Adı Olmayan Kız

Vaveyla Yazarı: alkım arel

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: Adı Olmayan Kız

Nyx ertesi sabah alarmını üç kez erteledi.

İlkinde gerçekten uykusu vardı. İkincisinde yataktan kalkmak istemedi. Üçüncüsünde ise telefonunu eline alıp bir gece önce çektiği fotoğrafı yeniden açtı.

Kız hâlâ oradaydı.

Elbette oradaydı. Bir fotoğrafın içindeki insan, gece boyunca yer değiştirmiyordu.

Nyx görüntüyü büyüttü. Fotoğrafın kalitesi kötüydü; camın yansıması yüzünden kızın yüzünün bir bölümü bulanık görünüyordu. Yine de gözleri seçilebiliyordu.

Açık gri.

Nyx telefonunu yüzünün üzerine bıraktı.

“Harika,” diye mırıldandı. “İkinci günümde eski fotoğraflara takıntı geliştirdim.”

Yataktan kalktı.

Banyoya giderken kendi kendine bunun yalnızca merak olduğunu söyledi. Okuldaki görevlinin davranışı tuhaftı. Bir insan basit bir soruya cevap vermekten kaçınıyorsa bunun bir nedeni olabilirdi.

Bu nedenin mutlaka doğaüstü olması gerekmiyordu.

Nyx doğaüstü şeylere inanmıyordu.

En azından dün sabaha kadar bu konuda düşünmeye gerek duymamıştı.

Okula girdiğinde ilk fark ettiği şey, dün koridorda karşılaştığı çocuklardan birinin kapının yanında arkadaşlarıyla konuşuyor olmasıydı.

Arda.

Adını sonunda öğrenmişti. Ece, kütüphaneden çıkarken onun kim olduğunu söylemişti.

Arda, Nyx’i gördüğünde konuşmayı kesti.

“Günaydın, yıldız.”

Nyx yürümeye devam etti.

Arda arkasından seslendi.

“Duyuyor musun?”

Nyx durdu ve başını çevirdi.

“Maalesef.”

Yanındaki çocuklardan biri güldü. Arda ise ellerini ceplerine soktu.

“Dün basketbolda şanslıydın.”

Nyx birkaç saniye ona baktı.

“Dün basketbol oynamadım.”

“Şut attın işte.”

“Bir şut attım.”

“Bir daha atsana. Bakalım yine girecek mi?”

Nyx başını hafifçe yana eğdi.

“Bunu neden bu kadar istiyorsun?”

Arda cevap vermek yerine gülümsedi.

“Merak ettim.”

“Bir hobi edin.”

Nyx arkasını döndü ve yürüdü.

Bu kez arkasından kahkaha gelmedi.

Bunun yerine Arda'nın sesi duyuldu.

“Cuma görüşürüz!”

Nyx cevap vermedi.

Cuma günü seçmelere katılacaktı. Bunu kimsenin önünde kanıtlamak gibi bir niyeti yoktu. Ama biri kendisini küçümsemeye çalıştığında geri çekilmek de huyu değildi.

Sadece gereksiz yere konuşmayı sevmiyordu.

Ne yazık ki okulda herkes konuşmayı seviyordu.

İlk iki ders olaysız geçti.

Üçüncü derste öğretmen, öğrencilerden geçen haftaki konuyla ilgili kısa bir çalışma hazırlamalarını istedi. Nyx defterini açarken Mira ona doğru eğildi.

“Dün fotoğraf panosunun olduğu koridora gitmişsin.”

Nyx kalemini durdurdu.

“Nereden biliyorsun?”

“Ece görmüş.”

“Ece her şeyi mi görüyor?”

“Hayır. Ama senin gibi biri yanlış koridora girince merak ediyor.”

Nyx ona baktı.

“Benim gibi biri nasıl biri?”

Mira omuz silkti.

“Bilmiyorum. İnsanları kendinden uzaklaştırmayı meslek edinmiş biri.”

Nyx bir süre cevap vermedi.

Mira, sözlerinin biraz fazla ileri gittiğini fark etmiş gibi önüne döndü.

“Öyle demek istemedim.”

“Nasıl demek istedin?”

“Boş ver.”

Nyx defterine baktı.

“Tamam.”

Mira kaşlarını çattı.

“Seninle konuşmak neden bu kadar zor?”

“Bilmiyorum. Belki yeterince konuşmuyorsundur.”

“Şaka mı yapıyorsun?”

“Bazen.”

Mira başını iki yana salladı.

“İnanılmazsın.”

Nyx, Mira'nın konuşmayı bitirdiğini düşünerek sorularını çözmeye başladı.

Ama birkaç dakika sonra Mira yeniden ona döndü.

“Cidden, o koridorda ne arıyordun?”

Nyx kalemini bıraktı.

“Bir fotoğraf gördüm.”

“Ne fotoğrafı?”

“Eski bir mezuniyet fotoğrafı.”

“Ve?”

“Bir kız vardı.”

Mira'nın yüzünde merak belirdi.

“Tanıdığın biri mi?”

“Hayır.”

“Öyleyse neden ilgileniyorsun?”

Nyx, dün akşam kendisine sorduğu soruyu yeniden duydu.

Neden ilgileniyordu?

“Çünkü fotoğraftaki kızla dün koridorda karşılaştım.”

Mira'nın yüzündeki ifade değişti.

“Ne?”

“Fotoğraftaki kıza benzeyen birini gördüm.”

“Nasıl yani? Aynı kişi mi?”

“Bilmiyorum.”

Mira bir an sustu.

Sonra güldü.

“Nyx, okulda yüzlerce öğrenci var. Birinin birine benzemesi normal.”

“Biliyorum.”

“Belki de kızın kendisi fotoğraftaydı. Eski öğrenciler bazen okula geliyor.”

Nyx'in aklına bu ihtimal gelmişti. Fakat kızın kayboluşunu düşündüğünde bunun pek mantıklı görünmediğini fark ediyordu.

“Belki,” dedi.

Mira birkaç saniye daha ona baktı.

“Bak, bir şey söyleyeceğim ama kızma.”

“Dinliyorum.”

“İlk gününden beri herkesin sana baktığını düşünüyorsun. Belki de gördüğün şeyleri biraz fazla büyütüyorsun.”

Nyx'in yüzü soğudu.

“Ben herkesin bana baktığını düşünmüyorum.”

“Öyle mi?”

“Evet.”

“Peki.”

Mira önüne döndü.

Nyx de defterine geri döndü.

Mira'nın söyledikleri canını sıkmıştı. Çünkü kızın yanılıyor olmasını istiyordu ama bunun mümkün olmadığını da biliyordu.

Belki gerçekten fazla anlam yüklüyordu.

Belki de yalnızca uykusuzdu.

Fakat görevli kadının yüzündeki ifadeyi de uydurmamıştı.

Ve o kızın bakışlarını…

Nyx kalemini biraz daha sıkı tuttu.

Hayır.

Bunu unutmayacaktı.

Öğle arasında Ece, Nyx'in yanına geldi.

“Biz kantine gidiyoruz. Sen de geliyor musun?”

Nyx çantasından telefonunu çıkardı.

“Yok, sağ ol.”

Ece'nin arkasındaki iki öğrenci birbirine baktı.

“Bir gün bizimle de otur,” dedi Ece. “Sürekli tek başına takılmak zorunda değilsin.”

“Zorunda değilim zaten.”

“Öyleyse gel.”

Nyx başını kaldırdı.

Ece'nin yüzünde alay yoktu. Gerçekten onu çağırıyordu.

Nyx birkaç saniye düşündü.

“Beş dakika.”

Ece gülümsedi.

“On dakika yapalım.”

“Beş.”

“Tamam, tamam.”

Kantinde boş bir masaya oturdular. Ece konuşmayı hiç zorlanmadan sürdürüyordu. Matematik öğretmeninin verdiği ödevden, okul takımındaki oyunculardan ve sınıfta kimin kiminle kavgalı olduğundan bahsetti.

Nyx çoğunlukla dinledi.

Arada bir kısa cevaplar verdi.

Bir süre sonra Ece'nin yanındaki kız, Nyx'e döndü.

“Bir şey soracağım. Sen neden okul değiştirdin?”

Nyx'in eli su şişesinin üzerinde durdu.

“Taşındık.”

“Başka bir şey yok mu?”

“Yok.”

Kız, cevabın devamını bekler gibi ona baktı.

Nyx şişesinden bir yudum aldı.

“Bu kadar.”

Ece araya girdi.

“İnsanların her şeyi anlatmak zorunda olmadığını biliyorsun, değil mi?”

Kız hafifçe kızardı.

“Ben sadece sordum.”

“Biliyorum. O da cevap verdi.”

Konuşma başka bir konuya kaydı.

Nyx, Ece'ye kısa bir bakış attı.

Ece bunu fark etti ama bir şey söylemedi.

Yemekten sonra diğerleri sınıfa dönerken Nyx kantinin yanındaki koridorda kaldı. Telefonunu çıkarıp çocukluk arkadaşına mesaj yazdı.

Bugün okulda garip bir şey oldu.

Cevap hemen geldi.

Ne yaptın?

Nyx gözlerini devirdi.

Benim yaptığımı nereden çıkardın?

Çünkü seni tanıyorum.

Nyx birkaç saniye düşündü.

Eski bir fotoğrafta bir kız gördüm. Sonra okulda ona benzeyen birini gördüm.

Bu kez cevap daha geç geldi.

Fotoğraftaki kız okulda mıydı?

Evet.

Belki eski öğrencidir.

Bunu ben de düşündüm.

Peki sorun ne?

Nyx ekranı izledi.

Sorun neydi?

Bir an için bütün bunların ne kadar saçma göründüğünü fark etti. Fotoğraftaki kızın kim olduğunu bilmiyordu. Görevli kadınla ilgili elinde hiçbir kanıt yoktu. Üstelik dün gördüğü kişiyle fotoğraftaki kızın gerçekten aynı kişi olduğunu bile kesin olarak söyleyemezdi.

Boş ver, diye yazdı.

Arkadaşı hemen cevap verdi.

Bir şey anlatmaya başlayıp sonra boş ver diyorsun. Bunun adı sohbet değil.

Nyx'in dudakları kıvrıldı.

Akşam anlatırım.

Tamam. Ama bu sefer gerçekten anlat.

Nyx telefonu cebine koydu.

Belki akşam konuşmak iyi gelirdi.

Belki de konuyu bir süreliğine kafasından uzaklaştırabilirdi.

Fakat son dersin zili çaldığında, aklında hâlâ aynı yüz vardı.

Okuldan çıkmadan önce yeniden eski koridora gitti.

Bu kez yanlışlıkla gelmemişti.

Koridorun girişinde durup etrafına baktı. Birkaç öğrenci merdivenlerden iniyordu. Uzakta temizlik görevlisinin arabası vardı. Camlı fotoğraf panosu ise olduğu yerde duruyordu.

Nyx doğrudan eski mezuniyet fotoğrafına yöneldi.

Önce fotoğrafın altına baktı.

Dün göremediği bir ayrıntı vardı.

Kâğıdın sağ alt köşesinde, camın yansımasının altında kalmış küçük bir yazı.

Nyx eğilip dikkatle inceledi.

Bir isim değildi.

Yalnızca birkaç harf seçilebiliyordu.

…UX

Nyx doğruldu.

Kızın adı olabilir miydi?

Lux?

İsmin geri kalanı görünmüyordu. Fotoğrafın o kısmı çizilmiş veya kazınmıştı.

Nyx telefonunu çıkardı. Dün çektiği fotoğrafı açıp görüntüyü karşılaştırdı.

Evet.

Aynı yer.

Ama dün bu harfleri fark etmemişti.

“Ne yapıyorsun?”

Nyx irkildi.

Arkasında bir öğretmen duruyordu. Elinde dosyalar vardı. Nyx onu daha önce görmemişti.

“Fotoğrafa bakıyorum.”

Öğretmen panoya yaklaştı.

“Derslerin bitti. Burada ne işin var?”

“Bir şey merak ettim.”

“Ne?”

Nyx fotoğrafı gösterdi.

“Bu kızın adı ne?”

Öğretmen fotoğrafa baktı.

Bakışları, kadının yüzünde birkaç saniye kaldı.

Sonra sanki kendini toparlamak ister gibi dosyalarını düzeltti.

“Bu fotoğrafların çoğu çok eski. İsimlerini hatırlamam mümkün değil.”

“Az önceki görevli de bilmiyordu.”

Öğretmen başını kaldırdı.

“Görevli mi?”

“Kütüphanedeki kadın.”

Öğretmen cevap vermedi.

Nyx'in dikkati onun yüzündeydi. Kadın gibi bu öğretmen de fotoğrafı gördüğünde rahatsız olmuştu. Bunu saklamaya çalışıyordu ama yeterince hızlı davranamamıştı.

Nyx bir adım yaklaştı.

“Bu kızla ilgili bir sorun mu var?”

Öğretmenin sesi sertleşti.

“Hayır.”

“Öyleyse neden kimse adını söylemiyor?”

“Çünkü bilmiyoruz dedim.”

Nyx'in kaşları çatıldı.

“Peki neden—”

“Yeter.”

Öğretmen dosyalarını göğsüne bastırdı.

“Okulun eski arşivleriyle ilgili bir şey öğrenmek istiyorsan müdür yardımcısına başvur. Burada kendi kendine araştırma yapamazsın.”

Nyx birkaç saniye ona baktı.

Sonra başını salladı.

“Tamam.”

Öğretmen uzaklaşmaya başladı.

Nyx arkasından seslendi.

“Bir şey daha.”

Kadın durdu.

“Bu fotoğraftaki kızın adı Lux mı?”

Öğretmenin omuzları gerildi.

Yalnızca bir anlığına.

Ama Nyx gördü.

Kadın dönmedi.

“Eve git, Nyx.”

Nyx olduğu yerde kaldı.

Öğretmen uzaklaşıp köşeyi döndü.

Nyx, fotoğrafın önünde tek başına duruyordu.

Lux.

İsmi söylemişti.

Ve öğretmen, bunu duyar duymaz gitmesini istemişti.

Artık bunun yalnızca eski bir fotoğrafla ilgili olmadığını düşünmeye başlamıştı.

O akşam Nyx eve geldiğinde annesi mutfakta yemek hazırlıyordu.

“Bugün geç kaldın.”

“Okulda işim vardı.”

“Ne işi?”

Nyx ayakkabılarını çıkardı.

“Bir fotoğraf.”

Annesi ona döndü.

“Ne fotoğrafı?”

Nyx bir an durdu.

“Eski bir mezuniyet fotoğrafı. Okulda asılı.”

“Peki?”

“Bir kız var. Kim olduğunu öğrenmeye çalışıyorum.”

Annesi yeniden tencereye döndü.

“Niye?”

Nyx cevap vermedi.

Annesi kaşığı bıraktı.

“Nyx, lütfen okulun ilk haftasında başını derde sokma.”

“Başımı derde sokmuyorum.”

“Bir fotoğrafın peşinden koşuyorsun.”

Nyx'in bakışları sertleşti.

“Bunu sana kim söyledi?”

Annesi durdu.

“Kimse. Kendin söyledin.”

Nyx bunun doğru olduğunu fark etti.

Bir süre sessiz kaldı.

Annesi yeniden yemek yapmaya başladı.

“Bazen her şeyin bir açıklaması olmak zorunda değildir,” dedi kadın.

Nyx'in içinden acı bir gülümseme geçti.

“Bunu sen mi söylüyorsun?”

Annesi kaşığı bıraktı.

“Ne demek istiyorsun?”

Nyx başını salladı.

“Boş ver.”

Odasına gitti.

Kapıyı kapattıktan sonra yatağının kenarına oturdu. Telefonunu çıkardı ve fotoğrafı açtı.

Kızın yüzüne baktı.

Sonra kendi kendine, çok alçak bir sesle konuştu.

“Lux.”

İsim odanın içinde kayboldu.

Nyx fotoğrafı kapatmak üzereydi ki ekranın ışığı yüzüne vurdu.

Bir anlığına, kızın gözlerinde bir şey fark ettiğini düşündü.

Sanki fotoğrafın içindeki bakışlar değişmişti.

Nyx telefonu biraz uzaklaştırdı.

Görüntü aynıydı.

Elbette aynıydı.

Derin bir nefes aldı ve fotoğrafı kapattı.

“Uykusuzum,” diye mırıldandı.

Telefonunu masaya bıraktı.

O gece erken yatmaya karar verdi.

Ertesi gün okulda yağmur yağıyordu.

Gökyüzü sabahın erken saatlerinden beri kapalıydı. Koridorlar ıslak ayakkabı izleriyle dolmuş, pencereler buğulanmıştı.

Nyx sınıfa girdiğinde Mira sırasına oturmuş, telefonundan bir şey izliyordu.

“Bugün suratın daha kötü,” dedi Mira.

Nyx çantasını bıraktı.

“Teşekkürler.”

“İltifat değildi.”

“Fark ettim.”

Mira telefonu kapattı.

“Cuma seçmelerine hâlâ geliyor musun?”

“Evet.”

“Güzel. Arda dün takımda senin hakkında konuşuyordu.”

Nyx başını kaldırdı.

“Ne demiş?”

“Çok iyi olduğunu iddia ediyormuşsun.”

Nyx birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra güldü.

Gerçekten güldü.

Kısa, şaşkın bir gülüştü. Sanki duyduğu şeyin bu kadar saçma olmasını beklemiyordu.

“Ben mi?”

“Evet.”

“Ne zaman?”

“Bilmiyorum. Bana anlatan kişi öyle söyledi.”

Nyx başını iki yana salladı.

“Bir şut attım.”

“Biliyorum.”

“Bir tane.”

“Nyx, bana açıklama yapma. Ben gördüm.”

Nyx ona baktı.

Mira'nın yüzünde hafif bir gülümseme vardı.

“Arda seni sinirlendirmeye çalışıyor. Bunu fark etmedin mi?”

Nyx'in gülümsemesi kayboldu.

“Elbette fark ettim.”

“Öyleyse neden her seferinde cevap veriyorsun?”

Nyx cevap vermedi.

Mira haklıydı.

Bu, Nyx'in hoşuna gitmiyordu.

“Bazen susmak daha iyi,” diye devam etti Mira. “İnsanlar senden tepki alamadıklarında sıkılıyorlar.”

Nyx defterini açtı.

“Bunu deneyebilirim.”

Mira kaşlarını kaldırdı.

“Gerçekten mi?”

“Hayır.”

Mira kahkaha attı.

“Seninle uğraşmak yorucu.”

Nyx kalemini eline aldı.

“Bunu sık sık duyuyorum.”

“Belki de düşünmen gereken bir şeydir.”

Nyx başını kaldırdı.

Mira bu kez gülmüyordu.

Bir süre birbirlerine baktılar.

Sonra Nyx önüne döndü.

“Belki.”

Mira hiçbir şey söylemedi.

Fakat o gün ilk kez Nyx, birinin kendisine karşı çıkmasının mutlaka ondan hoşlanmadığı anlamına gelmediğini düşündü.

Bu düşünce hoşuna gitmemişti.

Ama aklında kaldı.

Öğle arasından sonra Nyx, öğretmenin verdiği bir kitabı almak için yeniden kütüphaneye gitti.

Görevli kadın masasında oturuyordu.

Nyx içeri girdiğinde başını kaldırdı.

İkisi birkaç saniye boyunca birbirine baktı.

Sonra kadın, hiçbir şey olmamış gibi sordu:

“Aradığın kitabı bulabildin mi?”

Nyx masaya yaklaştı.

“Hayır. Başka bir şey soracağım.”

Kadının yüzündeki ifade hemen değişti.

“Nyx, dün konuşmuştuk.”

“Biliyorum.”

“Öyleyse neden hâlâ—”

“Lux kim?”

Kadın sustu.

Kütüphanenin içindeki sesler bir anda Nyx'e daha uzaktan gelmeye başladı. Masaların arasında oturan öğrenciler çalışmaya devam ediyordu. Kimse onların konuşmasını dinlemiyordu.

Görevli kadın yavaşça ayağa kalktı.

“Bu ismi nereden duydun?”

“Fotoğraftan.”

Kadın başını iki yana salladı.

“Orada bir isim yok.”

“Var. Sadece silinmiş.”

“Yanılıyorsun.”

Nyx'in sabrı azalmaya başladı.

“Dün fotoğrafa baktığınızda korktunuz. Bugün bu ismi duyunca da aynı şeyi yapıyorsunuz. Bana kim olduğunu söylemenizi istemiyorum artık. Yalnızca neden herkesin bu kadar tuhaf davrandığını bilmek istiyorum.”

Kadın uzun süre cevap vermedi.

Sonra masanın üzerindeki dosyaları topladı.

“Bu okulda eski olaylarla ilgili birçok söylenti var. Öğrencilerin bunlara kapılması doğru değil.”

“Bu bir söylenti mi?”

“Evet.”

“Öyleyse Lux diye biri hiç var olmadı mı?”

Kadının yüzü soldu.

Nyx nefesini tuttu.

Çünkü kadın bu kez cevap vermekte zorlanıyordu.

Birkaç saniye sonra başını kaldırdı.

“Bunu bir daha sorma.”

“Niye?”

Kadın ona yaklaştı. Sesini alçalttı.

“Çünkü bazı soruların cevaplarını bulmak, onları sormaktan daha tehlikelidir.”

Nyx'in gözleri kısıldı.

“Bu bir tehdit mi?”

“Hayır.”

“Öyleyse ne?”

Kadın dudaklarını birbirine bastırdı.

Sonra Nyx'in yanından geçip kütüphanenin arka kapısına yöneldi.

Nyx arkasından seslendi.

“Beni korkutmaya çalışıyorsunuz ama işe yaramıyor.”

Kadın durdu.

Bir anlığına omuzlarının düştüğünü gördü Nyx.

Kadın arkasını dönmeden konuştu.

“Keşke korksaydın.”

Sonra kapıdan çıktı.

Nyx uzun süre olduğu yerde kaldı.

Bu kez içindeki huzursuzluk meraktan daha büyüktü.

Çünkü ilk defa birisi, araştırmayı bırakması için onu uyarmıştı.

Ve bunu yaparken kendisi de korkmuştu.

Dersler bittikten sonra Nyx doğrudan spor salonuna gitti.

Basketbol seçmelerine iki gün kalmıştı. Antrenman yapmak istiyordu. Kafasını dağıtmanın en iyi yolu buydu.

Spor salonuna girdiğinde saha boştu.

Toplardan birini aldı ve potaya doğru yürüdü.

İlk şutu kaçırdı.

İkincisi çembere çarptı.

Üçüncüsü girdi.

Nyx topu geri aldı.

Tekrar attı.

Bu kez de girdi.

Bir süre sonra hareketleri hızlandı. Topu sektirerek ilerledi, yön değiştirdi, durdu ve şut attı. Her tekrarda nefesini kontrol etti. Zihnindeki sorular, topun ritmiyle birlikte uzaklaşıyor gibiydi.

Son şutunu attığında top potanın arkasına çarptı ve kenara doğru yuvarlandı.

Nyx arkasını dönüp havlusunu almak için yürüdü.

Sonra durdu.

Sahanın diğer ucunda biri vardı.

Uzun, açık renk saçlar.

Soluk yüz.

Gri gözler.

Nyx'in eli havada kaldı.

Kız, sahanın kenarında duruyordu.

Bu kez fotoğrafta değildi.

Gerçekti.

Nyx birkaç saniye boyunca hareket edemedi.

Kız başını hafifçe eğdi. Yüzünde şaşkınlık vardı. Sanki Nyx'in kendisini görebildiğine hâlâ inanamıyordu.

Nyx yavaşça ona doğru yürüdü.

“Sen.”

Kızın gözleri büyüdü.

Nyx birkaç adım daha yaklaştı.

“Fotoğraftaki kız sensin, değil mi?”

Kız cevap vermedi.

Nyx'in kalbi hızlandı.

“Adın Lux mı?”

Kızın dudakları aralandı.

Bu kez ses çıkacak sandı Nyx.

Fakat kız yalnızca ona baktı.

Nyx bir adım daha attı.

“Bir şey söylesene.”

Kızın yüzündeki şaşkınlık yavaşça başka bir ifadeye dönüştü. Sanki Nyx'in sesini duymuştu ama ne yapacağını bilmiyordu.

Sonra gözlerini Nyx'in yüzünde gezdirdi.

Bir anlığına, bakışlarında öyle derin bir hüzün belirdi ki Nyx ne diyeceğini unuttu.

Kız elini kaldırdı.

Nyx istemsizce durdu.

Kızın parmakları Nyx'in koluna yaklaşırken…

El, tenine değmeden durdu.

Nyx'in nefesi kesildi.

Kızın eli, sanki orada hiçbir şey yokmuş gibi Nyx'in kolunun içinden geçti.

Nyx geriye sıçradı.

“Ne—”

Kız da eline baktı.

Sonra Nyx'e.

İkisinin yüzünde de aynı şaşkınlık vardı.

Bir an sonra kızın silueti titredi. Spor salonunun pencerelerinden giren solgun ışık bedeninin içinden geçti. Duvarın çizgileri, saçlarının arasından görünür oldu.

Nyx'in boğazı kurudu.

Bu kez bunun yorgunluk, yanlış anlaşılma veya bir benzerlik olmadığını biliyordu.

Karşısında duran kız…

İnsan değildi.

Nyx geriye bir adım daha attı.

Kız da ona doğru bir adım atmaya çalıştı ama olduğu yerde kaldı.

İlk kez konuştu.

Sesi çok alçaktı.

“Beni…”

Nyx nefesini tuttu.

Kızın gözleri dolmuş gibi görünüyordu. Ama yüzündeki ifade korkudan mı, şaşkınlıktan mı, yoksa Nyx'in anlayamadığı başka bir duygudan mı kaynaklanıyordu, belli değildi.

“Beni görebiliyorsun.”

Nyx cevap veremedi.

Kızın dudakları titredi.

“Gerçekten görebiliyorsun.”

Nyx'in içinde bir şey öfkeye dönüştü. Korktuğunda öfkelenirdi. Anlamadığı bir durumla karşılaştığında kontrolünü yeniden kazanmak için sertleşirdi.

“Sen nesin?”

Kız gözlerini ondan ayırmadı.

“Bilmiyorum.”

Nyx'in kaşları çatıldı.

“Ne demek bilmiyorum?”

Kız başını iki yana salladı.

“Bilmiyorum.”

“Adın Lux mı?”

Kız sustu.

Nyx'in sabrı tükeniyordu.

“Cevap versene!”

Kız irkildi.

Sonra, neredeyse fısıltıyla konuştu.

“Bana bir zamanlar öyle derlerdi.”

Nyx'in kalbi daha hızlı atmaya başladı.

“Bir zamanlar mı?”

Kız cevap vermedi.

Nyx ellerini yumruk yaptı.

“Tamam. Güzel. Harika. Okulda bir hayalet var ve ben onunla konuşuyorum.”

Kız gözlerini kırpıştırdı.

“Hayalet mi?”

Nyx ona baktı.

“Başka ne olabilirsin?”

Kız kendi ellerine baktı. Parmaklarını çevirdi, avuçlarını inceledi. Sonra başını kaldırıp Nyx'e baktı.

“Ben…”

Cümlesini tamamlayamadı.

Silueti yeniden titredi.

Nyx bir adım geriledi.

“Ne oluyor sana?”

Kız cevap vermedi.

Bedeninin kenarları yavaşça saydamlaşmaya başladı. Birkaç saniye içinde yüzü bulanıklaştı, saçları ışığın içinde dağıldı.

Nyx istemsizce öne uzandı.

“Dur!”

Kızın gözleri son kez onun yüzüne çevrildi.

Ardından kayboldu.

Spor salonu yeniden boş kaldı.

Nyx hareketsiz duruyordu.

Top, sahanın kenarında yavaşça yuvarlanıp duvara çarptı.

Nyx başını çevirdi.

Sonra tekrar kızın kaybolduğu yere baktı.

“Hayır,” diye fısıldadı.

Bir adım attı.

“Hayır, hayır, hayır…”

Kız yoktu.

Nyx ellerini saçlarının arasından geçirdi. Nefesini düzenlemeye çalıştı ama kalbi hâlâ hızlı atıyordu.

Bir hayalet.

Okulda bir hayalet vardı.

Ve Nyx onu görebiliyordu.

Telefonu çaldığında neredeyse yerinden sıçradı.

Ekranda annesinin adı vardı.

Nyx aramayı açtı.

“Efendim?”

“Nyx, neredesin? Eve gelecek misin?”

Nyx boş spor salonuna baktı.

“Anne…”

“Ne oldu?”

Nyx ağzını açtı.

Karşısındaki durumu nasıl anlatacağını bilmiyordu.

Okulda bir hayalet gördüm.

Bunu söylese annesi ne yapardı?

Doktora mı götürürdü? Okul yönetimini mi arardı? Yoksa son günlerde çok yorulduğunu söyleyip dinlenmesini mi isterdi?

Nyx gözlerini kapattı.

“Hiçbir şey.”

“Sesin tuhaf geliyor.”

“Yoruldum.”

“Eve gel. Yemek hazır.”

Nyx telefonu kapattı.

Bir süre daha spor salonunda kaldı.

Sonra çantasını aldı ve kapıya yürüdü.

Tam çıkacakken durdu.

Kızın kaybolduğu yere son bir kez baktı.

“Lux,” diye fısıldadı.

İsim bu kez ona daha gerçek geldi.

Daha ağır.

Daha tehlikeli.

Nyx kapıyı kapatıp koridora çıktı.

O sırada, spor salonunun dışında kimsenin kullanmadığı eski bir sınıfta Lux yeniden belirdi.

Pencerenin önünde durdu.

Ellerine baktı.

Sonra kapıya.

Nyx gitmişti.

Lux uzun süre kıpırdamadı.

Sonunda kendi kendine, neredeyse duyulmayacak kadar alçak bir sesle konuştu.

“Beni görebilen biri…”

Bir süre sustu.

Sonra yüzündeki ifade değişti.

“Hayır.”

Başını iki yana salladı.

“Bu mümkün değil.”

Ama gözlerini kapattığında Nyx'in yüzü hâlâ karşısındaydı.

Ve Lux, nedenini bilmediği bir korkuyla, ilk kez uzun zamandır unuttuğunu sandığı bir şeyi hatırlamaya çalışıyordu.

Üçüncü Bölüm Sonu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18