Gül bahçesi kitap kapağı

3. bölüm / 4

3. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 3. Bölüm

Güldeste’nin bakışından:

Sabah uyandığımda salondan gülüşme sesleri geliyordu. Yataktan kalktım ve odamdan çıkıp tuvalete girdim. İşlerimi hallettikten sonra çıktım. Reglimin ikinci günündeydim bu yüzden bugün dışarı çıkmayı düşünmüyordum. Odama geri dönüp altıma siyah bir eşofman üstüme ise aynı renk bir tişört giydim. Saçlarımı at kuyruğu yaptıktan sonra odamdan çıktım.

Salona girdiğimde misafirlerimiz olduğunu gördüm. Bir kaç tane annemin yaşlarında teyze vardı. Onların haricinde Irmak ve Yiğit de buradaydı.

Benim geldiğimi görünce annem, “Günaydın kızım, geç otur sofraya sana tabak getiriyim.” Diyince herkes bana döndü. Teyzeler beni beğeniyle süzüyorlardı, akıllarından geçeni tahmin etmek zor değildi.

Fakat benim baktığım tek bir kişi vardı. Yiğit. Göz göze geldiğimizde dün yaşananlardan dolayı bana buruk bakıyordu.

Aslında bir özür dilese affederdim fakat ben onu biraz süründürmeyi seçtim.

Göz temasımızı kesip herkese tek tek baktım, onu es geçtim.

“Günaydın herkese.” Dediğimde herkes tek tek karşılık verdi. Babam ve abim ise her zamanki gibi “günaydın gül bahçem” dediler.

Abimle Yiğit’in arasındaki boş sandalyeye oturdum. Annem mutfaktan bana bir tabak getirmişti. Tabağın içine yiyeceğim şeyleri koyarken salataya uzanmak için Yiğit’in tarafına doğru eğildim. Fakat yetişemediğimde Yiğit salatayı aldı ve bana verdi. O sırada ellerimiz birbirine değmişti. Salatayı alıp hemen elimi çektim ve kuru bir teşekkür edip önüme geri döndüm.

Kahvaltımız bittiğinde herkes bir yere oturmuş sohbet ediyordu. Tam gün ortamı oluşmuştu. Kalkıp odama gideceğim sırada annem beni durdurdu.

“Nereye kızım. Misafirlerimiz var ayıp olur otur.” Dediğinde vericek cevabım olduğu için içimden sevindim.

“Anne karnım ağrıyor biraz ben odama çıkayım.”

“Peki kızım. İlaç çekmecesinde ağrı kesici olucaktı bir tane iç.”

Başımı sallayıp odama girdim. İlaç çok terletiyordu bu yüzden ilaç içmeyi sevmiyordum. Odamdaki sıcak su torbasını alıp lavaboya girdim ve içine sıcak su doldurdum.

Odama geri döndüğümde karnıma torbayı koyup telefona bakmaya başladım.

Kapım çaldığında gel dedim ve içeri Yiğit girdi.

“Efendim Yiğit abi.” Abimle yaşıttı sonuçta. Bu yüzden bir süre en azından ben onu affedene kadar benim için Yiğit abi olucaktı.

Yüzünde gördüğüm ifade ile sevindim.

“Abi mi!? Ne zamandan beri senin için abi konumundayım?” Yanıma yaklaştı ve yatağımın yanındaki minik koltuğa oturdu.

“Abimle yaşınsın. Ona abi diyorsam sende benim için abi sayılırsın.” Dediğimde sinirden kızarmıştı.

“Ben senin abin değilim olamamda. Unut bunu.” Diye dişlerinin arasından konuştu.

“Niye Yiğit abi?” Dediğimde tam cevap vericekti ki içeri abim girdi.

“Ahır mı burası ya gören geliyor?”

“Noluyor burada?” Diye sordu abim.

“Yiğit abiyle konuşuyorduk.” Dediğimde Yiğit sabır çeker gibi bir hareket yaptı. Abim ise sırıttı.

“Konuşuyor muydunuz Yiğit abisi.” Dedi abim. Yiğit ise ona ters ters baktı ve ayağa kalktı. Odamdan çıkacakken konuştum.

“Ne oldu? Konuşuyorduk Yiğit abi.”

“Bana abi demediğin bir zamanda konuşalım.” Dedi ve çıktı. Abim ise bana son bir bakış atıp keyifli bir şekilde odamdan çıktı.

Bir süre sonra Irmak odaya girdi.

“Güldeste, abimin yüzü asıktı ne oldu tartıştınız mı?” Dediğinde gülme isteğime engel olamadım.

“Ne oldu?” Diye sorusunu yeniledi Irmak.

“Ona abi dedim.” Dediğimde Irmak yüzüme şaşkınca baktı.

“Hadi be.” Deyip yanıma oturdu.

“Anlat kız anlat.” Dediğinde ona olanları ve olacakları anlatıp Yiğit’e anlatmaması konusunda tembihledim.

❄️

Misafirlerin hepsi gitmişti. Ben ise sıkıntıdan patlıyordum. Aklıma tiktoktaki abimin arkadaşı akımı geldi. Yiğit’e yapmaya karar verdim ve onunla konuşma rehberimize tıkladım.

Güldeste: Seni bir arkadaş dostum gibi sevdim.

Yazdım ve mesaj beklemeye başladım.

Yiğit: Anlamadım?

Mesaj geldiğinde gülerek yazmaya devam ettim. Çok eğlenecektik.

Güldeste: Sen oturmuş bana aşktan dem vuruyorsun.

Yiğit: Güldeste sarhoş musun sen?

Güldeste: Bende sevdiğin çok şey var adı aşk değil.

Yiğit: bunu bilemezsin güzelim. Gel bahçede konuşalım bunları.

Güldeste: Çağırdım mı?

Yiğit: Sen çağırmadın ama ben çağırıyorum.

Güldeste: Ayarttım mı?

Yiğit: Gül bahçesi sen iyi misin?

Güldeste: Kendin geldin ya.

Yiğit: Nereye geldim?

Güldeste: Şimdi dinle.

Yiğit: Dinliyorum güzelim.

Güldeste: Bir çok sıkıldım.

Yiğit: Gel birlikte sıkılalım.

Güldeste: İki yerim çok dar.

Yiğit: Geliyim mi yanına?

Güldeste: Ooo senden çok var.

Yiğit: Ama senden bir tane var güzelim. Sen benim için bir tanesin.

Bu yazdığıyla içimde kelebekler uçuşmaya başlamıştı. Akıma son vermeye karar verdim.

Güldeste: Şaka yapıyordum Yiğit abi. Kusura bakma.

Yiğit: Gül bahçesi gel konuşalım lütfen. Biliyorum, seni kırdım. Çok özür dilerim. Ama böyle yapma güzelim. Ben mi yanına geleyim yoksa bahçeye gelebilir misin?

Güldeste: 5 dakika sonra çardakta buluşalım.

Yazıp gönderdim ve üstüme bir mont alarak kapıya yöneldim.

“Nereye kızım?” Annemin sorusuyla yüzümü ona doğru döndüm.

“Bahçeye çıkacağım anne. Çok kalmam.” Dedikten sonra ayakkabılarımı da giyip evden çıktım. Asansör beklerken karşı dairenin kapısı da açılmış, Yiğit dışarı çıkmıştı.

Beni gördüğünde gülümsedi. Yanıma geldi ve asansör geldiğinde bindik. Sıfıra bastım ve duvara sırtımı yaslayarak beklemeye başladım.

Yiğit önüme geçip beni duvarla arasına aldı.

“Yiğit abi ne yapıyorsun?”

“Abi dediğin insanlara öyle mesajlar mı atarsın sen?” Yüzüme doğru eğildi.

“O sadece şakaydı, yanlış anlama.”

“Güldeste lütfen yapma güzelim. Özür dilerim. Sana güvenmediğim için, yanlış anladığım için, çok aptal birisi olduğum için bin kere özür dilerim senden.”

“Yiğit ab-“ diyicekken dudaklarını dudaklarımın üstüne kapatarak beni susturdu. Bu dudaklar… nefes gibiydi.

Hemen geri çekildim ve onun yüzüne baktım. Asansörün kapısının açılmasıyla asansörden çıktım. Az önce yaşadığım şeyin şoku ve güzelliğiyle afallamıştım.

Dışarı çıktığımızda temiz havayı içime çekerek arkamı döndüm ve ona baktım.

“Yiğit ne yaptığını sanıyorsun sen?”

“Bana abi demene katlanamıyorum bunu anlayamadın mı? Seni seviyorum bunu hâlâ anlayamadın mı Güldeste? Biz küçükken sen her yanıma geldiğinde sırf arkadaşımın kardeşisin diye seni tersliyordum. Peki ya bunu hâlâ anlayamadın mı? Ben seni küçüklükten beri seviyorum.”

İşte bunu beklemiyordum. Şu an bana karşı bir şeyler hissettiği fark edilebilir bir şeydi. Fakat küçükkende beni sevdiği…
Şaşkın bir şekilde ona baktım. Yüzünde buruk bir tebessüm oluştu. Hislerinin karşılıklı olduğunu umarım biliyordur. Çünkü bilmiyorsa şimdi büyük bir şaşkınlık geçirecekti.

Ona biraz daha yaklaştım ve parmak uçlarımda yükselerek dudağını dudağımla birleştirdim. Yerinde kaskatı kesildiğinde tebessüm ettim fakat dudağımı çekmedim.

Afallaması kısa sürmüştü. Belimden tutup beni kendine yapıştırdığında ellerimin birini omuzuna birinide ensesine yerleştirdim.

Vücudumu duvara yasladığında dudaklarımı kızartacak kadar sert bir şekilde öpüyordu. Bende aynı şekilde karşılık veriyordum. Alt dudağımı sertçe tutup çekiştirdiğinde inledim fakat bu dudakları arasında kaybolmuştu.

Dilini ağzımın içine yönlendirip ağzımın bütün tadını almak istiyormuş gibi öptü. Ve bu bir süre devam etti.

Nefes nefese kaldığımızda ikimizde geri çekildik fakat o belimi bırakmamıştı bende ellerimi çekmemiştim. Alınlarımızı birbirine yasladığımızda burunlarımız birbirine değiyor, nefeslerimiz birbirine karışıyordu.

Ona baktığımda zaten bana baktığını gördüm. Gözleri koyulaşmış ve siyaha bürünmüştü.

“Beni affettin mi gül bahçesi…” diye kısık bir sesle sordu.

“Affetim Yiğit. Affetmesem dudağına yapışır mıydım?” Dediğimde burnundan güldü ve geri çekildi.

“Hadi eve git sen. Annenler merak etmesin. İyi geceler gül bahçem.” Sahiplik eki kullanması gözümden kaçmamıştı. Fakat benim için hava hoştu.

“İyi geceler Yiğit.”

Eve çıktığımda anahtarla kapıyı açıp içeri girdim. Annemle babam ortalıkta görünmüyordu, abim ise camdan dışarı bakıyordu. Bir dakika, ne! Abim camdan mı bakıyordu? Görmemiş olmasını dua ederek yanına gittim.

“Abi? Ne yapıyorsun burda?” Dediğimde bana döndü.

“Dudağına botoks mu yaptırdın kardeşim?” Diye sorduğunda hemen aynanın karşısına geçtim ve kendime bakıp içimden Yiğit’e sövdüm. Dudağım şişmiş ve kızarmıştı.

Abime geri döndüğümde beni süzdüğünü gördüm.

“Abi…”

“Yiğit mi?” Diye sorduğunda zaten her şeyi anlamış olduğunu gördüm ve sessizce kabullendim.

“Söyle o orangutana benim gözüme görünmesin.” Dedi ve gitti. İçime derin bir nefes çektim ve Yiğit’e yazdım.

Güldeste: Abim anladı, bir süre karşısına çıkmasan iyi olur.

Yiğit: Tamam güzelim. Ben hallederim onu. Bu arada bir süre ortalıkta olamayacağım. Göreve gidiyoruz.

Güldeste: Peki. Allah’a emanet ol.

Yazdım ve gönderdim. Odama girip yatağıma yattım ve uyudum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…