Bölümler 6Şu an: İntikam
- 1 YENİ HAYAT618 kelime
- 2 Zorba1.386 kelime
- 3 SEN ASLINDA KİMSİN1.611 kelime
- 4 Yüzleşme984 kelime
- 5 Açıklama80 kelime
- 6 İntikam768 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Can, bize baktıktan sonra kantinden çıktı fakat çıkarken Berk ile bir şeyler konuşuyorlardı. Bu konuşmanın kesinlikle bizimle ilgili olduğuna adım gibi emindim ama kanıtlayamazdım. Can ve Berk kantinden çıktıktan iki dakika sonra, öğle teneffüsünün bittiğini haber veren o kulaklarımızı sağır eden zil çaldı. O zilden gerçekten nefret ediyordum. Bu zili kim seçmişti ya?
Sınıfa gittiğimizde, duvar kenarında en son sıraya geçtim. Yanıma Reyyan geldi, arkama ise Emir oturdu. Reyyan, hızlıca bir şeyler anlatıyordu ama ben onları duymuyordum, çünkü dinlemiyordum. Dinlemek istemiyordum. Şu an tek istediğim şey, Can’a bakmak ve bana, ya da bize ne yapacağını çözmekti. Boş durmam lazımdı. Küçük eşşek şakalarıyla onu sinirlendirmem yeterdi. Zaten çok kolay sinirleniyordu. Aklıma bir şey gelince heyecanla Reyyan’a döndüm: “Reyyan!” diye bağırdım. Reyyan haliyle korktu ve “Ne bağırıyorsun be salak, aklım çıktı!” dedi. Haklıydı, ama ne yapayım, heyecanlanmıştım. Hemen anlatmaya başladım: “Bak, aklıma çok güzel bir fikir geldi. Biraz Can’ı ve çetesini kızdıracağız!” Bunu derken Can’a baktım, öğretmen masasının oradan buraya bakıyordu, Berk ona bir şeyler anlatıyordu ama Can dinlemiyordu. O piç sırıtışı attı, göz devirmeden duramadım. Tamam, belki ergence olabilir ama başka şekilde cevap veremezdim. Nah mı çekseydim yani? Neyse, bakışlarım suya kaydı. Su ise Elif ile konuşuyordu, çok heyecanlı bir konuşma gibi duruyordu, büyük ihtimalle Gratis'teki defasa indirimi falan konuşuyorlardır. O iki süslü başka bir şey bilmez. Neyse, konuşmama devam ettim: “Can’ı kızdırmak için büyük şeylere gerek yok, küçük eşşek şakalarıyla bile sinirlenir. O yüzden ne yapacağız biliyor musunuz? Teneffüste bahçeye gideceğiz, devamını orada anlatırım.”
Reyyan ve Emir başını salladı. O sırada içeri, 40'lı yaşlarında kısa boylu bir kadın girdi, matematik hocamızdı. Girdiği gibi, “Kitapları çıkarın, sayfa 140’a açın,” dedi. İçimden ofladım ve kitabı açtım. Ders işlemeye başladık. 20 dakika sonra hoca, “Bu soruyu yapacak var mı?” diye sordu ve Berk parmak kaldırdı. “Zengin zübbelerin bazen kafası çalışıyormuş ya,” dedim. Reyyan ve Emir kahkaha attı, diğerleri de güldü. Berk, “Dedi düşman ayağına, Can’a yavşıyan kız,” dedi. Sinirden elim ayağım titredi, ben tam bir şey söyleyecekken Emir atıldı konuşmaya: “Ağzını topla, kimsenin kimseye yavşadığı yok ve biraz kafanı kullan, bu güzelim kız şu serseriye bakar mı?” dedi. Can, oradan mırıldandı: “Sana bakar yani.” Sinirden hızlıca ayağa kalktım ama bu sefer hoca girdi araya: “Ece, otur yerine, sizde sussun. Evet, Berk, cevap ne?” Berk, “300 hocam,” dedi. Hemen kahkaha attım: “Lafımı geri alıyorum, zengin zübbelerin kafası hiç çalışmıyormuş.”
Elif konuşmaya katıldı bu sefer: “Kızım sen bizden ne istiyorsun, yağ?” diye bağırdı, şakasız bağırdı. “Lan, kız ruhunu teslim etti!” dedi, sınıftan biri haklıydı da.
“Seni tebrik ediyorum kardeşim,” dedi Emir, sınıftaki kişiye gülerken. Ben de Elif’e cevabımı verdim: “Canım, sen o yanındaki süslüye sor, sabah bizi unutma diyordu o,” dedim.
Su hemen atıldı: “Canım, sen beni yanlış anladın herhalde, ‘bizi unutma’ dedim, bize sataş değil,” dedi, sesinde sinirli bir ton vardı.
“He, öyle mi olmuş? Tamam, Canım, siz bizden uzak durursanız, biz de sizden uzak durmaya çalışırız,” dedim, alaycı bir şekilde gülerek. Gözlerimdeki sırıtan ifadeyle, bu duruma sevindim. İçimde bir rahatlama hissettim, ders kaynamıştı. Bu züppelerle uğraşmak, gerçekten hoşuma gidiyordu. Kendime güvenim yerine gelmişti.
Emir, gülerek, “Hadi bahçeye,” dedi. Hemen bahçeye doğru yöneldik. Reyyan, hızlıca bana bakarak “Eee, anlat bakalım kara şeytan,” dedi.
“Seve seve! Şimdi şöyle yapıyoruz,” dedim, gülümseyerek. Ellerimi ovuşturup, “Emir aşkom, telefonunu çıkar,” dedim.
Emir, önce kafasını biraz yana eğerek bana sorgular gibi baksa da, sonra telefonunu çıkardı. “Ne yapacağız?” diye sordu, hala kafasında soru işaretleriyle. Ama gözlerimden heyecanı fark etti ve bir şekilde istemese de hazır olmasına karar verdiÇok basit, hiç mi lise dizisi izlemediniz? Fake hesaptan Can’ı işleticez," dedim, gözlerim kısık, sinsi bir gülümsemeyle. Reyyan kahkaha attı, sonra hafifçe başını sallayarak, "Anlaşılan bizim kara şeytan, Eskişehir’de mükemmel bir lise hayatı geçirmiş," dedi, buruk bir gülümsemeyle. Gözlerindeki hüzün, geçmişin güzel anılarını hatırlamanın verdiği o tatlı sızı gibiydi.
Derin bir nefes alarak, hafifçe gülümsedim. "Çok güzel bir lise hayatım oldu. Eskişehir’de diyorum ama aslında biz hep beraberdik, aynı kadro... Doğduğumuzdan beri omuz omuza. Hiç kimse kimseyi dışlamazdı, on kişi falan serseri gibi dolanırdık o sokaklarda. Eskişehir’in o huzur kokan, taş kaldırımlı, serin akşam rüzgârlarıyla dolu sokaklarında… Bazen bir parkta otururduk saatlerce, bazen gecenin bir vakti kahkahalarla yürürdük ıssız caddelerde. Her köşesi, her sokağı bizimdi," dedim, sesim farkında olmadan daha yumuşak çıkmıştı.
Emir bir anda kahkaha patlattı. "Lan bücür, ağlayacaksın şimdi he!" dedi, dirseğiyle hafifçe koluma vururken.
Gözlerimi devirdim. "Sen fake hesap aç hadi... Ya da dur, bizim Eskişehir’de açtığımız bir fake hesap vardı. Gerçi fake demeye bin şahit isterdi, tam bir sanat eseriydi. Onun şifresini vereyim sana," dedim, hafifçe gülerek.
"İyi, ver bakalım," dedi Emir, meraklı gözlerle bana bakarak.
"Yaz: 2172027."
Yazar notu:Erken son üzgünüm.Bu arada 200+ kişi olmuşuz💋 artık bölümlerin bir günü olsun her CUMARTESİ yeni bölüm geliyor🥳
Bölüm etkileşimi
