7. bölüm · Gümüş Zırh; Altın Taç
Bir Özür, Bir Kader
Daniella prensesin odasından çıkmış elleri önünde çekine çekine yürüyordu. Aurelya ona yıkanıp bir hafta boyu dinlenmesini söylemişti, dediğini yapmaya çalışacaktı ama Daniella çalışmadan durmak ne demek bilmiyordu. Kral onu daha küçük bir kızken köle pazarından bir kese altın karşılığında satın almıştı. Saraya geldikten sonra kimsenin ona kötü davrandığı felan yoktu, küçük bir kızken Aurelya ve Amellia ile derslere girmiş onlarla arkadaş olmuştu. Birlikte büyümüşlerdi. Daniella büyüyüp an beş yaşına geldiğinde farklı derslere girmeye başlamıştı, temizlik ile ilgili dersleri diğer dersler gibi sevmiyordu. Demişti ama yapamıyordu, bu derslerde bilgi yoktu yalnızca iş iş ve iş vardı. Daniella odasının kapısına gelince duraksadı, Aurelya onu çok seviyordu ve şu aralar şansını fazla zorlayarak kraldan Daniella için bir muhafiz istemişti. Kabul olur muydu bilmiyordu, zaten ölmekten de fazla korkmuyordu. O hayallerini yaşayamadan ölmekten korkuyordu. Hayallinde evlenmek, mutlu olmak ve anne olmak vardı. Gerçekleşir mıydı bilmiyordu ama tüm varlığıyla istiyordu. Odaya girdi, küçük bir odası vardı. Yatağı tek kişilikti ve köşeye yaslıydı. Onun yanına küçük bir dolap vardı, hizmetçi önlükleri ve izinli olduğunda giydiği kıyafetler. Onlardan çöktü dolabının tamamı süslü prenses elbiseleriydi. Aurelya ve Amellia ona sürekli bu elbiselerden hediye ediyordu. Onları seviyordu ama giymeye çok fırsatı olmuyordu. Mavi gözlerini kırpışırdı Daniella , uykusu gelmişti ama uyuyabilecek mıydı bilmiyordu. Ahırda olanlar üzerine sıçramış kan, hepsi korkutucuydu. Dolabı açıp Aurelya'nın ona daha dün hediye ettiği bebe mavisi düz elbiseyi aldı. Elbise askılıydı, düz bir şekilde iniyordu, iki göğsünün arasında küçük bir safir vardı. Daniella yıkanmak için hamama inencekti, onu ancak orası paklardı. Elbiseyi tek gitmemek için üzerine bir perilerin aldı, bu da siyahtı. Yıkanırken gerekli olacak araç gereçleri de aldıktan sonra odasından çıkmak için hareketlendi. Gözü diğer duvardaki çalışma masasına ve kitaplığına takıldı, onları çok ama çok seviyordu. Derin bir nefes alıp çıktı dışarıya, etrafı kolaçan ettiğinde kimsenin olmadığını gördü. Hamam sarayın en alt katındaydı, inme yolu biraz karanlıktı ama safasına değerdi. Daniella hareketlendi, hızlı adımlarla koridorları aştı, merdivenlerleri indi. Bilmediği şey birisinin onu izlediği ve takip ettigiydi, ona seslenmişti ama duymamıştı. Hamama vardığında kimsenin olmadığını gördü. İlk işi su kaynatmak oldu, ardından üzerini çıkarıp vücuduna bir havlu bağladı. Daniella'nın saçları poposuna kadar uzanıyordu, sarı saçları örgülü olduğundan dalgalanmıştı onları özgürce savurdu. Bu sırada onun takip eden kişi hamamın bir üst katındaki silah odasında onu bekliyordu, bir sapık gibi hamama inip kızı izlememişti. Valerus sıkıntıya ofladı, bundan daha önemli işleri vardı ama kendisi küçük bir kızın peşinde geziyordu. Kızı bugün o kurtarmıştı, ne kadar korktuğunu görmüştü. Valerus bu olayda saldırganı öldürdüğü için yargılanacaktı. Sebebi saldırganın sorgulammadan ve ibretlik olsun diye meydanda asılmadan öldürülmesiydi. Valerus kuralları bilen bir adamdı, kurallara da uyardı ama orada gözü dönmüştü. Kızın yere düşen ve korkudan titreyen bedenini görünce kendine hakim olamamış direkt o şerefsizi öldürmüştü. Nasıl bunu yaptığını anlayamıyordu ,olanları Aurelya'ya anlatmıştı. Aurelya kralla konuşacağını söylemişti, Valerus durmamış o adamın cesedine ne olacağını sormuştu. Aurelya daha önce hissetmediği bir kinle kafasının meydanda kazığa çakılmasını ve suçunun herkese duyurulmasını söylemişti. Valerus bunu yapacaktı, memnuniyetle. Hamamda işi biten kız ortalığı toplayıp üzerini giyinmiş ve merdivenleri çıkıyordu. Yukarıya ulaşması için onu her zaman ürküten silah odasından geçmesi gerekiyordu. Pelerininin ipi koptuğu için giymemişti, zaten gelirken kimse yoktu beni kimse göremez diye düşünmüştü. Saçları da açık bir şekilde beline yapışmıştı. Kurutmak istememişti, hava zaten yeterince sıcaktı. Düşüncelere dalmış ilerlerken aniden önüne çıkan adam yüzünden çığlık attı. Adam onun ağzını tutup "Sakin ol! Valerus ben" dedi. Daniella gözlerini kırpışırdı, ne işi vardı bu adamın burada. Valerus kızın ağzını açtı, kıza bakınca üzerindeki elbiseyi gördü ve anlamsız bir şekilde utandı. Daniella böyle güzel miydi diye düşündü. Güzelliği değişmemişti, değişen tek şey ona bakan gözlerdi... Daniella korkmuştu, korktuğu için de sinrilenmişti "Ne diye beni korkutuyorsunuz?", dedi sinirle beyaz teni hemen kızarmıştı. Valerus kendine sinirlendi, gözlerini kızdan alamıyordu, hemen başka tarafa baktı. "Bugün olanlar yüzünden size bir özür borçluyum. O kanunsuz odamı sizin yanınızda öldümemeliydim ama kendime hakim olamadım. Kan gördünüz, vahşet gördünüz. Özür dilerim" diyerek cünlesini bitirdi. Daniella bunu beklemiyordu hemen atıldı "Özür dileyecek birşey yok. Asıl benim size teşekkür etmem gerekiyor. Teşekkür ederim."
Valerus arsızca sırıttı "Rica ederim" dedi kıza hayran hayran bakarken. Adamın bakışlarını yakalayan kız utandı ve karşısında ne şekilde durduğunu yeni idrak edebildi. Elimdeki pelerini üzerine attı ve iki yakasını eliyle tuttu. Valerus yaptığına hemen pişman oldu, ama elinde değil di kız gerçek olamayacak kadar güzeldi. Valerus boğazını temizledi "Evet, nerde kalmıştık? O adamın başı meydanda bir kazığa çakılarak sergilenecek ve suçu herkese söylenecek. Sizin gibi kızlar bunu tekrar yaşamasın diye. Diğer konumuza geçelim prenses ve varis Aurelya'nın emriye artık bir leydisiniz." Daniella gözleri fal taşı gibi açık bir şekilde dururken yutkunamadı bile. "Ne?",diye fısıldadı. Yutkunurken tükürüğü boğazında kalınca can havliyle öksürmeye başladı. Valerus "İyi misin?," diyerek geldi ve kızın sırtına vurmaya başladı. Fazla sert vurmuş olacak ki kızdan bir inleme yükseldi, ellerini havaya kaldırıp "Özür dilerim" dedi bugün ikinci defa. Bu kız ona hayatında özür dilemediği kadar özür diletmişti. Daniella eli göğsünde doğruldu, pelerini yere düşmüştü. "İyiyim" dedi güçsüzce, kendine gelmebilmişti ama duyduğunu sindirmesi günler alacaktı. Valerus rahatsız olmasın diye kendi pelerinini çıkarıp kızın omzuna attı. Daniella kıpkırmızı oldu. Ne yapacağını bilemedi, elini kaldırıp çıkışı gösterirken "Be-ben" diyebildi sadece. Valerus "Tamam, sen git" dedi yüzündeki aptal gülümsemeyle. Daniella arkasına baka baka gitti tökezleyince önüne bakmak zorunda kaldı. Valerus güldü arkasından "Dikkat et" diye bağırdı. Kader onlara ne yazacaktı bilmiyorlardı ama ikisinin de güzel hayalleri vardı. Valerus bir kez daha kızın güzeline hayran kaldı, güzelliği hep aynıydı ama Valerus'un ona bakan gözleri değişmişti
