2. bölüm / 4
Görünmez Katil2. Bölüm: Abicim
Bölümler 4Şu an: 2. Bölüm: Abicim
- 1 1. Bölüm: Su Savaşı1.945 kelime
- 2 2. Bölüm: Abicim1.467 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. Bölüm: Cinayet1.250 kelime
- 4 4. Bölüm: İpucu1.588 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Canım yanıyor dedikçe benzin döktünüz...
Sabah, Selin'in kulağımın dibinde telefonumdan açtığı 'Uyan Güzel Keloğlan' şarkısı ile uyandım. Ama kalkmayı kesinlikle red ediyorum. "Selin, birtanem. Kaan'ı çağırır mısın, beni uyandırsın. Lütfen!" diye bağırdım. Bir süre sonra siyah tişört, yeşil kargo pantolon giymiş, siyah spor ayakkabı giymiş ve saçını yukarıdan at kuyruğu yapmış şekilde Selin geldi. Elinde telefon vardı. Ne, kimmiş o? Kaan mı? Gerçekten 'Saf Kaan' diye mi kaydetmişti? Kaan'ın sesi geldi, "Kız zilli, ben kapının önündeyim, gel hadi." Ne, kapının önünde miymiş? Hemen doğruldum. "Senin bu kadar hızlı gelmeni beklemiyordum." dedim. Güldü.
"Senin demene gerek yok ki. Yağmur yağıyor ıslanmayın diye geldim. Aslında seni aradım ama açmadın, ben de Saçaklı'yı aradım. O da tam beni arıyacakmış. Sen beni istemişsin." dedi.
O kadar mutlu oldum ki...
Ayağa kalktım. Giysi dolabımın önünde durdum. Dolabın içinden mavi eşortman ve kırmızı kısa kollu bir tişört aldım ve giydim. Kırmızı bağcıklı, beyaz ayakkabıyı da kutusundan çıkarıp giydim. Aynaya bakmak istemiyordum ama saçımı yapmam için bakmam gerekiyordu. Tarağımı alıp zar zor dolaşıklığı açtım. Saçımı açık bıraktım. Maskara, ruj, allık, higliter ve eyeliner ile hafif bir makyaj yaptım. Sırt çantamın içine telefonumu, kablosuz kulaklığımı, makyaj malzemelerimi, siyah defterimi, siyah uçlu kalemimi, silgimi, 0.5 ucumu ve siyah tokamı koydum. Sonra silgi, uç ve uçlu kalemimin çantada kaybolma ihtimali olduğu için küçük bir kalem kutusuna koydum. Tıp okuyorum. Steteskopumu koymayı unuttuğum için steteskopumu da koydum. Çantamı taktım ve kapıya yöneldim. Kaan hâlâ telefonu kapatmamıştı.
"Dolgu Dudak, sence de üşümez misin? Götün donar, zilli. Süslü olup bana güzel gözüküceksin diye hasta olacaksın. Mont, ceket bir şey giy üstüne." dediğini duydum. Biraz utandım. Gülümseyip dolabımdan siyah renkli montunu giydim. Selin bizim bu halimizi gülerek izliyordu. Selin telefonu kapattı. Salona gidip L koltukta oturdum. Selin elini alnına vurdu. "Ay, geri zekalı! Hastaneye geç kaldık. Hadi, yanındaki çantamı ver ve ayağa kalk, Elif ne kadar da yavaşsın." 'Elif' ismini duyduğumda kaşlarımı çattım.
Elif ismi bana hep babam olacak o pisliği hatırlatıyor. Çünkü bana bu ismi o pislik koydu. Babam Elif, annem Umay ismini koydu. Annem masum, babam suçluydu ve onun yüzünden ben de suçlu olmuştum. Yani...suçlu olmak zorunda kalmıştım. Babam, anneme şiddet uyguluyordu. Ama bana vurmazdı. Ya da vuramazdı, kim bilir benim için ne planları vardı. Bende annemi korumak için ona karşı geldim gelebildigim kadar.
Ama başaramadım... Annemi kurtaramadım... Hatta annemi o pislik yüzünden ben öldürdüm... Belki de annem artık huzur buldu... Emin değilim...maalesef emin değilim...
"Benim adım Elif değil! Umay, Umay Yıldız! Elif Umay Yıldız değil!" diye bağırdım. Sinirlenmiştim. Selin, benim sinirlendiğimi anlamış olacak ki, "Umay, be-ben özür dilerim." dedi mahcup bir sesle. Derin bir nefes aldım.
Bir kez daha...
Bir kez daha...
Bir kez daha...
Nasıl tepki göstermem gerektiğini bile bilmiyordum. Kızgın ve kırgındım. Selin'in benim tramvalarımı bile bile bana Elif demesi beni çok kırmıştı, babam olacak o pisliği hatırlattığı için de kızgındım. Ayağa kalktım ve kapıya yöneldim. Dışarı çıktım. Selin de arkamdan geliyordu. Evimizin tam önünde bir market var. Marketin önünde durdum ve Selin'e döndüm. Benim çok arkamda kalmıştı. Selin'i bekledim.
Selin yanıma geldi. Hâlâ mahçup gibiydi. Babamın baba neden 'Elif' ismini koyduğunu biliyordum. Babam, annemle evlenmenin daha ilk ayında evlilik dışı bir ilişki yaşamıştı. Size söyle söyleyim;
♡-♡
(Geçmiş Zaman)
O zaman ben yoktum. Daha ana rahmine bile düşmemiştim. 2003 yılında yaşanıyor bu olay. Ben ise 2005 doğumluyum, yani 20 yaşındayım. Her neyse...
Babam, anneme işi yüzünden, Ankara'dan, İstanbul'a gitmesi gerektiğini söylemiş. Babam bir bankanın müdürüydü. Müdür yardımcısı, Elif ile bir ilişki yaşamış. Hatta hamile bile kalmış, ilk çocuğu düşük olduğu için çok üzülmüş, bir kez daha hamile kalmıştı. Ve çocuğunun adı neydi biliyor musunuz?
Mete...
Evet, gerçekten Mete'ydi ve benden 2 yaş büyüktü. Ben bunları annemden öğrendim...
♡-♡
Bizim Mete ile de aramda 2 yaş vardı. Ben annemin soyadını kullanıyorum. Babamın soyadı Yılmaz. Ama Mete'nin soyadını bilmiyorum. Sanırım soyadı 'Y' ile başlıyordu. Emin değilim. Babamın oğlu olan Mete, 2 yıl sınıfta kalmış. Sanırım 5. ve 6. sınıfı bir daha okumuştu. Ben bu düşüncelerle boğuşurken Kaan'ın sesi geldi. Arabası marketin önündeydi. Arabadan inmiş, yanıma gelmişti. Mavi bir spor ayakkabı, gri bir eşortman altı ve mavi bir tişört giymişti. Dağanık saçları ile çok yakışıklıydı. "Dolgu Dudak, Saçaklı, ne oluyor burada?" dedi sakin bir ses tonunda. Derin bir nefes alıp "Bak Kara Kaş, benim aslında iki ismim var." dedim. "Ne güzel, peki tartışmayla ne alakası var?" dedi.
"Çok alakası var." dedim ve anlatmaya devam ettim, "Elif Umay Yıldız, benim tam adım. Anlamışsındır zaten, Elif ismimi kullanmıyorum. Selin de, bana Elif dedi. Bu yüzden tartıştık." diye açıkladım. Şaşırdı. Bir isim için kavga edilir mi diye düşünüyordu büyük bir ihtimalle.
"Anladım." dedi ve elimden tutup arabaya çekti. Arabaya bindim. Sonra Selin bindi. Ön koltukta yine Mete vardı! Ay bu ne ya? Her yerden çıkıyor.
Arka koltukta Selin ile oturuyorduk. Kaan arabayı çalıştırdı ve hastanenin yolunu tuttuk.
♡-♡
Sonunda hastaneye varmıştık. Yarım saat boyu oturmaktan popom ağrımıştı. Arabadan iner inmez koşarak hastaneye girdim. Selin arkamdan seslendi; "Umay! Beni bekle, konuşmamız gerekiyor!" Merdivenleri hızla çıkarken ayağım takıldı. Az kalsın düşüyordum. O sırada belimde bir el hissettim. Kafamı yukarı kaldırdığımda gördüğüm kişi ile şok oldum;
Mete belimi tutuyordu...
Kaan'a baktığımda Mete'nin eline, benim belime bakıyordu. Hemen kendime çeki düzen verdim. Mete'nin elini tutup ittim ve koşarak kızlar tuvaletine girdim. Arkamdan Mete bağırdı; "Abicim!"
Ne? Nasıl? Neden?
Mete doğru mu söylüyor? Umarım şakadır, tatsız, kötü bir şakadır.
Nefesimi kontrol edemiyorum...
♡-♡
Koca Kafa anlatıyor.
Ah hadi ama! Babamın hatasının cezasını neden ben çekiyorum? Yeter artık! Seni bulup yok edicem! Ege Kaan ve Selin Parla şok olmuştu. Parla kekeleyerek; "Demek Umay'ı haftalardır uyutmayan ve kim olduğunu öğrenmek istediği kişi sendin!" dedi. Ege hâlâ şoktu. Şoktan ilk çıkan Parla oldu. Ege Kaan ise şoktan çıktığında yaklaşık yarım saat geçmişti. Kaan "Sen ne diyon lan? Benim sevdiğim kızın abisi...benim en yakın arkadaşım olamaz! Doğru mu bu?" dedi. Hem sinirlenmiş hem üzülmüş hem de ona bunca zaman söylemediğim için kırılmıştı. Şu an öyle bir yerdeydik ki...
Ege'nin hoşlandığı kız; benim üvey kız kardeşimdi. Benim hoşlandığım kız; üvey kız kardeşimin arkadaşıydı.
Ege'ye baktım. Hâlâ şaşkın gibiydi. Parla'ya baktığımda...şaşkın gibi değildi. Daha çok...hayatı sorguluyor gibiydi. Duygularını çok iyi saklıyordu.
Babam gibi...
Her neyse... Benim Elif'e bakmam gerek. Aaa pardon...Umay diyecektim. Babam küçükken hep Elif derdi. Annemin adı da Elif'ti. İlk başlarda anneme benzediği için öyle diyor sandım. Ama...hayır, anneme bin basar. Evet, annemden daha iyi... Neyse, Umay'a bakmam gerek. Hastaneden içeri girdim. Kız ve erkek tuvaleti farklı olduğu için ve Umay da kızlar tuvaletine gittiği için Umay'a bakamadım. Dışarı çıktım. Parla'nın yanına gittim.
"Parla, Umay'a bakar mısın? Kızlar tuvaletine girdiği için ben giremem." dedim. Başını salladı. Bende Ege'nin yanına gittim. Hastanenin önündeki banklardan birine oturması için yardım ettim. Sonunda konuştu;
"M-Mete? Bu-Bu doğru mu? Abisi misin gerçekten? Şaka, değil mi? Lütfen şaka de!"
Onun adına çok üzgündüm. Ama yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Cevap verdim;
"Maalesef, Ege. Üvey abisiyim. Şaka değil."
Yüzü düştü. Gerçi zaten düşüktü, sadece yere bakmaya başladı.
♡-♡
Saçaklı anlatıyor.
Bildiğiniz şoktum. Hastaneye, daha sonra da ilk kattaki kızlar tuvaletine girdim. Umay yerde yatıyordu! Hemen yanına koştum. Bu tuvalet çok kullanılmadığı için kimse görmemişti. Umay'ın kafasını bacağıma koydum. Nabzını kontrol ettim. Nefes alıyordu. Galiba o da duyduklarıyla şok olmuştu. Bu yüzden de bayılmıştı. Çantamı kafasının altına koyup Mete ve Kaan'ın yanına gittim. Adımlarım koşar gibiydi. Yanlarına vardığımda. Kaan, yeri izliyor, Mete ise hastaneye bakıyordu ki dolayısıyla beni görmüş ve ayağa kalkmıştı. "Mete, Umay bayılmış." dediğimde Kaan ayağa fırladı. Hastaneye koştu. Mete ve bende peşinden koştuk. İçeri girdiğimizde, Kaan kız tuvaleti olduğunu bile bile Umay için kızlar tuvaletine girmişti. Umay'ın yanında oturuyordu. Umay'ı kucağına aldı. Tuvaletten çıktı ve her hangi bir muayeneye odasına girip Umay'ı muayene yatağına yatırdı. Ben de peşlerinden gitmiştim. Çantam tuvalette kalmıştı. Bir kaç dakika sonra Mete geldi. Elinde benim çantam vardı. Yanıma gelip çantayı bana verdi. Sonra da Umay'ın yanına oturdu. Mete'ye teşekkür eder gibi baktığımda gülümsedi. Sonra yine Umay'a döndü.
♡-♡
Yaklaşık yarım saat geçmişti. Ne Umay ayılmıştı, ne de konuşuyorduk. Hiç birimizin ağzını bıçak açmıyordu. 5-6 dakika sonra Umay ayılmaya başladı. Gözleri ilk Kaan'ı gördü. Kaan'a gülümsedi. Kaan da ona. Umay'ın gözleri şimdi de Mete'yi bulmuştu. Umay duraksadı.
"Gerçekten abim misin? O herif yaşıyor mu?" dedi. Mete de duraksadı.
"Evet, gerçekten abinim. İstersen DNA testi yaptırabiliriz ama annelerimiz farklı. Ve evet, o pislik yaşıyor. Maalesef." dedi en sonunda. Umay bana ne ailesinden, ne de geçmişinden bahsederdi. Sadece ısrar ettiğimde bazı şeyleri anlatırdı. Babasını sevmediğini, 'Elif' ismini ona babasının koyduğunu ve babasını hatırlattığını biliyordum. 3,5 yıldır arkadaştık. Üniversitede tanıştık.
(Not:Umay'ın geçmişi için bir kaç bölüm ayarlıycam, merak etmeyin.😊)
Umay; "DNA testine gerek yok. Senin soyadın neydi? Kaç yaşındasın?" dedi.
Mete; "22 yaşındayım. Soyadım Yılmaz." dedi.
Umay şok olmuş gibiydi. Kekeleyerek, "A-abi mi!? O sen miydin? Be-benim öz annemi öldürmemi sağladı senin baban!" dedi. Mete gülümsüyordu fakat gülümsemesi soldu. "Kardeşim..." dedi. Umay hiç gülmüyordu.
♡-♡
Gün çok yoğun geçmişti. Eve gider gitmez üstümüzü değiştirip uyuduk. Yarın bakalım neler olacak?
♡-♡
Evettttt! Bu bölümde böyleydi. Sizce olaylar fazla mı hızlı? Yorumlarınızı bekliyorum. Sonraki bölüm görüşmek üzere!❤
Bölüm etkileşimi
