4. bölüm · ihtiras || isfad

soyunma odası

beyzus 🌟

4 sene önce-lise3-trabzon anadolu

lise üçte sıradan bir öğle arasıydı, aleynayla fadime her zamanki banklarında oturmuş kantinden aldıkları kaşarlı kaşarsız tostu yiyorlardı.

—allah belamı versin ben daha güzel yapardım bu tostu.
—herhangi eli ayağı olan bir insan daha güzel yapar zaten.
—artık evden getiriyoruz yemeklerimizi.
—aynen üç yıldır aynı muhabbet kes de yemeğini ye aleyna ya.

okuldan çıkan iso genç kızların dikkatlerini üstüne çekmeyi başarmıştı, uzun süredir onu seven bir kız vardı. hemen dibinde bitip bir şeyler anlatmaya başladı ama isonun gözü fadimedeydi.

beklediği tepkiyi alamayan kız bozularak uzaklaştı, dönemdeki çoğu kişi isonun fadimeyi sevdiğini bilirdi. fadime de bilirdi. ama ona o gözle bakmadı hiç, ama hep aleynaya sorduğu bir soru vardu. 'acaba nasıl sevişiyodur?' aleyna kardeşi gibi gördüğü isonun fadimenin kötü emellerine alet edilmesini istemiyordu.

—şu salağa bak, yine isonun dibinde.
—napcan ya salla. iso yine sana bakıyor baksana.
—anca izler, şey sorucaktım bugün isonun antrenmanı falan var mı?
—basket antrenmanı var evet, noldu?
—merak ettim ya.

aleyna kafasını sallayıp tostundan bir ısırık daha aldı, fadimenin beynindeki düşüncelerde tek bir iyi niyet kırıntısı yoktu. bunca yıllık merakını giderecek, iso furtunayla bugün sevişecekti. ama her şeyi iyi planlaması, kimsenin şerif furtunanın kızının adilin manevi oğluyla seviştiğini bilmemesi gerekiyordu.

zil çaldığında fadimeyle aleyna öfleye pöfleye matematik dersine girdiler, ikisi de ders boyu uyumuşlar ders sonunda da kalkıp bahçeye çıkmışlardı. fadime sigara içmek için zaman kollarken aleyna da hocaları gözlüyordu.

kapıdan çıkıp kamera görmeyen köşeye geçtiklerinde fadime cebindeki sigara paketini çıkardı.

—içicek misin?
—içiyim mi?
—al iç nolucak.
—tamam.

aleyna fadimenin winston slim bluesundan bir dal alıp yaktı, içine tam çekemediği duman öksürtmüştü. fadime kızı çimdikledi, o sırada diğer taraftaki kapıdan çıkan iso fadimenin dikkatini çekti. ne zamandır düşünüyordu bunları bilmiyordu, iso ne zamandır onun radarındaydı?

fadime bunları düşünürken gözleri isoyla buluştu, mavilerini dikmiş bakıyordu kıza. göz göze geldiklerinde çekti gözlerini. utanmıştı. fadime sigarasını bitirip attığında aleyna hâlâ içiyordu, fadime onun bitirmesini beklerken iso geldi yanlarına.

—aleyna, sen ne zamandan beri sigara içiyosun?
—napcaksın ismail?
—fadime ben aleynaya sormuştum ama.
—eee yani.
—neyse tamam.

ismail ağzının payını alıp gitti, arkasından kahkahaya boğulan fadime çocuğun salaklığına çok gülmüştü. umarım sevişirken de böyle değildir diye düşündü.

sigaralarını bitirip okula girdiler, son iki saat türkçe hocası gelmediğinden herkes kendi hâlinde takılıyordu. fadime isonun antrenmanının bitmesini bekliyordu, on dakikadan az kalmıştı. biraz test çözmeye çalıştı ama aklı isodaydı.

10 dakika sonunda antrenman bitmişti. iso kulaklığını takıp okula girdi. fadimenin avı yavaş yavaş yaklaşıyordu. iso soyunma salonuna girdiğinde onu nelerin beklediğinden habersiz tişörtünü çıkardı. duşa girecekken açılan kapıyla dikkati dağıldı.

gelen fadimeden başkası değildi. iso, şok içinde kapıya baktı fadimeden gelecek kelimeleri bekliyordu. fadime isonun yaşına göre gelişmiş vücuduna bakakaldı. yükseltmeye yetmişti.

—noldu?
—bir şey olmadı, bi anlaşma yapmaya geldim.
—ne anlaşması?
—eğer bugün beğenirsem bir oyun oynayacağız.
—açık açık konuşsana fadime.
—eğer bugün iyi sevişirsen bundan sonra seninle düzenli olarak sevişeceğiz.
—ne saçmalıyosun ya sen? çık hadi duşa giricem.

iso arkasını döndü, tam arkasındaki küçük duş kabinine girecekken fadime itti onu. ne yaptığını bile anlamadan fadime de içeri girip kapıyı kitledi, artık daha da yakınlardı.

—fadime, git.
—istediğini biliyorum.
—istiyorum ama bu şekilde değil.
—neden?
—çünkü hoşlanıyorum senden.
—aşk yok, sadece arsız duygularımız var.

fadime gömleğinin birkaç düğmesini açtı, göğüs çatalı ortaya çıkmıştı. iso kendini tutmaya çalışırken zorlanıyordu, fadime hiçbir şekilde yanaşmıyor. sadece gösteriyordu. iso kafasını yukarı kaldırdığında fadime göğüslerini değdirdi, iso için son damla bu olmuştu.

kızı belinden kavrayıp duvara çevirdi, sert öpüşleri sevgiden uzaktı. tam da fadimenin istediği gibiydi, birden ittirdi fadime isoyu. isonun sırtı duşun diğer duvarına çarptı. fadime üstündeki yarısı açık gömlekten ve sonrasında da sütyenden kurtulup yere fırlattı, iso yutkundu. canının deli gibi çektiği her hâlinden belli oluyordu.

fadime oğlanın üstüne gidip dudaklarını birleştirdi, parmak uçlarına kalkmaktan yorulduğunu fark eden iso kızın kalçasını kavrayıp kaldırdı. ani refleksle bacaklarını saran fadime sırtını tekrar duvarda bulmuştu. elleri isonun saçlarında yerini bulduğunda birbirini tamamlayan iki yapboz parçası gibi tamamlanmışlardı.

fadime ellerini isonun omuzlarına koyup ittirdi, nolduğunu anlamayan gözlerle bakan isonun odağı bir süre sonra fadimenin göğüslerine gitti. dudaklarından kaymıştı ilgi, hemen göğüslerinin arasına daldırdı yüzünü. fadime bunun için ayrılmamıştı isonun dudaklarından, saçlarından sertçe tutup kaldırdı isonun kafasını. isonun boğuk ve kalın sesi doldurmuştu küçük kabini.

—bu senin ilk seferin mi?
—evet, senin?
—bilemeyeceksin.

fadime yeniden dudaklarını birleştirdiğinde hâlâ elleri isonun saçlarındaydı, kendine sertçe bastırıyordu. iso bu sertlikle fadimenin sorduğu soruyu ve verdiği cevabı bile düşünememişti. sadece fadimeye acıkmıştı. bugün konuşulanlar sonraki dört yıla dağılacaktı.

fadime dudaklarından yeniden ayrılıp bu sefer oğlanın kucağından inmek istedi, amacı konuşmak değildi bu sefer. iso kızı yere bıraktığında altındaki külotlu çoraptan kurtuldu fadime, eteği hâlâ üstündeydi. iso hayranlıkla kızı izlerken fadime oğlanın altındaki ince antrenman şortunun üstünden dokundu erkekliğine.

isonun genzinden gelen boğuk inleyişle sırıttı fadime, sonra da oğlanın tam önünde çömeldi. şortu ve iç çamaşırını tek hamlede çıkarıp oğlanın çoktan dimdik olmuş erkekliğini çarptırdı yüzüne.

ilk önce eliyle sıvazladı, sonraysa göğüslerinin arasına sıkıştırıp tükürdü. yavaş yavaş kaydırıyordu isonun erkekliğini. iso kızın kafasının tepesinden tutup tüm kafasını kaplayan eliyle sıkıyordu. sesini çıkarmamak için bulduğu bir çözümdü bu.

fadime göğüslerin arasındaki erkekliğin başını arada öpüp tükürüyordu. iso kendini duvara yaslamış ağzının içinden çıkan homurtuları susturmaya çalışıyordu. fadime isonun boşalacağını anlayınca durdu ve ayağa kalktı, bu duraklayış isonun canını yakıyordu.

—neden durdun?
—noldu, acıyor mu?

ellerini yavaş yavaş kasıklarında gezdiriyordu isonun, her zerresi hassaslaşan vücudu bomba gibiydi ve bunun pimi fadimenin ellerindeydi.

—acıyor, devam et lütfen.
—hayır. etmeyeceğim.
—yalvarırım dayanamıyorum.
—yook.
—ne istiyorsun?
—anlaşmamıza sadık kal, buna aşkını karıştırma. her hafta sevişicez ama aşk yok.
—neden yok aşk?
—çünkü istemiyorum, seninle sevişmek istedim diye seninle sevgili olmak zorunda değilim.
—tamam söz, aşk yok. nolur devam et.

fadime istediğini almasını bilirdi, ne yolla olursa olsun mübahtı. yeniden çömelip isonun erkekliğini eline aldı, ilk önce biraz sıvazlayıp sonra ağzına aldı. iso kızın uzun saçlarını eline dolayıp bastırdı, boğazına kadar gelen erkeklik fadimenin gözlerini yaşartmıştı. iso boşaldığında hepsini yutması için bekleyip çekildi, fadime ayağa kalktığında gözleri nemliydi.

isonun elini alıp kadınlığına götürdü, eteğin altında yanan kadınlık isonun elleriyle daha da ıslanmıştı. bu sefer altında inleme sırası fadimedeydi, iso her elini oynattığında yüksek sesle inliyordu. iso yakalanmamak için diğer eliyle ilk önce fadimenin ağzını kapadı, ama yine de seslerin önüne geçememişti.

fadimenin altındaki etekte mahsur kalmış iç çamaşırını çekti iso, fadimenin bacaklarından sıyırıp kızın ağzına sıkıştırdı. sesi kesmenin tek yolu buydu, fadimenin seslerini susturmuştu. sonra kızın kadınlığında uzun bir keşfe çıktı, bu isonun ilk defa yaşadığı bir şeydi. fadimeyi tatmin etmek için en iyisini yapmaya çalıştı.

fadimenin isonun sırtındaki tırnakların baskısı artınca anladı iso, doğru noktayı bulmuştu. orayı iyice baskılayıp fadimenin zevke gelmesini bekliyordu. boşta kalan elinin orta parmağını kızın deliğine sokup daha da derinleştirdi hareketlerini. fadime isonun beyaz cildini baştan aşağı çizmişti, sanki bir tuvale eserini bırakan sanatçı gibiydi.

iso elini hızlı hızlı hareket ettiriyordu, çektiğinde elinin üstüne boşaldı fadime. kızın ağzındaki külodu çıkarıp parmaklarını fadimenin ağzına sokarak emmesini sağladı, kız tam gözlerinin içine bakarak parmaklarını emiyordu isonun. iso elini çekip yeniden birleştirdi dudaklarını. hoyrat hareketleri musluğa çarpmalarına sebep olmuştu, birden üstlerinden akan sıcak su ikisinin de dikkatini dağıtmıştı.

isonun altın sarısından koyu sarıya dönen saçları, geniş sırtından damlayan sular fadimenin tekrar ilgisini çekince oğlanın erkekliğine yeniden temas etti, eliyle biraz sıvazlayıp sonra yeniden çekti elini.

iso kızı belinden çekip boynuna öpücükler kondurmaya başladı, bu öpücükler zamanla emmeye sonra da ısırmaya dönmüştü. fadimenin her noktasında geziyordu. göğüslerinin üstüne indiğinde oralara da küçük küçük ısırıklar bıraktı, fadimenin bembeyaz göğüsleri hemen kızarmış, yavaştan morarmıştı.

sıcak suyun da etkisiyle yumuşayan beyaz vücutları her temasta kızarıyordu. artık ikisinin de tahammülü kalmamış, bir an önce karışmak istiyorlardı. iso fadimenin sırılsıklam olmuş eteğini de çıkarıp attı, artık her şey göz önündeydi. yavaştan artan buhar ikisinin de nefeslerini daraltmıştı.

iso kızın deliğini son kez parmağıyla yokladı, fadimenin belinden tutup hafifçe belini öne çekip sırtını duvara yasladı. baş parmağıyla son kez okşayıp erkekliğini eline aldı, birkaç kez çekiştirip fadimenin kadınlığına değdirdi. ilk temaslarında ikisi de elektrik çarpmışa dönmüştü. iso yavaş yavaş sürtündü fadimenin kadınlığına.

iso birkaç kez de deliğine sürtüp girdi içine, fadime ilk girişte bağırınca iso orta parmağını tekrar soktu kızın ağzına, fadime ısırıp emerken ikisi de keyiften öleceklerdi. iso yavaş yavaş soktu hepsini, fadimenin duvarlarını hızla yakarken kendisi de yanıyordu.

sıcak suyun çıkardığı buhar, fadimeden gelen hafif inleme ve emiş sesleri isonun homurdanışlarıyla karışmış. soyunma odasının bu güne kadar görebileceği en ateşli olay yaşanmıştı. iso kızın içinde ritmik hareketlerle ilerlerliyordu. bu ritim bozulduğunda fadime anladı, iso boşalacaktı. doğrulup durdurdu isoyu.

—içime boşalma, çekil.

iso çıktı kızın içinden, aniden yarattığı boşluk kızın içinde sızı bıraksa da takılmadı bu sızıya. isonun erkekliğini eline alıp hızlı hızlı hareket ettirdi. iso tüm kalıntılarını kızın küçük ellerine bıraktığında artık boğulacakmış gibi hissediyordu. kendini hızla yere atıp oturdu, fadime yerdeki kıyafetlerine baktı. kendini kaybetmişti ama bu kaybedişi sevmişti.

isoya da baktı, çok tehlikeli bir oyuna girmişlerdi ama bu oyun ikisine de çok fena zevk veriyordu. suyu kapattı fadime.

—haftaya, ben sana konum vereceğim.
—fadime, biraz konuşalım.
—hayır, eve gitmem gerek.

fadime duşun duvarından sarkıtılmış havluyu alıp dışarı çıktı, arkasından bakakalan iso buna nası dur diyeceğini bilmiyordu. dur demek istiyor muydu ki? sıcak suyu tekrar açıp biraz ağladı, sevdiği kızla sadece sevişebilecek miydi? ama fadime haklıydı. onun gibi biri iso gibi biriyle olmazdı, o gün aklına koydu bunu. iso fadime için fadimenin istediği ve isteyeceği kadar vardı. bir gün bu işe dur der miydi bilmiyordu.

ikisi de üstlerini giyinip çıktılar odadan, fadime isonun yüzüne bakmıyor. iso fadimenin yüzüne utançtan bakamıyordu, aslında utanacak bir şey yoktu ama daha demin yaşananlardan sonra bakacak yüzü bulamamıştı kendinde. fadime aleynayı gördüğünde koşup uzaklaştı ordan.

uzun süredir fadimeyi arayan aleyna kıza sıkı sıkı sarıldı, koçarilerden biri kaçırdı diye aklını yitirmişti.

—aşkım nerdesin sen bakmadığım yer kalmadı ya.
—soyunma odasındaydım.
—ne işin var orda?
—isoyla, fuckbuddy olduk.
—ne diyosun amınakoyim, siktir git.
—ciddiyim, baya seviştik. ve bir şey diyim mi baya iyiydi.
—ya ben bunu bilmek istemiyorum, ne dedin isoya?
—aşk katma dedim, sadece arsız duygu falan işte.
—sen gerçek bir deccalsin.
—offf sus ya, gel bi yemek falan yiyelim ben yeniden acıktım.
—sen yiyeceğini yemişsin fadime.
—yok valla, doyurmadı.
—fadimeeeee.

fadime aleynanın koluna girip kantine doğru sürükledi, isoysa okulun köşesindeki bankta tek başına bankta oturmuş sigara içerken bugün yaşanılanları düşünüyordu. bunca yıldır en çok arzuladığı ve sevdiği insan bugün onla olmuştu ama aralarında aşk yoktu. iyi miydi kötü müydü bilemedi. ya da fadime daha önce kimle yaşamıştı bunu? merak ediyordu.

sigarasını bitirip okula girdiğinde kantinde oturan fadimeyi gördü, kalbinin onu götürdüğü yere yani kantine gitti. fadimenin yanında 'ufuk' oturuyordu. ufuk uzun süredir fadimeyi sevdiği bilinen biriydi, her fırsatı değerlendirir her fırsatta fadimenin dibinde biterdi. bunu gören iso o gülüşmeleri, fadimenin jest ve mimiklerini izlerken anladı. ilgisini beklediği kişi değil, sevişmeyi beklediği kişiydi onun için iso.

bugün tek bir kelime bile etmeden çıkışından belliydi belki de, bilemiyordu iso. tek bildiği şey bu işleri böyle yürütürken zorlanacağıydı. üstelik anlatabileceği kimsesi yoktu, şerif furtunanın kızıyla böyle bir şey yaşadığını kimseyle paylaşamazdı.

kantindeki görüntüleri izlemek içinde bir yumruya sebep olmuştu, anlık fadimeye denk getirdi gözlerini. fadime hiç duraksamadan konuşmasına devam etti. ufukun içtiği kahveden fadimeye uzattığını, fadimenin de hiç düşünmeden alıp içtiğini görünce ister istemez aklı o duş kabinine gitti, o sıcak anılar sanki silinmişti. fadime nası yapabiliyordu, böyle çabucak adapte olabiliyordu?

fazla düşünmemeye karar verdi iso, eğer fadime böyle istiyorsa böyle olurdu. başka çare yoktu. kantinde daha fazla dayanamayıp çıktı, koçari pikabına atlayıp koçari konağa gitti. bu okıla daha fazla tahammülü yoktu.