2. bölüm · Gömülü gerçekler
🌌2.bölüm - Sırlar ve Notlar
O an Altay'la hiç kavga edemezdim. Yanımda oturması için çantamı çekip, tavırla kafamı sıraya koydum. O ise bana “Ne bu tavır?” gibisinden bakıyordu. Derin bir of çekip kalktım; defterimi çıkarıp bir şeyler karalamaya başladım. Resim yeteneğim vardı, az çok. Altay kafasını bana döndürüp ne yaptığıma baktı. Ben de o sırada annemin resmini çiziyordum — anı kalsın diye onunla sadece 1 tane resmim vardı; pek resim çekinmezdi annem. Altay kafasını, sanki dikkati dağılmış da toparlanmaya çalışıyormuş gibi, iki yana salladı. Öyle yapınca ben de o yöne dönüp, “Ne oluyor, amıma koyayım, mutasyon mu geçiriyorsun?” diyerek çıkışmıştım. Bana dönüp, “Sakin ol şampiyon, bir şey yapmadım; sadece kafamı salladım. Ne bu şiddet, bu Celal?” Üstüne üstlük bir de benimle kafa buluyordu. Onu oracıkta öldürmek istedim ama yapamadım. Yine oflayıp kafamı sıraya gömdüm.kayrada benimle daha fazla uğraşmadı Arkadaşları yanına gelip onu çağırdılar. Altay, prenses erkekler gibi nazlı bir tavırla,
“Gelmem.” dedi.
Arkadaşları ona inat sert bir şekilde benim üzerime ittirdiler. Sıramdan tutmasaydım düşebilirdim. Altay üstüme düşmüştü, resmen! Panikle ayağa kalktım; Altay sıramda kafasını tutarak yatıyordu. Sabrımı sınıyorlardı.
Altay'ın arkadaşları hemen ona eğilip,
“İyi misin lan?” diyerek kaldırdılar.
Bu, bardağı taşıran son damla olmuştu. Hızlı adımlarla sıranın etrafını dolaşıp yanlarına gittim ve iten çocuğa bağırmaya başladım:
“Ya sen mal mısın?! Ben de buradayım ya! Hani çocuğu niye ittiriyorsunuz, salaklar! Yere düşüyordum az kalsın! Bir de hiç bir şey olmamış gibi ‘İyi misin?’ diyorsun! Sence iyi mi?! Bunu kime diyeceğin gayet açık bence!” dedim.
Yüzüm kıpkırmızı olmuştu. Hepsi hayretle bana bakarken, Kayra’yı iten çocuk — yani Melih — bana bakıp,
“Özür dilerim Alina, bilerek olmadı.” dedi.
“He bir de bilerek olsaydı!” dedim.
Melih’in yanındaki Tuna da bana,
“Abartma Alina, özür diledi işte. Drama queenlik yapma.” dedi.
Bu çok saçmaydı. Haklı olan bendim!
“Hem suçlusunuz hem güçlü! Haddini bilecek—”
Lafımı bitirmeden Altay araya girdi:
“Tamam, uzatmayın. Hadi gidelim.”
Hepsi konuşarak gittiler. Ben ise arkalarından öylece izledim. Sakinleşmek için yerine oturduğum sırada masamda bir not buldum. Notta şunlar yazıyordu:
> “Çok yakında bulacaksın beni…
Veya hiç bulamayabilirsin.
Ama sana gün geçtikçe ipucu vereceğim.
Şimdilik hoşça kal.”
Annenin katili.
O An donup kaldım. Gözlerim dolmuştu; sinirden ağlamak üzereydim. Kendimi küçük düşürmemek için uçlu kalemimin sivri yerini elime, hiç acımadan bastırdım. Şimdi annem elimin böyle olduğunu görse, telaşlı bir şekilde hastaneye gider, benim yanımda dururdu.
Ama şimdi… annem sadece bir kurşunla hayatına son verdi.
