İnat ve felaket kitap kapağı

6. bölüm / 5

İnat ve felaket

2. Bölüm. Başlangıç

Vaveyla Yazarı: Beyza Boydaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 2. Bölüm. Başlangıç

Sabah bir telefon çalma sesiyle uyandım. "Kim arıyorduki bu saate" diyerek telefonu elime alıp numaraya baktım. Gördüğüm numarayla kaşlarımı çattım. Bilinmeyen numara açsam ne olurdu acaba? Diye düşündüm ama ellerim düşüncelerimden hızlı davranarak armayı kabul etti. Daha ben konuşmadan karşıdan cezbedici bir sesi olan kadın konuşmaya başladı.

"tehlikedesin"

Buna nasıl bir tepki verebileceğimi bilmiyordum. Yutkundum ve sinirle karışık güldüm.

"siz benimle dal-"

Telefonun yüzüme kapanmasıyla afalladım ve bir kaç saniye telefonun siyah ekranıyla bakıştım.

Bu ney şimdi? Birden bire aranıyorum ve hiç tanımadığım bir kadın bana tehlikede olduğumu söylüyor. Mantığa sığmayacak bir olaydı.

Elimdeki telefonla biraz daha bakıştıktan sonra telefon titredi ve bir kaç saniye sonra yine bir aramayla karşılaştım. Bu sefer arayan numara gizli değildi açık açık yazıyordu.

Acaba az önceki kadın beni bir kere daha aramış olabilirmi? diye düşündüm ama yine arasınki eğer bir şey varsa söylerdi. O kadarda mal olduğunu düşünmüyorum!

Ben açmakla açmamak arasında gidip gelirken arayan kişi kapattı. Sanırım açmadığım  için bunu yapmıştı. Şuan bana küfür ettiğine eminim.

Derin bir nefes aldım ayağa kalktım. Annemin okul müdürüm olması, babamın işteyim diyerek bir gün boyunca eve gelmemesi ve bir kadının beni arayıp bana tehlikede olduğumu söylemesi. Tüm bu olanlar hakkında babamla konuşmak istiyordum ama bir türlü bunu gerçkleştiremiyordum.

Aklımda bir sürü soru vardı ama cevap... Yoktu zaten kendimi bildim bileli hayatımda hiç mantıklı olmuyordiki! Ne diye açtıysam o telefonu!

Kendime kızarak odadan çıktım bugün okula gitmek istemiyordum. Kafamdaki sorulara  yanıt aramak için sessizliğe ihtiyacım vardı.

Günlük işlerimi yerine getirdikten sonra babam gittiği için odamdaki açık yeşil tekli koltuğa oturdum ve başımı arkaya yaslayarak aklımdaki sorulara cavap bulmaya çalıştım.

Olmuyor! Hiçbir soruya yanıt bulamıyordum delirecektim. Bu sorular çok anlamsız olduğu için mantık kurup onları cevaplayamıyordum.

Sıkıntılı bir nefes alarak ayağa kalktım "belkide cevap aradığım sorular aslında bir cevaptı ve belkide benim cevap değil soru aramam lazımdı...

Kendime sıcak bir kahve yaparak salonda dizi izlemeye geçtim. Kafamı biraz daha dağıtmıştım sabahki olaydan sonra, şuan daha iyiydim.

Tam koltuğa oturacakken cebimdeki telefon titredi. Eeeee artık yeter ama!

Bıkınnıkla  cebimdeki titreyen telefonu elime alarak arayan kişinin kim olduğuna bakmadan aramayı kabul ettim.

"ne var!"

Sesim beni bile şaşırtmıştı. Çok soğuk ve sinirli çıkıyordu. Ben kadar karşıdaki kişide şaşırmış olmalıki bir süre konuşmadı. Sonra derin bir nefes sesi duydum ve sonrada güzel bir erkek sesi,

"Ben Atlas"

Hay an- neyse!

"pardon sinirliyim biraz buyurun"

Yaptığım şeyin pişmanlığıyla dudaklarımı kemirerek onlara cehennemi yaşatıyordum.

"sorun değil açıklama yapmanı istemedim"

Gözlerimi devirdim. Ona 'insan gibi söyledim ne var bunda!' dememek için kendimi çok zor tutuyordum.

"bugün prova var ve ben seni bulamadım"

Kahretsin ben onu tamamen unutmuştum. Elimi alnıma vurarak bugün daha ne kadar kötü gidebilir diye düşündüm.

"Ben onu tamamen unutmuşum"

Derin bir iç çekişini duydum. İnsanım ben insan unutmam çok normal birşey!

" gelebilecek durumdamısın?"

Gitmek istemiyordum, ona gelmeyeceğimi söylemek için nefes aldım. Ama o daha önce konuştu.

"gelebilecek durumdamısın derken yürümek anlamında dedim yoksa gelmek zorundasın zaten. Şimdi söyle yürüyecek misin yoksa seni alayımmı?"

Telefonu kendimden biraz uzaklaştırarak bir küfür savurdum. Ve telefonu tekrardan kulağıma yaklaştırdım. Sanırım gitmekten başka bir çarem yoktu.

" yürürüm ben "

Onu görmesemde keyif aldığını çıkardığı seslerden anlayabiliyordum. Telefonu kapattığımda bir kenera fırlattım. Ve istemeye istemeye odama gidip hazırlanmaya başladım.

Ne giyeceğimi bilmiyordum dans edecektik elbise yada etek giymeme gerek varmıydı?
Biraz düşündükten sonra aklıma o koca salonda dans eden çiftler geldi. Onlardaki kıyafetlerin hepsi aynıydı, bence onlara o kıyafeti o adam vermiş olmalıydı.

Üstüme beyaz bir tişört altımada siyah hafif bol bir pantolon giyip odadan çıktım. Eğer elbise giyeceksem oradada giyebilirdim.

O kadar çok isyan etmiştim ki dudaklarım benden bıkmıştı. Telefonumu  alarak evden çıktım ve ayakkabılarımı da giyerek bahçeye  doğru yöneldim.

Adımlarım benden bağımsız haraket ediyor, kalbim başka bir şeyde aklım başka birşey de ben ne yapacaktım birde bu dansla uğraşacaktım sanki başka işim yoktu

Okula geldiğimde direkt sınıfa çıktım. İnsanlar bana hala ilk günkü gibi boş ve gıcık bakışlar atıyor bende hala ilk günkü gibi yanlarından onları umursamadan geçip sınıfa gidiyordum.

Sınıfa girdiğimde Atlas'ı görmeyi bekliyordum ama burda yoktu. Nereye kaybolmuştu şimdi hem çağırıyor hemde ortalıkta yok!

Sırama doğru ilerledim ve sırtımdaki çantayı sırama bıraktıktan sonra oturmak için arkamı döndüğümde ensemde sıcak bir nefes hissettim.

Ensemde hissettiğim sıcak nefesle beraber karnımda peyda olan ve yavaş yavaş yukarı doğru çıkan bir ağrı oluşdu. Arkamdaki kişinin erkek olduğunu ondan gelen ferah bir kokuyla anladım. Lanet olsun bir gün bu kadar mı kötü olur ya!

"geldinmi?"

Bana seslendiğinde rahatlamış bir nefes aldım. Bu Atlas'dı ona döndüm hala dibimdeydi.

Benim geldiğime sevinmiş olduğunu çıkardığı mırıltılardan ve yüzündeki ifadeden anlayabiliyordum.

"geldim nereye gidiyoruz?"

Dediğimde arkasını döndü ve sınıftan çıktı. Ne yapıyordu şimdi?

Sanırım peşimden gel imasımda haraketler yapıyordu. Bilirsiniz kendini havalı zanneden bir ergen hareketleri. Atlas'ında onlardan farkı yok!

Peşinden giderek sınıftan çıktım. O koridorun sonuna kadar yürümüştü bile çüş be bu kadar hızlı olamassın!

Koşar adım ona yaklaştım. Durup arkasına bakma zahmetinde de bulunuyordu beyefendi direkt karşısına bakıyor ve kimseyi umarsamadan koridorda hızlı adımlarla herkese yargı dağıtıyordu.

Artık nefes nefese kalkmıştım ama buna değmişti. Hem bu mala yetişmiştim, hemde artık dans edeceğimiz o büyük salona girmiştik.

Salona girdikten sonra beraber yöneticinin odasına girdik. Adam bizi gördüğünde hafifçe gülümsedi. Şuan o gülümsemenin sahte olduğunu oda çok iyi biliyordu.

Gözlerini önce Atlas'ın sonrada benim üzerimde gezdirdi. "hoş geldiniz" bu adam neden bu kadar yapmacıktı anlamıyordum.

"hoş bulduk" Atlas ona cevap verip yerine oturdu. Adam boş boş bana bakıyordu. Ne 'hoş bulduk' dememimi bekliyordu. Daha çok beklerdi!

Ona cevap vermeden yerime oturdum. Benim ona cevap vermeme bozulmuş olacakki değişik mırıltılar çıkararak Atlas'a döndü.
"Evet bugün ilk provanızı yapacaksınız" dedi ve ardından cebindeki kare gözlüğü alıp gözlerine taktı  önündeki bazı dosyaları karıştırırken devam etti. "nasıl hissediyorsunuz" ne hissetmemizi bekliyor acaba sevinçten havalara uçuyorum şuan varya anlatamam!

Atlas derin bir nefes aldı. Aldığı nefesten çok sıkıldığı anlaşılıyordu. "ne zaman başlıyoruz provaya" adam elindeki dosyaları bir kenara bıraktı ve Atlas'a doğru hafif eğilerek bir ona bir bana bakarak dudaklarını araladı. "şimdi başlayabilirsin" bana döndü ve gözlerini bedenimde gezdirdi. Ağzının üstüne yapıştıracaktım şimdi!

"Sana uygun kıyafetlerimiz olmalı bir dakika" gözlerini üzerimden çektikten sonra masanın üstündeki telefonu alarak biriyle konuşmaya başladı. "Esra odama gelebilirmisin?" karşıdaki kişiden olumlu yanıt almış olacakki hafifçe sırıtıp telefonu kapattı ve tekrardan bana döndü. "Esra birazdan gelir birlikte bakarsınız kıyafetlere" başımı salladım. Hadi be Esra gelde kurtar beni bu cehennemden!

Kısa süreli sessizlikten sonra odaya Esra girdi. Başıyla bize selam verdikten sonra konuşmaya başladı. "Sizi alabilir miyim Arya hanım?" onun bana böyle hitap etmesi beni şaşırttığı için bir süre duraksadıktan sonra cevap verdim. "geliyorum" ayağa kalktım ve kapının önünde duran siyah uzun saçlı ve saçı gibi uzun boyuyla karşımda duran kadına  doğru ilerledim.

Esra'yla beraber odadan çıktıktan sonra salondaki daha Küçük olan bir odaya girdik. Odada asılı olan birçok kıyafet vardı. Esra biraz bedenimi inceledikten sonra asılı olan elbiselerden birini alarak üzerime tuttu. "bu olur gibi ha ne dersin?"  soruyu sorduktan sonra beni çekiştirerek içinde biy aynası olan ufak bir kabine götürdü.

Kabinden içeri girdiğimde elindeki elbiseyi ellerime tutuşturarak kabinin kapısını dışarıdan kapattı. Bir kaç saniye elimdeki  buz mavisi elbiseye  baktıktan sonra derin bir nefes alarak altımdaki tişörtü ve pantolonu çıkarmadan elbiseyi üstüme geçirdim.

Elbiseyi giydikten sonra aynadan kendime baktım. O kadar çirkin duruyoruki üstümdeki elbise anlatamam. Hem zaten beni beğendikleri için almamışlarmıydı bu dansa? O zaman çirkinleşirsem yada onların gözlerine çirkin gözükürsem beni çıkarırlar diye düşünüyorum.

Kabinden çıktıktan sonra gözlerim dolapların içinde birşey arayan Esra 'yı buldu. "giydim" Esra büyük bir heyecanla bana döndü. Ama gördüğü manzarayla gözlerindeki heyecan yavaş yavaş yok oldu. "altındaki kıyafetleri çıkarmayı unutmuşsun canım" hah! Evet onlara mal olduğumu kanıtlayabilmiştim bence hangi akıllı elbise giyerken altındakileri çıkarmayı unuturki? Ben...

Sanki gerçekten unutmuşum gibi elimi alnıma vurarak homurdandım. "unutmuşum" dedim ve kabine tekrardan girerek kapıyı kilitledim ve 5 dakika bekledikten sonra kapıyı açarak tekrardan dışarı çıktım.

Esra sinirle karışık güldü. "ııı yine çıkarmamıssın altındakileri" onunla alay ettiğimi düşünüyordu belkide evet onunla alay ediyordum onlara deli olduğumu kanıtlayacak ve bu dans gösterisinden kurtulacaktım.

Bende kendi üstüme şaşırmış bir şekilde bakarak kaşlarımı çattım. "özür dilerim" dedim ve tekrardan kabine girdim. Bu şakayı daha fazla devam ettiremezdim çünkü alay ettiğimi anlamasını istemezdim.

Kabinde istemeyerekte  olsa tişörtümü ve pantolonumu çıkartarak elbiseyi tekrardan giydim. Kabinden çıkandan önce kendime bir kez bakmak istedim. Gözlerimi aynaya çevirdiğimde karşılaştığım manzarayla gözlerim büyüdü.

Kehretsin! Çok güzeldim!

Yutkundum üzerimdeki buz mavisi elbise vücuduma tam oturmuştu ve insanı çok güzel gösteriyordu. Derin bir nefes alarak saçlarımı dağıttım ve kabinden çıktım. Esra bana baktığında gözlerinde o tatmin olmuş bakışı gördüm. Lanet olsun saçımı dağıtmıştım o kadar hala o kadar güzel olamazdım!

Esra yanıma gelip saçlarımı düzeltti ve yüzüme baktı. " şuan çok iyi olmuş işte" dediğinde içimden lanetler yağdırdım. Beni beğenmişti ve asla bırakmayacaktı.

Yüzümü buruşturarak elimi elbisenin fermuar tarafına koydum. "biraz sıkıyor" dedim. Esra beni hiç dinlemiyordu bile. Bana arkasını dönerek kapıya doğru ilerledi. Kapının önüne gittiğinde bana döndü. "hadi gel" o adamla Atlas'ın yanına asla gidemezdim. Lanet olası elbise çok güzel duruyordu!

Tam elbise sıkıyor demek için ağzımı açacağım sırada yanıma geldi ve kolumdan tutarak beni hefifçe çekiştirdi ve kapıya götürdü. Elindeki anahtarla odayı kilitledikten sonra tekrardan koluma girdi. Şuan terliyorum şakasız terliyordum. O odaya girdiğim an benim sonum olacaktı.

Odanın önüne geldiğimizde Esra yavaşça kapıyı çaldı ve sonra açarak içeri girdi. Ben girmiyordum giremezdim. Acaba kaçsammı? Hayır salak kaçarsan seni bulurlar. Hem nereye kaçacaksın gir işte burda beklemenin bir faydası yok!

Derin bir nefes alarak içer doğr bir adım attım. Sonra bir adım daha.... Artık içerdeydim onlar Esra konuştuğu için ona bakıyorlardı beni daha farketmemişlerdi. Şuan çok utanıyordum. Daha önce kimsenin karşısına böyle bir elbiseyle çıkmamıştım. Elbise çok açık değildi ama göğüsündeki hafif dekolte içimin huzursuz olması için yeterliydi.

Esra konuşmasını bitirdikten sonra eliyle beni gösterdi. "ben elbisenin tam olduğunu düşünüyorum sizce?" ikiside bir anda bana doğru dönünce bakışları değişti. Adam şaşkın gözlerini bedenimde gezdirirken dudaklarını oynattı. "bu kadar güzel olacağını beklemiyordum" yutkundum. Lanet olsun daha asla çıkamazdım burdan!

Gözlerimi yerde gezdirirken Esra'nın sesi doldu kulaklarıma "olmuş değilmi?" adam başıyla onayladıktan sonra Esra Atlas'a döndü. "sizin partneriniz yorum yapmayacakmısınız?" Atlas hala bana bakarken cevap verdi. "hayır" yapmasan yapma zaten bende model değilim gerizekalı!

Adam yerinden yavaş yavaş ayağa kalkınca Atlas'da onunla aynı anda ayağa kalktı. Hepimizin bakışları adamın üzerindeyken adam konuşmaya başladı. Bu adamında artık ismini öğrenmem lazım bence "şimdi gidip ilk provanızı yapabilirsiniz" başımı sallayıp odadan çıktım ve bombaş salondaki sahneye çıktım. Umarım bu sahne benim pişmanlığım olmazdı...

Atlas'la ilk provayı yaptıktan sonra ben üstümü değiştirmeye gittim. Üstümü değiştirdikten sonra salonda duvara yaslı bir şekilde duran Atlas'ın yanına gittim. "çıkalım" başını hifif bir şekilde yana eğerek "bana emir verme" derin bir nefes alarak tahammülsüzce gözlerimi kapattım. "niye sen padişahın oğlumusun?" dediğimde sırıttı "varsayalım öyleyim Emir vermeyi bırakacakmısın?" bu salakla uğraşılmazdı ama ben uğraşacaktım. Kollarımı göğsümde birleştirdim "hayır çıkalım uzatma" olduğu yerden kıpırdamıyordu. Bende arkama dönerek ondan uzaklaştım. Ona ihtiyacım yoktu kendimde gidebilirdim.

Okuldan çıktığımda artık akşam olmuştu. Hava kararmış ve dışarıda hiç insan kalmamıştı. Birkaç adım attıktan sonra köpek sesleri duydum ve tekrardan okula döndüm. Gidip şu Atlas'ı almam lazımdı bence. Salona girdiğimde hala aynı yerinde bekliyordu. Beni gördüğünde hafifçe sırıttı. Mal! "gidemedin demi şimdi bana emir vermeden düzgünce söyle" bunu hiç istemesemde yapmak zorundaydım tek başıma burdan eve asla gidemezdim. "çıkalım mı?" tatmin olmuş bir şekilde başını salladı ve sonunda yapıştığı yerden doğrularak yanıma geldi. Biraz yaklaşarak "çıkalım" dedi ve önümden yürümeye başladı.

Sessiz bir şekilde "ya sabır" diyerek arkasından giderek onu takip ettim. Okuldan çıktığımızda yolda yürümeye başladığında kaşlarımı çattım. "araba tam olarak nerede acaba?" arabasının olduğunu biliyordum. Yürüyerek gidemezdik. Bana hiç dönmeden "evde" dedi. Ya bu nasıl bir gerizekalılık! Kendim gitsemde yine  yürüyecektim.

Arkasından istemeye istemeye ilerlerken eve yaklaştığımızı anladım birkaç dakika daha yürüdükten sonra çok saçma bir şekilde evin önünde durup bana doğru döndü "telefonunu ver" kaşlarımı çattım ne yapmaya çalışıyordu şimdi! "salak saçma konuşma" dedim ve evin kapısını açmak için çantamda anahtarımı aramaya başladım. "dediğimi yap" benim telefonumla ne gibi bir işi olabilirdi. "senin telefonun yokmu?" çenesini hafifçe sıktığı için sinirlendiğini anlıyordum ama ona o telefonu asla vermeyecektim. "Arya telefonu ver" gerçekten telefonumla ne gibi bir işi olabileceğini merak ettiğim için çantamdaki telefonu ona uzattım.

Uzattığım telefonu aldıktan sonra açtı. Şifre koymamama şaşırmış olacakki kaşlarını hafifçe havaya kaldırdı. "telefonuna şifre koy" bak bu konuda haklıydı ilk defa ona hak vermiştim ama yinede ona gıcıktım.

Telefonumda ne yaptı bilmiyorum ama 5 dakika sonra tekrardan bana uzattı. Telefonumu çantama koyduktan sonra kapıyı açan için tekrardan kapıya döndüm. Ben kapıyı açıp Atlas'a görüşürüz demek için arkamı dönmüştümki onun çoktan aşağa doğru indiğini gördüm. Terbiyesiz adam bari görüşürüz de!

Eve girdiğimde saat geç olmuştu. Babam uyuyordur diye kapıyı yavaşça kapattım.  Çok  aç olduğum için kendime biraz atıştırmalık hazırladım ve onları alıp odama geçtim.

Bir yandan hazırladığım atıştırmalıkları yerken diğer yandanda Atals'ın telefonuma ne yaptığını anlamak için telefonumda geziniyordum. Hiçbir şey bulamayınca notlar kısmına girdim. Ödevlerimi ben buraya kaydediyorum çünkü.

Notlara girdiğimde üstte yeni girilmiş bir not gördüm. "yarın dans provam var UNUTMA." gülümsedim. Onlara sanki unutkanlık hastalığım varmış gibi hissettirmeyi başarmıştım.

Bunu verdiği huzurla yatağıma girip başımı yumaşak yastığa bırakarak güzel bir uykuya teslim ettim kendimi....

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

31okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18