3. bölüm · HUZURUN ADI SEN
Bölüm:3 Bileklik
Ömer
Şirkette bugünkü işlerimi bitirip eve geçtim direk. Yorgundum tüm gün oturmaktan sırtlarım ağrımıştı bir ara masaja gitsem iyi olacaktı
Eve gelip uzunca bir duş aldım sıcak su mayıştırmıştı uyumasam iyi. Üzerime bi tişört ve eşofman geçirip yemeye inecektim ki aklıma takım elbisenin cebinde kalan bileklik gelmişti. Pantolonun cebinden çıkarıp komidinin üzerine bıraktım az kalsın kuru temizlemeye gidecekti
Aşağıya inip yemek odasına ilerledim. Tek başıma yaşıyodum babamla kavga edip evden kovulduktan sonra burayı tutmuştum abim de benimle kalıyordu ama şuan yurtdışındaki şirketimizin başında babamı zengin etmekle meşguldü
Masaya oturdum evin çalışanı servisi yaptı yemeğimi yiyip bahçedeki kamelyaya sigara içmeye çıktım hava soğuktu buna aldırış etmeden üst üste birkaç sigara içtim o sırada kahvem geldi. Günde kaç kere kahve içtiğimi sayamıyorum artık her durumda içerdim telefonumun sesiyle irkildim arayan en yakın dostum Barıştı
-Barış: “Napıyosun kardeşim”
“İyi kardeşim kahve içiyorum sen napıyosun”
-Barış: “Tek başına mı?” Diye sordu
“Yok kızlarla”
-Barış: “Oha hangi kızlar lan beni niye çağırmıyorsun nerdesin konum at” kız düşkünü piskopat herif
“Barış delirtme insanı tek başıma oturmuş kahve içiyorum ne istiyorsun” sinir etti yine akşam akşam
-Barış: “Ulan Ömer dalga mı geçiyon benimle abicim nasıl bir manyaksın sen” gözlerimi devirdim artık mevzuya gelecek miydi yoksa suratına mı kapatayım ne yapayım
“Ne istiyorsun Barış”
-Barış: “Seni kardeşim” kaşlarımı çattım ne saçmalıyo yine bu. Ben cevap veremeden devam etti
“Gece kulübüne gidiyorum hadi gel sende kafamız dağılsın”
“Yok ya yatacam ben sen git”
-Barış: “Hep böyle yapıyorsun Ömer ne zaman çağırsam ekiyorsun beni hadi itiraz istemiyorum bekliyorum seni” cevabını beklemeden kapattı telefonu suratıma içimden birkaç küfür saydırıp evden içeri girdim ve girince farkettim ki hava gerçekten soğukmuş
Yukarı çıktım üzerime kısa kollu tişört altıma siyah bir pantolon ve siyah ceketimi giyip biraz da parfüm sıkıp çıktım odadan. Zaten giyinme odamda siyah ve lacivert dışında pek bir giysi bulunmuyordu
Bahçeye çıktığımda kapıdaki korumalar başlarıyla selam verdiler bana iki kişi durur genelde kapıda biri sağ kolum Gökhan. Özel işlerimi ona yaptırırdım
Siyah arabama binip her zaman gittiğimiz gece kulübünün yolunu tuttum gece gece ne işim var anlamış değilim yatıp dinlenecektim ne güzel
Arabamı kulübün önüne bırakıp anahtarı kapıda duran görevliye uzattım ve içeri girdim. Yüksek müzik sesi, terle karışmış alkol kokuları, deli gibi dans eden insanlar sarmaş dolaş çiftler. Her akşam olan manzara işte. Kalabalığı geçip her zamanki masamıza ilerledim Barış tek başına oturmuş etrafı izliyodu kendine kız arıyordu belli hayvan herif
Beni farkedince ayaklandı tokalaşıp oturduk birer içki söyledi içkilerimiz masaya gelirken üzerimdeki ceketi çıkarıp yanıma attım
-Barış: “Napıyon kardeş yüzünü gören cennetlik” sözlerine güldüm
“Senden cennetlik mi olur lan piç” dediğime kahkaha attı
-Barış: “Bu doğru işte” işaret parmağını sallayarak konuşuyordu sonra içkisini kafasına dikip garsona el hareketi yaptı yenisini getirmesi için. Bende içkimden bir yudum içtim Barış gibi içip sarhoş olmak gibi bir niyetim yoktu
-Barış: “Seninki geliyor bak” dedi arkamı göstererek. Arkamı döndüğümde Filizi gördüm uzunca bir nefes verdim
“Senin belanı sikeyim Barış” sözlerime sadece gülüyordu mal herif. Filiz Elifin tanıştırdığı kızlardan biriydi kızdan zerre hoşlanmadım ama o takıntılı çıkmıştı düşmüyordu yakamdan
-Filiz: “Ömer seni buralarda görür müydük hayret doğrusu “ konuşurken aynı zamanda yanıma oturmuştu bile. Bende sinirle Barışa baktım ben ne yaptım der gibi bakıyordu bana. Filizle beraber gelen kız zannediyorum ki Filizin arkadaşı Barışın yanına oturmuştu çoktan tanışmaya başlamışlardı
“İş yoğunluğundan dışarı çıkmaya fırsat bulamıyodum” dedim başımdan savmaya çalışarak o sırada barış iki içki daha söyledi kızlara ben başımdan atmaya çalışıyorum bu ortam yapıyor sıçacam beynine bu çocuğun
-Filiz: “Of Ömer kendi şirketin kendi işin kasma bu kadar çalışanların yapsın sen bizimle takıl yakışıklı çocuk” deyip yanağıma öpücük kondurdu. Kusmamak için zor tuttum kendimi Barışın aklına uyup gelende kabahat.
“Filizciğim muhabbetine doyum olmuyor ama Barışla bir işimiz vardı bizim onu halletmemiz gerek sonra görüşelim olur mu” kırmadan kaçmanın yolu bu olsa gerekti. Barış şomağızlısı söze atladı
-Barış: “ Ne işimiz var lan” kolundan tuttuğum gibi kaldırdım ceketimi de alıp apar topar çıkışa ilerledim
“Nereye gidiyoruz oğlum bir şey desene”
“Filizden kaçıyoruz”
-Barış: “Ee ben ne alaka ne güzel kız bulmuştum geceyi geçirecektim beni niye çıkarttın” aniden durup suratına baktım.
“Seni bir yere götürecem gel benimle”
-Barış: “ Siktir git Ömer. Çok süpriz yapmak istiyorsan senin için kuyruk olan kızlara yap” kahkaha attım
“Bok gibi bir ortamdı yürü bende devam edelim”
-Barış: “Sende kız yok ama”
“Elifi çağırırız” deyince iyi bir küfür yedim ama kahkaha atıyodum sadece
Sabah baş ağrısıyla uyandım. Dün gece kulübünden çıktıktan sonra benim evde içmeye devam ettik sarhoş olmamıştım ama başım ağrımıştı. Gözlerimi açtığımda bilekliği görmüştüm yatakta doğrulup elime aldım ve incelemeye başladım
Zarif bir bileklikti altın sarısı rengi vardı taşlıydı ve üzerinde M harfi vardı kaşlarım çatıldı M isminin baş harfi mi acaba ne olabilirdi
Merve
Melek
Yada sevgilisinin ismi mi acaba bunu düşününce gerildim ne alaka sevgilisinin ismi niye olsun diye söylendim kendime
“Başlayacam harfine de bilekliğine de” deyip komidinin üzerine attım ve banyoya girdim geceden kalma olduğum için duş iyi gelecekti duşumu alıp sayısını bilmediğim siyah takımlarımdan birini giydim bilekliği tekrardan cebime koyup kahvaltı için aşağıya indim. Bugün versem iyi olacaktı şunu. Sarhoş olunca Barış da gitmemişti evine burda kalmıştı misafir odasından çıkarken başını tutuyordu belli ki onun başı da ağrıyodu benimki gibi
“Günaydın”
-Barış: “Ne içirdin lan sen bana gözlerimi açamıyorum ağrıdan offf” yemek masasına otururken sırıttım. O da masada yerini alınca evin çalışanı Asuman çaylarımızı doldurdu
“Sen niye burda kalmıyon ev boş yalnızım temelli olmasa da arada gelsene böyle “ dedim yalnızlığımı çok mu belli etmiştim
-Barış: “Babamı bilmiyon mu adam bir yere salmıyor beni gece ne bok yersen ye sabah kahvaltıda hep beraber olacaz diye emir yağdırdı”
Babaya bak bizimki de istediğini yapmadım diye evinden kovdu adalet mi lan bu. Gözlerim dolmuştu saklamak için kafamı çevirdim. Barışla ilkokuldan beri beraberdik en sonunda aynı üniversiteye gidip birlikte ev tutmuştuk o avukattı kızlardan vakit ayırıp okulunu da okumuştu zeki piç:) onların da aile şirketi vardı bizim gibi zenginlerdi aile şirketinde avukatlık yapıyordu ayrıca iyi bir avukattı kazanamayacağı dava yoktur
Kahvaltımızı yapıp işlerimize gittik odama girer girmez sekreterim Aylin içeri girdi ve babamın beni çağırdığını söyledi göz devirerek çıktım odadan beyfendi bide ayağına çağırıyordu
Odanın önüne gelince kapıyı çaldım içeriden gelen “gir” sesiyle de içeri girip kapıyı kapattım ben gelmeme rağmen kafasını dosyadan kaldırmamıştı babam
“Beni çağırmışsın” dedim göz devirerek ama o bu hareketimi görmemişti tabi
-Nihat Aslan: “ Çizdiğin yapıları beğenmemiş sahipleri bunları yenile” diyip önüme attı dosyayı. Öfkelenmiştim
“Ne diyon sen baba anlaşmaya uygun yaptım ben toplantıda ne konuştuysak o var bu dosyada”
-Nihat Aslan: “ Farkındayım bende ama birkaç değişiklik yapmak istediler”
“Ne değişikliği baba inşaat başladı yeni mi akıllarına gelmiş”
-Nihat Aslan: “İnşaat alanına git sahipleri de orada olacak konuşun anlaşın “ sinirlensem de ikiletmedim başımla onayladım çıkacakken arkamdan seslendi
“Alev de gelsin seninle” derdi belli oldu
“Alevin inşaat alanında ne işi var ayrıca birkaç saate şirkette önemli bir toplantı yapacaz ben gecikirsem müşterileri oyalar” Kaşlarını çatmıştı sözünün üzerine söz gelmesine bile tahammülü yoktu adamın
Neredeyse benimkilerle aynı renk olan mavi gözlerini dikti üzerime sinirle masaya vurdu
-Nihat Aslan: “Sana ne diyorsam onu yap Çakır Aslan” çok benziyorduk birbirimize dış görünüşümüz huylarımız olaylara verdiğimiz tepki bile aynıydı bu beni daha çok sinirlendiriyordu onunla aynı olup bu kadar anlaşamıyor oluşumuz saçmalıktı
Asıl adım Ömer Çakırdı ikinci ismimi babam koymuştu bu yüzden hiç kullanmam sadece babam ve baba tarafım Çakır diye hitap ederdi bana bense nefret ederdim Çakırdan. Çakır yanımı babama benzetirdim asi dediğim dedik istediği olmayınca yakıp yıkan bir Çakır
Hiçbir şey demeden çıktım odadan zaten müsade mi etmişti konuşmama
Alevi de alıp inşaata doğru ilerledim biraz yolumuz vardı. Alevle muhabbet etmeyiz umuduyla radyoyu açtım sesini yükselttim ama fayda etmedi sesi kısıp konuşmaya başladı
-Alev: “Seninle bir tek inşaata gitmemiştik o da oldu be Ömer” dedi gülümserken
“Babamın işleri işte o kadar dedim Alevin ne işi var diye dinletemedim”
-Alev: “Aşkolsun Ömer ne güzel işte yaptığımız inşaatları görecem bende”
“Tehlikeli oralar Alev” dedim konuyu kapatmasını umaraktan viteste olan elimi tutup siyaha dönen iri gözleriyle dikkatle baktı bana
-Alev: “Beni düşünen bir Ömer Aslan mı var karşımda şaşırtıcı” asla öyle bir niyetim yoktu anlamak istediğini anlıyordu cevap verme gereği bile duymadım elimi çektim sadece ve yola odaklandım o ise sessizliğimi evet anlayıp mutluluk pozları veriyordu
Kısa ama sıkıcı yolculuğun sonunda inşaata gelmiştik babamın dediği gibi anlaşma yaptığımız adamlar da buradaydı hemen mevzuya girip yapmak istedikleri değişiklikleri konuştuk çünkü şirkette toplantım vardı ona yetişmem gerekiyordu
Hem inşaatı geziyoduk hem yürüyorduk o sırada alevin ayağı takıldı incecik topukluyla inşaata gelirse olacağı bu zaten ama beni dinleyen mi var düşeceği sırada kolundan tutup kendime çektim afallamıştı oldukça yakındık şuan aşık olmamız mı gerekiyordu öyleyse bana geçmedi maalesef ama o bu durumdan mutluymuş gibi hiç geri çekilmiyordu ben toparlanınca acıyla inlemeye başladı
-Alev: “Ayağımı burktum çok acıyor” sizin ben yapacağınız işe sıçayım kollarından tutup bir yere oturttum söyleniyordu tabi pis her yer diye ama kimin umurunda bileğine baktığımda söylenmesi durmuştu bileği de kızarıktı
“Burada bekle adamlarla anlaşıp gelecem hemen” dedim başıyla onaylayınca ayrıldım yanından. Adamların istediği şeyleri kafama yazdıktan sonra el sıkışıp Alevin yanına geldim.
Bileği hala sızlıyordu belli ama pek umurumda değildi. Yine de yardım ettim kollarından tutup arabaya doğru ilerledik tabiki de kucağıma almayacaktım o kadar da değil
Şirkete geldiğimizde benim odama geçtik sekreterden buz istedim getirdiğinde bacağına tuttum onun için de fırsat doğmuştu belli
“Hastaneye gitmek istemediğine emin misin Alev”
-Alev: “Eminim Ömer buz tutsam yeter”
“Sen toplantıya katılma git odanda dinlen biraz ayağın şişecek”
-Alev: “Olmaz öyle katılacam tabikide ayrıca iyiyim ben bir şeyim yok”
Müşteriler geldi birkaç saat toplantı sürdü ben sürekli saatime bakıyodum öğlen bilekliği vermeye kızın evinin önüne gidecektim ama toplantı bitecek gibi durmuyordu şartlar konuşuldu anlaşıldı müşterileri yolcularken saatin epey geç olduğunu farkettim öğle yemeği yemek için odamdan çıktım bugün de bileklik bende kalacaktı belli olmuştu
Selammm.
Bölümler gittikçe uzuyor ve ilk bölümler çiftlerimiz birlikte değildi çünkü kişileri tanıtıp çiftlerimizi bir araya getirmek için imkan oluşturmaya çalışıyorum ama size bir tüyo vereyim ilerleyen bölümlerde bol bol aşk acısı okuyacaksınız şimdiden keyifli okumalar ;)
