4. bölüm · İKİ HAYAT TEK YAŞAM
4. Bölüm:Beklenmeyen Misafir
“Uykumun derin yerlerine yeni geçmiştim ki yüzüme
ışık vurmaya başladı ama öyle böyle değil, sanki güneş benim dibimdeydi.
-Günaydın Ayla, nasılsın? diye bir ses geldi. O kadar sakin ve huzurluydu ki anlatamam. Hemen doğruldum. Bir sahil kenarındaydım. Su ışıl ışıldı, güneş yakmadan parlıyordu. Sonra onu gördüm. Hayatımda gördüğüm en güzel kadındı. Üstünde sarı straplez mini bir elbise vardı. Saçları da sarıydı, hiç kırık falan yoktu, dümdüz ve aşırı bakımlıydı. Yüzünde hafifçe çiller vardı. Benim de üstümde ördekli pijama vardı, saçlarım da kabarmıştı. Offff.
-İncelemen bittiyse sana kendimi tanıtayım. dedi. Çok uzun süre baktım herhalde. Yanıma oturdu ve konuşmaya başladı.
-Ben Solara. Zaten efsaneyi biliyorsun. Güneşin kraliçesiyim ve bu gücün nesillere aktarılması gerek. Bunun için seni seçtim.
O kadar şaşırdım ki ne diyeceğimi bilemedim.
-Nasıl ya? Sen öldün. Ruhlar insan hayatında bu kadar kolay kontrol sağlayamaz ki. Ayrıca nasıl bu kadar uzun süre ruhun çürümeden kaldı?
-Öncelikle sakin ol. Ben senin düşmanın değilim, buraya dost olmaya geldim. Soruna gelecek olursam ben kadim bir ruhum. Benim ruhum öyle kolay kaybolmaz. dedi.
Çok mantıklıydı.
-Yani tamam beni seçtin, bunlar iyi tamam da neden seçtin? Sen beni seçtin diye senin ablan Asya'yı seçmiştir. Bizi normal bir şekilde de seçmezsiniz kesin. Yani demem o ki bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü?
Çok spontane söyledim, kendimi rezil ettim. Off ya.
O ise hafifçe güldü ve devam etti.
-Siz basit ruhlar değilsiniz. Bir amacınız var. İnsanların size yaptıklarını, bize yaptıklarını bilmenize rağmen susuyor ve koruyorsunuz. Bu müthiş bir şey.
-Aslında ben çok bilmiyorum. Yani çok fazla efsane kitabı falan okumam. Sadece ihanete uğradığını biliyorum, o kadar.
-Anlatayım o zaman. dedi.
Bayağı ciddileşti, korktum yani ucundan.
-Ben hayattayken insanlara biz hükmederdik. Onlar bizim kölelerimiz ve savaşçılarımızdı. Ben ona âşık oldum. İsmi Kaeldi. O kadar temizdik ki onunla bir ömür geçirmeye hazırdım. Onun için Asteria'yı bile çiğnedim ama o insanlığın devrimi için beni kullandı.
Arkasını dönüp saçlarını çekti ve kanım dondu.
-Bu iki koca boşlukta benim kanatlarım vardı. Onları kesip attı, kalbimi yerinden söktü ve sonrası ölüm zaten.
Bana tekrar dönünce gözleri dolmuştu. Çok üzüldüm ona. Zaten Kaelde tam piç ismi. Ben de çok üzüldüm diye gözlerim doldu.
-Ay, bu ne ya? Pis adam nasıl yapar bunu? Manken gibi kadınsın ya. dedim, sarıldım ona. Yazık kadın neler yaşamış.
-Şimdilik bu kadar yeter. İhtiyacın olursa çağır. dedi ve elini şıklattı..."
////////
Aşağı inerken Ayla'nın odasından bir şeylerin uçuşunu ve Buğra'nın kaçışını gördüm.
-Neler oluyor ya?
-Alt tarafı uyansın diye su attım. Beni kesecek, gidiyorum ben! dedi ve koşarak gitti.
Saat 08.10 olmuştu. Ayla'ya seslendim.
-Ayla, gelecek misin?
-Hayır uyuyacağım ben, gidin siz!
Ne diyebilirim ki, çok haklı. Evden çıktım ve koşar adım okula gittim. Yürüyerek yarım saatte okulda oluyorduk. Müzik dinlerken sabah sporu gibi oluyordu. Zaten 1 ay kaldı diye doğru düzgün kimse yoktu sınıfta. Belki 10 kişiydik. Buğra ve ben ayrı sınıflardaydık. Ayla da ayrı çünkü eğer okula saldırı olursa ortada buluşup saldırmak daha mantıklıydı. Yolda gördüklerimizi de indirebilirdik. En arkaya oturdum ve telefonumla ilgilenmeye başladım.
Derken sınıfa bir kız girdi. Daha önce hiç görmediğime yemin bile ederim ama yanıma oturdu.
-Dışarıda seni arayan abiler var. İstersen git bir bak, önemlidir falan. dedi.
Kalktı, iğrenç bir gülümsemeyle gitti. Çok umursamayacaktım ama Buğra bir mesaj attı.
"Koş, uç, ne yapıyorsan yap ama hızlıca gel!"
Hemen dışarı koştum ve üç tane adam gördüm. O kadar büyüklerdi ki anlatamam. Siyah takım vardı hepsinde. Biri kel, biri yarım kel, birinin düz saçları vardı. Çok kaslılardı. Buğra tam ortalarındaydı.
-Ne yapıyorsunuz? Kimsiniz siz? diye bağırdım.
Adam döndü ve öyle bir tokat attı ki bana yere yığıldım. Ağzıma kan tadı geldi. Adama bakınca onun sırıttığını gördüm. Gözüm döndü.
-Senin var ya ben...
Derken Buğra beni tuttu, geriye hafifçe itti. Etrafıma baktım. Herkes dışarıdaydı, burada olmazdı. Buğra da onlar da biliyordu. Buğra döndü, bana vuran adamın bacak arasına tekme attı. Üstüne gelen iki koca adamı da tek yumrukla devirdi. Gurur duydum. Bana vuran kel kalkınca bu sefer kafasına tekmeyi ben vurdum.
Buğra beni tutup çekerek revire götürürken kalabalığa:
-Gösteri bitti, dağılın hadi sınıflara! diye bağırdı.
Revirdeki aynadan bakınca yüzümün kıpkırmızı olduğunu gördüm.
-Merhem sürelim gel. dedi.
Elinden alıp kendim sürmeye başladım. Bir yandan da onu sorguya çektim.
-Kim bunlar? Niye gelmişler?
-İntikamcılar. Allah'tan az kişilerdi yoksa büyü yapmak zorunda kalırdık.
-Korkma, bize hiçbir şey yapamazlar. Beni durdurduğun için de sağ ol. Her şeyi batırıyordum.
-Önemli değil. Bunları Ayla öğrenmesin ama korkar.
-Yüzümü görecek, ne diyeceğim?
-Çarptım falan de, ne bileyim ama bu olay burada bitmez. Bulacağım ben onları.
-Salak salak konuşma. Hepsine böyle böyle takılırsak işimiz yaş.
-Of neyse eve gidelim ya, iyice boka sardı hayatımız.
En azından bu iyi haberdi. Telefondan saate baktım. Saat 09.30 olmuştu. İkinci derse on dakika kalmıştı ama biz eve gidiyorduk.
Eve gelince Ayla'ya baktım. Makyaj yapıyordu.
-Nereye böyle?
-Date'e gidiyorum. Kendime bir yaz aşkı yapmam lazımdı. dedi bana bakmadan.
-İyi, dikkat et. dedim ve odama gittim. Biraz uyumak için yatağa yattım ve hemen uyudum.
-Asya koş, hemen in!
Diye bağırmalara kalktım. Daha ne olduğunu anlamadan kendimi aşağıya attım. İnince sabahki adamları gördüm. Yanlarında da bir kadın vardı.
-Sonunda kralın dünyadaki takımıyla tanıştık. dedi.
Gücümü kullanmaya çok hazırdım.
-Kim olduğunuzu açıklamazsan kül ederim sizi! dedim. Sesim gür çıkmıştı.
Kadın hafifçe güldü.
-Sakin ol, bir şey yapmayacağız. Beni baban gönderdi. Bunlar da bu evin yeni korumaları. Bu ev tam zamanlı korumaya alındı. dedi.
Çok saçmaydı. Biz dünyayı korurken kendimizi de korurduk ama artık o kadar umurumda değil ki umursamadım.
-Of baştan desenize ya. Sabah bunları da biraz dövdük. Ben yatmaya devam edeceğim. Madem siz korumasınız dışarıda koruyun bizi işte. Sen de temizlikçiysen mutfaktan başlayabilirsin. Ben uyumaya gidiyorum. Buğra sen de karışma, yapsınlar işlerini.
Kadın ciddiyetle:
-O kadar kolay değil Asya Hanım. Beni sizin başınızda bir büyük olsun diye gönderdiler. Siz benim istediğimi yapacaksınız!
Bu kimdi ve ölmek mi istiyordu bilmiyorum. Gözlerinin içine baktım ve üstüne yürüdüm.
-Bana bak. Ben övünmeyi hiç sevmem ama ben bir Lord vampirim. İstersem seni tam şu an öldürürüm. Babam da yenisini yollar yani kendini önemli biri sanma. dedim.
Korkmuş ama belli etmemeye çalışan gözlerle bana baktı. Dönüp giderken:
-Uyandığımda yemek de yaparsan çok sevinirim. dedim ve yukarı çıktım. Uyumaya geri döndüm. Şimdi 3 ay yatacağım...
