1. bölüm · HIZIN NOTA RİTMİ

GİRİŞ

Zeynep Baran

Selllammlarrr sayın Zeynoli okurları.
Kitabıma ve bana hoşgeldinizzzz.
Beenn yine bomba gibi bir kurguyla karşınızdayımm! Vee benim içinde sizin içinde -BİZLER İÇİNDE- MÜKEMMEL BIR YAZ KURGUSU GELIYOORRRR!!

YANIII HER NE KADAR SU AN YAZ OLMASA DA YAZ TADINDAA

CIVIL CIVIL ÇİFTİMİZİ OKUMAYA HAZIR MISINIZ BALLARIM?

HAZIRSANIZ BAŞLIYORUZZZ

☀️🎸

Kuş cıvıltıları senin sesin, esen yel senin savrulan saçların, parlayan güneş senin gülüşün. Kısacası; yaz sensin. Kuş cıvıltılarınla, mis gibi sıcak rüzgarınla, güneş gibi gülüşünle yaz sensin.

🎶

"Biri hızla hayalinin peşinden koşarken, diğeri notalarla rüyasını çiziyordu.

Ve bir gün, hızın nota ritmi aynı anda çaldı."

🦋🎸⚽

Güneş yavaşça denizin üzerine eğiliyordu. Renkler birbirine karışmıştı. Turuncu, pembe, mor… Fırçam tuvalin üzerinde kayarken, rüzgâr saçlarımın arasından geçip yüzüme tuz kokusunu bırakıyordu. Bu benim en huzurlu anımdı. Ne konuşmalar, ne beklentiler, ne de koca şehir… Sadece ben, deniz ve fırçam. Ha bir de yanımda duran gitarım.

"Belki de mutluluk, denizin dalgaları kadar sessizdir," diye mırıldanış döküldü dudaklarımdan. Tuvale son bir dokunuş yaptım. Güneşin suya yansımasını sarıdan altına çevirdim.

Sahilde gün batımını çizmek kadar hiçbir şeyin bana bu kadar huzur verdiğini hatırlamıyordum. Gün batımının tatlı esintisi kahve saçlarımı uçuştururken gözlerimi kapattım. Artık eve dönmem gerekiyordu. Annemden bir ton laf işitmeye hiç niyetim yoktu.

Patikayı takip ettiğimde hemen sahil yolunun sonundaki evimize bakıp derin bir nefes aldım. Ev mi yoksa bir duvardan mı ibaret bilmediğim yuvama doğru istemeyen adımlarım ilerlemeye devam ediyordu. Bazen hatta her zaman benim evim tuvalim, gitarım ve fırçamdı. Bunlardan ibarettim ben. Anneme hiç yetemesem bile...

Kapıdan içeriye girdiğimde aşçıların yaptığı mis gibi yemek kokusu burnuma geldi. Anneme yakalanmadan parmak uçlarımda yürüyerek merdivenlere yönelmiştim ki o yüksek topuklularının sesini işittim. "Bade," dedi sert bir ses tonu. "Yine neredeydin sen?"

Sorgularcasına çıkan sesini işittiğimde mecbur kalarak durmak zorunda kaldım. Yavaşça yönümü ona doğru çevirdiğimde gözlerimi elbisemdeki boya lekelerini bulmuştu. O ince kaşlarını sertçe çattığında dolgulu dudaklarını büzüp sinirle üstümü taradı. "Yine mi o saçma resimlerinle uğraşıyorsun!"

Ellerini sinirle saçlarından geçirerek yanıma geldi ve sıkıca tuttuğum tuvalimi sertçe elimden çekti. Gözleri öfkeyle harlarken sözleri alev topu gibi boğazımı yakıyordu. "Her gün aynı şey! Bu saçma sapan resimlerle uğraşmak yerine üniversiteye hazırlansan, şu an çok iyi yerlere gelebilirdin!" Ama bilmediği bir şey vardı... Ben onun hayallerinin süslediği gibi bir doktor olmayacaktım. Ben resimiyle, müziğiyle kendi melodisini çizen bir kız olmak istiyorum...

Gözlerini yakan yaşlara güçlükle direnirken, "U-uğraşmak," diyebildim güçlükle. "Senin için sadece bunlardan ibaretim zaten." Sözleri hançer gibi boğazıma saplanmışken bana iğrenerek bakan şu gözlerinden nefret ediyordum. Hiçbir zaman bana destek olmamıştı. Sadece onun profilindeki kız olursam ona layık bir evlat olacağımı düşünüyordu. Ne acı.

Yanına giderek elindeki tuvalimi geri aldım. "Ben resim yapmayı seviyorum. Sen kabullen ya da kabullenme ama bu benim hobi değil, hayatımın ta kendisi." Her cümlemle daha da kızarıp morarırken tam bir şey demek için ağzını aralamıştı ki şiddetli bir şekilde evin kapısı açıldı.

Annemin bakışları bir anlığına bana döndü, sonra kapıya yöneldi. Babamın gömleği ter içindeydi. Gözleri telaşla büyümüş ve bizim üzerimizde gezinirken omuzlarında bir ağırlık taşıyor gibiydi.

O günden sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı haberini vermek için fazla telaşlıydı. Hızlı hızlı yanımıza geldiğinde nefes nefese kalmıştı. Göğüs kafesi hızla inip kalkarken boynundaki kravatı her zamanki gibi düzgün değil de, boynunun iki yanında asılı duruyordu.

Annem telaşlı haline aynı şekilde karşılık vererek, "Ne oldu Murat?" diye sordu panik içinde. "Ne bu halin?" Sesi titrek çıkmıştı.

"Mahvolduk," dedi babam. Sesi boğuk, neredeyse fısıltı gibiydi. "Şirket... battı. Her şeyimizi kaybettik."

O an zaman durdu. Annem hayret nidasıyla ellerini ağzına götürürken benim elimdeki tuval yere düştü, renkler halıya yayıldı. Her şey etrafımda dönerken babamın söz sözleri kulağımda çınlıyordu. Şirket battı... Hayatım boyunca babamın sesinde ilk defa yoğun çaresizlik sezmiştim.

Gözlerimi güçlükle halıya dağılan boylarımdan ayırarak babama çıkarttım. "Şimdi ne olacak?"

Annem ise çıldırmış gibi sayıklamaya başlamıştı. Tüm bu zenginliğin elinden öylece kayıp gitmesine bir anlam veremiyordu. Tüm o çantaları, lüks evi, kıyafetleri, kozmetikleri. Hepsi bir anda gitmişti.

"Ne diyorsun sen!" dedi hiddetle bağırarak. "Ne batmasından bahsediyorsun! Koskoca Alaca Kozmetik nasıl batar!"

Babam ise hiçbirimizi duymuyor gibiydi. Gözleri uykusuz ve ayakta bitkin bir şekilde duruyordu. Etrafına bakındı, oturacak bir yer aradı. Bulamayınca başını öne eğerek gözlerini yumdu. "Evi de alacaklar..." Kahve irisleri titrerken yumruğunu sıktı. "Yarın köye dönüyoruz." Sözleri duvardan sekip bana çarptığında gözlerim direkt olarak onu bulmuştu.

Doğduğumdan beri gitmediğim, on sekiz yıldır adım atılmayan bir köy.

Babaannemi bile hiç görmediğim o köy, şimdi bizim gidecek tek yerimizdi...
.
.
.
.
.
.
Eeveeeetttttt arkadaşlaaaarrrrrr o kadar heyecanlıyım kiiiiiiiii

2. Kurgumuz vatana millete hayırlı uğurlu olsuuunn 🎶🦋🎼

Ya normalde benim bu kurgu aklımda uzun zamandır vardı ama Umut Kırıntıları bittikten sonra bunu yazacaktım

Ama tabii ki yazardaki hesap ilhama uymadı arkadaşlar

Umarım beğenirsiniz sizleri çok seviyoruumm kendinize çok iyi bakiiinnnn

(Umarım her daim sırt sırta oluruz güller;)

Yazar: z.eyyy_52
İg: zeysverse