14. bölüm · İftira nın bedeli

Yeni bir başlangış

Lina Yılmaz

Karalla olan vedalaşmanın ardından eve gidip eşyalarımı toplamaya başladım. Bilerek yavaş yavaş topluyordum çünkü birazdan Ateş ve Karaca gelecekti. Ve ben onlarla beraber toplamak istiyordum. Bu yüzden normalde yarım saatte toplaya bileceğim kıyafetlerimin 45 dakikadır çeyreği bile toplamamıştım.

Yaklaşık beş dakika sonra kapım çaldı ve açmaya gittim. Başka birini beklemediğim içinde delikten bakmadan açtım kapıyı. Ve tahmin ettiğim gibi Ateş ve Karaca gelmişti. Ne yapacağımı bilememiştim çünkü evime Karal dışında biri ilk defa geliyordu ve şansa bakın ilk misafirim de 9 yıldır görüşmediğim eski kardeşlerimdi! Ben mal mal kapıda barikat gibi durmuş onlara bakarken Ateş konuşmaya başladı.

_Ee içeri geçelim mi ne dersin.

çok mantıklı konuştu bee bizim aklımıza neden gelmedi bu acaba.

sus iç ses. Evet benim bir iç sesim vardı. Bayağıdır konuşmuyordu ama Ateşlerle karşılaştıktan sonra tekrar dile gelmişti ve o benim aksime çok konuşur, hep konuşur, düşünmeden pat diye konuşurdu. Kısacası konuşurdu. Bu sırada ben hala transa geçmiş gibi onlara bakıyordum ve hala kapıdaydık buna bir son vermek için sirkelanip geçin işareti yaptım ve an itibarıyla ilk misafirimi evime almış oldum ve teknik olarak son misafirimdi aynı zamanda.

Onlar içeri geçtikten sonra üstümdeki mallığı bir kenara bırakıp konuşmaya başladım.

_Bende kıyafetlerimi toparlıyordum. Yanıma kıyafetlerim ve birkaç küçük şey alıcam sadece. Geri kalanlar ihtiyaç sahiplerine gidicek . Dedim evdeki eşyaları göstererek.

Karaca ayağa kalktı bu sırada.

_E tamam bende sana kıyaffetlerini toplamakta yardım edeyim Ateşte bu eşyaları kutulasın olur mu.

Kafa sallamakla yetinip odama doğru ilerledim ve Karaca da peşimden geldi.

Çok gerilmiştim.yıllarca lanetlediğim insanları şuan evimde bana yardım etmek istemesi çok ironikti.

Bu sırada odama gelmiştik ve tekrardan kıyafetlerimin başına oturdum . Karaca da yanıma oturmuş kıyafetlerime şok içinde bakıyordu. Ben daha ne olduğunu soramadan konuştu.

_E bunlar çok renksiz ve az. Ve küçücük sen nasıl giriyosun bunlara aşkım. Şuna bak sadece siyah ve gri var. Heh bak bir tane laciver üst var şurada. Ay buna bile şükrettim vallahi. Yok böyle olmaz gittiğimiz gibi sana alışverişe çıkıyoruz.

Karaca kıyafetlerimi dehşet içimde bakarken aynı ifadeyle bende ona bakıyordum. Karaca hep kokoş bir kızdı 9 yıl öncede o küçücük haliyle bile olabildiği kadar kokoştu. Şimdi bu renk skalası onun için çok korkunçtu. Ama biz siyah ve beyaz kadar farklıydık onunla. Ayrıca kıyafetlerim küçük falan değildi. O bana göre daha uzun ve normal bir insan kilolarındaydı. Çok güzel bir fiziği vardı. Kıvrımlı ve olması gerektiği kiloda. Sanırım burnunu yaptırmış ve dudaklarına dolgu yaptırmıştı ama hiç önemli değildi çünkü ona yakışan bir estetik yaptırmıştı . Ben ise tam tersi dümdüz bir vücut ve ruhsuz bakan bir surat. Ben onu incelerken o söylene söylene kıyafetlerimi katlıyordu. Sonunda onun büyüsünden çıkıp bende kıyafetleri katlamaya başladım. Yaklaşık 10 dakika sonra kıyafetleri katlamayı bitirmiştik. Ama Karacanın suratında yine kınayan ve memnuniyetsiz bir ifade vardı. Şaşkındım araya sanki 9 yıl girmemiş gibi 10 dakikadır konuşuyordu gülüyordu ve ben sadece onu izliyordum.

_ E çok kısa sürdü ama Yankı bu . 10 parça kıyafetin var neredeyse sadece. Bide benimkileri katladığımızı düşünemiyorum. 2 saat sürerdi en az . İki dolabım var ve ikisinede sığamıyorum resmen.

Ben şaşkınca ona bakarken sonunda konuşmaya karar vermiştim.

_O kadar kıyafeti nasıl giyiyorsun.

Karaca sonunda ona karşılık vermiş olmamın mutluluğunu taşıyordu.

_Ohoo giyecek çok yer var aşkım. Her yerde her şeyi giyemezsin . Mesela davete giderken ,markete giderken, yürüyüşe çıkarken, spor salonuna giderken, gezmeye giderken, işe giderken, doktor randevusuna giderken giymek için farklı kombinlerinin olması lazım e hepsi için 10 ar kombinin olsa dolap doluyo zaten.

O konuşmaya devam ederken gerçekler yüzüme tokat gibi çarptı. Ben bu saydıklarının neredeyse hiçbirini yapmıyordum.

Normal insanlar böyle yaşıyormuş demekki Yankı Diyar sen normal bir insan olamayacak kadar aciz olduğun için bunların hiç birini bilmiyoruz

Sus içses bunların hiç birini yapamıyor olmak benim suçum değil.

Onların olduğu kadar seninde suçun çünkü bunu düzeltmek için hiç bir adım atmadın sen oturup sadece kabullendin ve en kötüsünü yaşamaya kendini zorladın.

Sus iç ses . Daha fazla iç sesim üzerinde durmadan gerçek dünyaya dönmeliyiz yoksa olası bir sinir krizi kapıda bekliyordu.

Karaca hala konuşuyordu. Bu kız hiç susmak bilmezmiydi. Bir an önce kaçmam gerekiyordu.

_E şey ben bir Ateşe bakayım ne yapıyor diye.Dedim ve cevabını beklemeden kaçarcasına çıktım odadan.

Ateş içeride eşyaları koliliyordu. Yanına gidip konuşmaya başladım.

_Yapabileceğim bir şey var mı.

_Hayır bir tanem ben hallediyorum. Sen oturabilirsin.

Şaşkınca ona baktım bırtanem mı demişti o.

Evet bırtanem dedi Karaca da aşkım dedi ay uzun süredir kimse bize böyle seslenmemişti.

Sus içses sanki 9 yıldır kanlı bıçaklı değilmişiz gibi nasıl öylece devam edebilirler anlamıyorum.

(Ateş Barakanın gözünden)

Karaca Yankıyla beraber odaya gittikten sonra bir süre evi inceledim. Evde asgari miktarda eşya vardı. Yaşamasına yetecek kadar. Ekstradan bir tablo bile yoktu evde. Vakit kaybetmeden eşyaları kolilemeye başladım. Daha fazla bu semtte durmak istemiyordum Diyarımı da alıp bir an önce çekip gitmek istiyordum. Ben kolileme işini yaparken içerden Karacanın sesi geliyordu. Şok içinde bir şeyler söylüyordu. Aradan beş dakika geçti ama Karaca hala konuşuyordu. Diyardan çıt ses çıkmazken Karaca nefes almadan konuşuyordu. Acaba ne zaman kaçıp gelicekti Diyar.

yaklaşık 10 dakika daha eşyaları koliledikten sonra içerden kaçarcasına gelen Diyarı gördüm. Gülmemek için yanaklarımın içini ısırmaya başladım. Pes etmişti sonunda.

_Yapabileceğim bir şey var mı.

diye sordu bana. Ama gözleri nolur var de diye bağırıyordu.Ama ona kıyamayacağım için bir iş vermicektim

_Hayır birtanem ben hallediyorum sen oturabilirsin.

Deyip sağ tarafımda hali hazırda eşyayla doldurduğum koliyi gösterdim. Onu Karacanın insafına bırakmayacaktım. Komuşmasıyla yerdi o insanı. Ama ailemizi tamamlıyordu ağlanıcak bir omuz gerektiğinde bizim için oradaydı her zaman. Bizim göremediğim ve düşünmediğimiz detayları bizim için hallediyordu. Yani tam anlamıyla bir anne gibiydi. Tabi bunlarda bir psikolog olmasınında etkileri vardı.

Bu sırada Diyar gösterdiğim koliye oturmuş arada bana kaçamak bakışlar atarak tırnaklarıyla oynuyordu. Elleri çok güzeldi. Yıllardır değişmeyen özelliklerinden biriydi sanırım ellerine gösterdiği ilgi. Tırnakları ve parmakları uzun ve düzgün . Elleri pürüzsüz ve neredeyse kusursuzdu hep. Onu bulduktan sonra bir gün karaca elinde mor bir ojeyle gelmişti barakamıza. Nereden bulduğuna dair hiç bir fikrim yoktu ama Diyarı mutlu etmek için yaptığı belliydi. İşe de yaramıştı. Diyar havalara uçmuştu sürdükten sonra tırnakları uzayıp tamamen oje yok olana kadar tırnaklarında tutmuştu o ojeyi.

Sessizliği bozmak istemiş olacak ki hafifçe öksürüp konuşmaya başladı.

_Bu işleri yaptıktan sonra gıdıcez dedin yani yaşayacağımız yere yola çıkıcaz değilmi.

_Evet birtanem.

_Nereye gideceğiz tam olarak buraya ne kadar uzak.

_Buraya 6,5-7 saat uzaklıkta gideceğimiz yer orada hep birlikte yaşadığımız bir evimiz var ve artık sende bizimlesin.

_Anladım ne kadar bir işin kaldı.

_ Çok değil 10 dakikaya biter işim sen Karacanın yanına uğra son kontrolleri yap.

_Tamam

(Yankı Diyarın gözünden)

Ateşle olan konuşmamın ardından dediği gibi Karaca'ya bakmaya gittim. Bıraktığımdan çok farklı değildi . Hala onaylamaz bir şekilde homurdanarak eşyalarımı topluyordu kıyafetleri toplamayı zaten bitirmiştik şuan sadece toplayacak birşey arıyordu.

_ Hayır anlamıyorum Yankı ya. Saç için nasıl sadece şampuan tarak ve siyah birkaç tokan olur. Nerede saç kremleri ya da duşta yapılan saç maskeleri ya da saç spreyleri. Düzleştiricin bile yok. Gelelim makyaj malzemelerine sadece kapatıcı, nemlendirici ve dudak parlatıcın var.

Karaca nefes almadan konuşup cümlelerini bitirdiğinde ben başında ne söylediğini unuttuğum için cevap vermeden eşyaları valizime koymaya başladım ve şansa bak çok kısa sürdü!

_ Burası tamam Ateş te içeriyi bitirdi sayılır yavaştan çıkalım Karaca

_Tamam aşkım nasıl istersen. Sen valizini al bende ufak tefek çantalarını alıp geliyorum.

Kafa sallayıp kendimi dışarı attım ve birkaç adımda Ateşin yanına ulaştım. Kolileri bitirmiş kapının oraya dizmekle meşguldü.

_Ateş işin bittiyse çıkabiliriz hazırız biz.

Ateş kafa sallamakla yetindi ve kapıdan elinde kolelilerden birkaçıyla beraber çıktı. Karacanın bu kolileri taşıyabileceğini sanmıyordum. O yüzden ihale bana ve Ateşe kalmıştı. 9 yılımın geçtiği bu cehenneme veda ediyordum. Ve beni yeni bir hayat bekliyordu. Güzel olabilecek bir hayat...

Eveeet bölümümüz burada son buldu. Uzun süredir bölüm atmıyordum. Anladığım kadarıyla bölümlerin ortalama 2 haftada bir şeklinde gelicek hep. Yorum ve beğeni lerinizi bekliyorum. Bana destek olduğunuzda bmlüm atmaya dahada motive oluyorum.

Bayys