HIRSIZ kitap kapağı

2. bölüm / 4

HIRSIZ

BÖLÜM 2: LABİRENTİN SESLERİ VE ESKİ SIRLAR

Vaveyla Yazarı: yaman kk

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: BÖLÜM 2: LABİRENTİN SESLERİ VE ESKİ SIRLAR

Adam, hiçbir şey olmamış gibi, yüzünde o her zamanki sevecen, babacan maskesiyle salona geri döndü. Yaman ve Ela, kalplerinin güm güm atışını gizlemeye çalışarak hemen koltuğa ilişmişlerdi. Adam derin bir nefes alıp karşılarındaki tekli koltuğa kuruldu.
"Eee, anlatın bakalım gençler," dedi, gözlerini ikisinin üzerinde gezdirirken. "Nasıl gidiyor okul? Dersler, hayat nasıl?"
Yaman, boğazındaki düğümü yutkunarak çözmeye çalıştı. "İyi... bildiğiniz gibi işte amca," dedi sesi hafifçe titreyerek.
Ela ise gözlerini adamın gözlerinden ayırmıyordu. İçindeki korku, yerini yavaş yavaş saf bir öfkeye bırakıyordu. Alttan alttan adamı tartmak istedi. "Annemi çok özlüyorum," dedi aniden. Sesi buz gibiydi. "Bazen onunla ilgili şeyleri düşündükçe içim acıyor."
Yaman hemen lafa girdi, arkadaşını desteklemek ve adamın tepkisini ölçmek istiyordu: "Ela haklı. Annemin anlattığına göre, eskiden Ela'nın annesiyle aranız çok iyiymiş. Onu çok severmişsiniz, doğru mu?"
Adam hiç istifini bozmadı. Yüzünde hüzünlü bir tebessüm belirdi, arkasına yaslandı. "Ah, güzel kızım benim... Annen gerçekten melek gibi bir kadındı," dedi, sesine sahte bir şefkat katarak. "Biz çok yakın arkadaştık. Onun kaybı beni de darmadağın etti. Sizi çok iyi anlıyorum."
Bu ikiyüzlülük Ela'nın midesini bulandırmıştı. Adam o sırada ayağa kalktı. Odada yavaş adımlarla gezinirken, gözü aniden çalışma masasına kaydı. Yaman'ın aceleyle kapattığı ama tam oturmayan, hafifçe açık kalmış gizli çekmeceyi gördü. Adamın adımları durdu. Bakışları sertleşti, yüzündeki o sıcak gülümseme bir anda silindi. Çocukların onun bir katil olduğunu anladığını o saniyede fark etmişti.
Yüzüne hızla sahte bir maske daha geçirip çocuklara döndü. "Çocuklar, benim üst katta halletmem gereken bir iki dakikalık bir işim var. Siz burada oturun, hemen geleceğim," dedi ve odadan çıktı.
Yaman ektrafta dolaşıp kendi kendine kitaplara bakarken masanın çekmecesinin tam kapanmadığını, bir parmak boyu aralık kaldığını fark ettiği an damarlarındaki kanın çekildiğini hissetti. "Ela," diye fısıldadı sesi titreyerek. "Hemen gitmeliyiz. Çekmeceyi... Anladı. Bizim bildiğimizi anladı."
Ela'nın gözleri açık kalan siyah deftere kaydı. Yukarıdan gelen ayak sesleri, adamın ağır adımlarla merdivenleri tırmandığını değil, yukarıda aceleyle bir şeyler aradığını, belki de onları köşeye sıkıştırmak için bir silah hazırladığını fısıldıyordu. İki çocuk panikle etrafa bakındı. Giriş kapısına koşmak intihar olurdu, adam camdan onları görebilirdi. Yaman, Ela'nın kolundan tutup onu devasa ahşap kitaplığın olduğu duvara doğru çekti. O sırada Ela, dengesini kaybetmemek için kitaplığın kenarındaki oymalı ahşap bir süse tutundu.
Tık.
Metalik bir mekanizma sesi odanın sessizliğini böldü. Ağır kitaplık, sanki görünmez bir el tarafından çekilmiş gibi yavaşça öne doğru açıldı. Arkasında, zifiri karanlığa ve aşağıya doğru uzanan beton merdivenlere açılan gizli bir geçit vardı. İki çocuk birbirine baktı. Yukarıdaki ayak sesleri merdivenlere doğru yönelmişti. Başka çareleri yoktu; kendilerini o karanlık boşluğa bırakıp kitaplığı arkalarından hızla çektiler. Kitaplık büyük bir gürültüyle kapandı.
Karanlık labirentin içinde, kalplerinin sesinden başka hiçbir şey duyulmuyordu. "Burası da ne?" diye fısıldadı Ela, korkudan titreyen sesiyle. Duvarlar nemliydi ve havada küf kokusu vardı. Zamanları yoktu. Adamın yukarıda gerçeği fark edip aşağı inmesi an meselesiydi. El yordamıyla, beton koridorda koşmaya başladılar.
Koştukça, derinlerden gelen, yankılanan boğuk bir ses duymaya başladılar. Bir kadın sesiydi bu. Ağlama ya da yardım çığlığı değil, kısık sesle söylenen bir sayı sayma ya da mırıldanma gibiydi. Sesin geldiği yöne doğru adımlarını hızlandırdılar. Koridorun sonundaki geniş, yuvarlak bir odaya çıktıklarında ses birden kesildi. Etrafa bakındılar ama kimse yoktu.
"Yaman, ses buradan geliyordu, eminim," dedi Ela duvara yaklaşarak. Kulaklarını soğuk taşa dayadığında, sesin duvarın tam arkasından geldiğini fark etti. Konuşan, ses tonundan anlaşıldığı kadarıyla yirmili yaşlarının başında bir kadındı.
"Burada bir mekanizma daha olmalı. Taşlara bakın!" dedi Yaman. İki çocuk, duvardaki iri, düzensiz taşların üzerine deli gibi bastırmaya, onları itmeye başladı. Zaman akıp gidiyordu. En sonunda Ela, diğerlerine göre biraz daha aşınmış duran dikine bir taşa tüm gücüyle yüklendi.
Duvar büyük bir gürültüyle yana doğru kaydı. İçerideki küçük, loş odada, eski bir ahşap sandalyeye elleri ve kolları kalın halatlarla sımsıkı bağlanmış genç bir kadın oturuyordu. Saçları dağılmış, yüzü solgundu ama gözlerinde hala bir yaşama azmi vardı. Çocukları gördüğünde gözleri şaşkınlıkla açıldı. "Siz... Siz kimsiniz? O canavar nerede?" diye fısıldadı.
Yaman hemen cebindeki küçük çakıyı çıkarıp kadının iplerini kesmeye başladı. "Biz Ela ve Yaman. Sizi kurtarmaya geldik, adam yukarda, her an gelebilir!" dedi. Kadın ayağa kalkıp bacaklarını ovuşturdu. "Benim adım Leyla," dedi hızla. "Buradan tek başınıza çıkamazsınız. Ben aylardır bu cehennemdeyim. Adamın bilmediği şey, ben geceleri o uyurken bu tünelleri ezberledim. Beni takip edin!"
Leyla öne düştü, Yaman ve Ela onun arkasından tünelin dehlizlerinde hızla koşmaya başladı. Leyla burayı gerçekten de avucunun içi gibi biliyordu; hangi dönemeçten sapacaklarını, hangi dehlizin çıkmaza girdiğini hiç tereddüt etmeden seçiyordu. Tam tünelin sonundaki aydınlığa, çıkış kapısına doğru yaklaşıyorlardı ki, karşılarındaki gölge hepsinin aniden durmasına sebep oldu.
Adam, tünelin çıkışında, elinde feneriyle tam karşılarında duruyordu. Yüzünde, o her zamanki babacan, sevecen ifadeden eser kalmamıştı. Gözleri delice parlıyor, dudaklarında tüyler ürpertici, şeytani bir gülümseme yayılıyordu. Üçünü yan yana gördüğünde kahkahayı bastı.
"Demek küçük farelerim yeni arkadaşlarıyla tanışmış," dedi adam, yavaş adımlarla onlara doğru yürüyerek. "Ela... Annen de senin gibi çok meraklıydı. Sonu pek iyi bitmedi biliyorsun. Şimdi sen de, arkadaşların da onun yanına gideceksiniz."
Adam tam üzerlerine doğru atılacakken, Leyla arkasını dönüp duvarın alt kısmındaki gizli, küçük bir çıkıntıya ayağıyla sertçe bastı. Sol taraflarındaki zemin büyük bir gürültüyle yarıldı ve aşağıya doğru açılan yepyeni bir merdiven belirdi. Adam bir anlığına şaşkınlıkla duraksadı ama yüzündeki o kibirli gülüşü kaybetmedi. "Buradan kaçamazsınız! Ev benim, tüneller benim!" diye bağırdı arkalarından.
Yeni açılan geçide doğru koşarlarken, Ela nefes nefese Leyla'ya sordu: "O neden burayı bilmiyordu? Burası onun evi değil mi?"
Leyla koşarken arkasına bakmadan cevap verdi: "Çünkü burayı o tasarlamadı! Bu ev ve altındaki tüneller nesillerdir insanları kaçıran, onlara işkence edip öldüren sapkın bir aileye ait. O adam, bu korkunç sülalenin son üyesi. Ama o sadece üst katları biliyor, ben aylardır bu duvarların dilini çözdüm!"
Ela ve Yaman duydukları karşısında dehşete düşmüşlerdi. Yıllarca güvendikleri, "Amca" dedikleri, annesinin en yakın arkadaşı bildikleri adam, meğerse organize bir katil sülalesinin parçasıydı.
Tünelin sonu, evin oldukça uzağında, ağaçların ve sık çalıların arasına gizlenmiş olan arka bahçeye açılıyordu. Temiz havayı ciğerlerine çektiklerinde yağmur hala çiseliyordu. Hava kararmak üzereydi.
"Koşarak kaçamayız, bizi ormanda avlar," dedi Yaman, etrafına bakarak. Gözü, bahçe kulübesinin kenarında duran paslı bir küreğe ve yerdeki eski, ucu keskin bir budama bıçağına takıldı. Yaman hemen küreği kavradı. Bıçağı da yerden alıp Ela'nın eline tutuşturdu.
"Kaçmayacağız," dedi Yaman, gözlerinde 12 yaşındaki bir çocukta asla olmaması gereken bir kararlılıkla. "Onu burada bekleyeceğiz. Annene ve bu kadına yaptıklarının hesabını verecek."
Leyla, çocukların bu cesareti karşısında büyülenmiş gibiydi. "Şu büyük çalıların arkasına saklanın," dedi fısıldayarak. "Giriş kapısına odaklanacaktır. Geldiği an gafil avlamalıyız."
Üçü birden sık çalıların ve gölgelerin arkasına çekilip nefeslerini tuttular. Yaman elleriyle küreğin sapını sımsıkı kavradı, Ela ise sağ elindeki küçük bıçağı kalbinin üstüne bastırmış, gözlerini tünelin çıkış kapısına dikmişti.
Çok geçmeden, tünelin kapağı büyük bir gürültüyle açıldı. Adam, elinde parıldayan bıçağıyla öfke içinde dışarı fırladı. Etrafına bakındı, göğsü hızla inip kalkıyordu. "Neredesiniz küçük pislikler!" diye kükredi.
Adımları, tam da Yaman ve Ela'nın saklandığı çalıların önüne doğru yaklaşmaya başladı. Adam yaklaştıkça, yağmur damlaları yapraklara vuruyor, bahçede ölümcül bir sessizlik hüküm sürüyordu.
Adam tam çalıların hizasına geldiği zaman...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18