3. bölüm / 4
Infinity Game2.Bölüm Kabileler
Bölümler 4Şu an: 2.Bölüm Kabileler
- 1 Başlangıç48 kelime
- 2 1.Bölüm The Akikya965 kelime
- 3 2.Bölüm Kabileler1.382 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 3.Bölüm • 4.Kabile•1.120 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
2.BÖLÜM KABİLELER
Mjara ve Gezgin uzun bir süre yürürler. Dolunay ortaya çıkmış, bütün Akikya'yı aydınlatıyordur. Klimint yorulmuş, yavaş yürüyordur. Mjara ise hâlâ temposunu koruyordur.
Ardından, bir sürü ağacın ortasında kocaman bir meydan ortaya çıkar. Bir sürü saman çadır, köylüler ve patates kokulu bu yer büyüleyiciydi.
Gezgin ve Mjara'nın önüne neredeyse 190 boyunda, çok büyük ve kaslı, sarı saçlı, dev kılıcını beline asmış bir adam çıkar.
Mjara konuşur:
“Selam, Kratos. Bu Gezgin. Kendisi kabileyi görmek istedi. Gezgin, bu da kabile liderimiz Kratos.”
Kratos ise:
“Tamam, birkaç dakika baksın ama sonra çıkar, Mjara. Burada yabancılara yer yok.” der.
Arkadan, neredeyse sekiz yaşlarında, açık mavi saçlı, tatlı, beyaz kıyafetleri olan küçük bir çocuk yaklaşır.
“Mjara ablaa! Bu kim? Yeni arkadaşın mı? Bugün bizde mi kalacak? Ona baloncukları gösterelim! Ve sonra şeye gidel-”
Kratos sözünü keser.
“Çadırına geri dön, Winne. Ve hayır, bugün burada kalmayacak.”
Winne'ın yüzü asılır ve çadıra geri dönmeye başlar. Geri dönerken Mjara'ya:
“Abla, en azından akşam gelirken Yeşim Şekeri toplar mısınn?” der.
Mjara evet anlamında başını sallar.
Winne mutlu olur ve çadıra geri döner.
Mjara konuya girer:
“Kratos, seninle bir şey konuşmamız lazım ama burada olmaz. Çadıra geçelim.” der.
Kratos, Mjara'nın ciddileştiğini görünce evet anlamında başını sallar.
Önlerindeki büyük, kızıl ve sertçe yere sabitlenmiş bir çadıra girdiler.
Mjara konuşmaya başladı:
“Tamam, Kratos. Bu önemli bir konu. Şimdi, Gezgin Ana Köy'den geliyor. Orada doğanlar hiçbir elementin sahibi değildir. Ama Gezgin nedense Akik ile bağlantı kurabiliyor. Gezgin, şu kılıç şeyini yapsana.”
Gezgin yavaşça kılıcını çıkarır ve dikkatlice aşağı savurur. Kılıcın üzerindeki bembeyaz gümüş, kızıllaşmış ve parlıyordur. Gezgin de kızıl bir görünüme bürünmüştür.
Gezgin konuşur:
“Bu tam gücüm değilmiş gibi hissediyorum. Daha güçlüsünü deneyeceğim.”
Mjara:
“Yapma!” diyecekken Gezgin gözlerini kapatır ve bütün gücüyle kılıcını savurur.
Ayakkabıları kan kırmızısı rengiyle boyanmış gibi parlıyordur. Gezgin daha sonra kılıcıyla bir saman balyasına vurur. Balya anında Akik ile kaplanır ve ikiye ayrılır.
Gezgin kılıcına bakar. Herkes ne oluyor der gibiyken Gezgin ileri bir adım atar. Adım atmasıyla düşmesi bir olur.
Yavaşça ayağa kalkar ve bir daha yürümeye çalışır. Amacı sadece bir adım atmakken yanlışlıkla çadırın en sonuna gider.
“Bu çok iyi.” der Gezgin.
Herkes konuşurken çadırın giriş tarafı açılır. Ortaya açık mavi, kıvırcık saçlı, göz renkleri farklı; biri kırmızı, biri mavi olan, elinde birçok deney şişesi bulunan biri çıkar ve masaya yaklaşır.
“Şey... Merhaba. Ben geçerken kulak misafiri oldum da...” der.
Mjara gözlerini devirir.
Kız yavaşça Gezgin'e yaklaşır, ayakkabılarına bakar ve:
“Akik bir güçlendirme elementidir. Senin daha güçlendirilecek bir şeyin yok gibi.” der.
Gezgin biraz sinirlenir.
Kız eğilir ve Gezgin'in ayakkabısına bakar. Üstünde, yuvarlağın üzerine bir çizgi atılmış bir sembol vardır. İşaret parmağıyla sembolü gösterip:
“Hmm... Gezgin, Akik ile işaretlenmiş.” der.
Sonra Mjara'nın oklarını gösterir:
“Senin okların gibi, Mjara!”
Mjara sinir olmuş bir şekilde:
“Tamam, işaretlenmiş işte.” der.
Kız Gezgin'e dönüp hâlâ onu inceler gibi bakarken:
“Ben Ares. Bu kabilenin kimyacısıyım.” der.
Mjara sinirli bir şekilde:
“Hayır, değilsin!” der ve Gezgin'e dönüp:
“O, bebeklikten beri bizim kabilemizde. O yüzden Akik ondan ayrılmıyor. Normalde Kar Ülkesi'ne ait ve sinir bozucu biri.” der.
Ares ve Mjara tartışırken Kratos araya girip:
“Çocuklar, burada hepimiz aynı kabiledeniz. Birbirlerinizle dost olmanız lazım.” der.
Hâllerinden pek memnun olmasalar da geri çekilirler.
Gezgin'in üzerindeki güçlenme bir anda yok olur. Ares hemen yaklaşır ve:
“Evet, tam 33 saniye sürüyor.” der.
Kratos Mjara'ya dönüp:
“Peki, Akik'in durumu nasıl?” der.
Gezgin öne atılır:
“Size yardım etmek istiyorum. Bu kabile işini ve Akik olayını pek anlamadım ama bana çok yardımcı oldunuz.”
Mjara konuşur:
“Tamam. Şimdi, Akikya'da 8 ana kabile var. 8. kabile en güçlü olmak üzere sıralanmıştır. Ve buraya gelirken fark ettin mi bilmiyorum ama Akikler sönmeye, yavaşça erimeye başlıyor. Bu, Akik'in etkisini kaybetmesi demek. Bunu sadece Karanlık Akik yapabilir. Bizim düşüncemiz, Akik taşına Karanlık Akik bulaşmış olması.”
Ares öne atılıp:
“Eğer öyleyse Akik, bir güçlendirme elementi olmaktan çıkıp bir katliamın ta kendisi olur.” der.
Gezgin "Peki siz ne yapmayı düşünüyorsunuz?" Der
Uzun bir sessizlik oluşur...
Mjara, titreyen bir sesle konuşur:
“Aslında bir planımız var. Akikya, dünyanın en büyük göllerinden birine sahip. Efsaneye göre gölün en dibinde, Ocenaid adı verilen ve Akik'i arındıran ışık canavarları yaşıyor.”
Gezgin ise:
“Diyelim ki efsane doğru. Akik'i oraya nasıl getireceksiniz?” der.
Mjara biraz susar ve sonra:
“Biz Akik Taşı'nı çalmayı düşünüyoruz...” der.
Kratos araya girer:
“Bu plan işe yaramaz. Ocenaid diye bir şey yok. O, sadece Winne için anlatılan bir masal.” der ve devam eder:
“Bence Akikya'daki karanlık canavarların sayısı çok artmaya başladı. Onlar arttıkça karanlık da artıyor. Bu yüzden onları yok etmeliyiz.”
Ares sözünü kesip:
“Ah, bence direkt şu taşı yok edelim. Yoksa bunlar bitmez.” der.
Herkes plan hakkında tartışırken Gezgin elini masaya vurur.
“Benim iyi bir planım var!” der.
“Eğer Akik Taşı, dediğiniz gibi Akikya kurulduğundan beri buradaysa onun bir koruyucusu vardır.”
Mjara elini çenesine koyar ve düşünceli bir şekilde:
“Aslında evet, bir ejderha var.” der.
Kratos ise:
“Ama o da bir efsane.” der.
Bir anda biri, tatlı bir sesle yüksek sesle bağırır:
“Bence gökkuşağını kullanarak Akik'i iyileştirelim!”
Masanın yanından iki küçük göz belirir.
Mjara:
“Winneee, çadıra dön! Hem senin ödevin falan yok mu?” der.
Winne ise:
“Ama gerçekten yardımcı olabilirimmm!” der ve yavaşça yere bağdaş kurarak oturur.
“Hiç ses yapmayacağım, söz!” der.
Ares bir anda:
“Ya Akik enerjisinin içeri giremeyeceği dev bir güç alanı yapsak? İçine Akik gücü giremez. Katliam olur, biter ve kurtuluruz.” der.
Kratos:
“Bu çok canice.” der.
Ares etrafına bakarak:
“Başka fikri olan?” diye sorar.
Winne ise:
“Ejderhaya gidin!” der.
Gezgin, bunun belki de işe yarayabileceğini düşünerek biraz eğilir ve Winne'ye doğru:
“Bizimle gelmek ister misin? Katkıda bulunacağını biliyorum.” der.
Mjara yayını alır. Kratos büyük kılıcını çıkarır. Ares ise arkadaki çekmeceden beline bir çanta takar. Çantanın içinde çeşitli büyü ve kimyasal maddeler vardır.
Gezgin kılıcını kabzasına sokar ve:
“O zaman ejderhayı bulmaya çalışacağız!” der
Kratos, “Ejderha hakkında bir bulguya rastlanan tek yer 4. Kabile. Yarın şafakta oraya gideceğiz,” der.
Zaman geçer, gece yarısı yaklaşır. Gezgin’e yatacak bir yer verilir. Havada güzel bir pankek kokusu vardır. Gezgin, saat on bir civarında bütün eşyalarını hazırlamıştır. Winne’nin çadırında ona çok da büyük olmayan bir alan ayrılmıştır.
Gezgin çadırdan çıkar. Kabilenin meydanında büyük bir ateş yakılmıştır. Bir sürü odun parçasının üzerine oturmuş köylüler vardır. Winne, arkada birkaç küçük çocukla oynuyordur.
Mjara, en büyük ikinci çadırın içinden elinde birkaç tepsiyle çıkar. Winne ve çocuklar hemen etrafında toplanır. Ares ise yan taraftaki çadırda görünür. Masasında çalışırken uyuyakalmıştır.
Mjara tepsiyi ortaya bırakıp ateşin yanına oturur. Herkes tepsiden çubuklara geçirilmiş, et parçalarına benzeyen yemekler alıyordur.
Mjara, Gezgin’i fark eder. Ağzı dolu olduğu hâlde elini kaldırıp ona bakar.
“Hey! Buraya gel!” diye seslenir.
Gezgin, Mjara’nın yanına oturur. Mjara ona da bir yemek uzatır.
“Bu, Akikya’nın yemeği: Tsusu! Akikya’da bulunan Büyük Gerdanların etlerini çubuğa geçirip iyice kızartıyoruz, sonra reçele buluyoruz. Denemek ister misin?” der.
Mjara’nın tatlı sözlerinin ardından Gezgin bir tane alıp tadına bakar.
“Aaa, acıymış!” der ve öksürür. Ardından ekler:
“Aslında çok tatlı bir tadı da geliyor.”
Gezgin ve Mjara uzun süre sohbet ederler.
Bir süre sonra ateşin yanına, uzun masmavi giysiler giymiş iki ozan yaklaşır. Biri mavi saçlı ve kızıl gözlü, diğeri kahverengi saçlı ve mavi gözlüdür. İkisinin de elinde birer lir vardır.
Mjara, Gezgin’e dönerek:
“Ah, başlıyor!” der.
Gezgin ne demek istediğini anlamaz ve ozanlara bakar.
Ozanlar büyük bir hevesle Gezgin’in bilmediği bir dilde müzik çalmaya başlar. Akikya halkı da müziğe ayak uydurur. Gösteri yavaşça sona erer.
Gezgin merakla sorar:
“Bu özel bir gün mü?”
Mjara gülümser.
“Bizim için her gün özel.”
Tam o sırada Klimint koşarak Mjara’nın yanına gelir ve ateşin yanındaki odunların üzerine uzanır.
Mjara, Gezgin’e döner.
“Soğuk çay ister misin?”
İki buzlu bardak getirir. Ardından Klimint’e seslenir:
“Klimint, buz saldırısı!”
Klimint, arkadaki ağaçlara doğru bir buz saldırısı yapar. Sonra yağmur yağmaya başlar. Yağmur damlaları yavaşça düşerek insanı büyüler. Renkli damlalar bardakları doldurur.
Gezgin şaşkınlıkla sorar:
“Bu ne?”
Mjara açıklamaya başlar:
“Klimintler buz saldırısı yapınca yanlışlıkla kendi ruhlarından çok küçük bir parça koparırlar. Ama merak etme, o kadar küçüktür ki binlerce kez yapsalar bile ruhlarının dörtte biri bile gitmez. Bu parçalar yağmur damlalarına dönüşür. Asıl amacı Klimint’in iyileşmesini sağlamak olsa da tadı çok güzeldir. Hem de soğuk bir çaydır; seni de iyileştirir.”
Zaman hızla geçer. Herkes yavaş yavaş çadırlara dağılır. Gezgin de çadırına geçer.
Tam uykuya dalacakken Winne ona döner.
“Gezgin abi, ejderhaya neden gideceğiz? Bizi kurtarır mı?” diye sorar.
Gezgin cevap verir:
“Sen dert etme, Winne. Daha çocuksun.”
Winne başını eğerek:
“Evet, güçsüzüm,” der.
Ama bunu öyle bir şekilde söyler ki Gezgin’in aklında kalır.
Sonunda herkes yavaşça uykuya dalar.
Yarın yola çıkacaklardır.
Bölüm etkileşimi
