Gönül Yarası kitap kapağı

3. bölüm / 3

Gönül Yarası

3-duygu boşalması

Vaveyla Yazarı: Eylül su Yalçın

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 3-duygu boşalması

3- Duygu boşalması

Ellerim titrerken nefes alışlarım bariz bir şekilde hızlanmıştı. Nisa üzerimdeki gerginliği fark ettiğinde dolan gözlerini silip oturduğu yerde dikleşti.

Bir eli güven vermek istercesine elimi kavrarken panik atağa yaklaştığımı biliyordu.

“Ne oldu? Kim aradı?”

Yutkunurken Nisa’nın elini daha sıkı kavradım.

Sakin ol Beren. Sakin ol.

Kendi kendimi sakinleştirmeye çalışırken güçlükle “anne”diye fısıldadım.

Anne.

Dört harf.

Aitlik eki yok.

Çünkü senin bir annen yok Beren.

Nisa kimin aradığını anladığında anlam vermeye çalışarak “Zerrin Hanım mı?”

Başımı hızlı hızlı sallarken Nisa ayaklanmış, hızla soğuk bir suyu önüme bırakmıştı. Titreyen ellerimle suyu kavrayıp hızla kafama diktim.

İsmiyle bu hâle gelmen çok acınası.

Otoriter bir kadındı Zerrin Başkaya. Kendi itibarını her şeyden çok düşünür. Çoğu kadının hayali olan annelik duygusunu bile buna bağlardı.

O anne değildi.

Bana öğrettiği tek şey insanların yanında kibar ve nazik olmaktı.

Oysa ben kibar ve nazik olmayı değil, çocuk olmayı istiyordum.

Nisa’nın kulağıma fısıldadığı sakin ol sözleriyle az olsa kendime gelmiştim.

Nisa hızlıca ellerimi kavrayarak “Ne oldu? Ne dedi?” hiçbir şey söylememişti halbuki. Sadece yanına çağırmıştı.

Yıllardır yüzüme bile bakmayan kadın neden durduk yere aramıştı?

“Çağırdı.”

Hiç garipsemeden ayaklandı.

“O zaman gideriz.”

Gözlerim irileşirken anlamaz gözlerle ona bakıyordum. Üzerine hırkasını geçirecekti ki hızla ayağa fırlayıp kolunu tuttum.

“Saçmalama Nisa. Emrivakilerden nefret ettiğini sen de biliyorsun.”

Umursamaz bir şekilde omuz silkeleyerek “İster sevsin, ister sevmesin seninle geleceğim.”

Bize değer veren tek kişi o derken yalan söylemiyordum.

İtiraz etmeye hazırlanıyordum ki kolumu tutarak “Korktuğunu biliyorum Beren.”

Sessiz kaldım. Sanırım cevap veremeyecek kadar yorgundum.

“Korkuyorsun Beren, o yüzden cevap vermiyorsun. Şimdi bana karışmayı bırak ve üstünü giyin.”

Nisa kendini geri çekip üzerine hırkasını geçirirken sadece bakıyordum. En sonunda derin bir nefes alarak ve siyah deri ceketimi giyindim.

Nisa çoktan evden çıkmış, telefonunu açmıştı.

Onun da annesi iyi değil Beren.

Spor ayakkabılarını giyerek evden çıktığımda telefonunu kapatmış, trençkotunun cebine atmıştı. Derin bir nefes alarak arabaya bindim. Nisa yan koltuğa kurulduğunda arabayı hızlıca çalıştırdım.

Gergince direksiyonun üstünde parmaklarımı gezdirirken Nisa arabadaki kasvetli havayı dağıtmak ister gibi “Bugün ne yaşadım biliyor musun?” diye sordu.

Hiç bozuntuya vermeden “Ne yaşadın?” diye sordum.

Camı açarak derin bir nefes aldı.

“Ya bak şimdi metrodaydım, tamam mı?”

Başımla onaylarken hasta olacağını tahmin ederek camı kapatmıştım.

“Herkes üzerime çullanıyor. Zaten çok sinirliyim. Metro da iğrenç kokuyor bu arada. Neyse işte benim telefon çalmaya başladı. Bir denedim, alamadım. İki denedim, alamadım. En sonunda hızla doğruldum ama bir şeyi hesaba katmamışım.”

Meraklı bir ifadeyle ona dönerken “Önümdeki adamın üzerine kahveyi döktüm.” diye mırıldandı.

Büyük bir kahkaha atarak önüme döndüm. Ters bakışı üzerimde seyrederken ben hâlâ katıla katıla gülüyordum.

🕯️

Önündeki maskeyi anlamaz gözlerle bakarken düşünceliydi Akın Karadere.

Birkaç haftadır bu maskenin peşindeydi ve alması gerçekten uzun sürmüştü. Normalde maksimum bir hafta kaçma kovalamaca oynardı.

Lakin bu maskenin peşinden tam üç hafta koşmuştu.

Elindeki inciyle yaldız işlemeli beyaz maskeyi yedinci kere incelemeye başlamıştı.

Yarım saattir aralıksız bir şekilde ne olduğunu anlamaya çalıştığı için her an maskeyi parçalayıp yakabilirdi.

Sinirle yutkunurken maskenin içine bir kez daha baktı.

Bir bir sıfır sekiz bir dokuz dokuz yedi.

Yarım saattir bu sayıların ne anlama geldiğini anlamaya çalışıyordu.

Bir kere daha Elvin’i düşündü.

Siyah saçlarını, siyaha yakın kahverengi gözlerini, buğday tenini. Hiçbirinin sayılarla alakası yoktu.

Elvin’i tanır, sever ve sayardı.

Bu yüzden olsa gerek Elvin’i tanıyordu.

Ya da insanların her şeyini ezberlemekten.

Sayıların hepsi birleşik olduğu için ayırt edemiyordu.

🕯️

Gözlerim yıllar önce yaşadığım bu evde gezinirken olabildiğince güçlü durmaya çalışıyordum.

Nisa tam yanımda durup güven vermek istercesine gülümsedi. Arabadayken zor da olsa kafamı dağıtmayı başarmıştı fakat şu an asla dağıtamazdı.

Derin bir nefes alarak omuzlarımı dikleştirdim. Nisa’nın yanından hızlı adımlarla ayrılırken peşimden geldiğini biliyordum.

Kocaman malikanenin büyüleyici bahçesine gözlerken bir taştan farksızdı suratım.Hissiz gözlerle özenle ekilmiş çiçek bahçesine bakarken kapının önüne gelmiştim.

Kapının önündeki sarı loş ışık yüzümü aydınlatarak omuzlarımı daha da dikleştirdim. En sonunda derin bir nefes alarak

Gergin bir şekilde 5-6 saniye beklemek benim için ölüm gibiydi.

Kapıyı yıllardır burada çalışan, annemden daha çok annelik yapan Zehra teyze açmıştı. Siyah saçlarını yine sıkı bir topuz yapmıştı. Üzerinde klasik hizmetli takımı vardı. Tonton ve yuvarlak yüzüyle her zamanki Zehra teyzeydi işte.

Beni görünce iri mavi gözleri doldu. Beni kalbine basarak içini çekti ve “Yavrum,” diye fısıldadı.

Kalbimin cız ettiğini hissettim. Onu çok özlemiştim. Bedenim benden habersiz harekete geçerek kendimi kollarına bıraktım. Sıkıca bana sarıldığında burnumu anne kokusu doldurmuştu.

Anne kokusu ne demek, biliyor musun?

“Beren?”

Sesini duyunca otomatik olarak dikleştim.

Zehra teyzenin kollarının arasından çıkıp omuzlarımı daha da dikleştirdim.

Ela gözlerimi yine bir hissizlik sararken Nisa eve girmişti.

Annemin bakışları Nisa’ya dönerken gözlerinde belirgin bir memnuniyetsizlik belirdi.

Klasik zerrin başkayaydı, sarı tutamları dalgalar hâlinde uzanıp dökülüyordu. Üzerinde sütlü kahve bir takım vardı. Yüzünde ise kusursuz bir makyaj…

Dışarıdan görsel bir şölen yaratıyordu lakin içi bir çöplükten farksızdı.

Evde ona en çok benzeyen bendim. Belki de bu yüzden tamamıyla ona benzememi istiyordu.

Ama hayır, hayatım boyunca ona asla benzemeyecektim.

Nisa’nın kolunu kavrayarak salona geçtim. Genel olarak bir şeyleri değiştirmeyi sevmezdi. Bu yüzden hiçbir şey değişmemişti.

Nisa’yla beraber siyah avangart koltuğa oturdum. Çok geçmeden annem tüm havasıyla içeri girmişti. Karşıdaki tekli koltuğa oturup bacak bacak üstüne attı.

Kaşlarıyla Nisa’yı işaret ederek onun burada ne işi olduğunu sordu.

Normalde bir şey söylemezdim. Fakat Nisa’ya laf atılmasına tahammül edemiyordum.

“Ben niye geldiysem o da o yüzden geldi. Buyur, konuş. Durduk yere neden çağırdın İtibarın mı bozuldu?”

Dudaklarında alaycı bir tebessüm belirdi. Küçümseyici bakışlarıyla ikimizi süzerken Nisa da benim gibi dikleşmişti.

“Aynen öyle. İtibarım bozuldu ve bu senin yüzünden.”

Nedense hiç şaşırmamıştım.

Zehra teyze hızlı adımlarla annemin önüne bir fincan kahve koyup uzaklaştı. Ciddi anlamda hiçbir şey değişmemişti. İçtiği kahve bile

şekersiz Türk kahvesiydi.

“Ne yapmışım?” dedim, soru sorarcasına.

Gülümsedi. Öyle bir gülümsemeydi ki tüylerimin diken diken olduğunu hissetmiştim.

Ben ecel terleri dökerken o olabildiğince rahattı.

“Sence ne yaptın?” diye sordu bu sefer.

“Elbisem mi kötüymüş? Dik mi duramamışım? Saçlarım mı yağlıymış? Kibar olamamış mıyım?”

Evden, kameralardan ve bu hayattan ayrılmak için kaçmıştım. Ama kurtulamamıştım.

İstemediğim Bu hayat peşimi asla bırakmıyordu.

Kaşlarını kaldırarak dilini şaklattı. Bakışlarını Nisa’ya çevirdiğinde yutkunmuştum.

“Annen nasıl?” diye sordu.

Nisa duraksayarak, “Aynı,” diye mırıldandı.

Nisa hâlâ anlamamıştı. Fakat ben bazı şeyleri çözmüştüm.

Yeniden bana döndü.

“Anladın mı ne olduğunu?” diye sordu.

Ben cevap veremeden ikimize baktı.

“Görüşmenizi istemiyorum.”

Tüm bedenimi garip bir titreme sararken kaşlarım çatılmıştı. Nisa’nın da bedeni buz tutmuştu.

Odada birkaç saniyelik ölümcül bir sessizlik belirdi.

Hiddetle ayağa fırlarken sesimi yükselttim.

“Pardon?”

Benim aksime çok rahattı. Sırtını koltuğa yaslayarak, “Duydun,” diye homurdandı.

“Duymadı!” diye bağıran Nisa’ydı.

Empati ve hoşgörüsünü bir kenara bırakmış, göğsü şiddetle inip kalkarken tam yanımda yerini almıştı. Bunu da umursamadı.

“Annen cemiyetten ayrıldı fakat biz hâlâ duruyoruz. Kusura bakma, itibarımız lekeleniyor,” dediğinde kendimi tutmayı bırakmıştım.

Yıllarca alttan almış, ne derse yapmaya çalışmıştım. Fakat benim de bir sınırım vardı.

Nisa için her şeyi göze alırdım. Geniş zaman. Her zaman alırdım.

“Biz diye bir şey yok! O itibar da, o cemiyette de ben değil, sen varsın!” diye şiddetle bağırdım.

Bu cümlemle Zehra teyze koşarak gelmiş, bedenimi sıkı sıkı kavramıştı. Ona zarar vermemek için bedenimi yavaşça geri çektim.

Annem de ayağa kalkmış, çatık kaşlarıyla tam önümde durmuştu.

“Sen nasıl bana bağırırsın? Karşında annen var senin.”

Anne olduğunu düşünmesi komikti.

Histerik bir kahkaha atarken delirmiş gibiydim.

Belki de çoktan delirmiştim.

Aniden gözlerimden yaş dökülmesini kimse beklemiyordu.

Dudaklar gülerken gözler ağlayamaz mı?

Duygu boşalması yaşıyor gibiydim.

“Anne mi?” diye sordum, inanamıyormuşçasına.

Ağzını kızmak için açacaktı ki sözünü kestim.

“Sen mi? Sen anne misin? Söyle, ne zaman yaptın annelik? Söyle!”

Bağırarak üzerine yürüyecektim ki Zehra teyze yine önüme geçti. Umursamadım. Canını yakmadan bedenini kendimden uzaklaştırdım.

Üzerine yürüyüp bağırmaya devam ettim.

“Söyle, neredeydin sen? Söyle, ne yaptın anne olarak? Hangi görevini yaptın? Anne olmak, kızını köpek gibi yetiştirmek demek değil, Zerrin Hanım!”

Yüzüne tükürürcesine söylediğim bu sözlerle daha da sinirlendi. Lakin sessiz kaldı.

Ben de durmadım. Dayanamayacak kadar dolmuştum.

“Söylesene! Ha, ama söyleyemiyorsun. Çünkü sen anne değilsin.”

“Senin evinin parasını bile ben ödüyorum.”

Durdum.

Evi büyük bir sessizlik sararken yalnızca baktım, inanamıyormuş gibi.

“Anneliği parayla ölçecek kadar bencil bir insansın.”

Sesim bir fısıltıyı andırıyordu.

Dudaklarımdaki buruk tebessümle iki adım geri gittim. Bunu bile yüzüme vurmuştu. Oysa ondan para isteyen yoktu.

Masadaki örtüyü duygusuzca çekip fırlattım.

“Beren!” diye bağırmıştı Nisa.

“Evimin parasını ödüyormuş, biliyor musun? Ne güzel bir anne!”

Psikopatça kahkahalar atarak masayı devirdim. Annemmiş ya anneymiş içimdeki duyguları daha fazla bastıramıyor dışa vuruyordum. Her şeyi birbirine katmaya çoktan başlamıştım. Lakin işe yarar gibi değildi. Deli gibi salonu birbirine katarken hem ağlıyor hem kahkaha atıyor hem de sinirden titriyordum. Bütün duygularım birbirine girmişti.

En son Nisa’yı yanıma alıp annemin tam karşısına durdum. Yarattığı enkazı duygusuzca izliyordu.

“Senin evine kalmadım ve Nisa’yla da tepe tepe konuşacağım. Ben senin kuklan değilim!”

Söylediğim cümle duvarlara çarparken Nisa’nın koluna girip evden çıktım.

Malikaneden çıkana kadar sadece titremiştim. Fakat evden çıktığım ilk dakika bedenimi yere bırakıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.

Başımı Nisa’nın göğsüne yaslamışken tek bir şey söyleyebildim.

“Yoruldum. Maske takıp iyi gibi davranmaktan çok yoruldum.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18