1. bölüm / 2
ikili yara1. Bölüm – Ateş ve Kül
Bölümler 2Şu an: 1. Bölüm – Ateş ve Kül
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kimse içindeki ateşi bilerek alevlendirmek istemezdi. Çünkü o ateş, insanı içten içe kemirirdi.
Ama ben…
Benim gibiler, o acıyla ayakta kalırdı. Yaşamak için bir neden bulamayanlar, acıyı neden yapardı.
Kendime geldiğimde alkolün verdiği sersemlik ve zonklayan bir baş ağrısıyla ayağa kalktım. Evin bahçesinde sızmıştım. Şaşırmadım. Onlar da şaşırmadı. Bugün on iki temmuzdu. Yaşama nedenimi kaybettiğim gün.
Bu tarihe hep alkolle girerdim. İçimdeki ateşi alevlendiren tek şey oydu.
Yerden ceketimi alıp hızla yukarı çıktım. Eve girer girmez banyoya yöneldim. Üzerimi değiştirirken aynada kendimle göz göze geldim. Yüzümdeki yaralar iyileşmek yerine derinleşmiş gibiydi. O izlerden nefret etmiyordum. Edemezdim. Onlar benimle kalmıştı.
Üzerimi giyer giymez yatağa uzandım. Sert zeminde yatmanın etkisiyle sırtım ağrıyordu. Telefonumu elime alıp birkaç kamera kaydını bilgisayarımdaki dosyaya aktardım. Sonra mutfağa geçip kendime kahve yaptım.
Tam o sırada Mert’ten mesaj geldi.
“Olay yerine bakan başka bir kamera bulduk ama evin içinde kimse yok.”
“Konum at.”
“Tamam.”
Bilgisayara attığım görüntüleri açtım. Açık, ferah bir sokak… Etrafında esnaflar vardı. Abim dediğim adam, o sokakta silahla vurulmuştu. En garibi de buydu: Hiçbir esnaf kamerası o noktayı görmüyordu.
Şimdi ise bir ev kamerası bulunmuştu. Ama ev boştu.
Gerildim. Ya kayıt almamışsa? Ya o da kör noktadaysa?
Görüntüleri izlerken ergen yaşlarda bir çocuk dikkatimi çekti. Kör noktaya çakılıp kalmış gibi bakıyordu. Maskesi yoktu. Elinde silah da…
Sadece bakıyordu.
Görüntüyü büyüttüm. Gözlerindeki boşluğu seçer gibi oldum. Sonra arkasına bile bakmadan gitti.
O noktada ne gördü de zihnindeki kapılar kapandı?
Kafamda düşünceler çarpışıyordu. Ben ne psikologdum ne de dedektif. Yine de insan psikolojisine olan ilgimle bir çıkarım yapmaya çalışıyordum. Profesyoneller bile hata yaparken, benim bu işi kusursuz bitirmem zordu.
Ama imkânsız değildi.
Bizimkilerle buluşmak için hazırlandım. Rahat ama düzgün bir kombin yaptım. Ceketimi aldım, parfümümü sıktım ve çıktım.
Depoya vardığımda herkes kendi odasındaydı. Camlı duvarların ardından ne kadar odaklandıkları belliydi. Elimle alkış yaparak dikkatlerini çekince toplantı masasına oturdum. Kısa sürede herkes yerini aldı.
Barış abim öne eğildi.
“Kayıtları inceledin mi?”
Başımı salladım.
“İnceledim ve—”
Mert sözümü kesti.
“Ve bir çocuk vardı,” dedi sertçe. “Kör noktaya bakıp durdu. Ya bir şey gördü ya da aklına bir şey geldi. Sonra çekip gitti.”
Deniz alaycı bir sesle konuştu.
“Harika. Yine bir belirsizlik.”
Barış abime döndüm.
“Siz ne yaptınız?”
“Esnaflarla konuştum,” dedi ve iç çekti. Bir şey çıkmadığı belliydi.
“Mert kayıtları toparladı. Deniz de polise yapılan ihbarları inceledi.”
“Nasıl yani?” dedim.
Deniz arkasına yaslandı, tavana bakarak tek kelime etti:
“Hackledim.”
Şaşırmadım. Deniz, bu hayatta çekindiğim nadir insanlardan biriydi. Kerem abim sayesinde tanışmıştım hepsiyle. Nereden bilebilirdim bir gün onu öldüren kişiyi onlarla arayacağımı?
Bölüm etkileşimi
