2. bölüm · ihtiras || isfad
efulim kafe
fadime arabasına bindiğinde iso koçarinin tahta kapısından çıkmış kapının eşiğinde onu izliyordu, fadimenin isodaki aşkı bildiğini biliyordu. ona rağmen o kadar acısız davranıyordu ki bazen isonun zoruna gidiyordu. ama yine de susuyordu, hayatı boyunca hep susmuştu.
fadime arabasıyla son hızla giderken adil koçarinin pikabını gördü, hızını hiç düşürmeden geçti yanından. adil fadimenin arabasını tanımıyordu, gerçi arkadaş olduklarını öğrenseler de bir şey demezdi. şerif adile oranla daha çok kızardı ama kızların umurunda değildi bu durum.
fadime bahsi geçen 'efulim kafe' ye geldi, buranın garsonu fadimenin üç ay flörtleştiği çocuktu. çocuk hala fadimeye arada yazıp darlıyordu, fadime de bunu kullanıyordu. aleynayla gördüğünü kimseye söylememe karşılığında arada sohbet ediyordu. aleyna duygularıyla oynama diye kızsa da takmıyordu kimsenin duygularını.
fadime her zaman oturdukları yere oturdu, garson çocuk gelip yanına oturunca gözlerini devirdi.
—oturma burda, babamın bi tanıdığı burda. öldürtürler seni.
—e aleyna?
—ufuk sen böyle her şeyi sorgulayacak mısın? kalk bana bi çay getir.
—iyi tamam. getiriyorum.
ufuk kalkıp mutfağa doğru ilerledi, kapıdan giren aleynayla fadime sırıttı. ama aleynanın arkasında heybetinden tanıdığı iso da vardı, ne zamandan beri iso bunların arkadaş buluşmalarına katılıyordu. sabır çekti fadime.
—aşkım hoş geldin, iso sen de hoş geldin. hayırdır?
—aleyna çağırdı, gel oturalım dedi. rahatsız olduysan gideyim ama.
—yok saçmalama, size de çay söyleyim.
—ufuk, iki çay daha getirir misin buraya?
—getiriyorum fadime.
iso arkasına dönüp ufuğa baktı, fadimenin isoyla sevişirken flörtleştiği çocuktu bu. dişlerini sıktı iso, sinirlendiği her hâlinden belliydi. kafasını aşağı doğru eğdi. aleyna hızla telefonu eline alıp fadimeye yazmaya başladı.
aleyim: aşkım nası kıskandı amk tipine bak.
siz: sen niye bunu buraya getiriyon amk.
siz: ufugun burda olduğunu bilmiyon mu?
aleyim: ay ne bileyim unuttum gitti. düzelt şu çocuğu.
siz: napcam amk burda mı vericem?
aleyim: ıyy hayır ben bunu görmek istemiyorum.
siz: zaten görme, neyse sen bi kalk ben halletcem.
aleyim: iyi tamam lavaboya gitcem gelcen mi?
siz: mal mısın aq?
aleyna mallığını fark edip sırıttı, çantasını sandalyenin kolundan alıp kalktı.
—ben lavaboya gidiyorum, fadime gelcek misin?
—hayır aşkım git sen.
—tamam.
aleyna uzaklaştığında kafasını kaldırdı iso, gözleri kızarmıştı. fadime bu hâline alışkındı isonun, lisede ne zaman biriyle yan yana gelse iso deliye dönerdi. günün sonunda da fadime ateşini alır bir haftayı zar zor tamamlarlardı.
iso alışmıştı aslında artık, lise bittiğinden beri daha rahattı. yine de fadimenin onlarla gayet rahat konuşabildiğini görmek, isonun canını yakmıştı. zaten sabah söylediği şeyi unutamamışken bu da koymuştu.
—iso, gözlerime bakar mısın?
—noldu?
—bak işte bi.
iso gözlerini fadimeninkilerle birleştirdi, titreyen gözbebeklerini durdurmakta zorlanıyordu. fadime sakinleştirdi isoyu, sonra da zehirli cümleyi kurdu.
—bugün eve gidemeyiz, benim arabada, bi saate. tamam mı?
—arabada olmaz fadime biri görürse napıcaz?
—görmezler, koçarinin dağlarından birine çekeriz.
—tamam, ben ayarlarım.
—sakin ol, olur mu?
—tabii.
fadime telefonunu alıp aleynaya mesaj attı.
siz: kolay oldu ez win
siz: gel hadi
siz: iso sevişmezken çok sıkıcı
aleyim: geldim
aleyna iki dakika sonra masadaydı, çaylar da ardından geldi. çaylar geç geldiği için iso ufuka çıkışmayı kendinde hak görmüştü.
—alt tarafı çay koyacaksınız ya, ne kadar zor olabilir?
—ismail, düzgün konuş.
—konuşmazsam naparsın lan.
ismail ayağa kalktı, aleynayla fadime olanları izliyordu. ismail çocuğun yakalarını tutup tek hamlede çekti, ismailin güçlü vücudu altında eziliyordu ufukun ince kolları. fadime daha fazla olay büyümesin diye ayağa kalktı, ufukun kolunu tutup çekti ve içeri götürdü.
ismail için bardağı taşıran son damla buydu, yerine oturdu ama aklında bir saat sonrası vardı. o arabada neler yapabileceğini düşünüyordu. dudaklarını yalayarak içindeki ateşi söndürebileceğini düşündü.
—ismail, iso, alooo sana sesleniyorum.
—heh, efendim aleyna noldu?
—fadime yazmış hadi kalkın diyor.
—noldu, vazgeçebilmiş mi ufukundan?
—iso saçmalama ya lisede bitmiş gitmiş olay. hadi yürü, sen gelecek misin geri konağa?
—yok, git sen.
—tamam fadimeyi görüp gideyim.
aleyna mutfağın oraya gitti, fadime çoktan ufuku bırakmış görünen açıdan isoyu izliyordu. sinirini gözlerinden okuduğu için arabaya gitmeyi canla bekliyordu. isonun en zevk verdiği anlar sinirli olduğu anlardı, normalde nazik olmaya çalışırken sinirlendiğinde gözü gözünü görmüyordu.
—fadime napıyosun iso delirdi resmen.
—bilerek yaptım, sinirlensin diye.
—amacın neydi ki?
—boş ver, anlatırım sonra. sen git zaten bizim işimiz var.
—tamam dikkat edin, yakalanmayın kimseye.
—tamam bebeğim hadi görüşürüz.
fadime aleynanın yanağına bir öpücük kondurdu, aleyna arabasına gittiği zaman çıktı mutfaktan. isonun yanına gelmişti. iso ne kadar sinirli olsa da fadimeyi görünce yüzü yumuşamıştı.
—hadi, yürü arabama.
—gidelim.
fadime önden iso arkadan gidiyordu. fadime arabasını açtı, fadime sürücü koltuğuna iso da yanına oturdu. camlı filmleri sayesinde içerisi dışarsan hiç gözükmüyordu. fadime sırf bu yüzden taktırmıştı bu filmleri.
koçarinin dağlarının yoluna girdiklerinde fadime kısa bir bakış attı isoya, iso yanak içlerini ısırmakla meşguldü. fadimenin birden bacağına attığı elle irkildi. isonun eşofmanının üstünden ellerini gezdiriyordu. tırnaklarını yavaşça bastırdığında iso çoktan gözlerini kapamış, kafasını geriye yaslamıştı.
yavaş yavaş elini isonun erkekliğine çıkardı, zaten fadimenin temaslarıyla kalkan erkekliğinin üstüne attı elini. iso ani refleksle kızın bileğini tuttu, fadime bir yandan da direksiyon çevirmeye çalışıyordu. yeteri kadar orman ve sis altında kaldıklarında durdurdu arabayı.
iso koltuğunu geriye doğru ittirdi, fadimenin eli hala isonun erkekliğindeydi. ne hareket ettiriyor ne de elini çekiyordu, sadece arada avuç içiyle baskı yapıyor bu da isonun tansiyonunu yükseltmeye yetiyordu.
fadime tek eliyle telefonunu alıp radyodan bir şarkı açtı. 'i see red' fadime sevişirken şarkı dinlerdi çoğunlukla, playlisti bile vardı. konuşmaktansa vücutlarının ritmik sesi ve şarkının yükseltici enerjisini tercih ederdi.
fadime bir anda isonun açtığı bacaklarına doğru geçti, kucağında küçücük kalmıştı. iso bir hırsla kızın dudaklarına yapıştı, sanki kızı yutmak istercesine öpüşüyordu. fadimenin dilini çekip ısırdı, fadimenin istediği sertlik tam olarak bu olduğundan inlemeleri dışında sesi çıkmıyordu.
fadime isonun omuzlarından tutunarak sürtünüyordu, eşofmanları temaslarını kesmeye başladığında dayanamadı ismail. kızın belinden destek vererek altındaki eşofmanı çıkardı, kendi belini de kaldırarak eşofmanını çıkardı. bu dağın soğuk ve sert havasına rağmen içerisi yanıyordu.
isonun iyice belirginleşen erkekliği fadimenin deliğine bir puzzle parçası gibi yerleşiyordu. fadimenin ıslaklığı iç çamaşırını ıslatacak raddeye gelmişti, iso elini soktu kızın iç çamaşırına. orta parmağıyla yavaş yavaş ilerledi, geri çıkardığında orta parmağını kızın ağzına sokup emmesini sağladı.
—en çok neyi seviyorum biliyor musun?
—hım?
—böyle başkalarıyla takılsan bile gelip benim için ıslanıyosun, benim parmağımı ya da sikimi yiyosun ya. bayılıyorum bu hisse. ha bugün alan pek yok parmağımla yetineceksin.
—hmhm.
iso parmağını fadimenin yanağına değdiriyor, fadimenin çıkardığı seslerle zevk alıyordu. bi anda ağzından çekti parmağını, yeniden iç çamaşırının içine soktu. hissettiği sıcak parmakla inledi fadime, iso tüm kıvrımları tek tek geziyordu. fadimenin noktasını bulması çok da uzun sürmüyordu, ezberlemişti artık. yavaş yavaş baskı yaptı, okşadı. sonra deliğinin girişinde gezdirdi parmağını ama sokmadı. tüy gibi hafif davranırken fadime isyan etti.
—düzgün yap şunu.
—neyi?
—hızlı yap.
—niye noldu? zevk alamadın mı?
—hayır, alamadım.
iso bi anda bastırdı kıza, sonra da arkadaki cama doğru yaslayıp iç çamaşırından kurtuldu. fadime tüm gerçekliğiyle karşısındaydı, yine yeni yeniden. bi eliyle kızın sweatinin içindeki memesin kavradı, diğer eliyle de kadınlığını okşuyordu.
dört parmağını kadının göbeğine doğru, baş parmağını da kadınlığının başlangıcına doğru yasladı. ritmik hareketlerle okşarken diğer elini memesinden çekti, deliğine sokup fadimenin tüm ruhunu çekmeye çalıştı.
hızlı ve hoyrat davranışları fadimenin içinde fırtınalar koparıyordu, kopan fırtınaların dışarı çıkmasına az kaldığında inlemeleri ve titremeleri hızlandı. isonun iç çamaşırına doğru saldı zevk sularını. nefes nefese kalmış bir şekilde yasladı kafasını cama, iso da hayranlıkla onu izliyordu.
orta parmağını yeniden kızın ağzına verdi, fadime isonun erkekliğini boxerinin içinden çekip çıkardı. fadime karşısına geldiği an hareketlenen organı fadimeye dokunduğu an dimdik oluyordu. yine öyleydi. fadime isonun elini çıkarıp kendi eline tükürdü, sonra da oğlanın erkekliğine bastırdı elini. bir yukarı bir aşağı yavaş yavaş hareket ettirirken oğlanın dudaklarına yaklaştı.
—benim yanımda kediye döndüğünü unutarak hareket edersen, seni mahvedeceğim.
—napayım, sen flörtleşirken izleyeyim mi?
—daha önce de dedim, sadece sevişiyoruz iso. istersem manita bile yaparım. seninle olayımız ciddi değil.
alttan aldığı darbelerde çok üzülemese de iso bunları da yazmıştı aklına, fadimenin bana sarfettiği kötü sözler çetelesine kaydetmişti. bu sözlerin hepsi aklına gelince birden belinden kavradı fadimeyi, tek hamlede kaldırıp oturttu erkekliğine. fadime gelen ani tepkiye gülmüştü. bu oğlanın ayarlarıyla oynamak çok kolaydı.
fadime uzun saçlarını ensesinde tutup ismailin kucağında zevkle hareket ediyordu. dudaklarını ısırıyordu, ismailin omuzlarını, ensesin çiziyordu. ikisi de kan ter içinde kalmıştı, iso kızın belinden tutmuş onu yönlendirirken saçlarını tuttuğunu fark edince bi elini çekip kızın saçlarını tuttu, kolunun yorulmasını istememişti.
iso inlemelerinin arasında konuştu.
—hapın var değil mi?
—var merak etme.
—hm iyi.
fadime isonun omuzlarına sıkı sıkı tutunmuş hareket ediyordu, arada dudaklarını birbirlerine bastırıp geri çekiliyorlardı. ismail boşaldığında fadime hareketi bıraktı. ismail içinden çıkmadan sarıldı fadimeye, sırtını sevdi sweatinin içinden. ter içinde kalmıştı, araba cidden sıcaktı. fadime yavaşça isonun kucağından kalktı, sürücü koltuğuna geçip iç çamaşırını ve eşofmanını giydi. sonra da arabadan indi. iso da giyinip peşinden gitti, fadime sigarasını yakmıştı bile.
iso sigarasını almamıştı arabadan, geri girip almaya da üşenmişti. bunu fark eden fadime parmaklarının arasındaki sigarayı oğlanın ağzına götürdü, iso bir fırt çekti. dumanı yutup dışarı verdi. ağzını açtığında fadime bir fırt daha verdi, konuşmak istemiyordu.
bu sigarayı sırayla dönerken içerde çalan telefonlardan habersizlerdi, öğlen vaktinde ikisi de ortadan kaybolmuştu. adil isoya, şerif fadimeye ulaşmaya çalışırken onların tek derdi 'birbirimize nasıl daha iyi karışabiliriz'di. öyle ki artık kendileri yetmemiş içtikleri sigarayı bile bir yapmışlardı.
fadime arabasına bindiğinde iso koçarinin tahta kapısından çıkmış kapının eşiğinde onu izliyordu, fadimenin isodaki aşkı bildiğini biliyordu. ona rağmen o kadar acısız davranıyordu ki bazen isonun zoruna gidiyordu. ama yine de susuyordu, hayatı boyunca hep susmuştu.
fadime arabasıyla son hızla giderken adil koçarinin pikabını gördü, hızını hiç düşürmeden geçti yanından. adil fadimenin arabasını tanımıyordu, gerçi arkadaş olduklarını öğrenseler de bir şey demezdi. şerif adile oranla daha çok kızardı ama kızların umurunda değildi bu durum.
fadime bahsi geçen 'efulim kafe' ye geldi, buranın garsonu fadimenin üç ay flörtleştiği çocuktu. çocuk hala fadimeye arada yazıp darlıyordu, fadime de bunu kullanıyordu. aleynayla gördüğünü kimseye söylememe karşılığında arada sohbet ediyordu. aleyna duygularıyla oynama diye kızsa da takmıyordu kimsenin duygularını.
fadime her zaman oturdukları yere oturdu, garson çocuk gelip yanına oturunca gözlerini devirdi.
—oturma burda, babamın bi tanıdığı burda. öldürtürler seni.
—e aleyna?
—ufuk sen böyle her şeyi sorgulayacak mısın? kalk bana bi çay getir.
—iyi tamam. getiriyorum.
ufuk kalkıp mutfağa doğru ilerledi, kapıdan giren aleynayla fadime sırıttı. ama aleynanın arkasında heybetinden tanıdığı iso da vardı, ne zamandan beri iso bunların arkadaş buluşmalarına katılıyordu. sabır çekti fadime.
—aşkım hoş geldin, iso sen de hoş geldin. hayırdır?
—aleyna çağırdı, gel oturalım dedi. rahatsız olduysan gideyim ama.
—yok saçmalama, size de çay söyleyim.
—ufuk, iki çay daha getirir misin buraya?
—getiriyorum fadime.
iso arkasına dönüp ufuğa baktı, fadimenin isoyla sevişirken flörtleştiği çocuktu bu. dişlerini sıktı iso, sinirlendiği her hâlinden belliydi. kafasını aşağı doğru eğdi. aleyna hızla telefonu eline alıp fadimeye yazmaya başladı.
aleyim: aşkım nası kıskandı amk tipine bak.
siz: sen niye bunu buraya getiriyon amk.
siz: ufugun burda olduğunu bilmiyon mu?
aleyim: ay ne bileyim unuttum gitti. düzelt şu çocuğu.
siz: napcam amk burda mı vericem?
aleyim: ıyy hayır ben bunu görmek istemiyorum.
siz: zaten görme, neyse sen bi kalk ben halletcem.
aleyim: iyi tamam lavaboya gitcem gelcen mi?
siz: mal mısın aq?
aleyna mallığını fark edip sırıttı, çantasını sandalyenin kolundan alıp kalktı.
—ben lavaboya gidiyorum, fadime gelcek misin?
—hayır aşkım git sen.
—tamam.
aleyna uzaklaştığında kafasını kaldırdı iso, gözleri kızarmıştı. fadime bu hâline alışkındı isonun, lisede ne zaman biriyle yan yana gelse iso deliye dönerdi. günün sonunda da fadime ateşini alır bir haftayı zar zor tamamlarlardı.
iso alışmıştı aslında artık, lise bittiğinden beri daha rahattı. yine de fadimenin onlarla gayet rahat konuşabildiğini görmek, isonun canını yakmıştı. zaten sabah söylediği şeyi unutamamışken bu da koymuştu.
—iso, gözlerime bakar mısın?
—noldu?
—bak işte bi.
iso gözlerini fadimeninkilerle birleştirdi, titreyen gözbebeklerini durdurmakta zorlanıyordu. fadime sakinleştirdi isoyu, sonra da zehirli cümleyi kurdu.
—bugün eve gidemeyiz, benim arabada, bi saate. tamam mı?
—arabada olmaz fadime biri görürse napıcaz?
—görmezler, koçarinin dağlarından birine çekeriz.
—tamam, ben ayarlarım.
—sakin ol, olur mu?
—tabii.
fadime telefonunu alıp aleynaya mesaj attı.
siz: kolay oldu ez win
siz: gel hadi
siz: iso sevişmezken çok sıkıcı
aleyim: geldim
aleyna iki dakika sonra masadaydı, çaylar da ardından geldi. çaylar geç geldiği için iso ufuka çıkışmayı kendinde hak görmüştü.
—alt tarafı çay koyacaksınız ya, ne kadar zor olabilir?
—ismail, düzgün konuş.
—konuşmazsam naparsın lan.
ismail ayağa kalktı, aleynayla fadime olanları izliyordu. ismail çocuğun yakalarını tutup tek hamlede çekti, ismailin güçlü vücudu altında eziliyordu ufukun ince kolları. fadime daha fazla olay büyümesin diye ayağa kalktı, ufukun kolunu tutup çekti ve içeri götürdü.
ismail için bardağı taşıran son damla buydu, yerine oturdu ama aklında bir saat sonrası vardı. o arabada neler yapabileceğini düşünüyordu. dudaklarını yalayarak içindeki ateşi söndürebileceğini düşündü.
—ismail, iso, alooo sana sesleniyorum.
—heh, efendim aleyna noldu?
—fadime yazmış hadi kalkın diyor.
—noldu, vazgeçebilmiş mi ufukundan?
—iso saçmalama ya lisede bitmiş gitmiş olay. hadi yürü, sen gelecek misin geri konağa?
—yok, git sen.
—tamam fadimeyi görüp gideyim.
aleyna mutfağın oraya gitti, fadime çoktan ufuku bırakmış görünen açıdan isoyu izliyordu. sinirini gözlerinden okuduğu için arabaya gitmeyi canla bekliyordu. isonun en zevk verdiği anlar sinirli olduğu anlardı, normalde nazik olmaya çalışırken sinirlendiğinde gözü gözünü görmüyordu.
—fadime napıyosun iso delirdi resmen.
—bilerek yaptım, sinirlensin diye.
—amacın neydi ki?
—boş ver, anlatırım sonra. sen git zaten bizim işimiz var.
—tamam dikkat edin, yakalanmayın kimseye.
—tamam bebeğim hadi görüşürüz.
fadime aleynanın yanağına bir öpücük kondurdu, aleyna arabasına gittiği zaman çıktı mutfaktan. isonun yanına gelmişti. iso ne kadar sinirli olsa da fadimeyi görünce yüzü yumuşamıştı.
—hadi, yürü arabama.
—gidelim.
fadime önden iso arkadan gidiyordu. fadime arabasını açtı, fadime sürücü koltuğuna iso da yanına oturdu. camlı filmleri sayesinde içerisi dışarsan hiç gözükmüyordu. fadime sırf bu yüzden taktırmıştı bu filmleri.
koçarinin dağlarının yoluna girdiklerinde fadime kısa bir bakış attı isoya, iso yanak içlerini ısırmakla meşguldü. fadimenin birden bacağına attığı elle irkildi. isonun eşofmanının üstünden ellerini gezdiriyordu. tırnaklarını yavaşça bastırdığında iso çoktan gözlerini kapamış, kafasını geriye yaslamıştı.
yavaş yavaş elini isonun erkekliğine çıkardı, zaten fadimenin temaslarıyla kalkan erkekliğinin üstüne attı elini. iso ani refleksle kızın bileğini tuttu, fadime bir yandan da direksiyon çevirmeye çalışıyordu. yeteri kadar orman ve sis altında kaldıklarında durdurdu arabayı.
iso koltuğunu geriye doğru ittirdi, fadimenin eli hala isonun erkekliğindeydi. ne hareket ettiriyor ne de elini çekiyordu, sadece arada avuç içiyle baskı yapıyor bu da isonun tansiyonunu yükseltmeye yetiyordu.
fadime tek eliyle telefonunu alıp radyodan bir şarkı açtı. 'i see red' fadime sevişirken şarkı dinlerdi çoğunlukla, playlisti bile vardı. konuşmaktansa vücutlarının ritmik sesi ve şarkının yükseltici enerjisini tercih ederdi.
fadime bir anda isonun açtığı bacaklarına doğru geçti, kucağında küçücük kalmıştı. iso bir hırsla kızın dudaklarına yapıştı, sanki kızı yutmak istercesine öpüşüyordu. fadimenin dilini çekip ısırdı, fadimenin istediği sertlik tam olarak bu olduğundan inlemeleri dışında sesi çıkmıyordu.
fadime isonun omuzlarından tutunarak sürtünüyordu, eşofmanları temaslarını kesmeye başladığında dayanamadı ismail. kızın belinden destek vererek altındaki eşofmanı çıkardı, kendi belini de kaldırarak eşofmanını çıkardı. bu dağın soğuk ve sert havasına rağmen içerisi yanıyordu.
isonun iyice belirginleşen erkekliği fadimenin deliğine bir puzzle parçası gibi yerleşiyordu. fadimenin ıslaklığı iç çamaşırını ıslatacak raddeye gelmişti, iso elini soktu kızın iç çamaşırına. orta parmağıyla yavaş yavaş ilerledi, geri çıkardığında orta parmağını kızın ağzına sokup emmesini sağladı.
—en çok neyi seviyorum biliyor musun?
—hım?
—böyle başkalarıyla takılsan bile gelip benim için ıslanıyosun, benim parmağımı ya da sikimi yiyosun ya. bayılıyorum bu hisse. ha bugün alan pek yok parmağımla yetineceksin.
—hmhm.
iso parmağını fadimenin yanağına değdiriyor, fadimenin çıkardığı seslerle zevk alıyordu. bi anda ağzından çekti parmağını, yeniden iç çamaşırının içine soktu. hissettiği sıcak parmakla inledi fadime, iso tüm kıvrımları tek tek geziyordu. fadimenin noktasını bulması çok da uzun sürmüyordu, ezberlemişti artık. yavaş yavaş baskı yaptı, okşadı. sonra deliğinin girişinde gezdirdi parmağını ama sokmadı. tüy gibi hafif davranırken fadime isyan etti.
—düzgün yap şunu.
—neyi?
—hızlı yap.
—niye noldu? zevk alamadın mı?
—hayır, alamadım.
iso bi anda bastırdı kıza, sonra da arkadaki cama doğru yaslayıp iç çamaşırından kurtuldu. fadime tüm gerçekliğiyle karşısındaydı, yine yeni yeniden. bi eliyle kızın sweatinin içindeki memesin kavradı, diğer eliyle de kadınlığını okşuyordu.
dört parmağını kadının göbeğine doğru, baş parmağını da kadınlığının başlangıcına doğru yasladı. ritmik hareketlerle okşarken diğer elini memesinden çekti, deliğine sokup fadimenin tüm ruhunu çekmeye çalıştı.
hızlı ve hoyrat davranışları fadimenin içinde fırtınalar koparıyordu, kopan fırtınaların dışarı çıkmasına az kaldığında inlemeleri ve titremeleri hızlandı. isonun iç çamaşırına doğru saldı zevk sularını. nefes nefese kalmış bir şekilde yasladı kafasını cama, iso da hayranlıkla onu izliyordu.
orta parmağını yeniden kızın ağzına verdi, fadime isonun erkekliğini boxerinin içinden çekip çıkardı. fadime karşısına geldiği an hareketlenen organı fadimeye dokunduğu an dimdik oluyordu. yine öyleydi. fadime isonun elini çıkarıp kendi eline tükürdü, sonra da oğlanın erkekliğine bastırdı elini. bir yukarı bir aşağı yavaş yavaş hareket ettirirken oğlanın dudaklarına yaklaştı.
—benim yanımda kediye döndüğünü unutarak hareket edersen, seni mahvedeceğim.
—napayım, sen flörtleşirken izleyeyim mi?
—daha önce de dedim, sadece sevişiyoruz iso. istersem manita bile yaparım. seninle olayımız ciddi değil.
alttan aldığı darbelerde çok üzülemese de iso bunları da yazmıştı aklına, fadimenin bana sarfettiği kötü sözler çetelesine kaydetmişti. bu sözlerin hepsi aklına gelince birden belinden kavradı fadimeyi, tek hamlede kaldırıp oturttu erkekliğine. fadime gelen ani tepkiye gülmüştü. bu oğlanın ayarlarıyla oynamak çok kolaydı.
fadime uzun saçlarını ensesinde tutup ismailin kucağında zevkle hareket ediyordu. dudaklarını ısırıyordu, ismailin omuzlarını, ensesin çiziyordu. ikisi de kan ter içinde kalmıştı, iso kızın belinden tutmuş onu yönlendirirken saçlarını tuttuğunu fark edince bi elini çekip kızın saçlarını tuttu, kolunun yorulmasını istememişti.
iso inlemelerinin arasında konuştu.
—hapın var değil mi?
—var merak etme.
—hm iyi.
fadime isonun omuzlarına sıkı sıkı tutunmuş hareket ediyordu, arada dudaklarını birbirlerine bastırıp geri çekiliyorlardı. ismail boşaldığında fadime hareketi bıraktı. ismail içinden çıkmadan sarıldı fadimeye, sırtını sevdi sweatinin içinden. ter içinde kalmıştı, araba cidden sıcaktı. fadime yavaşça isonun kucağından kalktı, sürücü koltuğuna geçip iç çamaşırını ve eşofmanını giydi. sonra da arabadan indi. iso da giyinip peşinden gitti, fadime sigarasını yakmıştı bile.
iso sigarasını almamıştı arabadan, geri girip almaya da üşenmişti. bunu fark eden fadime parmaklarının arasındaki sigarayı oğlanın ağzına götürdü, iso bir fırt çekti. dumanı yutup dışarı verdi. ağzını açtığında fadime bir fırt daha verdi, konuşmak istemiyordu.
bu sigarayı sırayla dönerken içerde çalan telefonlardan habersizlerdi, öğlen vaktinde ikisi de ortadan kaybolmuştu. adil isoya, şerif fadimeye ulaşmaya çalışırken onların tek derdi 'birbirimize nasıl daha iyi karışabiliriz'di. öyle ki artık kendileri yetmemiş içtikleri sigarayı bile bir yapmışlardı.
