2. bölüm · IŞIĞINI BENDE BIRAKTIN
GİDİŞLER
Kayra’nın deposu şehrin dışındaydı.
Eski bir tekstil atölyesi. Camları kırık. İçeride hep mazot kokusu.
Targan kapıdan girdiğinde saat 6:17’ydi.
Kayra masada oturuyordu. Önünde açık bir defter. Sayılar. Borçlar.
Bakmadı.
Kayra: Geç kaldın.
Targan cevap vermedi.
Geç kalmamıştı.
Kayra başıyla depoyu gösterdi.
Kayra: Orada 12 koli var. Hepsi 4. sokağa gidecek. İmza al. Tartışma.
Targan kolileri taşıdı.
Koli ağırdı. İçinde ne vardı bilmiyordu. Sormadı.
Sorsa ne değişecekti.
4. sokak, Azen’in oturduğu sokağın iki sokak ötesiydi.
Biliyordu.
Bilmemesi gerekirdi.
İmza atan adam Targan’a baktı.
Adam: Yeni misin?
Targan başını salladı.
Adam:Kayra’nın yanında uzun durulmaz.
Targan depoya geri Döndü.
Depoya yürürken yağmur başladı.
Ceket yoktu üzerinde.
Üşümüyordu.
Kayra yine masadaydı.
Bu sefer baktı.
Kayra: Babana söyledim. Bu ay faizi almıyoruz.
Targan başını salladı.
Teşekkür etmedi.
Etse yalan olurdu.
Kayra defteri kapattı.
Kayra: Konuşmazsın sen, değil mi?
Targan baktı.
Targan: Gerek yok.
Sesini 3 yıldır ilk defa kullanıyordu.
Kayra güldü.
Kayra: Gerek olacak.
Gece 11’de iş bitti.
Targan eve yürüdü.
Babası uyuyordu.
Mutfak masasında eski lamba duruyordu.
O sokak lambası değişmeden önce söktükleri lamba.
Sönük.
Ama duruyordu.
Targan lambaya baktı.
Azen’in “Taşıyabilir misin” dediği anı hatırladı.
Taşımıştı.
O yüzden buradaydı.
Lambayı fişe takmadı.
Fişe taksa yanmazdı zaten.
İçindeki ampul gitmişti.
Yattı.
Uyumadı.
---
Azen’in otobüsü sabah, 5’te kalktı.
Valiz yoktu. Sadece sırt çantası. İçinde defter, iki kazak, annesinin ilacı.
Annesi uyuyordu.
Azen alnına dokundu.
Sıcaktı. Her zamanki gibi.
Not bırakmadı.
Not yazsa kalırdı.
Kalırsa ikisi de biterdi.
Otobüs hareket ettiğinde pencere buğulanmıştı.
Dışarıyı görmüyordu.
İçeriyi de görmek istemiyordu.
Yeni şehir küçük değildi.
Ama sessizdi.
İnsanlar birbirine bakmıyordu.
İlk işi hastanenin yanındaki eczaneye girdi.
Gece vardiyası arıyorlardı.
Sordular: Deneyimin var mı?
Azen başını salladı.
Yalan değildi. Annesine bakıyordu üç yıldır.
Gece 12’de başladı.
Tezgahın arkası soğuktu.
Müşteri azdı.
İyi oldu.
Mola sırasında dışarı çıktı.
Sigara içmedi.
Sadece durdu.
Defteri çıkardı.
İlk sayfayı açtı.
_“Işığını bıraktın. Sönmedi.”_
Altına bir şey yazmadı.
Defteri kapattı.
Cebine koydu.
---
İki hafta geçti.
Targan her gün 6:17’de depodaydı.
Kayra bir şey söylemiyordu.
Sadece iş veriyordu.
Ağır iş.
Konuşulmayan iş. Gizli İş
Babasını görmüyordu.
Babası görmeye gelmiyordu.
Gelse dayanamazdı.
Bir akşam Kayra çağırdı.
Kayra:Yarın 8. sokak var. Tek başına gideceksin.
Targan: Tamam.
Kayra: İmza atmayana bırakmayacaksın.
Targan: Anladım.
___
8. sokak, Targan’ın çocukken büyüdüğü sokaktı.
Evin önünden geçecekti.
Geçmedi.
Bir sokak önünden döndü.
Kayra fark etti.
Bir şey demedi.
Sadece deftere bir çizik attı.
---
Azen’in iş yerinde bir çocuk vardı.
Adı Miraç.
25 yaşında.
Fazla gülüyordu.
Miraç: Neden hiç konuşmuyorsun?
Azen baktı.
Azen: Konuşulacak şey yok.
Miraç: Herkesin vardır.
Azen: Benim yok.
Miraç ısrar etmedi.
Ama kahveyi her gece onun molasına denk getiriyordu.
Bir gece sordu:
Miraç: Birini bekliyor musun?
Azen durdu.
Azen: Hayır.
Miraç: O zaman neden gitmiyorsun?
Azen cevap vermedi.
Çünkü gitmişti zaten.
---
Üçüncü ayın sonunda Targan ilk defa eve gündüz geldi.
Baba mutfaktaydı.
Lamba hala masadaydı.
Baba: İyi misin?
Targan: İyiyim.
Baba: Yalan söyleme.
Targan oturdu.
Targan: İyi değilim.
Baba: Biliyorum.
Baba lambayı eline aldı.
Baba: Bu lamba o günden beri yanmıyor.
Targan: Biliyorum.
Baba: At gitsin.
Targan: Atarım.
Baba başını salladı.
Anlıyordu.
Targan’ın attığı şey lamba değildi.
---
Altıncı ayda Azen annesinin hastalığının ilerlediğini öğrendi.
Doktor “Burada bakamayız” dedi.
“Başka şehir.”
Azen başını salladı.
Zaten başka şehirdeydi.
Ama başka şehir yetmiyordu.
O gece defteri açtı.
Boş sayfaya yazdı:
_“Işık sönmedi. Ben taşıyamıyorum.”_
Defteri kapattı.
Yırttı.
Atmadı.
---
ikisi de kaçtı.
Ama kaçmak da bir seçimdi.
Ve seçimler 3 yıl taşırdı insanı
