6. bölüm · Hacker

Aynı Sırada

Ecrin Okçu

Telefonumu yavaşça cebime koydum.
İlk defa gerçekten korkuyordum.
Eren yüzüme baktı.
"İyi misin?"
"İyiyim."
"Hayır, değilsin."
"İyiyim dedim."
Kaşlarını çattı.
"İnat etmeyi bırak."
O an sinirlenmek yerine yorulduğumu hissettim.
"Gerçekten iyi değilim."
Eren'in yüzündeki ifade değişti.
İlk kez benimle dalga geçmiyordu.
"Bunu en baştan söyleseydin."
Şaşırdım.
"Bana inanıyor musun?"
"Neye?"
"Birinin beni rahatsız ettiğine."
Omuz silkti.
"Şaka yapıyor olsaydın gözlerin öyle olmazdı."
Ne diyeceğimi bilemedim.
Elif araya girdi.
"Ben kantine gidiyorum. Siz konuşun."
"Elif!"
Ama çoktan uzaklaşmıştı.
"Arkadaşın bizi bilerek yalnız bıraktı." dedi Eren.
"Galiba."
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Eren cebinden bir meyve suyu çıkarıp bana uzattı.
"Al."
"Neden?"
"Rengin kaçmış."
"İstemiyorum."
"İnat etme."
İç çekerek meyve suyunu aldım.
"Teşekkür ederim."
"Duyduğuma sevindim."
"Neyi?"
"Sonunda bana bağırmadan bir cümle kurdun."
İstemeden gülümsedim.
"Şansını zorlama."
"Tamam."
İkimiz de aynı anda güldük.
Ben güldüğümü fark edince hemen sustum.
Eren bunu görünce kahkaha attı.
"Yine güldün."
"Hayır."
"Az önce gördüm."
"Görmedin."
"Yalancısın."
"Sen daha yalancısın."
"Kanıtla."
"Of..."
Başımı iki elimin arasına aldım.
"Seninle konuşmak çok zor."
"Bence gayet eğlenceli."
Tam o sırada telefonum titredi.
İçimden "Lütfen..." diye geçirdim.
Ekrana baktım.
Bilinmeyen Numara: "O çocuk seni güldürmeye başladı bile."
Yüzümdeki gülümseme anında kayboldu.
Eren bunu fark etti.
"Yine mesaj mı?"
Başımı salladım.
"Evet."
"Bana göstermek ister misin?"
Bir an tereddüt ettim.
Sonra ilk kez telefonumu ona uzattım.
Mesajı sessizce okudu.
Kaşları çatıldı.
"Bu hiç komik değil."
"Değil."
"Bana güvenir misin?"
Sorusu beklemediğim kadar ciddiydi.
"Bilmiyorum."
"Tamam."
Telefonumu geri uzattı.
"Sana kendine güvenmen için bir sebep veririm."
İlk kez onun gözlerinin içine baktım.
Bu çocuk...
Gerçekten sandığım gibi biri olmayabilirdi.
Tam o anda zil çaldı.
"Sanırım derse geç kalacağız." dedi.
"Sanırım."
Koridora doğru birlikte yürümeye başladık.
İlk kez yan yana yürüyorduk.
Kavga etmeden.
Birbirimize laf atmadan.
Ve ilk kez...
Sessizlik rahatsız edici gelmiyordu.Eren'le yan yana koridorda yürümek...
Nedense garip hissettiriyordu.
Daha birkaç gün önce birbirimizi görünce tartışıyorduk.
Şimdi ise sessizce aynı yöne gidiyorduk.
"Bana neden öyle bakıyorsun?" diye sordu Eren.
"Bakmıyorum."
"Bakıyorsun."
"Hayır."
"Gözlerin yalan söyleyemiyor."
Gözlerimi devirdim.
"Sen her zaman bu kadar konuşuyor musun?"
"Hayır."
"Emin misin?"
"Sadece senin yanında."
"Ne şanslıyım."
Gülmeye başladı.
"İltifat olarak kabul ediyorum."
"Etme."
Sınıfın kapısına geldiğimizde öğretmen de içeri giriyordu.
"Hadi, herkes yerine."
Tam sınıfa girecekken öğretmen bana seslendi.
"Defne."
"Efendim hocam?"
"Yer değişikliği yaptık."
Şaşkınlıkla sınıfa baktım.
"Neden?"
"Sınıf çok konuşuyor."
İçime kötü bir his çöktü.
"Yeni yerin..."
Öğretmen sınıfın arka tarafını işaret etti.
"Eren'in yanı."
Bir an öğretmene, bir an Eren'e baktım.
Eren kahkaha atmamak için kendini zor tutuyordu.
"Olmaz."
"Neden olmasın?" dedi öğretmen.
"Şey..."
Mantıklı bir bahane bulamadım.
"Hadi yerine geç."
İsteksizce çantamı alıp arka sıraya yürüdüm.
Sandalyeye otururken Eren fısıldadı.
"Komşu olduk."
"Hiç sevinme."
"Sevinmedim."
Yüzündeki sırıtış bunun tam tersini söylüyordu.
Ders başladı.
Öğretmen tahtaya notlar yazıyordu.
Ben defterimi açmıştım.
Tam yazmaya başlayacakken kalemimin ucu kırıldı.
"Harika..."
Çantamı karıştırdım.
Yedek kalemim de evde kalmıştı.
Eren bunu fark etti.
Hiçbir şey söylemeden kalemini bana uzattı.
"Al."
"İstemiyorum."
"O zaman nasıl yazacaksın?"
"Bir yolunu bulurum."
"İnatçısın."
"Biliyorum."
Kalemi sırama bıraktı.
"Benim iki tane var."
Bir an duraksadım.
Sonunda kalemi aldım.
"Teşekkür ederim."
"Rica ederim."
İlk defa aramızdaki konuşma kavga etmeden bitmişti.
Dersin ortasında telefonum hafifçe titredi.
Kalbim sıkıştı.
Çaktırmadan ekranı açtım.
Bilinmeyen Numara: "Yeni yerin güzel olmuş."
Kanım dondu.
Mesaj birkaç saniye önce gelmişti.
Bu kişi...
Sınıfın içindeydi.
Refleksle etrafıma baktım.
Eren eğilip fısıldadı.
"Yine mesaj mı geldi?"
Şaşkınlıkla ona döndüm.
"Evet."
"Yüzünden anlaşılıyor."
Telefonumu ona göstermedim.
Ama ilk kez içimden geçen düşünce farklıydı.
Eren olsaydı, bana bunu bu kadar açık söylemezdi.
Belki de gerçekten suçsuzdu.
Belki de ikimiz de aynı kişinin oyununa geliyorduk.
Tam o sırada öğretmen sert bir sesle konuştu.
"Arka sıra!"
Ben ve Eren aynı anda ayağa fırladık.
"Telefonla ilgilenmek yerine dersi dinleyin."
Sınıfın tamamı bize bakmaya başladı.
Utançtan yerin dibine girmek istiyordum.
Eren ise başını eğip gülmemek için kendini zor tutuyordu.
Ders bitince ona döndüm.
"Gülme."
"Çok zor."
"Gerçekten sinir bozucusun."
"Evet..."
Yüzüme bakıp hafifçe gülümsedi.
"...ama sen sinirlenince daha komik oluyorsun."
İstemeden ben de gülümsedim.
Belki de...
Onunla arkadaş olmak sandığım kadar kötü bir fikir değildi.