1. bölüm / 6
GÜNDOĞAN KOLEJİYENİ HAYAT
Bölümler 6Şu an: YENİ HAYAT
- 1 YENİ HAYAT618 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Zorba1.386 kelime
- 3 SEN ASLINDA KİMSİN1.611 kelime
- 4 Yüzleşme984 kelime
- 5 Açıklama80 kelime
- 6 İntikam768 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ben Ece Yılmaz. 16 yaşındayım ve hayatımın 16 yılını annemle birlikte geçirdim. Babam bizi terk ettiğinde küçüktüm; onun varlığına dair hatırladığım hiçbir şey yok. Ama bu durum annemle kurduğumuz iki kişilik dünya için hiç sorun değildi. Ta ki o adam hayatımıza girene kadar.
Normalde Eskişehir'de yaşıyordum. Tüm arkadaşlarım, anılarım, hatta en sevdiğim kafeler bile oradaydı. Ama annem, hayatımızı mahvedecek o gereksiz adamla evlenmeye karar verince, her şey değişti. İstanbul'a taşınmak zorunda kaldım. Zorunda kaldım diyorum, çünkü bunu asla istemedim. Yeni bir hayat, yeni bir şehir, yeni bir okul... Sanki eski hayatımı tamamen silmek zorundaymışım gibi.
Ve işte bugünün anlam ve önemine gelecek olursak: İlk okul günüm. Harika, gerçekten! Yeni bir okula gitmek yetmezmiş gibi, bir de zorbalanacağım. İşte eksik olan şey tam olarak buydu.
Sabah gözlerimi açtığımda içimde koca bir boşluk vardı ama yine de günlük rutinimi bozmadan kalktım. Lavaboya gidip yüzümü yıkadım, dişlerimi fırçaladım ve aynaya bakıp kendime derin bir nefes verdim. "Bunu atlatacaksın, Ece."
Birkaç dakika sonra odama geçip biraz makyaj yaptım. Çok değil, sadece gözlerimi belirginleştirecek kadar. Simsiyah, doğuştan dümdüz olan saçlarımı at kuyruğu yaptım ve okul formamı giydim. Kendime şöyle bir göz attım. Sıradan. Tam da olmam gerektiği gibi.
Merdivenlerden aşağı indiğimde, mutfakta annem ve onun "gereksizi"—yani Furkan—kahvaltı yapıyorlardı.
Furkan, yüzünde sahte bir sıcaklıkla bana baktı. "Uyandın mı kızım? Gel, kahvaltı yapıyoruz."
Kızım mı? İçimden kahkaha attım. Ne ara onun kızı oldum ki? Mırıldanarak, "Uyanmaz olaydım," dedim ama umursadığını sanmıyorum. Furkan zengindi, hatta aşırı zengindi. Üç katlı bir evde yaşıyorduk, hizmetçiler her işimizi yapıyordu ama umurumda bile değildi. Çünkü benim ailem, gerçek ailem, Eskişehir'de kaldı.
Kahvaltı yapmak istemiyordum. Sadece bir bardak portakal suyu içtim ve çantamı kaptığım gibi kapıya yöneldim. Furkan’ın sağladığı lüksleri kullanmak istemesem de, şoförün açtığı arabanın kapısına baktım. Mecburdum. Okula yürüyerek gidecek değildim ya.
15 dakika sonra…
Okulun önüne geldiğimde, içerisi karmaşık duygular yaratıyordu. Binanın kapısında öylece duruyordum. İçeri girip girmemek arasında kaldım. Ya oraya ait değilsem?
Tam bu düşüncelerle boğuşurken, uzaktan dört kişilik bir grubun bana doğru yaklaştığını fark ettim. Daha ben tepki veremeden, 1.90 boylarında kumral bir çocuk sırıtarak konuştu:
"Hey, sen yeni kız mısın?"
Sakin kalmaya çalışarak cevap verdim. "Evet, ne oldu? Ben gelmeden önce popüler mi oldum?"
Tam o sırada, 1.55 boylarında, sarışın, aşırı makyajlı bir kız öne çıktı. Gözlerini devirerek, "Canım, senin bu okulda popüler olma şansın yok. Biz varken değil mi, Can'cım?" dedi.
Demek Can. Adını öğrenmiş oldum.
Sarışın kız kendinden emin bir şekilde devam etti: "Sana kendimizi tanıtayım. Ben Su, bu yanımdaki yakışıklı Can, onun yanındaki Elif ve en sonuncusu da Berk. Bu isimleri unutma, tatlım. Gerçi unutmaya bile şansın olmayacak, çünkü bu okulda herkes bize tapıyor."
Gözlerimi devirmek istedim ama kendimi tuttum. Cidden, tapıyorlar mı? Bu, yaşadığım en saçma şeydi. Ama ses etmedim, bunun yerine hepsini tek tek süzmeye başladım.
En soldaki Can’dı, uzun boylu, kumral ve tam bir basketbolcu tipi vardı. Yanında duran Su, bana sanki çöp görmüş gibi bakıyordu. Minik bir prenses edasında ama fazlasıyla sinir bozucu. Sarı saçları, mavi gözleri ve abartılı makyajıyla okuldan çok bir düğüne gidiyor gibi görünüyordu. Hatta takma tırnakları bile vardı! Yanında duran Elif ise Su'ya kıyasla daha sadeydi. Esmer, kıvırcık saçlı, tatlı gibi duran ama kesinlikle öyle olmayan biri. En sonda ise Berk vardı. 1.85 boylarında, buğday tenli, dalgalı saçları olan biri.
Dayanamayarak konuşmaya başladım: "Ben de Ece. Benim de ismimi unutmayın, olur mu? Çünkü bundan sonra benden çekeceğiniz var."
Sahte bir gülümsemeyle Can’ın omzuna hafifçe çarpıp içeri doğru yürüdüm.
Kayıt işlemlerim bittikten sonra, sınıfımın 11/B olduğunu öğrendim.
Kapıdan içeri adımımı attığımda, onları tekrar görmek istemiyordum ama... Evet, şaka gibi! Aynı sınıftaydık.
Gözlerimi devirdim. Uzak bir sıraya oturdum. Bu okulda yalnız kalmayı tercih ederim. Ama biliyorum, bu dört kişi peşimi bırakmayacak.
Yazar notu: Kısa kestim çünkü hikayemin biraz tanınmasını istiyorum diğer bölümler uzun olur ama
Bölüm etkileşimi
