2. bölüm / 3
HEYELAN+18HEYELAN 💙 BAŞLIYOR
Bölümler 3Şu an: HEYELAN 💙 BAŞLIYOR
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Heyelan'ın tam olarak başladığı noktadan size alıntı getirdim...
05.08.2025 00:21
🐬
Hayat, en beklenmedik anda bir "Heyelan" gibi tepeden iner;
ne varsa önüne katar, geçmişiyle geleceğiyle başına yıkılırdı.
_ _ _ _
Erna, konferans salonun köşesinde sessizce oturuyordu. Neşeyle kahkahalar atan eğlenen arkadaşlarına göz gezdiriyor ama onlara katılmak içinden gelmiyordu. Gönlü sıkıntılıydı; yüzündeki hafif gerginlik, gözlerinin donuk bakışında gizlenemiyordu.
Düşüncelerine öyle dalmıştı ki, yanına usulca oturan Çerkez güzeli Janset’i fark etmedi bile.
Janset, nazikçe elini Erna’nın omzuna koydu.
Erna, bir anda yerinden sıçradı. Başparmağını üst dişlerinin üzerine koyup yukarı doğru itti.
"Korkuttun beni, Janset..." dedi, sesi ürkek bir fısıltı gibiydi.
Janset’in dudaklarında hafif, anlayışlı bir tebessüm belirdi. Gözleri, dostane bir sıcaklıkla parlıyordu.
“Neyin var, kuzum?”
Erna da bilmiyordu neyi olduğunu. Gözleri dalgındı, omuzlarını silkti sadece.
“Bilmiyorum…” dedi, sesi kısık ve yorgun.
Janset, anlayışla başını salladı, bir şey demeden Erna'nın yanında durdu. Varlığıyla teselli olmaya çalışıyordu, kelimelere gerek olmadığını bilerek.
Tam o anda, Erna’nın çantasında titreyen telefonun sesi ortamın sessizliğini bozdu.
Hızla çıkardı, ekrana bile bakmadan açtı ve kulağına götürdü.
Saniyeler içinde gözleri büyüdü, yüzü kireç gibi oldu. Oturduğu yerden fırladı, sesi titreyerek bağırdı:
“Ne? Nasıl yani? Babama ne olmuş?!”
Sesi, konferans salonundaki tüm uğultuları bastırdı. Kahkahalar sustu, başlar ona döndü. Öğrenciler, öğretmenler, herkes şaşkınlıkla Erna'ya bakıyordu.
Bir ayağı boşluğa basmış gibiydi; dengesiz, ürkmüş, darmadağın.
Olayın şokuyla ne yapacağını bilemezken, yakın arkadaşları hızla yanına koştu.
Setenay, Aysu, Ferisu, Zümrüt, İlay ve Parla
hepsi gözlerinde endişeyle Erna’nın etrafını sardılar.
Janset, hemen yanında olan tek kişi olarak ilk hamleyi yaptı. Sakin ama kararlı bir şekilde Erna’nın kolunu tuttu, onu yeniden yere bağlamak ister gibi. Bakışlarıyla destek verirken, sesi de yumuşaktı:
“Erna… derin bir nefes al, lütfen. Ben buradayım.”
Erna, Janset’in söylediklerini duymuyordu bile. Kulakları uğulduyor, kalbi göğsünde çırpınan bir kuş gibi çırpınıyordu. Gözleri bir noktaya kilitlenmişti; zihni, aldığı haberin ağırlığıyla çökmüş gibiydi.
Janset, arkadaşının bu haline endişeyle bakarken ne yapacağını kestiremiyordu. Tam o sırada, ikizi Setenay hızla yanlarına geldi.
Tereddüt etmeden Erna’nın elindeki telefonu nazik ama kararlı bir hareketle aldı. Gözleri ciddiyetle parladı, sesi ise güçlü ve kontrollüydü:
"Alo? Ben Setenay. Ne oldu? Lütfen sakin bir şekilde anlatır mısınız?”
Telefonla konuşmaya devam ederken, diğer yandan Erna’nın kolunu tutan Janset, kardeşiyle göz göze geldi;
aralarındaki sessiz bir anlaşma gibi bir bakış alışverişi oldu. Şimdi Erna’ya siper olma sırası onlardaydı.
Bu sırada Ferisu, ne olduğunu merak edip kalabalıklaşmaya başlayan öğrencileri dikkatle süzdü. İçgüdüsel bir koruma refleksiyle öne çıktı. Soğukkanlı ama kararlı bir tavırla, yaklaşan birkaç meraklı öğrenciye dönerek:
“Lütfen biraz geri çekilin. Özel bir durum var. Hemen öğretmenleri çağırın ama sessiz olun,” dedi.
Sesi düşük perdeden çıksa da tonundaki sertlik ve netlik, kalabalığın yavaşça geri çekilmesini sağladı. Ferisu, göz ucuyla arkadaşlarına baktı;
korumacı bir edayla onların çevresinde görünmez bir çember oluşturuyordu.
İnstagram: kibyra_1
Bölüm etkileşimi
