5. bölüm · Hacker

Beklenmedik Mesaj

Ecrin Okçu

"Bazen ikisi aynı şeydir."
Mesajı okuduktan sonra telefonu kapattım.
Artık yorulmuştum.
Kim olduğunu bilmediğim biri günlerdir benimle oyun oynuyordu ve ben hiçbir şey yapamıyordum.
Servisten inip eve doğru yürümeye başladım.
Kapıyı açar açmaz annemin sesi duyuldu.
"Defne, geldin mi?"
"Geldim."
"Nasıldı okul?"
"Her zamanki gibi."
Yalan söylemiştim.
Çünkü okul "her zamanki gibi" değildi.
Odama geçip çantamı yatağın üzerine bıraktım.
Telefonumu masaya koyup kendimi yatağa attım.
Tam gözlerimi kapatmıştım ki telefon yeniden titredi.
Sinirle doğruldum.
"Yeter artık!"
Ekrana baktım.
Bu kez bilinmeyen numara değildi.
Elif yazmıştı.
Elif: "Yarın okula erken gelir misin? Sana göstereceğim bir şey var."
Ben: "Ne oldu?"
Elif: "Mesajla anlatamam."
Meraklanmıştım.
Tam cevap yazacakken telefonuma başka bir bildirim düştü.
Yine o numara...
Bilinmeyen Numara: "Yarın erken gitme."
Derin bir nefes aldım.
Artık sinirlenmekten çok inatlaşıyordum.
Hemen cevap yazdım.
Ben: "Tam tersine, erken gideceğim."
Bu kez cevap anında geldi.
"İnatçısın."
"Evet."
"Başına iş açacaksın."
"Sana ne?"
Mesaj görüldü.
Cevap gelmedi.
Telefonu yatağa fırlattım.
"Ne istiyorsun benden?" diye söylendim.
Ertesi sabah alarm çalmadan uyandım.
İlk yaptığım şey telefonuma bakmak oldu.
Hiç mesaj yoktu.
İlk kez...
Garip bir sessizlik vardı.
Hazırlanıp evden çıktım.
Okula vardığımda bahçe neredeyse boştu.
Elif bankta beni bekliyordu.
"Nihayet geldin."
"Ne gösterecektin?"
Telefonunu uzattı.
"Ekrana bak."
Fotoğrafa baktığım anda gözlerim büyüdü.
Bu...
Benim dolabımdı.
Üzerinde siyah bir kâğıt yapıştırılmıştı.
Kâğıtta sadece tek bir cümle yazıyordu.
"Telefonunu daha dikkatli koru."
Boğazım düğümlendi.
"Bu ne zaman oldu?"
"Bugün sabah."
"Kim yaptı?"
"Bilmiyorum."
İkimiz de hızla okul binasına girdik.
Dolabımın önüne geldiğimizde kâğıt hâlâ yerindeydi.
Tam elimi uzatıp alacakken...
Arkamdan tanıdık bir ses geldi.
"Onu ben olsam yerinden çıkarmazdım."
Arkamı döndüm.
Eren...
Elinde kahvesiyle bize bakıyordu.
"Neden?"
"Çünkü belki parmak izi vardır."
Şaşkınlıkla yüzüne baktım.
"Sen nereden biliyorsun?"
Omuz silkti.
"Sadece tahmin."
Telefonum o anda titredi.
Ekrana baktım.
Bilinmeyen Numara: "Bu çocuk düşündüğünden daha zeki."
İlk kez...
Eren'in yüzüne uzun uzun baktım.
Acaba gerçekten sadece tesadüf müydü...
Yoksa bu hikâyenin en büyük sırrı tam karşımda mı duruyordu?Telefonumun ekranını hemen kapattım.
Eren'in mesajı görmesini istemiyordum.
"Ne oldu?" diye sordu.
"Hiç."
"Yine telefon mu?"
"Merak etme."
Kollarını göğsünde birleştirdi.
"Merak etmiyorum zaten."
"İyi."
Aramızda kısa bir sessizlik oluştu.
Eren, dolabımdaki kâğıda tekrar baktı.
"Kim yaptıysa seni korkutmaya çalışıyor."
"Onu ben de anladım."
"Okulun kameraları vardır."
Bir an durdum.
Kameralar...
Bunu nasıl düşünememiştim?
"Evet ya!"
Elif de heyecanla araya girdi.
"Güvenlik odasına gideriz."
Tam üçümüz birlikte yürümeye başlayacakken telefonum yeniden titredi.
İçimden "Lütfen yine o olmasın..." diye geçirdim.
Ama oydu.
Bilinmeyen Numara: "Kameralara gitme."
Adımlarım durdu.
Eren bunu fark etti.
"Defne?"
"Hı?"
"Niye durdun?"
"Bir şey yok."
Telefonu sessize alıp cebime koydum.
Ama aklım mesajdaydı.
Bu kişi...
Kameralara gideceğimizi nereden biliyordu?
Üstelik bunu sadece birkaç saniye önce konuşmuştuk.
Yoksa...
Bizi gerçekten biri dinliyor muydu?
Elif koluma dokundu.
"Hadi."
Başımı sallayıp yürümeye devam ettim.
Güvenlik odasına vardığımızda görevli bizi görünce şaşırdı.
"Bir sorun mu var çocuklar?"
Dolabımdaki notu anlattık.
Görevli düşünceli bir ifadeyle başını salladı.
"Tamam, görüntülere bakalım."
Kalbim hızla atıyordu.
Sonunda öğrenecektim.
Ekranda okul koridoru açıldı.
Saat sabah yediyi gösteriyordu.
Koridor bomboştu.
Birkaç saniye sonra kapüşonlu biri kadraja girdi.
Yüzü görünmüyordu.
Hızlı adımlarla dolabıma yaklaştı.
Elindeki siyah kâğıdı yapıştırdı.
Sonra arkasını dönüp uzaklaştı.
Tam yüzünü göreceğimiz sırada...
Ekran bir anda karardı.
Görevli şaşkınlıkla bilgisayara baktı.
"Nasıl yani?"
Tekrar oynattı.
Yine aynı yerde görüntü kesildi.
"Bu imkânsız."
"Ekran neden kapandı?" diye sordum.
Görevli kaşlarını çattı.
"Sistem o anda durmuş görünüyor."
Eren sessizce monitöre bakıyordu.
"Bence durmuş değil."
Görevli ona döndü.
"Ne demek istiyorsun?"
"Biri görüntüyü silmiş."
Odaya sessizlik çöktü.
Ben ise duyduklarıma inanamıyordum.
Görüntüler silinmişti.
Demek ki bunu yapan kişi...
Sadece benim telefonuma değil...
Okulun sistemine de ulaşabiliyordu.
Telefonum cebimde yeniden titredi.
Mesajı açmaya korkuyordum.
Yine de baktım.
Bilinmeyen Numara: "Sana kameralara gitme demiştim."
O an ilk kez gerçekten korktum.