5.YENİ SÜRÜ

Vaveyla Yazarı: M. R. SUNAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 5.YENİ SÜRÜ

Köylüler yavaşça gözlerini açtı. Önce çocuklar. Sonra kadınlar. Sonra erkekler. Meydanın taşlarında kocaman bir rün vardı. Mavi, hala hafifçe yanan bir rün. Birlik rünü.

Yaşlı Mara, Meyra'nın elini hala tutuyordu. Bırakmamıştı.

"Hoş geldin, kızım," demişti ya, o cümle havada asılı kalmıştı.

Meyra ayağa kalktı. Gece ve gümüş kurt da kalktı. Kurt Tanrı bir adım geri çekildi, gölgelere karıştı ama kaybolmadı. Oradaydı. Her zaman orada olacaktı.

Yara, yerde oturmuş, ağlıyordu. Ama artık öfkeyle değil. Beyaz küre toz olmuştu. Elleri boştu. Yüz yıllık yük, yüz yıllık hırs, bir anda yok olmuştu.

Meyra ona doğru yürüdü. Elini uzattı.

Yara, korkuyla eline baktı. "Beni... beni öldürecek misin? Tıpkı atalarımızın Kurt Tanrı'ya yaptığı gibi kalbimi sökecek misin?"

Meyra başını iki yana salladı. "Sürü, sürüyü terk etmez. Ama ihanet edeni de sürüde tutmaz demiştim. Ama sen ihanet etmedin, Yara. Sen sadece kayboldun. Tıpkı Eira gibi. Tıpkı benim gibi."

Yara'nın elini tuttu ve onu ayağa kaldırdı.

O anda, meydanın kenarında yatan Darius kıpırdandı. Gözlerini açtı. Önce bulanık gördü, sonra Meyra'yı, sonra Kurt Tanrı'yı, sonra yüzlerce kurdu gördü. Ayağa fırladı, belindeki hançeri çekti.

"Lanetli! Hepiniz lanetlisiniz! Bu bir büyü! Hepinizi yakacağım!"

Hançerle Meyra'ya doğru koştu.

Kimse kıpırdamadı. Köylüler bile. Çünkü biliyorlardı, bu artık Darius'un savaşı değildi.

Meyra kıpırdamadı. Sadece gözleriyle Darius'a baktı. Gözlerindeki lacivert, bir anlığına parladı.

Darius, Meyra'ya bir adım kala durdu. Hançer elinden düştü. Çünkü arkasında, Kurt Tanrı duruyordu. Burnunu Darius'un ensesine dayamıştı. Sıcak nefesi, Darius'un beyaz saçlarını savuruyordu.

Kurt Tanrı hırlamadı. Sadece baktı. O bin yıllık bakış, Darius'un yüz yıllık kibirini, bir saniyede paramparça etti.

Darius dizlerinin üzerine çöktü. Ağlamaya başladı. Tıpkı Yara gibi.

"Ben... ben sadece köyü korumak istedim... Babam böyle öğretti... Mühür kırılırsa hepimiz ölürüz dedi..."

Meyra diz çöktü, Darius'un karşısına. Elini, o nefret ettiği adamın omzuna koydu.

"Köy korundu, Darius. Yüz yıldır. Ama korkuyla korunan bir köy, köy değildir, hapishanedir. Artık hapishane yok. Sürü var."

Darius başını kaldırdı. Gözlerindeki buz mavisi, ilk kez yaşla doluydu.

O gün, köyde kimse uyumadı.

Gece boyunca, Meyra ve kurtlar meydanda oturdu. Köylüler, korka korka yaklaştılar. Önce çocuklar, kurtların tüylerine dokundular. Kurtlar, çocukların ellerini yaladı. Sonra kadınlar, ekmek getirdiler. Kurtlar ekmeği aldı ama önce Meyra'ya verdiler. Sürünün yasası böyleydi. Önce varis yer.

Eira'nın kulübesi, o gece yeniden ateşle ısındı. Yara, Meyra ve Gece orada oturdular. Kurt Tanrı dışarıda, kulübenin çatısında, bir gargoyle gibi nöbet tutuyordu.

"Sırada ne var?" diye sordu Yara, sesinde artık hırs yok, merak vardı. "Kodeks tamamlandı. Sürü geri döndü. Şimdi ne olacak? Köy seni lider ilan edecek. Bundan eminim."

Meyra ateşe baktı. Gözlerindeki lacivert, ateşin turuncusuyla karışıyordu.

"Hayır," dedi. "Köyün lidere ihtiyacı yok. Köyün sürüye ihtiyacı var. Ben köye liderlik etmeyeceğim. Ben köyle orman arasındaki kapı olacağım. Çünkü Kodeksin son sayfasında bir şey daha yazıyor."

Gece kulaklarını dikti.

"Ne yazıyor?" dedi Yara.

Meyra gülümsedi. İlk kez, yirmi yıldır ilk kez, gerçekten gülümsedi. Korkmadan, saklanmadan.

"Yeni bir köy," dedi. "Ormanın kalbinde. Kurtların ve insanların birlikte yaşadığı. Ne köy, ne orman. İkisi birden. Eira'nın hep hayalini kurduğu yer. Kurtların Köyü."

Yara'nın gözleri parladı.

"Deli misin? Konsey..."

"Konsey yok artık," dedi Meyra. "Sürü var."

Dışarıda, Kurt Tanrı uludu. Bu sefer kısa, davetkar bir uluma.

Ormanın derinliklerinden, yüzlerce uluma daha cevap verdi. Sadece kurtlar değil, kuşlar, rüzgar, ağaçlar... Hepsi.

Sabah olduğunda, Meyra köyden ayrıldı. Ama yalnız değil. Arkasında Gece, gümüş kurt, Kurt Tanrı ve yüzlerce kurt vardı. Ve arkasında, on iki eski Bekçi, Yara ve Darius da dahil, ellerinde baltalar, ormana doğru yürüyorlardı.

Köylüler meydanda toplanmış, onları izliyordu. Yaşlı Mara el sallıyordu.

Meyra son kez arkasına baktı. Köy aynı köy değildi. Taşlarındaki birlik rünü hala parlıyordu.

"Gidelim," dedi.

Ve ormanın kalbine doğru, Kurt Ağacı'nın olduğu yere doğru yürüdü. Orada, yeni bir köy kuracaktı. Yeni bir sürü. Yeni bir Kodeks.

Kurdun Kodeksi'nin ilk kitabı, Gümüş Mührün Uyanışı, burada bitiyordu.

Ama sürünün hikayesi, asıl şimdi başlıyordu.
Meyra ormanın kalbine doğru yürürken, arkasına bir daha bakmadı. Bakarsa, geri döneceğini biliyordu. Çünkü köy, arkasında ona el sallayan Mara'nın gözlerinde, hala onun eviydi. Yirmi yıl boyunca lanetli dedikleri, taşladıkları, dışladıkları köy, şimdi onun adını fısıldıyordu. Varis.

Ama artık köyde kalamazdı. Kodeks bunu söylüyordu. İçindeki o yeni, üçüncü kalp, sayfalarını çevirmeye devam ediyordu. Son sayfadaki o cümle, "Yeni bir köy," sadece bir hayal değildi. Bir emirdi. Sürünün yasasıydı. Eski sürü dağılmış, yeni sürü kurulmalıydı. Ne sadece insanların, ne sadece kurtların yaşadığı bir yer değil. İkisinin birleştiği bir yer.

Gece yanında yürüyordu, burnu yerde, yol arıyordu. Ama yol yoktu. Ormanın bu kadar derinine hiç insan girmemişti. Ağaçlar o kadar sıktı ki, gökyüzü görünmüyordu. Kuş sesi yoktu. Sadece kurtların patilerinin sesi ve arkadan gelen insanların nefesleri vardı.

Arkasında kimler vardı? Yara ve Darius. Eski Baş Bekçi ve gizli Bekçi. İkisi de sessizdi. Darius'un elinde artık gümüş mızrak yoktu, baltası vardı. Yara'nın elinde küre yoktu, boş avuçları vardı. Onların arkasında, on eski Bekçi daha, hepsi başları eğik. Ve en arkada, köyden gönüllü gelen beş kişi. Demircinin oğlu, fırıncının kızı, yaşlı Mara'nın torunu... Hepsi genç. Hepsi korkmuş ama meraklı.

Ve tabii ki sürü. Yüzlerce kurt, ağaçların arasında, gölgeler gibi kaybolup beliriyordu. Kurt Tanrı en arkada, gümüş kurt en önde yürüyordu.

Öğleye doğru, Kurt Ağacı'nın açıklığına vardılar.

Açıklık aynıydı ama aynı değildi. Daha önce Kurt Ağacı'nın gövdesindeki kapı kapanmıştı. Şimdi yeniden açılmıştı. Ama bu sefer mavi bir girdap değil, sıcak bir ışık saçıyordu. Sanki bir evin kapısı gibi, içeriden yemek kokusu geliyormuş gibi.

Meyra durdu. Elini kaldırdı. Sürü durdu. İnsanlar durdu.

"Burası," dedi Meyra. Sesi artık sadece kendi sesiydi ama orman onu yükseltiyordu. "Burada kuracağız."

Darius kaşlarını çattı. "Burada mı? Burası kutsal bir yer, Meyra. Burada köy kurulmaz. Burada..."

"Burada ne kurulmaz?" diye kesti Yara. "Senin baban böyle öğretti diye mi? Senin baban da benim babam da yüz yıllık yalanı bekledi, Darius. Yalan bitti. Artık neyin kutsal olduğuna Meyra karar verecek. Varis o."

Darius sustu. Bir şey diyemedi. Çünkü Yara haklıydı.

Meyra Kurt Ağacı'na doğru yürüdü. Elini gövdesine koydu. Kabuk sıcaktı. Canlıydı. Gözlerini kapattı ve Kodekse sordu. "Nasıl?"

Kodeks cevap verdi. Bir görüntüyle. Meyra'nın zihninde, aynı açıklıkta, ama ağaç evler, köklerin arasında kulübeler, dalların arasında köprüler olan bir köy belirdi. Kurtlar ve insanlar aynı ateşin etrafında uyuyor, çocuklar kurt yavrularıyla oynuyor, yaşlılar kurtların sırtına yaslanıp masal anlatıyor.

Meyra gülümsedi. Gözlerini açtı.

"Önce ateş," dedi.

Gece havladı. Anlamıştı.

Meyra'nın alnındaki gümüş-mavi rün parladı ve Kurt Ağacı'nın kökleri, kendi kendine hareket etmeye başladı. Toprağı kazdılar, taşları çektiler, düz bir alan açtılar. Kurtlar, ağızlarında dallar taşıdı. İnsanlar, şaşkınlıkla izlediler, sonra yardım etmeye başladılar. Demircinin oğlu baltasıyla bir ağacı kesmedi, sadece kuru dallarını topladı. Fırıncının kızı, Kurt Ağacı'nın dibinde bir ateş yaktı. Ateş, mavi ve turuncu karışımı yanıyordu.

Akşam olduğunda, açıklığın ortasında büyük bir ateş yanıyordu. Etrafında, ne tam kulübe, ne tam yuva olan barınaklar vardı. Kurtlar ve insanlar aynı ateşin etrafında oturuyordu.

Meyra ateşin başında oturmuş, Gece'nin başını okşuyordu. Gümüş kurt diğer tarafında yatıyordu. Kurt Tanrı, Kurt Ağacı'nın en yüksek dalında, bir baykuş gibi tünemiş, aşağıya bakıyordu.

Yara yanına geldi, elinde iki kase çorba. Birini Meyra'ya verdi.

"Eira olsaydı, ne derdi?" dedi Yara.

Meyra çorbadan bir yudum aldı. Tadı, Eira'nın yaptığı çorbaya benziyordu.

"Eira derdi ki, 'Ateşi çok harlı yakmışsın, Meyra, kurtların tüyleri yanacak,'" dedi Meyra, gülerek.

İkisi de güldü. Yirmi yıllık nefret, bir kase çorbada erimişti.

Darius uzakta, tek başına oturuyordu. Meyra onu gördü, kalktı, yanına gitti. Elinde diğer kase çorba.

Darius başını kaldırmadı. "Ben buraya ait değilim," dedi. "Ben çok şey yaptım."

"Sen de sürünün parçasısın," dedi Meyra, kaseyi ona uzatarak. "İyi ya da kötü yaptıklarınla değil, şimdi ne yapacağınla sürüdesin. Sürü, sürüyü terk etmez, Darius. Sen de terk etme."

Darius titreyen ellerle kaseyi aldı.

O gece, ilk kez, Kurt Ağacı'nın altında, kurtlar ve insanlar birlikte uyudular. Nöbet tutan olmadı. Çünkü korunmaya ihtiyaç yoktu. Ormanın kendisi nöbetteydi.

Meyra uyumadan önce, son kez gökyüzüne baktı. Yıldızlar, o sonsuz gecedeki gibi değildi, normal yıldızlardı. Ama aralarında, bir tane, diğerlerinden daha parlak, koyu lacivert parlayan bir yıldız vardı. Meyra biliyordu, o yıldız Eira'ydı.

Gözlerini kapattı. Göğsündeki kalp, artık tek bir ritimde, huzurla atıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18