2. bölüm / 4
İKİZ RUHLAR2. Bölüm
Bölümler 4Şu an: 2. Bölüm
- 1 1. Bölüm991 kelime
- 2 2. Bölüm1.148 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. Bölüm899 kelime
- 4 4. Bölüm342 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İnsan bazen ne yaptığını şaşırır, ne yapacağından korkar. Ama intikam duygusu bu şaşkınlık, korku vb. duyguları siler. Ve yerini sadece İNTİKAM'a bırakır.
Ben da tıpatıp böyle hissediyordum. Şaşkınlık ve korku gitti. Yerinde ailemin ölümünden sonra intikam kaldı. Ben sakin bir şekilde testimi beklerken Efser ve Dilmen hala birbirini yiyordu.
Dilmen: Kızım ben sana diyorum seni almazlar, korkma. Beni de almazlar, Asena tam ajan olacak kız.
Efser: Off Dilmen seni de alabilirler ama korkak bir erkek çocuğunu ne yapsınlar, tabii sen de haklısın.
Dilmen elini sert bir yumruk yaptı ve Efser'e doğru uzattı. Ben deli bir şekilde ayağı kalktım. Tam ağzımı açıp konuşacakken koridora bir asker girdi.
Asker: Asena Sena seni içeri alalım.
Asena: Tamam geliyorum. (Arkamı döndüm) Sakın didişmeyin döverim sizi çıkışta.
Dilmen ve Efser korkarak başlarını salladım ve ben içeri girdim. İçeri girdiğimde insanı rahatsız eden ama büyüleyen bir koku vardı. Etrafımda döndüm ve sonra askerin biri yanımda belirdi. Bunu nasıl yaptığını düşünürken beni bir koltuğa oturttu. Ve ellerimi ayaklarımı koltuğa bağladı.
Asker: Şimdi sana küçük bir dozda ilaç vereceğiz. Ama merak etme kötü bir şey olmayacak.
Kafamı salladım ve elindeki iğne boynuma saplandı. Fazla bir şey olmamış gibi gülerken bir an da kalbimin durduğunu ve bir daha hiç atmayacağını hissettim. Ve gözlerimi kapattım...
Gözlerimi açtığımda eski bir tapınağın önündeydim. Burası görkemli ve epey yüksekti. Karşıma biri çıktı ve bana bir tas su uzattı. Tereddüt ile ona bakarken bana suyu tekrar doğrulttu.
Asena: Sana nasıl güvenebilirim? Sen kimsin?
Yaşlı adam: Eğer intikam istiyorsan bu suyu iç. İç...İç...İç...
Asena: İntikam için su değil: Kan, hırs, cesaret ve sevgi gerekir... Bu suyu asla içmem.
Adam suyu yere fırlattı ve bir anda bağırarak içimden geçti. Şimdi anlamıştım. Bu ilk sınavdı Tereddüt. Hızlı bir şekilde tapınağa yürüdüm. Tapınağa girdiğim anda içerisi bir sürü insan ile doldu. Hepsi maskeliydi ve bana kılıç doğrultuyordu. Ben bir kılıç için etrafa baktım ve belimde bir kılıç belirdi. Kılıcı elimde sıkı bir şekilde tutarken üzerime gelen her bir adamı yere serdim. Sona bir kişi kaldı. İkinci sınav Savaşma. Tam üzerine koşacakken arkasında asılı olan ajanların giydiği üniformayı gördüm. Eğer bunu da geçersem artık ajan olacaktım. Önümdeki kişiye baktım o maskesini çıkarmıştı... O... benim annemdi...
Annem: Güzel kızım bana zarar vermeyeceksin değil mi? Bak bu ajanlık işlerinden vazgeçmelisin, sen buraya aitsin. Diyarın soylularını o gece gördün bana ve babana yaptıklarını gördün. Senin bir ajan olduğunu anlarlarsa seni yaşatmazlar. Bunu biliyorsun. Kimseye güvenme sadece bana güven hadi bırak o kılıcı.
Ama o... Ölmüştü. Hayır Asena bu sadece bir illüzyon kazanabilirsin... Ama bunu biraz daha güzel yapalım. Sonuçta bunu kazanacağım belli :)
Ona kafa salladım elimdeki kılıcı yere bıraktım ona yürürken aklımdan sadece 'Lütfen Tanrım, lütfen düşündüğüm gibi olsun.' diye geçiriyordum. Eğer ben bir kılıç düşündüğüm de bir kılıç belirdiyse elimde bir hançer düşünürsem o belirebilir. Ona doğru tam sarılacakken düşündüm... Ve evet elimde bir hançer vardı. Onu ters çevirdim ve boynuna hançeri sapladım. Ve illüzyon yok oldu. Üçüncü sınav da bitmişti Vazgeçmeme.
Onlar yok olmuştu. Tam beladan kurtuldum derken şimdide tapınak çökmeye başlamıştı. Hızlı adımlar ile üniformanın yanına koştum ve ona aldım...
Gözlerimi açtığımda çok yoğun bir ışık beni karşıladı. Herkes benim önümde ve bana şaşkınlık ile bakıyordu. Ajanların baş komutanı gelip koltuktan kalkmam için elini uzattı. Ve elini tuttum. Ve elimi sıktı.
Komutan Plus: Ajan Sena, artık benim yanımdasın.
Asena: Ne!? Gerçekten... Ben ajan mı oldum?
Müdür: Evet Asena, artık bir ajansın. Yakınlarına hemen haber yollandı. Eve gittiğinde hemen eşyalarını topla. Yarın yola çıkacaksınız.
Ayakta zor bir şekilde durup 'sağ olun' der gibi selam verdim, odadan çıktım. Hemen Dilmen ve Efser'i aramaya başladım. Bahçede iki kütüğün üstünde oturuyorlardı.
Asena: Nasıl geçti sizin ki?
Efser: Mükemmel. Seçilmedim, çok mutluyum.
Dilmen: Ben de seçilmedim.
Asena: Tamam ama beeen... Seçildim. Artık ajanım ailemin intikamını alacağım.
Dilmen: Oo senin şimdi havandan geçilmez.
Ve askerler dışarı çıktı. Hepsi sıralı bir şekilde okul bahçesine dizildi. Komutan Plus bir adım öne çıkıp elindeki kağıdı gür bir ses ile okumaya başladı.
Komutan Plus: Testleriniz bitti, seçilen öğrencileri sırayla yanıma çağıracağım. (Bazı isimler) ve son olarak Asena Sena.
Ayaklarım titreyerek seçilen diğer arkadaşlarımın yanına gittim. Efser ve Dilmen beni destekler bir biçimde ellerini yumruk yaptı ve bana gülümsediler. Komutan Plus sırayla önümüze geçerek bize üniformalarımızı verdi.
Komutan Plus: Ajan Asena, intikam duygun ile daha fazla yükseleceksin ve ben senin her zaman arkanda olacağım.
Asena: Sağ olun komutanım.
Komutan Plus arkasını dönüp testi geçemeyen öğrencilere baktı ve güldü. Bu gülüş aşağılayıcı bir gülüş değildi. Zıttı mutluydu. Sanki... Burada kalacak olanların daha zor bir görevi vardı.
Komutan Plus: Evet, bazı öğrenciler bu testi geçti. Ama asla şunu düşünmeyin ' Ben savaştan kurtuldum' asla... Bu savaştan hiç biriniz hiçbir şekilde kurtulamayacaksınız. Bu arkadaşlarınız sadece bizim dışarıdan bilgi almamızı sağlayacak ve bu sandığınızdan daha zor evet. Ama sizin işiniz daha zor. Soyluların Saklı Köyü'n yerini öğrenmesine az kaldığı bilgisi ulaştı. Bu arkadaşlar dışarıda soylulara sızarken siz burada kalacak ve halkınızı çocukluktan öğrendiğiniz biçimler ile koruyacaksınız. Onlarsa soylular arasına karışabilmek için 6 ay boyunca eğitim görüp yapılacak test ve ders notları sonucunda sızacakları soylu ailelerin yerlerini belirlemeye çalışacaklar. Yani anlayacağınız burada kalacakların işleri daha zor olacak.
Evet, tam da düşündüğüm gibiydi. Neyim ben kahin falan mı? Neyse ben yokken Efser ve Dilmen ne yapacak acaba, aklım hep burada olacak. Ama onlar bunu başarabilir. Birbirlerini korurlar, ben yokken birbirlerinin değerlerini daha iyi anlarlar artık.
Komutan Plus: Evet, seçilen öğrenciler yarın öğle saatinde hepiniz burada toplanın. Eşyalarınız ile birlikte... Tabii bir atınız ile:)
Komutan Plus'ın hareketi ile askerler onunla beraber okuldan çıktı. Okul müdürü tüm öğrencilere evlere dağılması gerektiğini söyledi. Dilmen, ben ve Efser ev yoluna yürürken üçümüz de çok sessizdik. Kesin Efser bensiz nasıl yapacağını, Dilmen ise ben yokken Efser'i nasıl koruyacağını düşünüyordur.
Asena: Üff yeter biraz kendinize gelin. Biz çocuk de böyle köye gelip köyün yerine öğrenmelerine az kaldı diyorlardı. Ama biz kafaya takmıyorduk. Şimdi niye bu kadar takıyorsunuz?
Efser: Taktığımız şey o değil. Ya senin bir isyancı olduğunu anlar ve seni öldürürlerse.
Dilmen: Tanrı aşkına Efser öyle söylenir mi? Hem Asena'ya hiç bir şey olmaz o kendini çok iyi korur... Değil mi?... (Dur du ve bir anda bana sarıldı.) Söz ver isyancı gibi davranmayacaksın.
Asena: Tamam davranmayacağım.
Efser de sarılmıştı. Ve sonradan bir koku hissettim, gözlerimi açtım. Bu Deniz'di oda bana sarılmıştı. Orada biraz rahatlamıştık. Evin önüne geldiğimizde Efser bana yaklaşıp sarıldı. Ve yanımızdaki iki katlı hobit evine gitti.
Efser'in ailesini çok iyi tanıyordum beni onlar büyütmüştü. Ailesi fala büyük 8 kişilik bir aile Efser beşinci çocuktu. Bir abisi, bir ablası, bir ikizler(biri kız biri erkek) ve bir de bir erkek kardeşi vardı. Birbirlerine çok bağlılar. Onları hiç kavga ederken görmedim.
Dimen'in ailesiyle 5 yaşındayken tanıştım. Ailesi 4 kişilik bir aile Dilmen birinci çocuk bir kız kardeşi var. Efser'in ailesine göre biraz daha soğuk bir aile ama onlar ile iyi anlayorum. Daha doğrusu tek ben ve Efser'in ailesi iyi anlaşıyoruz.
Ev girdiğim gibi eşyalarımı ve değerli her şeyi almaya başladım. Artık burası benim bir yuvam değildi. Sadece taştan bi evdi...
Bölüm etkileşimi
