1. bölüm · İSİMSİZ MEKTUPLAR

İSİMSİZ MEKTUPLAR

Melek Z

GİRİŞ

Bir adam vardı; sevdiğini kaybettiği için deli muamelesi gören. Bir adam vardı; bu yüzden rehabilitasyon merkezine yatan. Bir adam vardı; başkalarının dediklerine inanmayıp son nefesine kadar sevdiği kadını bekleyen. Bir adam vardı; ölümünde bile onun ismini sayıkladığı. Sevdiği için vazgeçmek zorunda kaldığı, aklını kaybedip her şeyi unutsa da onu asla unutmadığı, vazgeçerken bile sevdiği. Kalbini, ruhunu birine kaptırdığı bir adam. Mutluluğu sadece onunla tattığı ama en büyük acıları da onunla çektiği. Fakat adam tüm bunlara rağmen yine de sevdi o kadını. Hayatının merkezine koyduğu ve sonuna kadar da çıkaramadığı bir kadını.

Ölümünden üç gün geçse de hala bir ziyaretçisi yoktu o soğuk ve kuru mezarın. Tek bir çiçek bile ekilmemiş bu mezar, kimsesizler mezarı kadar kimsesizdi artık. Tıpkı o ölü bedenin ölü ruhu gibi.

Hastanenin genç ve yeni temizlikçisi son kez onun odasını temizleyecekti. Bu yüzden odaya girdi ve çalışmaya başladı. Bu sırada ise akla asla gelmeyecek bir yerde, yatağın altındaki gizli bölmede hastanın mektuplarını buldu. 5 isimsiz mektup. Bu mektupların üstünde hiçbir isim ve adres yoktu. Yalnızca yazıldığı tarihler not alınmıştı. Kadın dayanamayıp merhum adamın yatağına oturdu ve mektupları bir bir açıp merakla okumaya başladı.

Her okuyuşunda genç kadının kalbi hislerle doldu ve taştı. Her bir mektup sanki bir yazarın kaleminden çıkmış gibi derin ve keskin yazılmıştı. Hani bazen okuyunca saatlerce duvara bakar ve okuduklarımızın ağırlığını bir türlü üzerimizden atamayız ya? İşte bu da öyle bir şeydi.