2. bölüm / 4
Infinity Game1.Bölüm The Akikya
Bölümler 4Şu an: 1.Bölüm The Akikya
- 1 Başlangıç48 kelime
- 2 1.Bölüm The Akikya965 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2.Bölüm Kabileler1.382 kelime
- 4 3.Bölüm • 4.Kabile•1.120 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
1.BÖLÜM THE AKİKYA
Etraf normal çınar ağaçlarıyla doluydu. Bir sürü ağacın arasındaki patika, tatlı bir yağmur kokusuyla dolmuştu. Yolun başında Gezgin belirdi. Yavaş ama heyecanlı adımlarıyla hem yürüyor hem de ağaçlara bakıyordu.
Saatlerce bu patikalardan yürüdü. Artık yavaşça ağaçlar değişmeye başlıyordu. İleri doğru yürüdükçe bazı kiraz ağacı benzeri, garip ağaçların ortaya çıktığını gördü. İlerledikçe bu ağaçların sayısı arttı ve kısa bir zaman içinde artık etrafındaki bütün ağaçlar değişmişti.
Arkasına baktığında çok uzaklarda normal ağaçlar vardı. Hava kararmaya başlamıştı. Gezgin, sırt çantasından birkaç malzeme çıkardı ve yanındaki büyük araziye bir çadır kurdu.
Gezgin çadırın içinde uzunca uyudu. Gece kurtların uluma sesleriyle doldu ve gündüz oldu.
Gezgin, bazı takırtı sesleriyle uyandı ve çadırdan çıktı.
"Hey, ne oluyor burada?" dedi Gezgin.
Çadırdan çıktığında önünde, ortalama 23 yaşlarında, kızıl uzun saçlı, elinde büyük bir yay olan çilli bir kız ona sinirle bakıyordu.
Gezgin tam konuşacakken kız ayağını yere vurarak:
"Hey, sen! Iıı... Neden buradasın? Benim çalışma yerimde ne yapıyorsun? Buraya kamp kuramazsın!" dedi sinirle.
Ardından Gezgin:
"Hey, tamam. Ben sadece bir gezginim. Akikya ülkesine doğru yürüyordum. Gece oldu ve kamp kurdum. Burada kalmayı planlamıyorum." dedi.
Kız ise:
"Ah, pardon. Seni Tarikatçılardan sandım." dedi.
Arkasında saklanan, uzun, iki ayaklı, kanguru benzeri bir yaratık kafasını uzattı ve Gezgin'e baktı. Sonra bir anda yeniden saklandı.
Kız devam etti:
"Merhaba, ben Mjara. 1. Akik Kabilesi'nden geliyorum."
Gezgin elini uzattı.
"Ben Gezgin."
Gezgin devam etti:
"Arkadaki şey de ne?"
Mjara yavaşça eğildi ve kızıl kanguruya:
"Korkmana gerek yok, Klimint. O bir arkadaş." dedi.
Klimint merakla Gezgin'e baktı. Sonra "tamam" dercesine başını salladı.
Mjara ayağa kalktı ve devam etti:
"Sen Akikya'nın neresine gitmek istiyorsun?"
Gezgin kekeleyerek:
"Ah, ben pek bir şey bilmiyorum. Tek bildiğim, Akikya'da bir Kızıl Akik taşı olduğu." dedi.
Mjara ise:
"Tamam. İstersen seni taşa götürebilirim." dedi.
Gezgin sevindi.
"Peki, ama burada ne yapacaktın?"
Mjara:
"Boş ver." dedi.
İkisi yola çıktılar.
Akikya ülkesinin merkezine doğru... Akikya'nın merkezine yavaşça varırlar. Etraf saf Akik kokuyordur. Bala benzeyen bu koku insanları büyülüyordu. Dünyadaki en küçük ve samimi şehir merkeziydi burası. Minik dükkânlar ve küçük binalar çok tatlı duruyordu.
Gezgin büyülenmiş bir şekilde konuştu:
"Burası çok güzel. Ama neden çok az kişi var ve birkaç binadan ibaret burası? Fazla küçük."
Mjara yorgunca alnındaki teri sildi ve:
"Çünkü Akikya bir halka sahip değildir. Herkes 8 kabileye bölünmüştür. Kabileler pek iyi anlaşmasa da bu küçük şehir merkezinde takas yapabilirler. Bu zamanlarda herkes kabilesinde kalmayı tercih ediyor." dedi.
Gezgin, anladığı anlamında başını salladı ve:
"Peki, Akik Taşı?" dedi.
Mjara eliyle en öndeki binayı gösterdi ve:
"Taş orada korunuyor. Turistler gidip taşa bakabilir." dedi ve o binaya doğru yürümeye başladılar.
Bina çok sessizdir. Kapıyı ittiler ve karanlık, büyük bir oda ortaya çıktı. Odadaki ışıklar otomatik olarak açılır. Ortada, büyük şeffaf bir kutunun içinde kristal şeklinde kızıl bir taş vardır.
Gezgin hızlıca taşın yanına gider ve incelemeye başlar.
Mjara ise:
"Ah, bu taşı çok kez gördüm. Sadece küçük bir taş, pek bir özelliği yok." der.
O sırada Gezgin, taşın olduğu şeffaf kutuya tam dokunacakken sert bir ses bir anda:
"DOKUNMA!" diye bağırır.
Karanlıktan beyaz düz saçlı, siyah takım elbisesi olan, bembeyaz uzun eldivenli bir adam yaklaşır ve:
"Lütfen cama ellemeyin." der yüksek sesle.
Kibirle konuşuyordu. Ağzından belli oluyordu nasıl davranacağı.
Gezgin anında elini çeker. Adamın kıyafetindeki küçücük isimlikte "Vaeron" yazıyordu.
Mjara Gezgin'e döner ve:
"Aha, evet, taşa dokunmak yasak." der.
Gezgin gözlerini devirir.
Mjara:
"İstersen sana bizim kabileyi gösterebilirim?"Gezgin ve Mjara yola çıkar. Minik, Akik kokulu yolda Mjara bir daldan Akik koparır ve Gezgin'e gösterir. Gözleri parlıyordur.
“Şuna baksana! Ormanın bu taraflarındaki Akikler çok iyi yetişmiş.” der ve elindeki Akik parçalarını yere atar.
Gezgin, anlamayan bir bakışla:
“Eh, şey... Ben Akik'i hâlâ anlamadım. Yani hem orada hem de kırmızı ağaçlarda mı Akik var?” der.
Mjara bir an durur.
“Cidden sen Akik'in ne olduğunu bilmeden Akikya ülkesine mi geldin?”
Gezgin yavaşca cevap verir "Ah şey Ben direk çıkıp buraya geldim araştırmaya zamanım olmadı Ehe..."
Gezgin yavaşça cevap verir:
“Ah, şey... Ben direkt çıkıp buraya geldim. Araştırmaya zamanım olmadı, ehe...”
Mjara bir an sessiz durur. Korkunç bakışı bir anda değişir ve:
“Tamam, Gezgin. Bu ağaçlar sadece Akikya'da yetişebilir ve Akik ağaçlarıdır. İki farklı tepkimeye girebilirler: Ateşle Kızıl Akik'e, buzla Buzul Akik'e dönüşürler. Ayrıca hiçbir Akik kül olmaz; sonsuza dek yanabilir. Ama bunu evlerde yakıt olarak kullanmak çok zor, sana sonra anlatırım. Ve Akik'in en önemli özelliği ruhunla birleşmesidir.” der.
Ardından eline biraz Akik tozu alır. Gizemli bakışları etrafı büyüleyici kılıyordur. Mjara elini kapatır ve gözlerini yumar. Elinin içi yavaşça parlamaya başlar. Sonra yavaşça elini açar. Akik yok olmuştur ama Mjara büyülü bir görünüşe bürünmüştür. Kızıl bir parıltıyla ışıldıyordur.
Yayını çıkarır ve ateş okunu öndeki ağaca atar. Ok, normal bir ateş oku gibi değildir; parlayarak ağaca saplanır ve ateş etkisi devam eder. Mjara hâlâ parlıyordur. Bir süre sonra üzerindeki Akik etkisi yavaşça kaybolur.
Uzun bir sessizlik olur ve Mjara konuşur:
“Sen de dene, Gezgin. Akik her şeyle birleşip onu güçlendirebilir. Buralı olman gerekmez.”
Gezgin bunu duyar duymaz ağaçtan biraz Akik koparır. Mjara Gezgin'in önüne geçer ve:
“Sadece Akik'i hisset ve ruhunla birleşmesine izin ver.” der.
Gezgin birkaç saniye gözlerini kapatır. Büyük bir sessizlik olur. Ardından sağ gözünü açıp sessizce:
“Oldu mu?” der.
Tam Mjara konuşacakken, Gezgin'in elindeki Akik bir ışık hâline gelir ve kalbine girer. Gezgin birkaç saniye boyunca parlar, sonra ışık söner.
Mjara şaşkınlıkla:
“Bu garip... Akik büyüsü içine girdi ve hiçbir şey olmadı.” der.
Gezgin kör ve bembeyaz kılıcını kabzasından çıkarır ve hızla savurur. Kılıcı Akik etkisi kazanmıştır. Vuruşları güçlenmiş, kılıcı parlamaya başlamıştır. Akik etkisi kazanan Gezgin kızıl bir görünüme bürünür.
Aradan otuz saniye geçer ve etki kaybolur.
Mjara şaşkın bir şekilde:
“Sen bunu nasıl yaptın?!” der ve Gezgin'i incelemeye başlar. Bir sağına, bir soluna geçer.
Gezgin sırıtır.
“Nasıl yaptığımı bilmiyorum ama Akik içime girdi ve artık istediğim zaman kısa bir süreliğine beni güçlendirebiliyor.”
Mjara düşünceli bir ifadeyle:
“Bence bu, senin en başından beri Akikya'ya ait olmandan kaynaklanıyor. Bu gücü bizim kabilede inceleyebiliriz.
Bölüm etkileşimi
