1. bölüm · İki Asker İki Kader
BİZ VATAN İCİN OLMEYİ SECEN İKİ AŞIK
Operasyon haberi gelince helikoptere bindiler barut timi hilal ayağı kaldı siper yeri değiştiricekti lanet pisliği görmediler o yüzden karnından vuruldu.
Bartu eliyle yaraya olanca gücüyle bastırırken, parmakları Hilal'in bileğini sımsıkı kavrar.
Hilal gözlerini zar zor aralar, nefesi kesik kesik çıkar:
— Yavaş... Yüzbaşı, ölmek istemem...
Bartu’nun yüzünde o sert asker maskesi anında çatlar, gözlerinde korkuyla karışık bir öfke parlar:
— Ölmek yok lafı bile geçmeyecek Teğmenim! Karşımdasın, gözlerime bak, sakın kapatma o gözleri! Sinan, Hüseyin, çabuk sedye! Asena! Yetişin, kan kaybetiyor!
Arkadan Asena'nın nefes nefese sesi duyulur:
— Çekil Bartu, hemen müdahale etmem lazım!
Bartu, Hilal’i evine kadar getirir. İçeride hafif bir sessizlik olur, Hilal hafifçe sırıtarak gözlerini Bartu’ya diker:
— Korktun mu Yüzbaşı?
Bartu derin bir nefes alır, içindeki o fırtınayı saklayamayarak yutkunur:
— Korkmaktan fazlası oldu, Hilal.
Hilal hafifçe yüzünü buruşturur ama o çenesindeki sızıya rağmen tebessüm etmekten vazgeçmez:
— Abarttın ama sen de ha, iki kurşun yedik altı üstü.
Bartu kollarını göğsünde bağlar, yarı kızgın yarı hayran bir bakışla başını sallar:
— İki kurşunmuş... Sanki serçe parmağın kapıya sıkıştı. Az kalsın aklımı alıyordun teğmen, hâlâ laf yapıyorsun.
Hilal gözlerini kırpıştırarak sesini yumuşatır:
— Tamam be, korktuğunu bu kadar belli etmeseydin bari.
Bartu adımlarını Hilal’e doğru yaklaştırır, sesindeki o sert komutan tonu tamamen yumuşar:
— Ettiğim falan yok, sadece... Seni bir daha öyle kanlar içinde görmeye niyetim yok, mesele bu.
