Gönül Yarası kitap kapağı

1. bölüm / 3

Gönül Yarası

1-Kırılmış kalpler

Vaveyla Yazarı: Eylül su Yalçın

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 1-Kırılmış kalpler

YAZAR NOTUBu kitapta yer alan kişi, kurum, kuruluş, olay ve mekânlar tamamen hayal ürünüdür. Gerçek kişi, kurum, kuruluş ve olaylarla olan benzerlikler tamamen tesadüfidir.Kitapta yer alan karakterlerin düşünceleri, davranışları ve yaşadıkları olaylar kurguya dayanmaktadır.

🕯️

“Senden nefret ediyorum, Akın Karadere.”

Var gücümle bağırdığım bu cümlenin onu bu kadar sarsacağını düşünmemiştim.

Bardaktan boşalırcasına yağan yağmur, siyahın en koyu olan saçlarını sırılsıklam yapmıştı.

Bir zamanlar çok sevdiğim, bana hep aşkla bakan yeşil gözleri artık hissiz bakıyordu.

En azından benim gibi büyük bir nefretle bakmıyordu.

Hakkı var mı, Beren? Söyle, yaptıklarından sonra sana nefretle bakmaya hakkı var mı? Yoktu.

Yaptığından sonra tek istediğim suratına sert bir tokat atmaktı.

Yapardım normalde. Ama onun gibi bir insan için değmezdi.

Yapamazdın, Beren. Kıyamazdın.

Adem elmasının yavaşça aşağı yukarı oynamasını izlerken gözlerimin sulandığını hissettim.

Yağmur yağıyor.

Gözüne geldi.

Onun için ağlamıyorsun, diye geçirdim içimden kendi kendime.

“Emin ol, ben daha çok nefret ediyorum, Beren Başkaya.”

“Başkaya.”

Geçmişteki sesi zihnimde yankılandı.

“Başkaya değil, güzelim. Beren Karadere.”

İnadına vurgulamıştı.

Tanıyordum onu.

Maalesef.

Maalesef mi?

Emin misin, Beren? Yaptıklarına rağmen pişman değilsin onu sevmekten.

Pişmandım.

Onunla geçirdiğim her saniye için pişmandım.

Alaycı bir tebessüm oluştu yüzümde, acımı bastırmak için.

“Başkaya?” diye mırıldandım, sorarcasına.

“Başkaya,” diye onayladı.

Sessiz kaldım. Diyecek bir şeyim yoktu zira.

“Sadece kendime kızıyorum, biliyor musun? Senin gibi bir insana inandığım için sadece kendime kızıyorum,” dedim, bir adım gerilerken.

Hissediyordum, bu sefer bitecekti. Benim hislerim hiç yanılmazdı.

“Bence de kendine kızmalısın,” dedi, dudaklarında kırık bir tebessüm oluşurken.

“Hiç mi sevmedin, Akın?” diye sordum, acımı belli etmeden.

“Hiç sevmedim, Beren.”

İçim sinirle doldu. Muazzam bir nefretle dolduğumu hissettim.

Tutamadım kendimi. Hınçla ileri atılıp sertçe ittim iğrenç bedenini.

Ela gözlerimden sicim gibi gözyaşları dökülürken, “Sevmiyorsan neden öyle baktın? Neden içim gidiyormuş gibi dokundun? Neden ismimi öyle söyledin? Neden o hayalleri benimle kurdun?” dedim.

Yeşil gözlerinden anlam veremediğim bir ifade geçti.

“Rol,” dedi kaşlarını kaldırırken. “Canım sıkıldı, ben de birini üzeyim, dedim. Sen, seni sevdiğimi falan mı düşündün? Kusura bakma, Beren. Sen sevilebilecek bir insan mısın?”

Bitmişti.

Yine ve yine yanılmamıştım.

Ne çok isterdim oysa yanılmayı.

“Rol öyle mi?” dedim, boynumdaki şakayık kolyesini kavrarken.

Bakışları kolyeme düştüğünde…

Kaşları büküldü.

“Rol,” dedi zihnim. “Yine rol yapıyor, Beren. İnanma.”

Kolyeyi var gücümle çekip kopardım.

Yumruk olan elini kavrayıp yumruğunu açtım. Kolyeyi avucuna bıraktığımda gözümden süzülen bir damla yaşı umursamamıştım.

“Bitti,” diye fısıldadım cılız sesimle.

“Sen bitirdin.”

🕯️

Nefes nefes uyandığımda dünya etrafımda dönüyordu.

Durduk yere rüyamıza girmesi hiç olmadı Beren.

Bencede olmamıştı.

Bir şeylerden tetiklenmiş olmalıydım. Zira bu saçma an rüyalarıma sadece tetiklenince girerdi.

Saçma mı? biz o an için kaç ayımızı harcadık farkında mısın sen?

Ne yazıkki.

“Beren hadi kalk!” Diyen Nisanın sesini duyduğumda, daha fazla oyalanmayarak ayaklandım.

Hızlı adımlarla lavaboya girdiğimde, aynada ki aksim beni korkutmuştu.

Sarı saçlarım dağılmış, Ela gözlerim anlayamadığım bir şekilde hem ıslanmış hemde kızarmıştı.

Ağlamışsın rüyanda işte.

Sinirle yüzümü sıvazlayıp, suyu açtım. Buz gibi olmasını umursamadan tam üç kere üst üste yüzüme vurdum.

Ancak bu şekilde kendime gelebiliyordum.

“Beren Gelsene artık çaylar soğuyacak!” Diyerek ikinci kez bağıran Nisayla hızlıca odamdan çıktım.

Hep benden erken uyanan Nisa her zamanki gibi kahvaltıyı hazırlamıştı.

Bana kalsa asla hazırlamazdım.

Bunu bildiği için benden daha erken kalkardı.

“Günaydın.” Diye mırıldandım. Suratıma her zamanki maskemi takarak.

“Günaydın.” Diyerek sandalyeye oturdu Nisa.

O yumurtasını soyarken bende karşısındaki sandalyeye kurulmuştum.

Bakışları bana döndüğünde, kendi çayımı dolduruyordum.

“Ensen ıslanmış kabus mu gördün.” Diye sordu Nisa. Elim enseme gittiğinde gerçekten terlediğimi gördüm.

Bana göre bir kabus değildi.

Aynen

Ama başımı sallayarak onayladım.

“Yine mi aynısı?” Başka rüya gördüğüm yoktu zaten.

Bu döngüde sıkışmıştım. Tetiklenmediğim sürece rüya görmüyordum. Tetiklendiğim zamanlarda ise boş bir insanla olan ayrılığımızı görüyordum.

Boş?

Gözlerim yeteri kadar şey anlatıyor olacakki çayından bir yudum alarak, “Bir bitiremedin şu beyinsizi kafanda.” Bitirmiştim.

“Bitirdim.” Diyerek şiddetle karşı çıktım. Artık ona karşı hissettiğim tek duygu iğrentiydi. Başka bir duygu hak ettiğide yoktu zaten.

Alaycı bir şekilde kaşlarını kaldırdı Nisa, “O yüzden mi rüyalarından çıkmıyor hanımefendi.”

Kısık bir sesle homurdanarak, çayımdan bir yudum aldım.

“Kendi işine baksana sen.”

Yüzünü buruşturarak, “aman be çok meraklıyız senin siktiri boktan aşk hayatına.” Güldüm bu haline.

“Niye sende yok mu?”

Hızla bana döndüğünde gözlerinden alevler fışkırıyordu.

“Sende mi ya?” Diye sorduğunda omuz silkerek

“sen bana yapıyorsun?” Diye mırıldandım.

Hanımefendi bu hafta biricik sevgilisinden ayrılmıştı. Çatacak yer aradığını biliyordum zira aldatılmıştı.

Nisa gibi birinin nasıl aldatıldığa beni şaşırtıyordu.

Kumral güzeliydi Nisa. Açık kahve tutamları ile buğday teni birleşip mükemmel bir uyum yakalardı. Kahve gözleride bu uyuma girince ortaya mükemmel bir görüntü çıkıyordu.

O’da buna sinirliydi zaten.

Kendinin farkındaydı.

Zaten sevgiliside bana göre onu hak etmiyordu. Hem aldatmış, hem değersiz hissetirmiş, hem de suçu Nisaya yıkmıştı.

Tanıdık geldi biraz.

“Aman be çok meraklıyım o sıfatsıza bana erkek mi yok?” Diyerek rahatça arkasına yaslanan Nisaya sadece baktım.

Şanslıydı yine. Çocukla araları hiç bir zaman mükemmel olmamıştı. Toksiklerdi genel olarak, bir gün mükemmel olup ertesi gün birbirlerinin yüzlerine dahi bakmazlardı.

Zaten Nisada onunla ayrıldığına değil, aldatıldığına yanıyordu.

Keşke bizdede öyle olsaydı. Keşke o piçte toksik olsaydıda şuan bu halde olmasaydık.

Boşluğa baktığımı fark eden Nisa, “birde unutmuş aynen kanka.” Diyerek ayaklandı.

Bakışlarım ona dönerken herhangi bir tepki vermedim.

Üzerine siyah bir bluz altınada siyah kumaş bir pantolon giymişti. Saçlarını sıkı bir at kuyruğu yaparak kombini tamamlamıştı.

“Nereye?” Diye sordum onu süzmeyi bırakarak, “Eda çağırıyor bir uğrayayım.” Diyerek çantasını koluna taktı.

İş yerinden bir arkadaşı olarak tanıyordum. Şu zamana kadar herhangi bir yanlışını görmemiştim. Nisada ben bir şey demediğim için konuşuyordu.

Birbirimizin hayatlarına karışmazdık ama hislerim kuvvetliydi bu yüzden önce bana gelip ne hissettin diye sorardı.

Bitecekti bu sefer hissediyordum.

Yanağımda hissettiğim sulu öpücüklerle kıkırdayarak Nisaya döndüm. “Görüşürüz.” Diyerek bir öpücük daha bıraktı yanağıma tebessüm ederek “görüşürüz” diye mırıldandım.

Kapanan kapının bıraktığı tiz sesle beraber maskem düştü yüzüm asıldı.

Neredeyse yemediğim yumurtayı bırakarak ayaklandım. Hızlıca kulaklığımı takarak rastgele bir şarkı açtım.

Sofrayı toplamaya başlarken kulağımı dolduran ses olduğum yerde bir kaç saniye duraksamama neden oldu.

“Gel yaralarını ben sarayım.

Ömrünü ömrüme katayım

Bir gün gülersek eğer

Yoluna güller katayım.”

Yutkunurken zihnime düşen o bir kaç parça anıdan da nefret ettim.

Umursamadım.

Çalıştın.

Sofradaki artanları hızlıca toparlarken, o şarkıyı hızla geçmiştim.

🕯️

Azranın fotoğraflarına bakarken oldukça şaşkındı Akın.

Hiç bir şey anlayamıyordu zira.

Bu neydi şimdi?

Ayberk durduk yere bu kızı araştırmasını istemişti.

Saçmaydı.

Şu zamana kadar birini araştırmasını istememişti.

Akın kendi kendine araştırır Ayberk sorana kadar bir şey anlatmazdı.

Garipti zaten aralarındaki ilişki aynı zamanda saçmaydıda.

Akının saldıraya uğradığı bir gün hayatında ki önemli birini kurtarmış, akının hayatına giriş yapmıştı.

Ayberk bile habersizdi kimi kurtardığının.

Sapsarı saçlara ela gözlere sahip olan o kadının kim olduğunun farkında değildi.

Açılan kapıyla bilgisayarı kapatıp doğruldu Akın.

Kimin geldiğini biliyordu.

Saçma bir şekilde adım seslerinden kimin geldiğini anlıyordu.

Ya da çocukken saklanmadan önce duyduğu sesleri ezberlemekten.

Ayberk içeri girdiğinde yanılmadığını anladı.

Şaşırmamıştı. Hiç yanlış tahmini olmamıştı şu zamana kadar.

Ayberk içeri girip Akına kısa bir selam verip gri koltuğa yayıldı.

“Ne yaptın?” Diye sordu akına dönerken,

Akında koltuğa geçerken başını iyi der gibi sağa eğdi.

Güldü bu haline Ayberk.

“Gözler öyle demiyor.” Diyerek gözlerini kıstı.

Anlamsızca korktu Akın yakalanmaktan.

Az önce kendini tutamayıp Berenin fotoğraflarına bakmıştı.

“Yine mi o kız?” Diye sordu. O kız diyordu çünkü ismini bile bilmiyordu.

Akın bu konuda onunla çok dertleşmişti ama ismini inatla söylememişti.

“Yine o kız.” Diyerek bedenini koktuğa bıraktı.

Az sonra yine aynı konuya girip geçmişi yarım saat anlatacağının ikiside farkındaydı.

🕯️

Evde internet bittiği için sıkıntıdan delirmek üzereydim.

Kendi paketimde bitmişti.

Sinirle koltuğa oturup galeriye girdim.

En son ne zaman incelediğimi bile hatırlamıyordum.

İlk fotoğrafa girip, Nisa ile konserde olan fotoğrafa baktım. İkimizinde yüzümde kocaman gülümseler vardı.

Nadir mutlu oluruz. Bakar bakar huzurla dolarsın silme.

Silmezdim zaten. Nisa vardı. Saçma bir alışkınlıktı ama sevdiğim insanları galeriden silemiyordum.

Bu yüzden sildiğin tek fotoğraflar kendininkiler.

Yarım saatin sonunda galerimin başlarına inmiştim. Ve aralıksız 5 dakikadır ekranda gördüğüm saçma bir fotoğrafa bakıyordum.

Saçma demeyi kesecek misin?

Akınla sevgili olduğumuz dönemden gereksiz bir fotoğraftı ama silemiyordum.

Sevmiyordum oysa onu.

Sen öyle san.

Buraya kadar okuduysanız bi yorum bırakın yaa, bölüm hakkında ne düşündüğünüzü çok merak ediyorum!! Özellikle Akın hakkında ne düşünüyorsunuz, onu da çok merak ediyorum. Hadi bakalım yorumlarda buluşalım, tepkilerinizi bekliyorum!!
🕯️🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

37okunma 12beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18