İnat ve felaket kitap kapağı

8. bölüm / 5

İnat ve felaket

4. Bölüm :acımasız hayat

Vaveyla Yazarı: Beyza Boydaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 4. Bölüm :acımasız hayat

Bizi en çok oyuna getiren şeydi hayat. İlk başta güzel bir şekilde umatlandırıp herşeyin güzel olacağına ikna edip bizi kandırıyordu.

Yani bizi yolu güzel olan bir uçuruma adım adım götürüyordu.

O uçurumdan aşağı atmadan önce bizi "artık her şey güzel olacak" lafına inandırıyor. Sonrada trenimizi bilerek yanlış raya sokuyordu. Bizi o uçurumdan atanda hayat, o uçurumdan tekrar yukarı çıkaranda hayat. Ama bu böyle sonlanmıyor sürekli bir döngü halinde, düşüyoruz, kurtuluyoruz sonra tekrar düşüyoruz; ve tekrar kurtuluyoruz ama ölmüyoruz ...

Ben 15 yaşındayken düşmüştüm o uçurumdan 18 yaşındada bir umut sarmıştı etrafımı babam. Belki bunu hiç söylemek istemem ama beni saran bu umutların içerisinde atlasda vardı. Hayat beni böyle umutlandırıyordu herşeyin güzel olacağına.

Ama bunu en iyi bilende benimki . Ben o uçurumdan öyle bir düşecektimki artık hiç kurtulma şansım olmayacaktı. Hiçbir umut zamanı geriye saramayacaktı.

Kimsenin yeri dolmayacaktı...

Tüm gece o kadının kim olduğunu düşünmekten uyuyamamıştım. Tabi bu banada bir fayda sağlamamıştı. Hiç bir sonuca varamadım yine herzamanki gibi.

O kadar uyukuluydumki şuan ve bunun yüzünden zihnim dahada karmaşıktı. Biraz uyumak için kafamı yastığa koyduğumda gözlerimi kapattım.

Ben tam tatlı bir uykuya dalacakken babamın sesiyle gözlerimi tekrar açtım. "çıkıyorum ofiste buluşuruz." ne ofisi? Babam inşaatta çalışmıyor muydu? "kapat o konuyu duru gelince konuşuruz telefonda olmaz." gayette resmi konuşuyordu ve ciddi.

Babam telefonu kapattıktan sonra sanırım son olarak ceketini de alıp evden çıktı.

Ne oluyordu? Bu soruda ağzıma dolamamıştım bir kere sanırım sürekli soracaktım. Benimle butunlesen bir soru kalıbıydı artık kendisi.

Mutfağa geçtim. Kendime bir bardak su aldım ve ilaçlarımı içtim. Boğaz ağrım hala devam ediyordu ama biraz daha sakinleşmişti. İki gündür canımdan can gitti arkadaş!

Mutfaktan çıkıp odaya girdim. Cam kenarında olan koltuğa oturdum ve bu hayatı bir kenara bırakarak, beni mahveden bu hayatı bir kenara bırakarak camın önünde olan kuşları izlemeye başladım.

Aslında kuşları izlemek değildi derdim sadece bu düşüncelerden biraz olsun kurtulma istiyordum. Biraz olsun güzel şeyler düşünmek istiyordum. Ama nafile aklımda güzel anılar köşesi diye bir yer ayırmayı unutmuşum.

Ben hep bu hayat için çabalıyorum. Hep başkalarının hayatlarını düşünüyordum. Onlara zarar gelmesin, onlar bir şekilde kurulsun falan filan ben kendime bu süreçlerde hiç zaman ayirmamisimki ve bununda daha yeni farkediyordum. Kendimi hep ikinci plana atmışım salak gibi...

Bunu aklımın ucundan dahi geçirmezdi ama ben babamdan şüphelenmeye başladım. Gerçekten nedense babam benim arkamdan iş çeviriyormuş gibi hissediyordum. Umarım yanlış hissediyorumdur. Umarım gerçek değildir.

Neredeyse bir saat olmuştu ve ben hala cemin önüne oturmuş babamın ne yaptığını düşünüyordum. Ama böyle otur otur nereye kadar!

Bir anlık kararla ayağa kalktım. Babamı bulacaktım bunu bir şekilde yapacaktım ve bunu yaptıktan sonrada onu sürekli takip edecektim. Ama takip konusunda hiç iyi değilim. O yüzden illaki yanıma birini almam gerekiyordu.

Ama kim?

Elimi yüzüme koymuş yanıma kimi alsam diye düşünürken kapı çaldı. Sanırım bu evrenin bana bir mesajıydı.

Ayağa kalkıp kapatı açmaya gittim. Kapıyı açtığımda içime güzel bir his yayıldı. Ve kalbim benden bağımsız bir şekilde hızlandı. Vücudum neden bu kadar tepki veriyordu ona karşı?
Sakın Arya eğer kendini kaptırısan çok büyük bir hata yapmış olursun!

Atlasa hafifçe gülümsedim ve onu içeri davet ettim. Bu aralar ona iyi davranıyordum. Normalde ben bu değildim ve inşallah yakın zamanda kendi halime dönerdim.

Atlas odaya geçince bende yanına geçtim. Koltuğa oturduğunda beni sorgulamaya başladı. "ilaçlarını içtin mi?" başımı salladım. Devam etti "dinlendin mi?" 10 dakika bile dinlememiştim. Başımda bu kafa dert varken nasıl yapabilirdimki bunu zaten?! "evet" dediğimde gözlerini kıstı. Ve biraz yüzümü inceledi. "yalan söyleme" derin bir nefes alarak başımı yere indirdim. Sonra burnumu çektim ve başımı tekrardan kaldırdım. "evet uyumadım. Çünkü istemiyorum" dediğimde kaşları havalandı "ne demek istemiyorum?" algısında sıkıntı vardı galiba! "istemiyorum demek" gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. "tamam arya seninle uğraşmam şuan" benimle uğraş diyende olmadı zaten! Bir süre sessiz kaldıktan sonra bakışlarımi cama çevirdim sonra asıl meseleye döndüm. "bana yardım etmen gerek" şuan ne yapıyordu bilmiyorum ama bir süre beni izlediğini hissedebiliyordum.

Derin bir nefes aldı. Ona döndüm tepkisini merak ettiğim için ama o çok tepkisizdi. Onu tanımasam heykel sanar yanından kaçardım. Sıkıntılı bir şekilde nefes aldım. " bir şeylerden şüpheleniyorum. Bunun için bir adım atmam gerekiyor ama tek başıma yapamam." durdum. Belki kabul etmeyecek arya bu kadar net konuşma! Devam ettim "ama eğer bana yardım etmek istemessen, ben bir şekilde hallederim" dedim ve gözlerinin icine baktım. Eğer kabul etmese hallederim dedim ama zor olacaktı gerçekten çok zor olacaktı...

Oturduğu yerde bana doğru eğildi. "sana her koşulda yardım ederim arya sebebinde merak etmiyorum." dedi ve ayağa kalktı. "şimdi gitmem gerek ilaçlarını almayı unutma" tam odadan çıkacakken tekrardan bana döndü "haa birde uyumayı unutma" dedi gülümseyerek ve evden çıktı.

Teklifimi kabul ettiği için çok mutluydum. Ve arkasından isteristemwez gülümserken buldum kendimi. Sonra yaptığım şeyin sacmalığıyda hemen kestim o gülümsemeyi. Ya bu vücudum benim kontrolüm altında değilmi?

Evet

Eeee o zaman niye hiç yapmak istemeyeceğim hareketleri yapıyor?

Yoo sen o hareketleri yapmayı gayette çok istiyorsun.

Bu hayatta hep en çok korktuğum şeyler geldi başıma. Şuan ise en çok korktuğum şey

Atlasa aşık olmak....

Evet bunun olasılığın çok korkuyorum ve asla olmasında istemiyorum. Ama bedenim onu görünce değişik tepkiler veriyor. Kalbim hızlanıyor istemsizce gülümsüyorum.

Ama kendim birşey hissetmiyorum. Ona karşı bir şey hissetmekte istemiyorum zaten! O kimki ben ona karşı bir şey hissedeyim!

Yerimden kalktım ve merak  ettiğim için babamı aradım.

"efendim kızım"

"neredesin baba".

Salak arya böyle hemen sorulur mu o?

"yani ne yapıyorsun demek istedim?"

Hah böyle daha iyi pat diye girme hemen!

Bana bir daha akıl verirsen sesini keserim!

Bunu yapamayacağını sende bende çok iyi biliyoruz.

Yo yaparım!

Beni sesimi kesmen için kendini öldürmen gerek

Biliyorum ve bunu yaparım. Sen susacaksın değer!

"çalışıyorum kızım sen ne yapıyorsun?"

"evdeyim baba rahatsızım biraz"

"anladım kızım bir şeyi sormak istiyordun?"

"yok baba aradım öylesine görüşürüz"

"görüşürüz kızım"

Ben telefonu babam kapatır diye kapatmadım ve yanıma bıraktım. Şuan kafam biraz daha rahat olduğu için uyumama bir engel yoktu bence. "onu takip altına alın. Yanındakinide size bırakıyorum." telefondan gelen babamın sesiyle doğruldum. Evet artık uyumama bir engel vardı.

Daha fazla beklemek mallık olurdu. O yüzden ayağa kalktım ve ceketimi giyip evden çıktım. Babam kimi korumak istiyorduki bu kadar? Ve korumak istediği kişi neden bu kadar önemliydi?

Ceketimi yolda giyerken bir yandanda atlası aradım.

Hiç beklemediğim bir hızda açtı telefonu.

"efendim"

Şuan Atlas bana ne derse desin umrumda değildi. Merek ettiğim bir şey vardı. Yanıma gelip gelmemesi

"okulun önündeyim"

Dediğimde bir anlığına sustu. Sonra boğazını temizledi ve şükür konuştu.

"geliyorum"

Dediğinde gülümsedim ve telefonu kapattım. Ben telefonumu cebime koydum. Oda tam o sırada yanıma geldi. İnsanlar jetleri yaparken atlasın hızından esinlenmisler bence!

Atlas yanıma geldiğinde hiçbir şey sormadı ve nereye gittiğimizi bilmeden öyle dümdüz yürüdük. Atlas çenesiyle 5 dakika oteldeki parkı işaret etti. "şurda oturup konuşalım uygunmu senin için?" dedi ve bana döndü. Başımı salladım. Parkın yanına geldiğimizde karşılıklı bankalardan birine oturduk. Ben olayı nasıl anlatmaya başlayacağımı düşünürken altas konuştu "anlat neden suphleniyordmsun babandan?" dediğinde yutkundum çünkü bende tam olarak olayı nerde başladığını bilmiyordum. Bildiğim tek bir şey vardı. Oda babamın masum olmadığıydı...

Derin bir nefes aldım ve başımı Oyun oynayan küçük çocuklara çevirdim. "bilmiyorum" gözlerimi çocuklardan çekerek atlasa çevirdim. "bir kadına sürekli 'ona birşey olmasın onu kötü diyor' ve ben o kişinin kim olduğunu çok merek ediyorum." Atlas gözlerini kısmış ilgiyle beni dinliyordu. Yaslandığım yerden doğrulup ellerini masaya koyup bilgili bir edayla konuşmaya başladı. "  anladım" bu muydu gerçekten. Tek düşüncesi bumuydu bunun! Gerizekalı şuan onu tebrik etmek istiyordum. Şöyle elimi uzatıp 'tebrik ederim tespitlerin icin' demek istiyordum!

Gözlerini tekrar kıstı. "meraklısın meraklı" dedi ve gülerek tekrar arkasına yaslandı. Bir gün inat küpü der bir gün meraklı der hayal gücüne geniş yani! Deli olduğu için! Tahammülüm kalmadığı için derin bir nefes aldım. Bunu belli ederek. Rüzgardan dağılmış saçlarımı kulağımın arkasına attıktan sonra konuştum. "Atlas adam gibi soruyorum yardım ediyor musun etmiyor musun?" biraz düşündü. Düşünecek ne var be adam iki seçenek sundum işte birine seç Allah Allah!

Burnunu sıktı ve dudaklarını diliyle ıslatıp konuşmaya başladı. "adam gibi cevap veriyorum" sustu ve harelerni iki gözüm arasında gezdirdi. Mal mal bakacağına devam et işte! Ne bakıyorsa sanki vereceği cevap kasımın ortasında yazıyor! "sana yardım edicem" oh be şükür cevapladı. Verdiği cevaba sevinmiştim ama aklımdaki soruyu ona sormam lazımdı. Elimle kaş aramı göstererek " C şıkkında varmı?" dedim gülerek ama cevabı orada aramıştı. O kadar çok baktığına göre iki değil daha fazla sık vardı bence!

Derin bir nefes aldı. Ve güldü " dur bakayım" dedi gözlerini kısıp tekrardan kaş arama dikince "yok" gözlerini biraz daha kıstı. O kadar detaylı bakıyorduki şuan gerçekten orada şık olduğuna inanacaktım.

Sol elini kaldırdı gülerek "lan! Lan!" dedi hala gülerken "B şıkkından D şıkkına geçmiş" hahaha çok komikti gerçekten. Hayatıma bunun gibi bir malı asla almayacaktım.

Deri bir iç çektim ve ayağa kalktım. "hadi kalk hadi çocuklaşma" dedim ve elimle kafasını iserer ederek " o beynini böyle espriler için değil planlar için yor Atlas" dediğimde hala gülüyordu. Bence yavaş yavaş deliriyordu. Üzüm üzüme baka baka kararır diye bir şey varya hani umarım bende buna baka baka deli olamazdım!

Parktan çıkıp aşağı doğr indiğimizde ellerini cebine attı ve konuşmaya başladı. "o test hangi yayın?" kaşlarımı çattım ve hala yürürken "ne testi?" güldü. "alnındaki test?" ya yok bu yavaş yavaş değil korkunç bir hızla deliriyordu. Ama komik olduğu için şimdilik ayak uydurmaya çalıştım. "ne yapacaksın hangi yayın olduğunu?" iki büyük adım atarak yanıma geldi. "şikauet edicem" dediğindede bu sefer ben güldüm. Karşıya geçmek için yolu teyit ederken " mal yayınları Atlas" Hım der gibi bir mirilti çıkardı. "tamam o mal yayın evine en yakın zamanda şikayet edeceğim!" sinirli bir şekilde söylemeye çalışıyordu ama ben gülünce oda patlamıştı.

Onun yanındayken herşey daha normal gibiydi. Daha sakin daha mutluydum. Ama neden?

Bunun farkına varınca biraz sertleştim. Hayatımı bu zamana kadar hiçbir erkeğe bağlamadım. Bağlamamda hemde bunun gibi bir mala! Hiç olmaz!

Tekrar sustuk yürüken. Nereye gittiğimizi bilmiyordum. Tek sorun buda değildi, nereye gittigimizide nereye gideceğimizide bilmiyordum. "nereye gidiyoruz var mı bir planın?" atlasın sorusuyla ona döndüm. "bilmiyorum düşünmedim." derin bir nefes aldı. "ilk başta babanın olduğu yerleri tespit etmek sonra onu takip etmek daha doğru olmazmı?" şükür çıkardı içindeki cevheri! Bu cümle çok mantıklı geldiği için bir an kendime kızdım. "haklısın o zaman dağılalım yarın okulda konuşuruz" dediğimde başını salladı. "peki seni bırakmamı ister misin?" düşünmek için sessizliğe ihtiyacın vardı. "sen okula git Atlas evim şurda zaten hemen giderim" geldiğimiz yok ayrımına geri döndük ve orada ayrıldık.

Bak işte o varken huzurlu ve mutluyum o yokken huzursuz ve mutsuzum. Bunun nedenini hiç bir şekilde kestiremiyorum. Kimseye aşık olmadığım icin aşık olmanın belirtilerini bilmiyorum. Bilmekte istemiyorum zaten ona aşık olmak bu dünyada verdiğim 2. En büyük saygısızlık olur!

Eve vardığımda kendimi yine koltuğa attım. Babamı nasıl bulacaktık. Böyle söyleyince sanki babam kayıpmış gibi oluyor ama öyle değil işte. Babam normal bir işte çalışmıyor ve bende bunu öğrenene kadar babamı takip edeceğim. Ama onun nerede olduğunu nasıl tespit edeceğim inanınki onu hiç bilmiyorum.

Acaba konumdan tespit edebilirmiydim? Ya da hiç öyle bilgisayar işine girmeden direkt takip mi etseydim?

Derken telefonum çaldı.

"efendim"

"buldum arya" şuan şaşkınlıktan ne diyeceğimi ve nasıl bir tepki vereceğimi bilmediğim için sustum. O devam etti.

"arya baban büyük bir şirkette işletme sahibi. Şirket senin bulunduğun konuma çok uzak. Eğer şimdi gitmek istiyorsan seni almaya gelirim." söyledikleriyle ağzım bir karai Açık kalmıştı. Bu kadar bilgiyi bu kadar hızlı nereden ve nasıl buldu? Ama nasıl bulunduğu benim için önemli değildi. Önemli olan babamın korumak için can attığı kişisinin kim olduğunu öğrenmek.

" gel ben çıkıyorum dışarı çabuk gel" telefonu kapatır kapatmaz ceketimi koyduğum yerden aldım ve kapıya doğru yöneldim. Ben tam kapıyı açacakken kapı açıldı ve gördüğüm kişiyle içimden kendime sövdüm.

Babam...

Ben babamın yanına gidecekken o gelmişti. Hassiktir yani diyecek başka bir şeyim yok! Hatta var ben böyle kaderin! Devamını sizin ve kendi iyiliğim için getirmek istemiyorum.

Babam bana affallayarak bakıyordu. Eee haklıydı adam ona rahatsızım demiştim. Ama şuan elimde ceket ve anahtarla birlikte kapının önünde duruyordum. Mal Arya! Herşeyi aceleyle yapıyorsun!

Babam kapıyı kapatıp önümde durunca derin bir nefes aldım ve yalan uydurmaya çalıştım. Çünkü adam olanları yanlış anlayacaktı. Konuşmak için ağzımı açtığım esnada işaret parmağını kendi dadaklarina götürdü. "şşş kapıda bekliyor arkadaşın" dee ve karşımdan çekildi. "kalın giyin kızımmm" o hiç yanlış anlamamıştı. Canım babam umarım ondan nefret edeceğim birşey yapmıyordur.

Atlasda hemen gelmişti. Biraz bekleseydin be adam! Evden çıktığımda koşarak arabaya bindim. Ben arabaya koşarak bindiğim için telaşlanmıştı. "ne oldu?" rahatlamış bir nefes aldım ama rahat Bi şekilde konuşmadım. "babam eve geldi Atlas yani bu iş yarına kaldı" elleriyle sıkıntılı bir şekilde yüzün sivazladı ve yeni çıkmaya başlamış. Hafif sarı sakallarını kaşımaya başladı. Sonrada yeşilin en koyu tonu olan gözlerini bana çevirdi. "ne yapıcaz?" ona karşı mahcup hissettiğim için birşey söyleyemedim ama susmak Bana göre değildi. "bilmiyorum Atlas ama şuanlık planı iptal edelim" durdum ihtiyacım olan havayı içime çekip devam ettim "biliyorum seni çok yordum, evet üstüne yük yükledim evet ama gerçekten üzgünüm" dediğimde yutkunarak bana baktı. Ve yeşil gözleriyle sanki icimden geçenleri anlamaya çalışıyormuş gibi baktı "hayır... Arya ben... Yani sen Çok istiyordun bunu o yüzden dedim." kalbim çok kötü atıyordu şuan. Dibimdeydi ve o yeşil gözleriyle pisman bir şekilde bakıyordu.

Atlas ve pişmanlık yana yana zor gurulen bir ikili.

......

" yorma kızım kendini" babam bana telaşlı bir şekilde bagiiriken bende dolaptan eski eşyaların bulunduğu kutuyu indirmek için uğraşıyordum. Kutuyu yerinde Biraz hareket ettirerek cevap verdim babama "onlara bakmam lazım baba" kutuyu biraz daha hareket ettirdikten sonra kendime doğru çektim. Yüzüme doğru uçuşan tozlar yüzünden gözlerimi kapattım.

Ne ara bu kadar toz oldu be!

Kutuyu gözüm kapalı indirirken ayağım kaydı ama düşmeden dolabın kenarına tutundum. Yaşadığım küçük korkuyla kalbim hızlanmış nefes nefese kalmıştım.

Sanki silahlı saldırıya uğradın Arya. Sadece ayağın kaydı!

Kendimi sakinleştirip elimdeki kutuyla  yatağımın üstüne oturdum ve rahat hissetmek için kapımı kapattım ve tekrardan yatağım üstüne oturdum. Mavi kutunun üstündeki tozları peçeteyle sildikten sonra kapağını açtım. Kapağı açtığımda gelen koku beni direkt gecmişe ışınladı.

Kutunun içinde küçük bir kutu daha vardı. İlk başta o kutuyu çıkardım ve açmak için çabaladım ama açamadım. Gözlerimi kutuda biraz daha gezdirdikten sonra kutunun udlstunde bir kilit farkettim. Bu kutu anahtarla açılıyordu. Bunu fark ettiğimde dudaklarımı büzdüm ve onu bir kenara bırakıp gözlerimi tekrardan mavi kutunun içinde gezdirdim.

Toplu fotoğrafların bulunduğu bir album girdi görüş açıma. Hafif bir şekilde tebessüm ederek elime aldım o albümü. Albümü düz tarafına çevirince tebessümün Biraz daha buyumustu yüzümde. Kapağında dogum günü fotoğrafım vardı. İçinde büyük ihtimalle önemli günlerimizin ve bebeklik fotoğraflarımızın bulunduğu bir albumdu Ama ben bunu açmaya hazirmiydim bilmiyordum?

Derin bir nefes aldım ve herşeyi göze alarak o albümün kapağını açtım. Karşıma çıkacak fotoğraftan habersiz olduğum için gözlerim başka yerdeyken yapmıştım Bunu, kapak tamamen açıldığında gözlerimi zorlukla albüme çevirdim. Gördüğüm fotoğrafla buruk bir şekilde gülümsedim. Fotoğraftaki kız çamurda olan babasına bakıyordu sinirle bu kız bendim.

Geçmiş
17 Eylül 2016

Ya babaaa! Arya babasindan kaçarken babasında onu kovalıyordu. Arya'nın anasından kaçmasının sebebi babasının çamurlu olmasıydı. Arya çamurdan nefret ederdi. Ama babası çok seferdi. Erkan küçükken çamurla çok oynardı. Ve evlenmeden öncede çocuğla çamurdan bir pasta yapmayı hayla ederdi hep ama isler öğle gitmedi. Kızı babasına ilk ihaneti yapmıştı.

Çamurdan nefret etmişti.

Arya hala kaçarken bir çamur birikintisi gördü. Tam üstünden atlayacakken babası onu  belinden tutarak havaya kaldırdı ve kızını omzuna oturtu. "ya baba haksızlık" diye arya sözleriyle sitem etsede babasının omzunda olmaktan gayette keyif alıyordu.

Babası kızını omzunda biraz gezdirerek parkin obur ucuna götürmüştü. Kızını yere indirdikten sonra gördüğü ilk çamur birikintisinin yanına gitti ve kızı yanındayken o çamurda zıplamaya başladı.

Arya kacamadigi için üstü çamura bulanmıştı. O yüzden kollarını göğsünde birleştirmiş aşık bir suratla babasına bakıyordu.

Anneside bunu fırsat bilerek küçük kızının tatlı fotoğrafını çekmek istedi ve bunu yaparken sessiz olmaya dikkat etti.

Annesi böyle zamanlarda hep cekerdi kızınin tatlı fotoğraflarını. Hep yaparım bunu taki 17 Eylül 2017 yılına kadar...

Günümüz

Fotoğrafa bakarken o gün gelmişti aklıma babamdan kaçışım, onun beni kovalayaisi ve ne yaparsam yapayım herşeye rağmen çamur olmaktan kurtulamayaisim gelmişti.

Yüzümde buruk bir gülümseme varken album deki sayfayı tekrar çevirdim. Bu seferde karşıma bebeklik fotoğrafım çıkmıştı. Annemin yanında uyuyordum. Ama annemin yüzü tam görünmüyordu. Ona bakaraken içimde bir nefret duygusu belirsede o zamanlar beni çok seviyordu ee haliyle bende onu...

Bir sayfa daha çevirerek albümün son sayfasındaki fotoğrafa baktım. Bu fotoğrafta benim okuldaki ilk günümdü. Arkadaşlarıma ve öğretmenime bakarken acı bir gülümseme var oldu yüzümde tüm arkadaşlarımın anneside oradaydı. Kaşlarımı çattım benim annem orada değildi. Neden?

Belkide gelememişti. Ona rağmen gülümsemeye devam ettim. Ve albümü kapattım. Onu kapattıktan sonra kenara bıraktım ve kutunun içinde gezinmeye devam ettim. Kutunun köşesinde bulduğum kırmızı bilekliği aldım ve bir sure onu inceledim.

Bugün biraz üzüleme günüydü sanki...

21 Eylül 2016

Bugün günlerden cumartesiydi. Saatin erken olmasına rağmen uyanmıştı. Çünkü bugün onun doğum günüydü. Ve heyecandan uyuyamamıştı. Annesi hâlâ uyuyordu. Ve babasıda. Arya onları rahatsız etmemek için koridorda bir o yana bir bu yana dolaşıyor ama annesiyle babasının Odasına girmiyordu. Uzun bir bekleyişten sonra kapı açıldı ve odadan ilk çıkan kişi annesi oldu. Arya annesini görür görmez sevinçli bir şekilde ona doğru koştu ve annesinin kucağına atladı. Arya çok hafif olduğu için bir hışımda ayağa kaldırdı annesi kızını.

Arya annesinde ayrılarak yüzünü küçük ellerinin arasına aldı ve saçlarını yüzünden çekerek "bugün özel bir gün anne" dedi. Annesi gülümsedi sonra şakacıktan kaşlarını çattı. "ne günü tatlım" annesi boyle söyleyince gözleri doldu aryanın çünkü annesinin doğum gününü unutmasondan korkmuştu. "dogum gununya bugün benim annecim" dedi ağlamaklı sesiyle annesi şakayı daha fazla uzatmayı düşünmüştüm ancak kızı boyle olunca vazgeçti. "haaaa doğru ya benim güzel kızımın doğum günü bugün" dedi ve birlikte mutfağa geçtiler.

Arya annesinin doğum günü için pasta yapısını izlerken dalgın bir şekilde şu soruyu sordu annesine "benim doğum günümü herzaman kutlayacaktım dimi Anne ve hiçbir zaman unutmayacaksın" annesi gülümsedi elindeki kremayı pastaya sürerken "kutlayacağım kızım ömrümun yettiği tum dogum günlerini kutlayacağım VE Evet hiçbir zaman senin doğum gününü unutmayacağım."
Arya hafifi bir şekilde tebessüm etti. İnanmamıştım herşeyin böyle olacağına inanmositi has atın toz pembe masallarına. Ama bilmiyorduki yaşadığı bu mutlu günlerin ardından başına gelecek kötü ruhlu masalları

Annesi pastayı bitirip soğuması için dolaba koyduktan sonra kızını kucağına alıp odasındaki Mavi kutunun yanına götürdü ve içinden annesinin ona vermiş olduğu kırmızı bilekliği çıkartarak küçük kızının koluna taktı. "bunu bana annem vermişti. Şans getirir demişti" buruk brr şekilde gulumseueme devam etti. "bana getirmedi belki sana getiri" bunu söylerken de bir yandan elindeki kırmızı bilekliği aryanın ufak bileğime taktı ve ona sarıldı.

Annesi aryaya öyle bir sarılmıştıkti. Arya herşeyin güzel olduğuna inanmamıştım o an toz pembe bir hayat yaşa ağına İnanmıştı...

Günümüz

Ben bu bilekliği Annemin yaptığı şeylerden sonra takmayı bırakmıştım. Artık takmauaifa düşünmüyordum. Kızımızı bilekleri guclukle bor keners bıraktıktan sonra kutuda başka bir şey kaldımi diye baktım. Daha ir şey kalmamıştı.
Koskoca kutuda bunlsrmi vardı gerçekten.

Hayal kırıklığına uğramış bir şekilde kutudan çıkardım şeyleri dikkaltii bor şekilde geri yerine koydum. Aklım kilitli olan kutuda kalmıştı. O kutuyu Kim neden kilitlemiş ti ki?

Daha fazla düşünmenin bir luzmu yoktu. Elimdeki kutuya daha fazla bakmadan onuda yerine koydum ve kutuyu kapattım. Elime aldığım mavi kutuyu ayağa kalkarak tekrar yerine koydum ve saat geç olduğu için yatağıma uzandım.

Ve düşünmeye başladım. Herzaman yaptığım gibi sorgulamaya başladım. Sorular sordum. Cevap aradım sonra tüm bildiklerimi yanlış olduğunu farkettim ama yinede bu döngüden vazgeçmedim.

Çünkü biliyorum ki bu soru, cevap, yanlış bilgi üçlüsü bana bir gün doğru yolu gösterecekti. Ama şimdi değil...

Hani bit olay olur herkes inanır kabullenir ama siz kabullenmesiniz. Sonrada o olay üzerinde günlerce hatta aylarca düşünürsünüz. Bir şeylerin yanlış olduğunu farkedersiniz ama kanitlayamassinizya iste şuan tam olarak öyleyim. Herkes annemin kötü olduğunu kabulleniyor evet bunu bende kabul ediyorum ama neden böyle olduğu hakkında düşünmeden edemiyorum. Bir insan neden durduk yere kızına ve eşine kin beslerdiki? Hemde dünyanın en mutlu insaniyken.

Annem çok mutlu ve huzurlu bir kişiliğe sahipti. Kolay kolay üzülmez bizide üzmezdi. Beni kucağından indirmez düşeceğim diye kimseye vermezdi. Yani babamın anlattığına göre öyleydi.

Bir insan civil civil bit hayat yaşarken Neden başka birisine dönüştürdü?

Sabaha kadar beynimde bu düşüncelerle döndüm durdum. Bir şeyler yanlıştı ama ne? Son parça oturmuyordu yapboza hangi yapboz parçasıyla karışmıştı ki bizim parçamız?

Annem bunları gözlerimin önünde yapmasa asla inanmazdım bunları yapanın o olduğuna. Ama hayat bizi hep yakinlarimizdan vuruyordu.

ACIMASIZ HAYAT...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18