Bölüm 2: Platonikler!

Vaveyla Yazarı: Yağmur Aydın

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: Bölüm 2: Platonikler!

Arel dün o mesajı attıktan sonra bir adres gelmişti ve oraya yarın yani bugün gelmemi söylemişti. Arel'i canlı canlı görüpte karşısında ezilip güküleceğime eminim çünkü insan içi fobim var ve biri bana bakarken elim ayağım birbirine dolaşıyor.
Bu bir tek sende oluyor biliyorsun değil mi Lavin ?
Biliyorum içses. Sus artık!
Hazırlanıp evden çıkmadan önce yapmam gereken son bir şey var o da fake hesabımı kapatıp Arel'i takibi bırakmak.

Bırakmadan önce ya bizi gördüyse ve bu yüzden çağırıyorsa Lavin?
İçses beni görse bile hesap fake ya hani o yüzden değişen bir şey olmaz. Biz hackeriz kızım!
**
Arel bana o mesajı attıktan sonra bir adres gelmişti ve oraya ki gün sonra, yani bugün gelmemi söylemişti. Mesajı ilk gördüğümde yaklaşık beş dakika boyunca ekrana bakıp hiçbir şey yapmadan oturmuştum. Sonra mesajı kapatıp tekrar açmış, adresi tekrar kontrol etmiş ve bunun gerçekten Arel'den geldiğine kendimi ikna etmeye çalışmıştım. Çünkü insanın dört yıldır uzaktan takip ettiği, hakkında gereğinden fazla şey bildiği ve karşısına çıktığında beyninin bütün işlevlerini kaybedeceğinden emin olduğu birinin sana mesaj atması pek normal bir durum değildi.
Üstelik mesajın içinde fazla bir şey de yoktu.
Sadece adres ve bugün orada olmam gerektiğini söyleyen kısa bir cümle.
Ne için çağırdığına dair en ufak bir açıklama yoktu.
Bu da tabii ki benim beynimin durmasına değil, tam tersine sabaha kadar çalışmasına sebep olmuştu.
Arel'i canlı canlı görüp karşısında ezilip büzüleceğime eminim çünkü insan içi fobim var ve biri bana bakarken elim ayağım birbirine dolaşıyor.
Bu bir tek sende oluyor biliyorsun değil mi Lavin?
Biliyorum içses. Sus artık!
Ama içses susmak yerine daha da konuşmaya devam etti.
Sen hacker değil misin? İnsanların bilgisayarlarına girip saatlerce ekran başında hiç zorlanmadan oturabiliyorsun. Ama bir insan sana bakınca sistem çöküyor.
İnsanların bilgisayarları bana bakmıyor çünkü!
Bence şu an Arel'in bilgisayarına bakıyor olsaydın da ellerin titrerdi.
İçsesle tartışmanın hiçbir zaman mantıklı bir sonuca varmadığını bildiğim hâlde yine de kendimi tutamadım.
Çünkü şu anda yapabileceğim en mantıklı şey, karşıma çıkabilecek ihtimalleri düşünmek yerine kendi iç sesimle tartışmaktı. Evet, farkındayım. Benim de kafam biraz karışık.
Yataktan kalkıp odanın ortasında birkaç saniye öylece durdum. Ne giyeceğimi bile bilmiyordum. Normalde kıyafet seçmek benim için dünyanın en büyük problemi değildi ama bugün her şey gereğinden fazla önemli görünüyordu.
Sonuçta Arel'le görüşecektim.
Arel.
Dört yıldır uzaktan takip ettiğim Arel.
Bir insanı dört yıl boyunca uzaktan takip edip sonra onunla aynı ortamda bulunacağını öğrenirseniz ne hissedersiniz bilmiyorum ama ben şu an beynimin içinde aynı anda yirmi sekme açılmış bir bilgisayar gibiydim. Üstelik sekmelerin hiçbirini kapatamıyordum.
Dolabın kapağını açtım ve kıyafetlere bakmaya başladım.
"Ne giyilir böyle bir durumda?"
İçses hemen cevap verdi.
Normal bir insan gibi bir şey giy.
"Çok yardımcı oldun."
Rica ederim.
Bir süre dolabın karşısında dikildikten sonra sonunda fazla dikkat çekmeyen bir şey seçtim. Aynada kendime baktığımda ise ilk düşündüğüm şey kıyafetimin nasıl göründüğü değil, yüzümün ne kadar gergin olduğuydu.
"Biraz sakin ol."
Sakinim.
"Sen değilsin."
Ben de değilim zaten. Beni şu an kontrol eden başka bir bilinç var.
"Harika."
Saçlarımı düzelttim, sonra tekrar bozdum. Tekrar düzelttim. Birkaç saniye sonra aynaya bakıp bunun hiçbir şeyi değiştirmediğine karar verdim.
Asıl mesele kıyafet veya saç değildi.
Asıl mesele, birkaç saat sonra Arel'in karşısında olacak olmamdı.
Ve hâlâ neden çağırdığını bilmiyordum.
Telefonumu elime aldım. Mesajlara girdim ve Arel'in gönderdiği adrese tekrar baktım.
Adres şehrin çok hareketli olmayan bir kısmındaydı. Bir kafe, restoran veya insanların sürekli girip çıktığı bir yer değildi. Daha sakin, hatta ilk bakışta sıradan görünen bir konumdu.
Bu hiç hoşuma gitmedi.
Çünkü sıradan yerler bazen hiç sıradan olmayabiliyordu.
Üstelik Arel gibi biri için özellikle seçilmiş bir yer olma ihtimali de vardı.
Telefonu yatağın üzerine bıraktım.
Bırakmadan önce ya bizi gördüyse ve bu yüzden çağırıyorsa Lavin?
İçsesin sesi bu kez daha ciddiydi.
İçses beni görse bile hesap fake ya hani, o yüzden değişen bir şey olmaz. Biz hackeriz kızım!
Cümleyi söylerken kendime olan güvenim yaklaşık üç saniye sürdü.
Sonra beynimde başka bir düşünce belirdi.
Ya fake hesabın arkasındaki kişinin ben olduğumu anlamışsa?
Olduğum yerde kaldım.
"Hayır."
İçses sustu.
"Hayır, hayır, hayır."
Neden hayır?
"Çünkü bunun olma ihtimali yok."
Bunu nereden biliyorsun?
"Bilmiyorum."
Tam olarak sorun da bu.
Telefonumu tekrar elime aldım.
Arel'in profilini açtım.
Dört yıldır yaptığım şeyi yapmak üzereydim.
Ama bu kez farklıydı.
Normalde hesabına girdiğimde paylaşımlarına bakar, bazen eski gönderilerine göz atar, hakkında yeni bir şey öğrenip öğrenmediğimi kontrol ederdim. Bunu yaparken kendime bunun sadece merak olduğunu söylerdim.
Şimdi ise ekrana bakarken ilk defa yaptığım şeyin aslında ne kadar garip görünebileceğini düşündüm.
"Tamam."
Takipten çık butonuna bastım.
Parmağım ekranın üzerinde birkaç saniye bekledi.
Sonra bastım.
Arel'i takip etmiyordum artık.
Fake hesabımı da kapatmam gerekiyordu.
Hesabın ayarlarına girdim. Kapatma işlemini başlatmadan önce bir an durdum.
Dört yıl.
Dört yıl boyunca kullandığım bir hesap.
Arel hakkında öğrendiğim her şeyin başladığı yer.
Ama bugün orada bulunmamın bir sebebi vardı.
Arel'in beni çağırmasının sebebini öğrenmek.
Hesabı kapattım.
Ekranda işlem tamamlandığında içimde tuhaf bir boşluk oluştu.
Sanki dört yıllık bir alışkanlığımı birkaç saniyede ortadan kaldırmıştım.
"Tamam."
Şimdi geriye sadece gitmek kalmıştı.
Ve tabii ki gitmek, kulağa geldiğinden çok daha kolaydı.
Çantamı hazırladım. Telefonumu, şarjımı ve birkaç gerekli şeyi içine koydum. Çantayı kapatıp tekrar açtım.
İçses neden açtığımı sormadı.
Ben de bilmiyordum.
Bir şeyi unuttuğumu düşünmüştüm ama ne olduğunu hatırlayamıyordum.
Çantaya bir kez daha baktım.
"Her şey tamam."
Emin misin?
"Evet."
Telefon?
"Var."
Cüzdan?
"Var."
Anahtar?
"Var."
Mantık?
"..."
Lavin?
"Efendim?"
Mantığını evde bırakmışsın.
"Onu zaten uzun zamandır kullanmıyorum."
Sonunda evden çıktım.
Kapıyı kapatırken içimde garip bir his vardı. Sanki normal bir yere gitmiyor, hayatımın bir noktasını değiştirecek bir görüşmeye gidiyordum.
Belki de abartıyordum.
Muhtemelen abartıyordum.
Çünkü ben bir şeyi kafama taktığım zaman, onu dünyanın en büyük olayına çevirmekte oldukça başarılıydım.
Yolda ilerlerken telefonu birkaç kez kontrol ettim. Adresi tekrar tekrar açtım. Haritaya baktım. Yolun doğru olduğundan emin oldum.
Her şey normal görünüyordu.
Ta ki buluşma yerine yaklaşana kadar.
Orası gerçekten de mesajdaki adresle aynıydı.
Sessiz bir sokak.
Etraf çok kalabalık değildi. Birkaç bina, küçük dükkânlar ve biraz ileride oturup kahve içilebilecek küçük bir yer vardı.
Telefonumu cebime koydum.
Şimdi ne yapacaktım?
Arel burada mıydı?
Beni bekliyor muydu?
Yoksa ben erkenden mi gelmiştim?
İçses yine ortaya çıktı.
Bence dönelim.
"Hayır."
Neden?
"Çünkü dört yıldır bir insanı uzaktan takip edip sonra onunla görüşmek için gelen kişi benim. Şimdi korkup geri dönersem bütün bu saçmalığın hiçbir anlamı kalmaz."
Haklısın.
"Teşekkürler."
Ama yine de dönebiliriz.
"İçses!"
Tamam, sustum.
Sokağın biraz ilerisinde durup etrafa baktım.
Kimse yoktu.
Saatime baktım.
Mesajdaki saat yaklaşmıştı.
Kalbim hızlanmaya başladı.
Bunu belli etmemeye çalışarak derin bir nefes aldım.
Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.
"Lavin?"
Olduğum yerde donup kaldım.
İçses de sustu.
Yavaşça arkamı döndüm.
Arel.
Gerçekten Arel.
Ekranda gördüğüm fotoğraflardan, videolardan veya uzaktan gördüğüm hâlinden çok daha gerçekti.
Ve benim bütün beynim o anda tek bir cümle kurabildi.
Eyvah.
Arel bana bakıyordu.
Ben de ona bakıyordum.
Tam olarak korktuğum şey buydu.
Biri bana bakıyordu.
Üstelik o kişi Arel'di.
"Lavin?"
"Ben..."
Devamını getiremedim.
Arel kaşlarını hafifçe kaldırdı.
"İyi misin?"
"Evet."
Sesim normal çıkmıştı.
Bu büyük bir başarıydı.
İçses hemen araya girdi.
Şimdilik.
"Sen Arel'sin."
Bunu söyledikten sonra içimden kendime kızdım.
Tabii ki Arel'di.
Beni buraya çağıran kişi Arel'di.
Ama beynim başka bir cümle bulamamıştı.
Arel'in yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.
"Ben olduğumu anlaman güzel."
"Şey..."
Başımı eğdim.
Göz göze gelmekten kaçınıyordum.
Dört yıldır bir insanı takip edip sonra onun karşısında gözlerimi yere dikmek gerçekten büyük bir ironi.
Arel birkaç saniye sustu.
Sonra yanımdan geçip sokağın diğer tarafına doğru yürümeye başladı.
"Gel."
Arkasından gitmekten başka seçeneğim yoktu.
Bir süre sessizce yürüdük.
Ben konuşmak istiyordum ama ne söyleyeceğimi bilmiyordum.
Arel de konuşmuyordu.
Bu sessizlik giderek daha garip bir hâl almaya başladı.
Sonunda dayanamadım.
"Buraya neden geldik?"
Arel yürümeye devam etti.
"Birazdan öğrenirsin."
"Bu cevap hiç yardımcı olmadı."
"Biliyorum."
Başımı kaldırıp ona baktım.
Sanki bu cevabı özellikle vermişti.
Bir süre sonra küçük bir binanın önünde durduk.
Burası dışarıdan bakıldığında oldukça sıradan görünüyordu.
Arel kapıyı açtı ve içeri girdi.
Ben de arkasından girdim.
İçerisi sessizdi.
Beklediğimden daha sakindi.
Arel karşıdaki sandalyelerden birini gösterdi.
"Otursana."
Oturduk.
Ben ellerimi birbirine kenetlemiş, masaya bakıyordum.
Arel ise karşımdaki sandalyede sakince oturuyordu.
Bu kadar sakin olması sinirlerimi daha da bozuyordu.
Sonunda dayanamayarak başımı kaldırdım.
"Beni neden çağırdın?"
Arel birkaç saniye yüzüme baktı.
Sonra masanın üzerindeki telefona göz attı.
"Önce sana bir soru soracağım."
"Tamam."
Arel tekrar bana baktı.
"Beni dört yıldır neden takip ediyorsun?"
O an dünya durdu.
İçses bile hiçbir şey söylemedi.
Ben ise sadece Arel'e bakıyordum.
Dört yıl boyunca sakladığımı düşündüğüm şey artık saklı değildi.
Arel biliyordu.
Ve şimdi vereceğim cevap, belki de her şeyi değiştirecekti.
"Arel..."
"Lavin sana bir soru sordum."
"Arel ben..." derken elim boynuma kaymıştı, sanki boğuluyordum.
"Lavin? İyi misin? Neler oluyor?"
Nefes alamıyordum.
Sanki derin bir denizin altında yüzmeyi bilmeyen bir insan gibi boğuluyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

36okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18