döndüğü sakin günlerinden birini yaşıyordu.
Güneş ilk ışıklarını kristal berraklığındaki nehre düşürürken, Balık Druid Maelis
suyun altındaki ılık akıntıda süzülüyordu. Maelis için günlük hayat, suyun kalbini
dinlemekle başlardı. Suyun sıcaklığını ölçer, akıntının getirdiği yaprakları ve balık
göçlerini takip eder, kanyonlardaki su kanallarının tıkanıp tıkanmadığını kontrol
ederdi.
Maelis sudan çıkıp ıslak pelerinini düzeltti. Bugün Meclis’te büyük bir savaş konseyi
değil; diyarın mevsimlik işlerinin konuşulacağı rutin bir Druid Meclisi Günlük
Toplantısı vardı.
Toplantı alanına doğru yürürken etraftaki günlük telaşı izledi:
Boran, devasa baltasını bir kenara koymuş, köylülerin getirdiği kırık tarım
aletlerini ve ahşap çitleri tamir etmeye yardım ediyor; çocuklara kütüklerden
küçük hayvan figürleri yontuyordu.
Kael, ormandan topladığı şifalı otları kurutuyor, yaralı bir geyiğin bacağını
sarmakla uğraşıyordu.
Meclis alanının ortasındaki büyük havuzun kenarında duran Maelis ise diyarın
su dengesini ve yaklaşan kuraklık risklerini raporlamak için asasını hazırlıyordu.
Aron (Geyik Druid - Meclis Lideri) büyük meşe kütüğünün üzerine oturup oturumu
başlattı: "Dostlar, diyar sükunete kavuştu. Şimdi toprağın, suyun ve havanın gündelik
dengesiyle ilgilenme zamanı. Maelis, güney su kanallarımızda durum nedir?"
Maelis hafifçe gülümsedi. Asasını hafifçe suya değdirerek nehirdeki tatlı akıntının
Meclis alanının ortasındaki havuza dökülmesini sağladı.
"Aron, endişelenmeye hiç gerek yok," dedi Maelis, sesi tıpkı sakin bir derenin şırıltısı
gibi huzur vericiydi. "Güney Kanyonları'ndaki su seviyesi tam olması gerektiği gibi.
Balıklar yumurtlama alanlarına güvenle ulaştı, nehir yatakları temiz ve suyun enerjisi
pırıl pırıl. Diyarın damarlarında hiçbir sıkıntı yok, her şey mükemmel bir dengede."
Aron derin bir nefes alıp memnuniyetle başını salladı. Meclis alanındaki diğer
Druid'ler de bu güzel haberle rahat bir nefes aldılar. Diyarda savaşın ve kaosun
olmadığı, doğanın kendi ritminde aktığı bu anlar hepsinin en çok özlediği şeydi.
Toplantı resmiyetini kaybedip tatlı bir sohbet havasına bürünürken, Maelis havuzun
kenarına oturup ayaklarını serin suya uzattı. Günlük Meclis hayatı tam da böyleydi;
büyük nutuklar ya da stratejiler yoktu, sadece dostluk ve doğayla uyum vardı.
Tam o sırada boran kucağında devasa bir tahta kütükle yaklaştı, Kael ise kuruttuğu
şifalı otlardan demlediği çayı herkese ikram etmeye başladı.
Toplantının ardından günün tatlı yorgunluğu çökerken, Meclis üyeleri nehrin hemen
kıyısındaki geniş meşe ağacının altına harika bir berekât sofrası kurdu. Savaşların,
tehditlerin olmadığı bu zamanlarda hep birlikte yemek yemek, Druid Meclisi’nin en
köklü geleneklerinden biriydi.
Sofrada Kael’in dağ yamaçlarından topladığı taze böğürtlenler ve şifalı ot çayları,
Boran’ın köylülerden aldığı taze pişmiş sıcak ekmekler ve Maelis’in suyun enerjisiyle
tazeliğini koruduğu leziz meyveler vardı.
Boran devasa cüssesiyle kütüğün üzerine oturduğunda kütük çatırdadı. Kael hemen
lafa atıldı: "Boran, dostum, baltanı bırakınca ağırlığını kütükler bile çekemiyor.
Umarım sofra bitmeden altımızdaki ahşabı kırmazsın!"
Boran kocaman bir kahkaha atarak ekmeğinden dev bir ısırık aldı: "Kael, sen ot
demlemeye devam et. Kuzey’in soğuğunda bu bünyeyi sadece o bitkiler ayakta
tutmaz!"
Maelis ise suyun kenarından gülümsüyordu. Asasını hafifçe oynatarak nehirdeki
sudan küçük, sevimli su damlacığı figürleri oluşturdu. Bir su damlasını Boran’ın
burnuna doğru uçurdu. Boran burnuna konan serin suyla hapşırınca tüm Meclis
üyeleri kahkahaya boğuldu.
Aron, elindeki bitki çayından bir yudum alarak bu neşeli manzarayı izledi. "İşte," dedi
Maelis’e dönerek, "Meclis'in gerçek gücü savaşlarda değil, şu sofradaki huzurda
yatıyor."
Maelis başını salladı. Akşam güneşi nehrin üzerinde altın sarısı ışıklar süzerek
batarken, Balık Druid Maelis suyun ritmini ve dostlarının neşeli sohbetini dinleyerek
günün huzurunu içine çekti. Meclis’te sıradan ama bir o kadar da özel bir gün,
doğanın kusursuz dengesiyle sona erdi.
