7. bölüm · İlk aşklar nefretle başlar

Aşiret düğünü

Vaveyla Kullanıcısı

2 saat sonra......

Üstümdeki siyah uzun elbise parlıyordu çok güzel görünüyordum. Ya da öyle sanıyordum. Ama annem, babam ve Ezgi yengem fıstık gibi olmuşsun dediği için öyle olduğuma inanıyordum. Tabii Umut ile abim bok gibi olmuşsun demeyide unutmamışta. Düğün salonunun önündeydik hava kararmıştı. Herkes içerideydi. Arabadan indim ve eteğimi topuklarımın altına girmemesi için tuttum. İçeride İncide olacaktı çünkü onunda bu düğünde olması gerekiyordu uzun zamandır görüşmüyorduk sadece telefonda konuşuyorduk.

Annem ve babam yan yana, arkalarında ben ve kucağımda papyonlu Deniz, oğlumda ise Ezgi yenge ve Abim vardı.

Düğün salonunun merdivenlerinden çıkarken bir surat gördüm ki görmez olaydım senin burada ne işin var bir burada eksiktin zaten komiserim belinde silahıyla beraberdi yanında 3 askerle duruyordu 3 askerden biri Erkandı. Nerede boş yer varsa orada Erkan vardı zaten ama bunun burada ne işi var? Ne güzel aylık izindeydi yine geri dönmüş.

Beni görünce ufak çaplı bir şok geçirdi. Bunun burada ne işi var gibisinden. Bende az önce öyle düşünmüştüm emin ol.
Merdivenlerden çıkıp içeri girecekken sağ bileğimden yakaladı. Çünkü sol kolumla Denizi tutuyordum.

"Senin burada ne işin var?"
Bileğimi geri çektim.

"Asıl senin burada ne işin var?, Aylık izinde değil miydin sen?"

"Aylık iznim 1 haftadır bitti benim ayrıca.sorum bu değildi"

"Bir akrabamızın düğününe geldim"

"Akraba? Aşutoğulları sizin akrabanız mı güldürme beni"

"Hayır Sabırlar bizim akrabamız, gülünecek ne var ki"

Bir anda Deniz gülmeye başladı. İçi gide gide gülüyordu.

"Bak demekki çocuk bile benimle aynı karardaymış, senin adın ne ?"

Deniz kucağımda.sadece bir kaç kez mırıldandı bebekçe bir şsyler söylüyordu galiba

"Adını söyleyemiyor, sadece anne, baba, mama ve hala demesini biliyor"

"Benim böyle bir halam olsaydı ismini unutmak isterdim şahsen"

"Niye benim neyim varmış?"
O sırada İncinin sesini duydum. Arkamdan onun sesi geliyordu.

"Ela gelmişsin" Denizi hemen Hakanın kucağına verdim. 4 aydır kankamla görüşmüyordum ne yapabilirim?

"İnci" Arkamı döndüm ve birbirimize sıkı sıkı sarıldık. Sonra ayrıldık birbirimizden. Göz ucuyla Denize baktım. Hakanın kucağında çok uslu durmuştu benim kucağıma gelse 2 kere kusar, 4-5 kerede saçımı çekerdi.

"Nasılsın seni çok özledim" Bende seni özledim incirim.

"Bende seni ee nasılsın burada işler nasıl gidiyor?"

"İyi kendime bir ofis açtım biliyorsun zaten telefonda söylemiştim" İncide üstüne bordo, dizlerinin üstünde biten bir elbise giymişti.

"Çok güzel olmuşsun, gel içeri geçelim"

"Tamam olur"

Denizi Hakanın kucağından aldım ve düğün salonunda annem gülün masasını bulmaya çalıştım. Salon çok büyük olduğu için biraz zor bulduk ama bulduk. Denizi anasının kucağına verdim. İnciyle başka bir masada sohbett etmeye başladık.

1 saat sonra..............

"Nazmiyenin zaten kaçacağı belliydi kanka, Bakkala bazen giriyordum Hasana öyle gözlerle bakıyor, yiyecekmiş gibi, Ay tövbe tövbe"

"Ay Allah bizi gazabından korumuş vallahi"
O sırada yanımıza sarışın bir kız geldi.

"Merhaba ismim ela mı?"

"Evet"

"Yağmur seni çağırıyor"
Yağmur düğünün geliniydi bu arada benden 2 yaş küçüktü ama bana yinede abla derdi.

"Tamam gidelim"
Uzun bir koridordan sonra gelin odasına girdim tabii İnci masada beni bekliyordu.

Yağmur çok güzel görünüyordu. Beyaz dantelli şık bir gelinlik giymişti. Melek gibi olmuştu yemmin ederim.

"Kız bu ne güzellik Yağmur?"

"Öyle mi olmuşum abla? Teşekkür ederim"

"Peri gibi olmuşsun peri, Çok yakışmış sana"

"Seninde fikrini alayım dedim güzel zevklerin var çünkü, Sende çok şık görünüyorsun bu arada siyah çok yakışmış"

"Senin güzelliğindir o, Ben gideyim artık sende 10 dakikaya gelirsin herhalde"

"Tamam abla"
Odadan çıktım. Tam salona yeniden gidecekken Arka koridordan Hakanın sesi geldi sanırsam.

Arka koridora doğru yürüdüm. Ve gördüklerim karşısında şoktan beter oldum çünkü Bim oldum.

Bir anda hakanın sesi geldi.

"Oğlum ne yapıyorsunuz burada tövbe tövbe"

Çünkü Damat başka bir kadınla şuanda yiyişiyordu. Ah yağmurum ah.

"A-abi polis abi açıklayabilirim ben"

"Neyi açıklayacaksın oğlum benimle dalga mı geçiyorsun?"

"Lan orospu evladı seni varya keserim keserim gerizekalı karın senin için gelin odasında hazırlanıyor, sen burada başka kadınlarla neler yapıyorsun"

Tam Tokat yapıştıracakken Hakan beni geri itti.

"Bir işede karışmasan olmuyor zaten"

"Sanane ya "

"Lütfen beni babama söylemeyin beni öldürür" öldürürse öldürsün kardeşim helvanı gömeriz mideye artık

"Bal gibide söyleyeceğim değil mı söyleyeceğiz"

Hakanı dürttüm evet demesi gerekiyordu çünkü haksız yere burada kendini savunuyor piç

"Evet doğru söylüyorsun"
Oh bir şeydede haklı kabul et beni ya

"O zaman bunu siz istediniz"
Dedi ve kızı kolundan tutup salona doğru yürüdü.

"Ne söyleyebilecek sanki" bu sözcükler benim ağzımdan çıkmıştı ama biraz geçti sanki. İçeriden damadın konuşma sesi geliyordu.

"Hassiktir" dedi ve kolumdan tutup beni salona doğru sürükledi. Salona girdiğimiz an herkes bize baktı. Annem ve babamda dahil.

"Sonunda gelebildiler"
Kürsünün üzerine çıkmış mikrofanla konuşma yapıyordu.

"Şu iki kişiyi isimlerini bilmiyorum bu arada, depoda gizlice saklanırlarken gördüm"

Tüm bakışlar üstümüzde toplandı

"Ay bayılıcam sanırım"
Bir anda kendimi Hakanın kollarında buldum sonrasını ise hatırlamıyorum.

Şimdiki Zaman........

"Barış abi dayım ne zaman gelecek?"
Barış o sırada gelen müşterilerin reçetelerini yazmakla meşguldü. Gece ise yandaki koltukta oturmuş resim çiziyordu.

"Birazdan gelir gececim"

"Ama sabahtandır birazdan gelir diyorsun ama hala gelmedi"

"Gelir sen merak etme, bak onu arıyorum"

"Tamam söyle çabuk gelsin"

"Söyleğeceğim ama benim dışarıda konuşmam lazım tamam mı?"

"Tamam ama hızlı gel"

Barış telefonunu aldı ve dısarı çıktı. Tam o s8rada bir kızla çarpıştı. Kızın yeşil gözleri, kahve kahküllü saçları vardı boyuda uzundu baya ve boynunda asılan kartta Derin Soytürk yazıyordu.

"Ay çok özür dilerim"

"Bir şey değil bir dahakine daha dikkatli olman yeterli"

"Peki" dedi ve kız oradan uzaklaştı.
Barış Hakanı aradı ve hakan açtı.

"Hako neredesin sen Gece habire nazlanıyor"

"İşler uzadı barış"

"Ne işleri uzuyacak oğlum, Bir baklava dahamı gömdün ne yaptın"

"Ela bayıldı"

"Ela mı? Ne işi varmışki orada senin şu anlatıp anlatıp doyamadığın Ela"

"Ne anlatıp anlatıp ne saçmalıyorsun ya alttarafı bir kere anlattık, bir daha anlatmam"

"Neyse boşver ne işi varmış orada"

"Bir akrabasının düğünüymüş"

"Yuh"

"Evet bende ilk öyle tepki verdim. Ya gözümü kapatıyorum açıyorum gidiyor gelmez diyorum kapatıp yine açıyorum orada"

"Ben neden böyle olduğunu biliyorum ama neyse"

"Ne ima ediyorsun oğlum sen?"

"Havada aşk kokusu var diyorum anladın?"

"Ben bir bu Hastaneden çıkayım, İstanbul'a bir geleyim seni öyle bir si..."

"Tamam sus, şuan hastanedeydim biri duyacak, çabuk gel senin yeğenlerinle uğraşmaktan bıktık"

"El kadar çoccuklarada bakamıyorsunuz, bir daha size emanet edersem şerefsizim"

"Sen zaten doğuştan şerefsizsin olmana gerek yok"

"Dur doktor çıktı 1 saate yola çıkarım hadi görüşürüz"

"Lan bir du-"
Bir anda telefon Barışın üzerine kapandı.

Şimdiki Zaman........

"Anne?"
Anne dediğim an yüzümde bir ıslaklık hissettim annem yüzüme tükürmüştü. Şuan hastanede normal bir odadaydık. En son bayıldığımı hatırlıyordum. Ve tabi rezil olduğumu.

"Anne ne yapıyorsun ya"

"Bana anne filan deme rezil ettin bizii, Elaleme rezil olduk rezzil"

Kulaklarım acayip acıyor. Sanırım orta kulak iltihabı oldum.
Hemen babama baktım annem her zaman söylenirdi ama babam öyle değildi. Babama baktığımda sınırlı bir yüz ifadesi görmeyi bekliyordum ama gayet keyfi yerinde gibiydi. Hakanla baya baya gülerek konuşuyorlardı. Sonunda gözü beni gördü babamın.

"Ela iyimisin kızım bizi çok korkuttun?"

"İyiyim ama sen pek iyi görünmüyorsun baba"

"Yok valla çok iyiyim keyfim gayet yerinde Damadımla çok iyi anlaştık"
Ne bir dakika damat mı?

"Damat?"

"Evet damat tabii"
Hassiktir olayları toparlamak için bizi sevgili gibi tanıtmış.

"Evet tabi damadın baba damadın"

"Çok ortak noktamız varmış"

30 dakika sonra.........

Abimin arabasına doğru gidiyorduk. Çıkmıştık hastaneden. Hakanla el ele tutuşuyorduk. Ve ben bundan nefret ediyordum. Böyle yapmak zorundaydık ama hala Hakanla konuşmamıştık. Önümüzde Babamla annem bir de nimcet kardeşim yürüyordu abim bizi hastaneden almaya gelmişti havada kapkaranlıktı neredeyse yatma saatiydi.

"E Hakan oğlum sende bizimle gel seni davet edelim."
Yok yok gelemesin

"Seve seve kabul ederdim ama işlerim var. Teşekkür ederim"

"Bak eğer bir gün Mardin'e yolun düşerse hiç düşünme bize gel"

"Tamam emin olun gelicem"

"İyi o zaman bir sonrakine görüşürüz"

Yine gerizekalı kardeşim ağzını açtı acaba yine ne söyleyecek.

"Hakan abi sana Bir şey soracam"

"Sor Umut"

"Maşallah senin kaslar filan böyle iyi yani bende istiyorum abi hangi spor salonuna gidiyorsun?"

Acayip gülmem geldi salak kardeşim, 20 kilo vücuduyla kas istiyor, onu askere alsalar şaşıcam bu kas diyor. Tabi bu duruma Hakandan güldü Alzaymır dedem gelse oda gülerdi.

"AMS (salladım bu arada) spor salonu kardeşim Mardindede bir tane olması lazım rahat rahat gidersin"

"Kralsın abi, Bu ablama nasıl baktın bilmiyorum ama çok iyi adamsın, düğününüzde halaybaşıyım unutmayın"

Düğünümüz olursa halay başı olursun merak etme canım kardeşim.

"Hadi gelin gidiyoruz" annemin sinirli cıyak sesi yine ortama yayıldı.

"Tamam anne ama ben Hakanla bir şey konuşucam beni arabada bekler misiniz?"

"Tamam çabuk gel"
Arabaya bindiler.

"Sen niye böyle bir yalan söylüyorsun mesela amacın ne senin?"

"Ya ne yapsaydım bundan başka çarem mı vardı"

"Gerçekelri söyleyebilirdin"

"Gerçekleri söylesem bana inanacaklarmıydı sanki"

"Belki inanırlardı"

"İnanmazlardı"

"Nerelisin sen?"

"Konumuzla ne alakası var, Trabzon"

"Belli oluyor"

Tam bana cevap vermek için ağzını açacakken Annemin yüksek bağırış sesi geldi.

"Ela Gel hadi"

Anneme geri seslendim.

"Tamam geliyorum anne"

"Dua et annen çağırıyor"

"Ya çağırmasaydı?"

"Görürdün"

"Görürdün" dedim ve oradan uzaklaştım. Abimin 30 yıllık Toros arabasına bindim ve kapıyı arkamdan sertçe kapattım, araba uzaklaşmaya başladı.