6. bölüm · Hüzünden huzura
Yıldızlı geceler
Hafta sonu olduğu için öğleye kadar tamamen boştum,aklıma sabahki uçurtma mevzusu geldi. Uçurtmayl nereye koyduğumu hatırlamaya çalışırken yatağımın altına koyduğumuzu hatırladım. Kendimi bir anda yatağın altını karıştırırken bulmuştum,içinde o kadar çok şey varki burası artık tozlu anılarla kaplı bir dolap olmuştu. Tozlu kutular,babamın annem için askerde yazdığı bir kaç mektup neden bilmiyorum ama bu değerli hazineler benim yatağımın altındaydı. İçeriyi karıştırırken sonunda uçurtmayı buldum, uçurtma tozluydu fakat hala yeniydi. Yıllar eskitmemişti onu tıpkı kafamdaki anılar gibi taptazeydi. ağlamamak için kendimi zor tutarak elime aldım. Birden aklıma uçurtmayı uçurmak geldi fakat buna vaktim olmadığını fark ettim. Artık bir çocuk gibi saatlerce boş vaktim yoktu belkide hatta belkide bir çocuk kadar büyük hayal gücümde yoktu fakat benim içimde babasını hala özleyen bir çocuk ruhu vardı ki tüm çocukların ruhlarına bedeldi, uçmak isteyen bir beden,babasını isteyen bir ruh ve ona karşı her geçen gün buyüyen bir özlem hangisi galip gelirdi peki bedenimi,yoksa ruhumu? Kalpmi ,yoksa zihinmi?
Önümdeki küçük kare beyaz kağıtlardan birine babamın gözünü çizmeye çalıştım,oldukça detaysız çizmiştim . Fakat o gözlerin babama ait olduğunu biliyordum ve bir zamanlar çocuk kalbimle kurduğum küçük bir hayaldi bu. Kağıdın diğerinede kendi gözümü çizdim gözleri uçurtmaya özenle yapıştırdım uçurtma hazırdı fakat uçuramayacağım için duvara astım. İşe erken gitmeye karar verdiğim için hazırlanıp evden ayrıldım. Annem ve teyzemler sabah kahvaltıdan sonra pazara gitmişlerdi bende -uyimak istiyorum "diye geçiştirmiştim fakat onlardan sonra hemen kalktım. Bugünü kendime ayırmak istemiştim. Şimdide işe gidiyordum.
Mahallenin dar sokaklarından geçip gidiyordum,yol su gibi akıyordu yürümek benim için her adım düşünmek demekti gerekli yada gereksiz bir konuyu yürürken kendi içimde tartışıp dururdum yine aynı şeyi yapıyordum. Kenardaki kedilerin uğruna kavga ettiği çöp kovalarının yanından,çocukların asla yorulmayıp top peşinde koşan bedenlerinin yanından geçiyordum. Sonunda Limon Kabuğu pastanesine ulaştığımda içeri girip hemen şefin yanına gittim. Beni gördüğüne pek şaşırmamıştı biraz yüzünü buruşturmuş"tatilinin tadını çıkarsaydın ya ufaklık"demişti. Adamın ufaklık demesinemi gülseydim yoksa yüzünü buruşturmasınamı şaşırsaydım bilemedim. Mutfak önlüğümü üzerime giydim,önlüğün üzerinde kocaman bir limon resmi vardı. Şefin yanına gidip merakla sordum"Şef pastanenin adı neden Limon Kabuğu,sen biliyormusun?" şef soru sorduğuma sevinmiş gibiydi hemen cevap verdi."adını ben koydum. Pasta yarışmsını kazandığım için" öyle gururla anlatıyordu ki bende dinlerken bağzen keşke onun yerinde olsaydım diye düşünüyordum. Hemen tekrar soru sordum"peki neden Limon kabuğu"hemen cevapladı"bizim Uraz kaptan için koydum" kaptan derken hangi Uraz'dan bahsettiğini anlamaya çalışırken devam etti"senin dün tanıştığın çocuk. Onun limona tiki vardı bende bilerek koydum" cümlesi bittiğinde ikimizde gülmeye başlamıştık gerçektende oldukça ironik bir hareket olduğunu düşündüğüm için gülmüştüm.
Biraz sohbetten sonra sabahki yarışma konusu aklıma geldi Nazmi abiye yarışmaya katılmayı teklif ettim fakat neden olduğunu hiç anlamadan teklifimi reddetti . Benimde yarışma hayalim hemen suya düşmüştü fakat hala umudumu kaybetmemiştim her söz arasında Nazmi abiye, şef, yarışmadan bahsediyordum fakat duyar duymaz kafasını çeviriyor konuyu değiştiriyordu. Nazmi abiyi mutfakta ikna etmeye çalışırken içeri Uraz girdi"oğoo çırak nasıl gidiyor benim amca sana şeflik tarslıyormu ?" Uraz bana bir abi sıcaklığı veriyordu küçük bir tebessüm edip" hayır" ,dedim" ama biraz inatçı." Uraz dediğime kafasını sallayıp "öyledir"deyip amcasının yanına geçti , Nazmi amcaya dolaptan bir kaç yumurta getirirken Uraz üzerimdeki önlüğü görüp eliyle yüzünü kapatmaya çalıştı"amca ! O 0nlüğüde özel olarak mı yaptırdın?"diye söyleniyordu. Amcası hem gülüyordu hemde ,evet yeğen, diye doğrul uyordu. Önlüğümde kocaman bir limon resmi vardı bağzen ben bile baktığımda ekşilik hissediyordum. Uraz dayanamayıp mutfaktan gittikten sonra askıdaki önlüklerden üzerinde yıldızlar olanı alıp taktım.
Nazmi amcayla oldukça iyi anlaşıyorduk ona artık amca diyordum çünkü şef dememi istemiyordu nedenide kendini çok yüksek hissediyormuş. Bu yüzden bende artık amca diyorum. Nazmi amcayla muazzam frambuazlı bir pasta yaptık pastayı sipariş eden kişinin yeni yaşını pastanın üzerine çikolotayla yazdık,oldukça iyi iş çıkarmıştık. Artık bu işi sadece bir iş olarak değil huzur bulduğum bir aktivite olarak görmeye başlamıştım .
İş çıkışı Nazmi amca yaptığımız mini keklerden bir kaç tanesini eve götürmem için bana verdi . İçten bir tesekkur etmiştim Nazmi Amcaya önemli olan mini kekler değildi ben bu yaşta bu işe alınmıştım ve beni yaşımdan dolayı küçük düşürmemişlerdi bana kolkanat germişlerdi .Evet hayatta kayıplarım oldu ama en azından onların bir kısmını doldurabilecek insanlar eklenmişti hayatıma . Bana biçilmiş bu kaderden artık eskisi kadar şikayetçi değildim en azından şimdilik mutluyum
Bunada şükür
