İhtiva kitap kapağı

4. bölüm / 5

İhtiva

III.BÖLÜM: Affettiğin Anıların Altındaki Enkaz Yine Senin Bedenin

Vaveyla Yazarı: Yağmur Aktaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: III.BÖLÜM: Affettiğin Anıların Altındaki Enkaz Yine Senin Bedenin

𓃮𓃮𓃮𓃮
Bir bekleyiş, bir umut, bir iç çekiş hepsi bir vazgeçiş.
𓃮𓃮𓃮𓃮
Küçükken insanlar bana karşı seslerini yükselttiklerinde, bedenimin savunması, titremek olurdu. O kişiden bana zarar gelecekmiş gibi hissederdim. Sonra büyüdüm, yüksek sesten korkan ben yüksek sesle tartışmaktan, hemde gerçek anlamda tartışmaktan çekinmediğimi fark ettim. Çünkü büyüdüm, biri bana bağırdığında o an ki tartışmada bana vurabileceğinden çok canımı, söylediği kelimelerin acıtabileceğini öğrendim.

Bir insan yüreğine, öteki insanın dili, eylemleri, bakışları diğer bir insanın kalbine balyoz etkisi yaratabilirmiş. Dilin kemiği yoktur, ama en çok o nereden acıtacağını bilir insan yüreğini.
Keşke dil dediğimiz şeyin aslında kelimeleri bıçak misali fırlatarak acıtabileceğini önceden kestirebilsek, belki o zaman koruyabilirdik göğüsümüzün altında bize ağır gelen o yüreği.

Annem ben doğmadan evvel bir mektup bırakmış bana. Aslında sadece bana değil abimle okuyabilelim diye günlük misali bir şey. Annem yazdığı günlükte aslında insanların ellerinde kesici bir alet olmadan çok kolay katile dönüşebildiğini yazmış.
Annem her daim haklıydı.

Hiras'ın açık kahve harelerine bakarken, "Abinden intikam almak gibi bir niyetim olsaydı, abinle ilgilenirdim. Şuan yanımda olan sensin abin değil."dedi. "Madem öyle abimle küssünüz niye abimde davetli buraya."dedim. "Seni ben davet ettim zerdali, abini de kim davet etmiş o geldiğinde sorarsın daha gelmez ama o önemli işleri vardır."dedi alay eder gibi. Eline batırdığım tırnaklarımı elinin üzerinden çektim. Kendiside elini benim belimden çekerek uzaklaştı.

Siyah L biçimli deri koltuklardan birine oturdum. "Ciddi anlamda soruyorum abimle neden konuşmuyorsunuz ne geçti aranızda, seni hiç tanımadımda ben üstelik yani bilmiyordum daha bugün öğrendim arkadaş olduğunuzu."dedim. Hiras kumral saçlarını düzeltip bir kolunu koltuğun kenarına doğru uzatarak rahat bir pozisyonda oturdu karşımda. Müzik çok şiddetli olmadığı için ikimizde ne konuşuğumuzu anlayabiliyorduk. "Sen beni tanımıyordun ama ben senin varlığından hep haberdardım, sadece bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum. Abinle aramızda ki meseleye gelecek olursak, kız kardeşim onun yüzünden öldü."dedi.

Şok olmuş bir şekilde yüzüne bakarken sadece "Ne?" diyebildim. Hiras hafifçe gülümseyerek açılan ağzımı bana doğru eğilip kapadı. "Abin ile ilgili bilmediğin çok şey var güzelim."dedi. "Şu masanın üzerinde duran tüm bardakları alır yediririm sana Hiras, abim kimseye zarar vermez benim."dedim. Hiras yine güldü, bu adamın salak saçma güldüğü her şey sinirlerimi oynatmaya başladı. Bir de her şekil yakışıklı ha...

"Abini tanımıyorsun. Neyse onu abinle konuşursun artık zerdali. Zaten abinde eline silahmış ya da şuymuş buymuş alıpta öldürmedi kardeşimi, öldüremezdi de zaten ben varken. Kardeşim kendi kendini öldürdü tam kalbinden vurdu. Acı kısım ne biliyormusun abinin gözlerinin içine baka baka yaptı bunu. Zamanında benim benden iki yaş küçük kız kardeşim tutuldu abine, öyle böyle değil ama rüyasına falan giriyor her gün öyle. Abinde iyi anlaşırdı kardeşimle bilmiyorum aralarında bir şey geçti mi geçmedi mi tek bildiğim şey kardeşim yakınında olana uzak mesafe aşk yaşıyordu. Otoparkta gece saat iki civarları ben abinin kollarının arasında kardeşimin ölü bedenini kucakladım. O oldu abinle son görüşmem, belki kasıtlı öldürmedi kardeşimi ama bilirdi kardeşimin onu sevdiğini bile bile canını yaktı kardeşimin. Bir tane de ablam var mesela o da kardeşim öldükten sonra kendi benliğini yitirdi. Ondan uyuşturucu çekmiş gibi bir hâli var sabah görmüşsündür. Ama hiç kullanmadı aksine biliyormusun alkol bile almaz kimi zaman. Ben getiririm içelim diye onunla, eşlik etmez bana. Benim ablam çok severdi ölen kardeşimizi bazen ben ölseydim diyorum ama yaşıyorum yine de."dedi.

Tanıştığımızdan beri ilk defa bu kadar uzun konuşmuştu benimle Hiras. İstemsiz bir şey yaptım o an, öne doğru uzanarak benden iri olan cüssesini kendime çektim, sarıldım. Hiçbir şey demedim o da bir şey demedi sadece sarıldık o an. Kokusu küçükken koklamaktan hoşlandığım o tanıdık ama bilinmeyen bir koku gibiydi. Sonra nasıl sarıldıysam aynı şekilde de bir anda geri çekildim, belimdeki elini dizlerine doğru koydum.

Hiras barın ötesine doğru gözlerini kısarak baktı. Daha sonra belli belirsiz yüzünde olan gülümsemesiyle, "Bak seni arkadaşlarımla tanıştıracağım."dedi. Beni de kendisiyle birlikte ayağa kaldırdı elini belime koyarak hafifçe yürümem için arkamdan itti. Karşımızda iki kadın üç erkek bir gurup duruyordu. Giyimleri güzeldi kadınlar şık giyinmişlerdi erkeklerde tam İstanbul beyfendisi olmuşlardı. İç sesim kafamın içinde yankılandı o an, zaten herkesi de dikkatle incelemesen ölürsün dedi.

"Bunlar arkadaşlarım Utkan, Haris, Boray, Gayze ve Polen. Bunlar abinden sonra tanıştığım arkadaşlarım bir kaç yıldır da neredeyse birlikteyiz hatta aynı evin içerisinde kalıyoruz."dedi. Şaşkın bakışlarla baktım, "Nasıl yani hepiniz aynı bir evin içinde mi kalıyorsunuz nasıl sığıyorsunuz?" diye sordum. İçlerinden sarı saçlı, yeşil gözlü isminin Boray olduğunu öğrendiğim kişi gülerek, "Ev villa olunca zor olmuyor birlikte kalmak. Speedy Gonzales."dedi. Muhtemelen Speedy Gonzales kelimesini boyumdan dolayı söylemişti, bir nevi haklıydı aslında aralarında şuan en kısaları bendim. 157 sorunsalı...

Utkan yeşil gözlü, üzerinde kahverengi gömlek olan o kişiydi. "Sizin isminiz ne acaba?"dedi. "Tanya"dedim sadece. Polen kıvırcık siyah saçlı, esmer bir kızdı, sımsıcak gülümsemesi ile "Oturun o zaman içecek bir şeyler getireyim bende hepimize."deyip yanımızdan ayrıldı. Gayze tupturuncu saçları olan gözleri mor olan bir kızdı. Gözlerinin zaten uzaktan bakıldığında bile lens olduğu çok belli oluyordu. Gayze gülümseyerek, "İçimizde en konuşmayı sevmeyen de abim bu arada, aklından bu adam niye hiç konuşmuyor dilsiz mi diye deme diye şimdi söyledim."dedi. Gerçekten de Boray, Utkan,Gayze ve Polen direk dışarıdan hemen sıcak kanlı bir insan oldukları belli oluyordu. Ama Gayze'nin abim diye gösterdiği kişi yani Hasir, düz ifadeli bir insandı. Açıkçası abim kadar korkutucu bakmıştı o an Gayze o cümleyi söyledi diye.

Hasir'in koyu mavi gözleri vardı o kadar koyu ki laciverte yakın bir renkti. Simsiyah da saçları vardı o da iri cüsseli uzun boyluydu. Bu adamda koyu renkli tüm renkler vücut bulmuş gibiydi zaten başlıca. Haris çenesindeki hafif sakalı kaşıyarak, "Ben sadece çok konuşmayı seven bir insan değilim yanlış anlaşıldıysam affola."dedi. Sert görünüşünün ardında aksine iyi niyetli davranışını hissetmiştim.

Polen elindeki içecekler ile geldiğinde hepimiz daire şeklinde bir siyah deri koltuğa geçtik. Ankaradaki çoğu bardan farklıydı burası gerçek anlamda. Telefonum çalınca abimin aradığını gördüm, cevapladım hemen.

"Alo efendim abi."dedim. "Nerdesin sen?"diye sordu. "Eski arkadaşın ile birlikteyim onun davet ettiği bardayım."dedim. Abimin sinirlendiğini kükreyen sesinden anlamıştım zaten. İç sesim, Cafer sıçtık bez getir dedi o an.

"Ne demek ben oradayım! Kızım senin ne işin var onunla! Ev kurşunlandı haberin varmı senin arkadaşın İyga'yı almaya gidiyorum şimdi eve sende beni bekle sakın tek başına çıkma o yerden."dedi sonra anında yüzüme kapattı. Kalbimin atışını kulaklarımda hissetmeye başladım. Bu duygudan nefret ediyordum. Ev kurşunlandı ne demek, arkadaşım evdeydi benim. Hiras ve diğerleri bir şeyler olduğunu anlayınca hepsinin bakışları bana çevrildi. "Hiras arkadaşım..."dedim sadece sonra ardı ardına gelen gözyaşlarımı tutamadım.

"Noldu dur ağlama."dedi Hiras. Sonra hiç beklemediğim bir şeyi yaptı o an dizlerinin üzerine çökerek karşıma geçti gözümden akan her yaşı tek tek sildi. "Ağlama bir şey yapamıyorum biri yanımda ağlayınca..."dedi küçük bir oğlan çocuğu gibi. "Arkadaşım evdeydi, ev kurşunlanmış abim arkadaşımı almaya gittiğini söyledi."dedim. "Ev mi kurşunlanmış? Dur ağlama tamam abin gittiyse oraya bir bildiği vardır iyidir arkadaşın merak etme."dedi. Haris'in telefonu çalınca kalkıp gitti ortamdan. Bardaki diğer insanlarda benim yüzüme doğru bakıyorlardı.

Ben avucumun içine düşen gözyaşlarımı üzerime doğru silerken Haris tekrardan geldiğinde Hiras'ın kulağına doğru eğilip bir şey söyledi. Hiras o an karşımda ayağa kalkıp Utkan'a, "Çabuk barı boşalt."dedi. Utkan ile Hiras arasında sözsüz bir konuşma geçti gözleriyle, ben anlamadım onların ne demek istediğini ama onlar sanki birbirlerini anlamışlar gibi Utkan sadece başını sallayarak kalktı.

Burada neler döndüğüne anlam veremiyordum.

Hiras daha sonra saçlarını karıştırarak bir oraya bir buraya ilerlermeye başladı, "Ne oluyor artık dönüp durma anlat!"diye bağırdım. Ses tellerim acımıştı. "Kemal çıkmış hapishaneden oğlunu öldürdüğümüzü öğrenmiş abinde dahil hepimiz sıçtık bu sefer."dedi Hiras ama sanki benimle değilde daha çok kendi kendilerine konuşuyormuş gibiydi.

Gözlerimden akan yaşlara engel olamadım, "Siz katilmi oldunuz bir de. Bile bile adam mı öldürdünüz!" diye çığlık attım. Ağlamaktan ve bir şeyleri sorgular gibi çığlık atmaktam boğazım acımaya başlamıştı. Nereye kimlerin eline düşmüştüm ben.

O an içeri abim girdi önce Hiras'a bir yumruk attı ardından Hiras da düştüğü yerden kalkıp abime bir yumruk attı. İkisininde yüzü kan revan içinde kaldığını görünce sadece çığlık attım o an. Boray, "Speedy Gonzales'in içinden cin çıktı."dedi. Gayze, "Malmısın Boray şuan sırası mı?"diye ciddi bir biçimde sordu. Hepside mala bakar gibi abimle Hiras'a bakıyordu.

O an abim ve Hiras durup bana doğru baktılar. Abim bana doğru eğilip kucakladı beni tam çıkacakken içeri başka bir adamın girdiğini gördüm. İri yarı takım elbiseli saçları kırlaşmış bir adamdı. "Nereye kaçtığını sanıyorsun Samir?"dedi. Abim o an beni yere doğru koydu kulağıma doğru, "Duvarın en köşe dibine masaların arkasına git sakın çıkma abicim tamam mı çıkacağız buradan."dedi.

Hiçbir şey diyemedim geri geri ilerledim, sanki burada hiç ben yokmuşum gibi hiçbirinin bakışları benim üzerime değmedi bir daha. Gelen adam kimse hepsinin dikkati onun üzerindeydi. "Sizi yedirdim içirdim sizin karşılığınız böyle mi olacaktı. Beni hapishaneye tıktığınız yetmedi birde üstüne oğlumu da vurduğunuzu öğrendim. Yedi kat yerin altına da girseniz bunlardan haberim olmayacak mı sandınız."dedi.

"Senin çıkarların sadece kendineydi Baba."dedi abim başı önünde eğik. O adam abimin yüzüne öyle bir tokat attı ki şu olduğum mesafeden abimin dudağının kenarının kanadığını fark etmiştim. Zaten biraz evvel Hiras ile yaşadığı kargaşa ile yüzüne ek olmuştu bu da. "Benim çıkarlarım bana olduğu hâlde siz yine faydalandınız, hepinizi ben büyüttüm be! Nankörler öz oğluma nasıl kıydınız. Şuan burada burayı sizin başınıza yıkıp sizi öldürmem hak değil midir bana?" diye sordu alay eder gibi.

Abim belindeki silahı çıkarıp yere doğru attı, "Baba..."dedi abim ama yine sözünü kesti o adam. Bu adama neden baba diyordu? "Kes artık!" dedi o adam. "Size babalık yaptım lan ben hepinizi her zaman tek çatı altında yanıma aldım sonra yine eski kardeşlerinizin kaldığı eve gidin diye sizlere izin verdim bu mu sizin karşılığınız ihanet mi?"dedi. Otoriter bir adam olduğu sesinden anlaşılıyordu. Abim ve Hiras aynı anda göz göze geldiler o an ve anlamsız bir şekilde kahkaha atmaya başladılar. "Duydun mu Hiras, babalık yapmış bize yedirmiş içirmiş bizi."dedi abim. Hiras gülerek kollarını birbine bağladı dik bir duruşa geçti, "Duydum Samir yedirdi içirdi on sekiz yaşımızda ilk cinayetimizi işletti. Elimize kan bulaştığında biz daha kendimizi tanımıyorduk la."dedi. Sonra da ikiside o anı hatırlamış gibi kahkaha atmaya devam ettiler.

Affettiğin anıların altındaki enkaz yine senin bedenin.

Abim o an mahçup tavrından sıyrılarak, o adamın tam karşısına geçti dimdik bir şekilde. "Kemal Korkmazoğlu, bunca yıl yanımdaydın evet kendimi korumayı öğrendim evet beni korudunda ama beni en büyük günahlarının bedeli de yaptın. Sadece beni değil burada gördüğün diğerlerini de. Elinde olsaydı kardeşimi de alacaktın benden ama ben onu öyle bir korudum ki senden onu alırsan yapabileceklerimin sınırının olmayacağını gösterdim sana. İlk sinir krizi geçirişimi hatırlıyorsun değil mi bende unutmadım hiçbir zaman o anı. Şimdi çek belindeki silahı öldür beni ve benimle beraber olanları en iyi yaptığın şey çünkü bu senin."dedi abim.

O an Kemal denen adamın öfkesini boynunda çıkan damarlardan anladım belindeki silahı çıkarıp abimin tam alnına doğru dayadı. Elimi ağzıma doğru koydum, Hiras'ın ve diğerlerinin de gözlerindeki o korkuyu anlamasaydım belki bu da bir oyundu diyebilirdim ama hayır abim ciddiydi. Öldürse umrunda olmaz gibi bakıyordu karşısında alnına silah dayayan adama.

O an aklıma mantıklı gelen tek şeyi yaptım. Abimin yere attığı silahı koşar adımla alıp Kemal denen adamın tam boyununa doğru ateş ettim. Silah kullanmayı bana abim öğretmişti. Zevkine öğrendiğim bir şeyin beni katil yapacağını bilmiyordum. Benden bir can kopmasın diye ben bir can almıştım.

Abimin şaşkın bakışları benim üzerimdeydi. Duyduğum son ses Boray'ın "İşte bu sefer tam ortadan sıçtık. Yenge manyak çıktı Hiras."dediğini duydum Boray'ın. Daha sonra karanlığa kendimi teslim ettim, fazla stresten dolayı bedenimin kendini kapatması her zaman böyle olurdu. Aniden bayılabilirdim bir yerde.
𓃮𓃮𓃮𓃮
Bölüm sonu sevgili okuyucum 💗
Buraya kadar geldiyseniz beğeninizi ve yorumlarınızı eksik etmeyin ki ruhuna dokunabildiğim okuyucularımın varlığını daha çok anlayabileyim.
Yorum yapan okuyucularıma geri dönüt yaptığımı söylemek istiyorum... 🙃

Hiç tanımadığım ama ruhuna dokunabildiğim koca yüreğinize sarılıyorum kocaman. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
💖💖💖

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

36okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18