HİKAYELER kitap kapağı

4. bölüm / 4

Yaz Oku Yak yada Orospunun Savunması/ Buna Başlık Yazmam Gerekiyor mu Bilmiyorum

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: Yaz Oku Yak yada Orospunun Savunması/ Buna Başlık Yazmam Gerekiyor mu Bilmiyorum

Açıklama:Bu metni başlık da dahil olmak üzere karakterin yazdığı düşünülmelidir.
Hayatınızın kırılma anını var mı? Hangi noktada hayatınız tamamen geri dönülemez şekilde değişmeye başladı. Tüm hayatınızın bu ana bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü? Bu an, diğer anlar içinde diğerlerinden o kadar parlak ki hayatınızın hiçbir suretle değişemeyeceğini bilmek nasıl bir his?
Hayatında böyle herhangi bir kırılma anı olmayanlar bence şanslılar. Çünkü hayatları her an tekrar değişebilir. Diğer anlardan daha parlak bir an yaşayabilirler. Benim hayatımın kırılma anı sabit ve ölünceye kadar öyle kalacak. Anne ve babamın kazası. Bu kaza olmasaydı hayatım kim bilir nasıl olurdu. Tabi bunu bilemeyiz. Ben size kazanın olduğu ve yaşanan olasılıkla ilgili bilgi vereyim. Boktan bir olasılık. Hepsi aptal düğün ve aptal sınav yüzünden . Bunlar olmasaydı her şey daha güzel olacaktı. Sınavım olmasaydı onlarla gidip, aynı kazada ölürdüm ve bunlar hiç yaşanmamış olurdu. Bu kadar acı... Çekmemiş olurdum. Yada aptal düğün olmasaydı yada iptal olsaydı. Herkes gibi hayatım olabilirdi.

Bunu kimsenin okumayacağını biliyorum ama birisi okuyacakmış gibi yazmak daha kolay geliyor. İnsanın kendi hayatını direkt yazmak çok zor. Birilerine anlatır gibi yazınca daha kolay oluyor. Birisi okumayacağından rahat oluyorum sadece. Birisi okusa kendime eskort yada hayat kadını gibi süslü laflar ederdim. Ama şimdi gerek yok. Neysem oyum, orospuyum. İnsanın kendisine böyle demesi garip geldi. Genelde birinin arkasından böyle denir.
Bu yazıyı yazmak uzun süredir aklımdaydı fakat geçmişimle yüzleşmek... Zor ama yapacağım. Bunun nasıl yapılacağını birinden duydum. Kağıda içindekileri döküyormuşsun, son kez okuyup yakıyormuşsun. Belki gerçekten rahatlatır beni.

Hayattan, gerçek seçimlerin planla yapılmadığını öğrendim. Gerçek seçimler içinde bulunulan koşulla yapılır. İçinde bulunduğunuz koşullar sizi fahişe yada her hangi bir mesleğin en iyisi yapabilir. Tek fark anne ve babanızın trafik kazasında ölüp ölmemesidir. Onlar öldüğünde kendini yalnız hissedip vücudunu satmaya yönelebilirsiniz. Ölmediklerindeyse seni desteklerler işini en iyi yapan kişi olabilirsin. İki farklı hayat ve tek değişen insanın planlayamayacağı olaylardır. Yani o an içinde bulunduğunuz koşullardır. Yani hayat sizi orospu da yapar, prenses de.

Bu sandığımdan daha zormuş. Sürekli konuyu değiştiriyorum, saçmalıyorum. En iyisi baştan başlamak. Ben şehirden uzakta küçük bir kasabada doğdum. Ailemin hali vakti yerinde sayılırdı. Oturduğumuz ev bize aitti ve bir de arabamız vardı. Tek çocuktum. Babaannem de bizimle beraber yaşıyordu. Tek çocuk olduğumdan el üstünde tutuldum. Hayat o ana kadar iyiydi. Sadece çocukluğun verdiği bulunduğu hayatı idrak edememe durumu ve ergenliğin verdiği ben kimim sorusunun yarattığı öfke vardı.

O geceyle ilgili artık fazla şey hatırlamıyorum. Benim ertesi gün sınavım vardı. Tuhaf, şimdi ne sınavı olduğunu bile hatırlamıyorum. O zaman bana çok önemli gelmişti. Neyse o gün babaannemle birlikte evde kaldım. Ailesine bağlı bir çocuk olduğumdan annem ve babam her dışarı çıktığında başlarına bir kötülük geleceğine dair içimde endişe duyardım. Onları kaybedebileceğimi düşünmek içimi korkuyla kaplardı. O gün yarın sınavım olduğu için geç saate kadar beklemeyip, erkenden uyudum.

Sabaha doğru evdeki seslere uyandım. Tabi ne olduğunu anlamadım. Yok yok, en iyisi o kısmı atlayayım. On yedi yaşımdaydım. O sene okulu devam ettim. Zaten senenin bitmesine az zaman kalmıştı. Ama lisenin son senesine geldiğimde babaanemin durumu iyice kötüleşti. Babaannem alzheimer hastasıydı. Birkaç yıldır hastaydı ama durumu kötü değildi. Kazadan sonra. Birinin ona haplarını içirip, yemeğini yedirmesi ve belli aralıklarla tuvalete götürülmesi gerekirdi. Benden başka onla ilgilenecek kim vardı ki. O yüzden istemeyerek de olsa okulu bırakmak zorunda kaldım.

O dönem evde fazlaca kitap okudum. Keşke okumasaydım. Kitap okumak hayata dair fakındalığınızı artırıyor ve hayatı daha çekilemez hale getiriyor. Bence kitapları geçmişte olduğu gibi soylular ve zenginler okumalı. Onların farkındalıkla hayatlarını değiştirme ve geliştirme şansları var. Benim durumumda biri için belki de hayatta ilk defa işime yarıyor. Bu yazıyı bu kadar kolay yazabilmemin sebebi de sanırım o zaman okuduğum kitaplar. Babaannem çok konuşmadığından rahatça okuyordum. Konuştuğu zamanlarsa genelde geçmişle ilgili bir şeyler soruyor yada kendi kendine konuşurdu. Arada benim bile kim olduğumu unutuyordu. Ben çocukken hafızası çok iyi olan birinin beni bile unutması her zaman garibime gitmiştir. Yaşlılığın insanlara oynadığı oyunlar inanılmaz.

Yaklaşık dört yıl boyunca babaaneme baktım. Bu zamanda babaannemin aylığıyla geçindik. Zorda kaldığımız zamanlarda annemin altınlarından sattım. Babaannem öldükten sonra işler sarpa sarmaya başladı. Onun ölümünün ardından iki şey öğrendim. Babaannem beni koruyan son kalkandı. O kalkan kalkınca savunmasız kaldım. İkincisi bakıma muhtaç bir babaanneye sahip oluşum insanların gözünde yüzümde korkunç bir sivilce varmış gibi görmelerine sebep oluyordu.

Bu iki durum kalkınca çevrede nerede yaşı başı geçmiş adam varsa benimle evlendirmeye çalıştılar. Otuz beş yaşında hatta kırk yaşında olanlar bile vardı. Çaresiz olduğumdan bu adamları kabul edeceğimi sandılar. Kız başına yalnız ne edersin dediler. Beni çok düşünürdü komuşularım maaşallah! Ben evlenmek için gelen yaşlı adamları reddettikçe bana olan öfkeleri arttı. Tek başına güçlü kadın görmeye dayanamıyorlardı. Üstelik kendi cinsimden olan kadınlar dayanamıyordu çoğunlukla. Onlar her söyleneni yapmıştı benden de bunu beklemişlerdi. Belki de beklenenleri yapmama lüksüne sahip olabileceklerini görünce beni kıskandılar bilmiyorum.

Başta reddettiğim adamların ailesi olmak üzere herkes bana iftiralar atmaya ve dedikodumu yapmaya başladılar. Arkamdan çoğu zaman orospu diye anmaya başladılar. Yüzüme karşı bunu ima edenler bile oldu. Bu evlenmiyorsa demek ki başka erkeklerle beraber oluyor dediler. Yer yüzünde bu kadar kötü insan varken yukarında bir Tanrı’nın olduğuna inanmak gerçekte zor geliyor.

Annem ve babaannem hep bana dikkatli olmamı ve kendimi kollamamı söylerdi. Bense onlara hiç aldırmadım bedelini de ödedim. Bu lanet dünyada neden kadın olmak bu kadar zor. Neden sürekli bir radar gibi çevreyi izleyip tehlikelerin farkında olmamız gerekiyor. Neden her an tetikte olmalıyız. Neden kendimizi hiçbir yerde güvende hissetmiyoruz. Neden dünya güvende olamayacağımız kadar kötülüklerle dolu? Bu soruların hiçbirinin cevabını bilmiyorum.

Aklıma bana sorulan bir bilmece geldi. Adamın biri zamanında bana “Bir deliyle orospunun arasındaki fark nedir?” diye sormuştu. Tabi aklıma bir cevap gelmedi. O zaman adam bıyık altından gülümseyerek “Toplumun orospudan alacağı hala bir şeyler vardır. Delileri ise tımarhaneye kapatırlar yada kendi hallerine bırakırlar.” dedi. Baya gülmüştüm o zaman.

Bu olaylardan sonra iş bulmaya çalıştım. Ama kimse bana iş vermedi. Herkes duymuştu söylentileri. Ne yapacağımı bilmiyordum. Param bitmişti. Evi satmaktan başka çarem kalmamıştı. Hayatımın geçtiği evi satmak zor gelse de sattım. Kasabadan ayrılıp, şehirde bir ev kiraladım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Yaptığım işe de o zaman başladım.

Size garip geleceğini biliyorum. Neden normal bir meslekte çalışmadın diyeceksiniz. İnsan hayatında bir yerde sikerler deyip kendini koyuverir ya, bende de bu oldu. Kaldığım apartmanda kasabada yaşadığım olaya benzer bir olay yaşadım. Evime bir eşya sipariş vermiştim. Yemek yaparken kargocu kapıyı çaldı. Kapıyı açtım ama bir türlü cüzdanı bulamadım. Ona biraz beklemesi gerektiğini söyledim. Ben cüzdanı ararken ocağı kapatmayı unuttuğum için evi duman doldurmaya başladı. Ben cüzdanı aradığımdan fark etmedim. Adam da dumanı görünce ne olduğunu anlamak için içeri girdi. Beraber pencereleri açtık, ocağı kapattık. Sonra adama parasını verdim ve adam gitti. Teyzenin biri adamın içeri girdiğine görünce, benim onu içeri aldığımı düşünmüş. Apartmandaki herkes kasabadakiler gibi bakmaya başladı.

Bir süre bu ayıplayıcı bakışlar devam etti. Evde canım sıkkın otururken ben niye hep akıntıya karşı mücadele etmek zorundayım dedim kendi kendime. Ben niye insanlara orospu olmadığımı kanıtlamak zorundayım. Madem herkes beni öyle görüyorsa neden buna direneyim. Zaten hayat boktansa temiz kalmanın ne anlamı vardı. Hem orospu olursam, adamların ne yapacakları belli diye düşündüm. Beni sikmeye gelecekler, sikip gidecekler. Başka bir amaçları yoktu. Arkandan konuşan sana iftira atan insanlar yoktu.

Tabi alışmam o kadar kolay olmadı. Başlarda çok korkuyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum. Çünkü insanlar aksine iddia etse de, bu işe başladığımda bakireydim. Sadece onlara teslim oluyordum. Bazı zamanlar içimde öfke yükseliyordu. Birlikte olmakta olduğum adamı öldürmeyi istiyordum. Elime bıçak alıp adamın boğazını parçaladığımı veya göğsünü delik deşik ettiğimi hayal ediyordum. Her taraftan kanlar fışkırırken gülümsüyordum. İçim biraz soğuyordu. Zaten bu tür hayalleri gerçeği yapamayacak kadar güçsüz insanlar kurar. Gerçekten güçlü olsam hayal kurmaz, direkt yapardım. Bedeli neyse de öderdim.

Seks sırasında zevk alıyormuş gibi sesler çıkarmayı öğrendim. Sahte orgazm sesi hemen hemen her kadının erkeklerinin gururu incinmesin diye yaptığı şeydir, neticede. Sadece ben onlardan daha sık yapmam gerekiyor. Erkekler büyüyememiş çocuklar. Eğer bunu yapmazsam gururları incinir bir köşeye gidip somurtarak otururlar. Sana küser bir daha gelmezlerdi. Bende işe yeni başladığım için böyle yapmam gerekirdi. Yaklaşık altı yıl kadar bu işi yaptım. Para biriktirdim.

İnsanlar yaptıklarımı tasvip etmeyebilir. Ama beni bu noktaya lanet hayat getirdi. Şundan eminim benim kalbim, o insan müsveddelerinden daha temizdi. Tüm bu geçmişi hatırlamak zor olsa da rahatladığımı hissediyorum. Bu yazıyı yeni bir hayat kuracağım ve geçmişi geride bırakmak için yazdım. Birkaç hafta önce yurt dışına yerleştim. Dünyada ne kadar yalnız olduğumu bu haberi verebileceğim kimsem olmadığını görünce anladım. Burada temiz bir sayfa açacağım. Ülkede de yalnızdım şimdi de öyleyim. Şimdi bu yazdıklarımı bir kez okuyacağım ve hepsini yakacağım. Kağıtların yanışını izlerken belki rahatlayacağım, belki hiçbir şey hissetmeyeceğim. Artık deneyerek göreceğim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

80okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…