4. bölüm / 7
İSİMSİZ MEKTUPLAR3. MEKTUP
Bölümler 7Şu an: 3. MEKTUP
- 1 İSİMSİZ MEKTUPLAR229 kelime
- 2 1. MEKTUP631 kelime
- 3 2. MEKTUP375 kelime
- 4 3. MEKTUP673 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 4. MEKTUP359 kelime
- 6 5. MEKTUP537 kelime
- 7 SON SÖZ378 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
23. 03. 2019
Tekrardan merhaba, prenses güzelim. Evet, hatırladım. Sana hep bu isimle seslenirdim. Sende utandığın için gülümser, hiçbir şeycik diyemezdin. Şimdi bile bu satırları okuduğunda yüzünün yavaş yavaş pembeleştiğini hayal edebiliyorum. Ah, o güzel yüzünü görmek için nelerimden vazgeçmezdim ki...
Neyse çok fazla konuşup seni merakta bırakmayayım. Hikayemize kaldığımız yerden devam edelim.
O akşam davet edildiğim yer lüks bir oteldi. Bu yüzden ikinci el bir smokin kiralamış ve öyle katılmıştık davete. Evet, minik bir mekan işletsem de sıfırdan bir smokin almaya param yetmemişti. Ama sen bunu hiç dert etmedin. Etmezdin, kalbin öyle temizdi ki buna müsaade etmezdi.
Otelden içeriye girdiğimde kocan beni karşılamıştı. İsmini hala tam hatırlamasam da S harfi ile başladığını anımsar gibiyim. Her neyse, o şerefsizin ismini hatırlamamak daha iyisi.
"Merhaba, Jons. Yolunu gözler oldum." diyerek yanıma geldi sarışın adam ve bana el uzattı. Alaycı ve neşeli sesine karşılık dingin ve mesafeli sesimle cevap verdim.
"Bu kadar zahmet etmeseydin, S...."
"Ne zahmeti," diyerek elini sırtıma yerleştirdi ve diğer eliyle içeriyi gösterdi. "buyur, parti havuz başında. İçerideki kapıdan oraya ulaşabilirsin." Tam tarif edeceği yöne gideceğim sırada ayaklarım istemsizce beni durmaya zorladı. Sonra da tekrar adama yüzümü çevirip konuşmaya başladım.
"Bayan Jane neredeler? Göremedim." Adamın yüz hatlarının değiştiğini hatırlıyorum.
"Karımı ne yapacaksın?" Sert sesi beni yine kuşkulandırmaya yetmişti.
"Bir şey yapmayacağım. Sadece sizin yıl dönümünüz olduğu için seninle beraber onun da konukları karşılayacağını düşündüm."
"Kendisi yukarıda, davet için hazırlanıyor." Sesi biraz yumuşasa da hala sertliğini koruyor gibiydi. Başımla onu onayladıktan sonra beni yönlendirdiği tarafa doğru ilerledim. Havuz kenarına gelince burada bir sürü kalabalığın olduğunu hatırlıyorum. Şık giyinmiş bir sürü insan caz müzik eşliğinde dans ve sohbet ediyorlardı. Oturmak için masa yoktu. Masalar ayakta duracak şekilde tasarlanmıştı. Etrafta içki getir götürünü yapan garsonlar dışında pek fazla dolanan insanlar yoktu.
Kendime boş bir masa seçtikten sonra oraya doğru ilerledim. Biraz zaman geçtikten sonra sen o adamın koluna girmiş bir vaziyette kapıdan çıktın. Üzerinde gümüşü uzun bir elbise bardı. Öyle şık görünüyordun ki, sevgilim, gözlerime inanamadım. Böyle bir meleğin nasıl bir yardıma ihtiyacı olduğunu anlamaya çalıştım.
Herkesle selamlaşırken yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Ama bu gülümseme bana sahte geldi nedense. Ya da çok kuruntu yaptığım içindir, bilmiyorum. Belki de benimle göz göze geldiğinde gözlerini kaçırdığın için düşünmüştüm bunu. Her neyse, herkesle görüştükten sonra benim yanıma geldiniz.
"Geldiğiniz için memnun oldum." dedin kaçamak bakışlarla yanındaki adama bakarak.
"Davetinizi geri çevirmek saygısızlık olurdu." diye karşılık verdim.
"Teşekkür ederim, çok cömertsiniz." Bu konuşmanın ardından yanımıza bir adam geldi ve kocana doğru konuşmaya başladı.
"S...., nasılsın, dostum?" Sarışın adam şaşkınlıkla ona döndüğünde, "Sen ne zaman geldin? Ah, yoksa karşılamayı mı unuttum?"
"Eh biraz öyle oldu. Gelsene." dedi onu iş adamlarının masasına götürmek için. Kocan da beş dakikaya geleceğine söz vererek yanımızdan ayrıldı. Seninle sonunda yalnız kaldığımıza seviniyordum. Çünkü artık neler olduğunu öğrenebilecektim. Karşımda gerilmeye başladığını görmezden gelerek konuşmaya başladım.
"Neler oluyor? Dün bana verdiğin not da neyin nesiydi?" Sesimin yavaş çıkmasına rağmen endişeyle etrafımıza baktın.
"S.... beni aldattı. Üstelik en yakın arkadaşımla." diyerek fısıltıyla konuşmaya başladın. "Ayrılmak istedim fakat beni tehdit etti."
"Nasıl bir tehdit?" dedim duyduklarıma inanamayarak. Nasıl bir tehditten bahsettiğini anlamamıştım. Aslında ilk başta önemsiz bir şey olacağına dair ön yargılarım vardı. Bilirsin böyle zenginler çoğu zaman parayla tehdit ederler insanları. Ama duyduklarım kanımı dondurmaya yetmişti.
"Ölüm." dediğinde tüylerim diken dike olmuş, kulaklarıma inanamamıştım. Gözlerime daha fazla endişe yuva yaparken o adam çıkageldi ve sen eski neşeli haline geri dönmek zorunda kaldın.
"Neler yaptınız ben yokken?" Senin yanağından öptüğünde bana döndü yüzü.
"Jons, ne oldu?"
"Iı, ben... benim gitmem gerek... şey oldu... kedime araba çarpmış. Ben de şu an aldım haberini. Acilen gitmem lazım." İnan, o an nasıl bir tepki vereceğimi, nasıl bir karar alacağımı bilmiyordum, sevgilim. Eğer ki bilseydim o an çekip alırdım seni o adamın kollarından. Biliyorum bu bir hataydı ama bazen insanların kafası karışır ve ne yapması gerektiğini bilemezdi. Ben de bilmiyordum. Seni kurtarmak için bir planım yoktu, hatta bunlarla karşılaşacağımı bile bilmiyordum.
Korktum. O an için korktum. Yanlış bir şey yapıp hem kendimi hem de seni kaybetmekten.
Gittim. Sen o adamın pis bakışları altında ezilirken ben gitmeyi seçtim. Bu yaptığım en büyük hataydı.
Bölüm etkileşimi
